11. Hukuk Dairesi 2019/4474 E. , 2021/3905 K. "" MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.09.2017 tarih ve 2011/419 E- 2017/819 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne-reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.05.2019 tarih ve 2018/670 E- 2019/594 K. sayılı kara…
**11. Hukuk Dairesi 2019/4474 E. , 2021/3905 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.09.2017 tarih ve 2011/419 E- 2017/819 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan kabulüne-reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 09.05.2019 tarih ve 2018/670 E- 2019/594 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 20.04.2021 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Asıl davada davacı vekili, davalı şirkette %50 hissenin müvekkiline, %1 hissenin müdür sıfatını da haiz davalı ...'e ait olduğunu, şirketin 3. kişilerden olan alacağının davalı müdürce çevresindekiler adına açılan banka hesabına aktarıldığını, müdürün böylece şirkete ait paraları kendi şahsi borçları için kullandığını, şirket hesaplarına para girmediğini, müvekkilinin ruhsatlarını şirkete devrettiği halde bu madenlerin talan edildiğini, ortaklar arasında ciddi boyutlara ulaşan husumet bulunduğunu ileri sürerek davalı şirketin fesih ve tasfiyesinin, müvekkilinin uğradığı zararın şirket müdüründen tahsilini, bu işlemler devam ederken şirkete kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir. Asıl davada davalılar, davacının şirket kuruluşunda taahhüt ettiği sermayeyi ödemediğini, davacı ile diğer ortağa sermayenin ödenmesi, aksi halde ortaklıktan çıkarılabileceğinin ihtarı üzerine işbu davanın kötüniyetle açıldığını, davacının yetkisi olmadığı halde şirket alacaklılarından para tahsil ettiğini, davacının ocakta çalışanları kovduğunu, çalışmaları engellediğini, şirket müşterilerini tehdit ettiğini, davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davacının şirkete devrettiğini belirttiği maden ocaklarının ruhsatını aslında davalı tarafından ve geçici olarak davacı üzerine alındığını, ruhsatların gerçek sahibinin davalı müdür olduğunu, şirketin zararda olmasına sermaye borcunu ödemeyen davacının sebebiyet verdiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte fesih değil davacının çıkmasına karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. Birleşen davada davacı vekili, davalı şirketin müvekkilini sermaye taahhüdünü yerine getirmediği gerekçesiyle şirketten çıkarmaya dair verdiği kararın hukuka aykırılık taşıdığını ileri sürerek ortaklıktan çıkarma kararının iptalini talep ve dava etmiştir.