T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/119 KARAR NO : 2025/1453 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/11/2024 NUMARASI : 2024/393 Esas - 2024/783 Karar DAVALI: HASIMSIZ DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 17/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya i…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/119 KARAR NO : 2025/1453 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 07/11/2024 NUMARASI : 2024/393 Esas - 2024/783 Karar DAVALI: HASIMSIZ DAVANIN KONUSU: Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ: 17/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesi ile; Davacı şirketin 2018 Yılında Tuzla/İstanbul'da kurulduğunu, şirketin faaliyet konusunun demir, ... ürünleri, ... ve bağlantı parçalarının alım satımı, ithalat ve ihracatını yaptığını, ek olarak hırdavat malzemeleri, sanayi dalına ait hammadde, cıvata, somun, gijon, çinko, pirinç vb. alım satımı, ithalat ve ihracatını konularında da hizmet verdiğini, şirketin özellikle ... ve bağlantı elemanları konusunda bilindiğini, şirketin tek ortaklı olup davacı şahsın şirkette yetkili olduğunu, konkordato ön projesinin temel gerekçelerinin COVID-19 krizi, faaliyetlerimizin yoğunlaştığı illerde yaşanan deprem felaketi, sel gibi doğal afetler, faaliyetlerinin bir kısmını gerçekleştirdikleri Ukrayna'da başlayan savaş, tahıl krizi, enerji fiyatlarındaki artış ve döviz kurlarındaki yükselişleri olduğunu, özellikle Ukrayna savaşı ve döviz kurlarındaki artış firmanın finansal dengesi üzerinde olumsuz etkiler gösterdiğini, bu beklenmedik gelişmeler sonucunda şirketin, finansal dar boğaza düştüğünü, tarımsal, sınai ve ticari süreçleri aksamaya başladığını, şirketin nakit kaynaklarında ciddi oranlarda düşüşler yaşandığını, yaşanan bu düşüşe karşılık, döviz fiyatlarında gerçekleşen yüksek artışların, borç yüklerinin artmasına neden olduğunu, nakit sıkışlığının giderilmesi için bankalara başvurduklarını, borçlanma faizlerindeki artış ve uzun vadeli borçlanma koşullarının zorlaşmasının da nakit dengesi üzerinde olumsuz etki yarattığını, dava dilekçesi ekinde sundukları şirket projesine göre borçların %100 'ünü %10 faizi ile ödemeyi taahhüt ettiklerini, alacaklılara yapılacak konkordato teklifi kapsamında alacaklardan herhangi bir şekilde tenzilat talebi olmayacağını, taleplerinin vade konkordatosu tasdikine ilişkin olduğunu, alacaklılar alacaklarından herhangi bir oranda vazgeçmiş olamayacaklarını, alacağın tamamına kavuşacaklarını, borçlu tarafından ödemelerin yapılması için herhangi bir malvarlığının satışı öngörülmediğini, böylelikle müvekkili şirketin aktiflerinin halen alacaklılar için bir güvence olmaya devam edeceğini, müvekkilinin içinde bulunduğu geçici ekonomik dar boğaz süreci haciz baskısı olmaksızın yürütülebilecek, kısa vadeli borçlar yapılandırılacak ve devam eden işler tamamlanacağını, ancak, banka borçları karşılığı olarak teminat verilen malvarlıklarının bankalara olan borçların ödenmesi ile birlikte üzerlerindeki rehin ve ipotekler kalkacağından dolayı rayiç değerleri üzerinden satılmak suretiyle konkordato projesinin gerçekleştirilmesinde kullanılabileceğini,Davacı şahsın; davacı şirketin tek ortağı olduğunu, davacı şahsın sektörde bilinen, tanınan ve sektörün önemli bileşenlerince kabul gören iş insanı olduğunu, müvekkilinin sektör içerisindeki kendisine duyulan güvenin davacı şirketin işlerinin birikim ve deneyim sayesinde bankalarca da tanındığını, müvekkilinin imzasını taşıyan her işin sektörde garantili olarak kabul edildiğini, bu durumunda müvekkili şirketin bankalardaki kredilerine şahsi teminat vermesi zorunluluğunu doğurduğunu, bu nedenle davacı şahıs hakkında da konkordato talebinde bulunduklarını beyan ederek davacılar hakkında öncelikle 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesini, mal varlıklarının korunmasına yönelik her türlü ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz ve muhafaza işlemleri de dahil tüm takip işlemlerinin yapılmasının ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, komiser atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " Alınan tüm raporlar ve uzman görüşleri uyarınca borçlu şirketin şirket faaliyetlerine aktif devam ettiği, şirketin gerek kaydı gerekse rayiç değerlere göre borca batık olmadığı ancak borçlu şirketin konkordato sürecinde faaliyet karını ortaya koyamadığı, konkordato kaynaklarının gerçekçi ve somut verilerle ortaya konulmadığı, nakit girişinin öngörülemediği, konkordato projesinin gerçekçi ve uygulanabilir bulunmadığı kanaatine varılmakla, konkordatonun tasdiki talebinin reddine, şirket borca batık olmadığından borçlu şirketin iflası kararı verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. Konkordato talep eden gerçek kişi ... ... ...'ın ise konkordato ön projesinde borçlunun kaynağına dair somut bilgi ve belgeleri dosyaya sunmadığı, borçlarının çoğunluğunun borçlu şirket kefalet borçları olduğu, borçlu gerçek kişinin borçların ödenmesinde kaynak göstermediği neticeten konkordato komiser heyetince konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin gerçekçi olmadığı yönünde kanaate vardığı anlaşıldığından ve davacı gerçek kişi borçlunun iflasa tabi kişilerden olmadığı gözönüne alınarak" Davacıların kesin mühlet verilmesi taleplerinin reddine, şirket borca batık olmadığından İflas kararı verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Konkordato komiserleri ile müvekkil şirkete yeni ortak alınması ve nakit girişi yapılabilmesi için görüşüldüğünü ve komiserler tarafından destekleneceği söylenmişse de duruşmada ki tutumdan da görüleceği üzere müvekkiller desteklenmediğini, müvekkil şirketin %35 hissesine karşılık 3.500.000,00-TL karşılığı yeni ortak alınması ve yeni ortak tarafından 5.000.000,00-TL yeni sermaye konulması kararı alındığını, bu konuda komiser heyeti ile görüşüldüğünü, ancak komiser heyeti bu hususta duruşma esnasında sorulmasına rağmen duymamış gibi davranarak davanın reddini savunduğunu, 8.500.000,00-TL gibi bir yeni kaynak ve (+) 14.683.277,65 TL gibi özvarlık birlikte değerlendiğinde müvekkillerin borçlarını ödeyememeleri mümkün olmadığını, ayrıca konkordatonun tasdiki davasında asıl olan davacı şirketten alacaklı olanların hakkının korunması olup söz konusu hak ise davacı şirketin malvarlığının gerçek değerine en yakın rayiç değerinin tespit edilmesi ile sağlanacağını, müvekkil şirketin faaliyetine devam etmesi halinde alacaklıların haklarının korunacağını, diğer yandan davacı gerçek kişi müvekkiller ... ... ..., davacı müvekkil ... ... ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin tek ortağı olup davacı gerçek kişi sektöründe bilinen, tanınan ve sektörün önemli bileşenlerince kabul gören iş insanlarından olduğunu, müvekkil şirketin bankalardaki kredilerine şahsi teminat vermesi zorunluluğunu doğurduğunu, bu nedenle müvekkil ... ... ... hakkında da konkordato başvurusu yapılması zorunluluğu hasıl olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, İİK.nun 285 ve devamı maddelerince açılan konkordato talebine ilişkindir.Borçlu şirketin dava tarihi itibariyle İstanbul Ticaret Sicil Memurluğu'na kayıtlı olduğu ticari merkezi ile borçlu gerçek şahsın yerleşim yerinin Tuzla/İstanbul adresinde bulunduğu, davanın İİK.nun 285/3 ve 154/1.maddesinde öngörülen yetkili mahkemede açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece, davacı vekilinin vekaletnamesinde eldeki davayı açmak üzere özel yetkisine istinaden konkordato geçici mühleti verilmesi talebi üzerine davacılar hakkında 06/06/2024 tarihinde 3 ay süreyle geçici mühlet kararı verilmiş ve 2 kişilik bir komiser heyeti oluşturulmuş, 06/09/2024 tarihinde geçici mühletin iki ay süreyle uzatılmasına karar verilmiş akabinde 5 aylık geçici mühlet sonunda komiser raporunun sunmuş olduğu nihai rapor sonrasında davacıların kesin mühlet taleplerinin reddine karar verilmiştir.Mahkemece atanan geçici konkordato komiser heyetinden alınan 31/10/2024 tarihli nihai raporda; "Kaynak kalemleri tek tek incelendiğinde, Kasa, banka, alınan çekler ve stok kalemlerinin % 50 den az bir oranla varlık kalemleri içerisinde yer aldığı, bu haliyle büyük oranda kaynakların gerçekleşme olanağının bulunmadığı ve borç ödemede kullanılamayacağı anlaşılmaktadır. Benzer şekilde, 39.271.130,65 TL tutarındaki stokların azaltılması suretiyle 19.377.141,98 TL kaynak sağlanması öngörülmüştür. Halihazırda stokların bu denli azaltılması ile mevcut faaliyetin nasıl devam edeceği açıklanmış değildir. 12.401.627,95 TL verilen sipariş avansı konusunda Konkordato dosyasına da yansıdığı üzere önemli bir hukuki ihtilaf bulunmaktadır. Sipariş verilen ve bir kısım ödeme yapılan Büyüknacar Makina - ..., konkordato dosyasına müdahil olarak 30.101.2024 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunmuştur. Bu firma, makineleri teslim etmemekte ve bir yandan da bakiye borcun ödenmesini talep etmektedir. Bu konudaki ihtilafın ancak ayrı bir yargılama ile halli mümkün olabilir.Konkordato kaynakları arasında yer alan, 12.426.277,50 TL faaliyet geliri ise yukarıda açıklandığı üzere gerçeklemesi yönünde somut veriler görülmemiştir. Borçlu şirketin -3.537.843,73 olan 30.06.2024 zararı, 30.09.2024 itibariyle artarak -4.966.752,76'ye ulaşmıştır.Konkordato ön projesi, alacaklıların alacaklarına %100'ü oranında kavuşma imkanı sağlanacağı, faiz ödenmeyeceği, vade talepli bir konkordato projesi olup, borçların %100'ünün teklif edilen vadeler içinde; 12 +36 ay eşit taksitler halinde belli bir ödeme planı çerçevesinde, ödenmesi talebine dayalı olarak hazırlanmış olduğu anlaşılmıştır. Kaynaklara ilişkin detay tablolar ve açıklamalar yukarıdaki gibi olup, bunların realizasyonu hususunda ciddi aksamalar meydana gelmiş ve yukarıda da bahsedildiği gibi kapasite kullanımında sorunlar mevcut olup, beklenen karlılık ve faaliyet hacmine henüz ulaşılamamıştır.Buna göre, geçici mühlet süresi içinde şirketin tedarikçi ve müşteriyle olan ilişkilerin de olumlu seyretmesine rağmen, tedarik ve teslimat hızının artmadığı, cironun ve karlılığın ön projede beklenen seviyede olmadığı tespit edilmiştir. Davacı şirketin özvarlığı; 30.09.2024 bilanço tarihi itibariyle, Kaydi değerler üzerinden (+) 14.199.783,70 TL, rayiç değerler üzerinden (+) 14.683.277,65 TL. olarak tespit edilmiş olup, her iki halde de hem kaydi değerlere hem de rayiç değerlere göre pozitif durumdadır. Dolayısıyla şirket her iki duruma göre borca batık değildir.Nihai olarak hazırlanan Revize Konkordato Ön Projesi içeriği itibarı ile; Borçlu şirketin konkordato sürecinde faaliyeti karı ortaya koyamadığı; konkordato kaynaklarının gerçekçi ve somut verilere dayanmadığı; şirketin özkaynaklarının ve nakdi durumunun güçlendirilmesi için bir nakit girişi öngörülemediği; konkordato projesi uyarınca konkordato tabi bulunan ve bulunmayan toplam borcun ödenmesine dair ödeme planın gerçekçi ve uygulanabilir bulunmadığı; bu sebeplerle, borçlu ... ... ... Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi bakımından konkordatonun başarıya ulaşmasına ihtimalinin gerçekçi ve yüksek olmadığı sonucuna varılmıştır.... ... ... ortağı olduğu, ... ... ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti.'nin toplam 15.465.317,27 TL tutarındaki banka kredilerinden oluşan şirket borçlarına şahsi kefalet verdiği, konkordato projesi kapsamında bu borçlar ... ... ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından ödeneceğinden şirketin konkordato projesinin sürekliliğinin önem arz edeceği belirtilmiştir. Konkordato revize ön projesinde gösterilen kaynaklar ve şahsi mal varlığı : 48 ay huzur hakkı : 1.920.000,00 TL, 48 ay Freelance Sözleşme geliri : 2.880.000,00 TL olmak üzere toplam 4.800.000,00 TL olup diğer menkul ya da gayrimenkul herhangi bir mal varlığı bulunamamaktadır. Görüldüğü üzere, borçlu ... ... ..., 40.000 TL huzur hakkının tamamı ve dosyaya ibraz edilen Danışmanlık ve Eğitim sözleşmesi uyarınca aylık 60.000 TL'nin tamamını konkordato kaynağı olarak göstermiştir. Bir gerçek kişinin gelirinin tamamını konkordato borçlarını ödemeye ayırması gerçekçi görünmemiştir.Yukarıda açıklandığı üzere, borcu Şirket adına gösterilen konkordato kaynakları gerçekçi ve somut görülmediği ve konkordatonun başarıya ulaşma ihtimalinin yeterli olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, 15.465.317,27 TL kefalet borcunun diğer borçlu şirket tarafından ödeneceğine dair ödeme planı yerinde görülmemiştir. Belirtilen hususlar çerçevesinde, Konkordato ön projesinin bu haliyle gerçek kişi bakımından konkordatonun başarı ihtimali görülmemektedir." şeklinde tespit ve görüşe yer verilmiştir.İİK 287. Maddesinde borçlunun iyileşmesi ve konkordatonun tasdiki ihtimalinin “konkordatonun başarı şansı “kavramı altında ifade edildiğine yer verilmiştir. Başarı olasılığı kavramından anlaşılan husus, konkordato projesinin gerçekleşme şansına sahip görülmesidir. Bu sonuca, borçlunun durumu, malvarlığı gelirleri ve taahhütlerini yerine getirmesine engel olan nedenler gözetilerek, objektif verilere göre konkordato başarı olasılığı yargıç tarafından belirlenecektir. (Konkordato ve Yeniden Yapılanma Hukuku -Av.Sümer Altay, sayfa 112, 1. Cilt). İsv.İİK'da da konkordato mühletinin amaçlarından biri olarak açıkça," borçlunun iyileşmesi "kavramına yer verildiği, buna göre, geçici mühletin, açıkça iyileşme ümidi görülmüyorsa, yani konkordatonun tasdikine gerek kalmaksızın iyileşme yahut konkordato ihtimali yoksa kaldırılacağı ifade edilmiştir. Ancak burada iyileşmeden söz edebilmesi için bilançosal bir iyileşme yeterli olmayıp başarılı bir iyileşme için yapısal (gerçek) bir iyileşmenin varlığı aranmalıdır. Bu sebeple konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik bir talep olmayıp sürekli ve kalıcı bir iyileşme olasılığını konkordato projesi yardımıyla inanılır kılmalıdır. Bu nedenle ön proje sadece dilek ve temenniler içeren soyut bir belge olarak anlaşılmamalı, mahkeme tarafından kesin mühlet verilebilmesi için ön projenin nasıl başarılı olacağı açıklanmalıdır. ( Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 187 )İİK'nın 286/1-a maddesinde " borçlunun talebiyle birlikte borçlarını hangi oranda veya vadede ödeyeceğini, bu kapsamda, alacaklıların alacaklarından hangi oranda vazgeçmiş olacaklarını, ödemelerin yapılması için borçlunun mevcut mallarını satıp satmayacağını, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için gerekli mali kaynağın sermaye artırımı veya kredi temini yoluyla yahut başka yöntem kullanılarak sağlanacağını gösteren ön proje ibraz etmesi" gerektiği ifade edilmiştir. Bu şekilde borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve alacaklılara ödemelerini yapabilmesi için mali kaynağın nasıl sağlanacağı net bir şekilde açıklanmalı ki projenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı ve kayıtlarla uygun olup olmadığı değerlendirebilmelidir. Dolayısıyla 286/1- a bendinde, borçlunun faaliyetine devam edebilmesi ve ödemelerini yapabilmesi ifadesi ile konkordatonun amacının da bir anlamda ifade bulduğunun kabülü doğru olacaktır. Mali kaynağın nasıl edileceği kapsamında, Selçuk Öztek / Ali Cem Budak, Müjgan Tunç Yücel, Serdar Kale, Bilgehan Yeşilova, Yeni konkordato Hukuku, 2. Baskı, Ankara 2019 s. 184-185 de ifade edildiği gibi "ortakların yeni sermaye getirmeleri, kişisel malvarlıklarını paraya çevirerek şirkete getirmeleri, sermaye artırımı yaparak yeni ortak almaları, işletmenin bir bankadan kredi bulması ilk akla gelenlerdir." Bu nedenle ön proje, maddenin 1. fıkranın a bendinde sözü edilen bütün unsurları içermelidir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olayı değerlendirmek gerekecektir. Davacılar tarafından sunulan revize projede davacı şirketin 6.934.650,66 TL imtiyazlı alacak, 64.860.248,80 TL imtiyazsız alacak olmak üzere toplam 71.794.899,46 TL borcu olduğu belirtilerek şirketin faaliyetleri sonucunda 12 ay kesin mühlet süresi sonunda 36 ay ödeme planı dâhilinde anaparadan tenzilat talep edilmeksizin ödeneceği taahhüt edilmiştir. Davacı, dayandığı projede ödeme kaynakları olarak hazır değerler, ticari alacaklar, stoklar, 2024-2027 dönemi faaliyetlerinden elde edilecek kar olarak gösterilmiştir. Kısacası Komiser heyetinin nihai raporunda ayrıntılı olarak ifade edildiği gibi şirketin faaliyetleri dışında mevcut durumda iyileştirme meydana getirebilecek bir kaynak oluşturulmamıştır. Nitekim şirketin faaliyetlerinden de zarar ettiği öngörülen 12.426.277,50 TL faaliyet gelirinin elde edilmesi de mümkün görülmemektedir. Her ne kadar borçlu şirket vekili, nihai raporun mahkemeye sunulduğu ve 5 aylık geçici mühletin sona ermesine 5 gün kala yeni revize proje sunmuş ise de, revize projede de kaynaklarda bir değişiklik olmadığı görülmüştür. Borçlu şirket vekili istinaf dilekçesinde müvekkil şirkete, şirketin %35 hissesine karşılık 3.500.000,00 TL karşılığı yeni ortak alınması ve yeni ortaktan 5.000.000,00 TL nakit girişi sağlanması konusunda karar alındığını ileri sürmüş ise de dilek ve temenniler içeren soyut bir ifade dışında bu hususta dosyaya yansıyan somut bir bilgi ve bulunmamaktadır. Borçlu şirket ortağı ... ..., ... ... ... Sanayi Ve Ticaret Ltd. Şti.'nin toplam 15.465.317,27 TL tutarındaki banka kredilerinden oluşan şirket borçlarına şahsi kefaleti nedeniyle konkordato talebinde bulunmuş olup sunmuş olduğu projede bu borçlar ... ... ... San. Tic. Ltd. Şti. tarafından ödeneceğinden şirketin konkordato projesinin sürekliliğinin önem arz ettiğini belirterek ayrıca şahsi mal varlığı olarak 48 ay boyunca huzur hakkı ve sözleşme gelirinden elde edilecek 4.800.000,00 TL kaynak olarak gösterilmiştir. Bir gerçek kişinin gelirinin tamamını konkordato borçlarını ödemeye ayırması gerçekçi görünmediği gibi borçları ödemeye de yeterli değildir. Esasen borçlu ortağın müstakil bir konkordato projesi bulunmadığı, kendine özgü konkordato tedbiri ve hedefi içermediği, tamamen borçlu şirketin ön projesi üzerine temellendirildiği, şirketin ticari başarısına bağlandığı, şirket tarafından borçlar ödendiği takdirde ve ödendiği sürece kendisinin de borçtan kurtulması öngörüldüğü, bu nedenle alacaklılara sunulan bir proje bulunmadığı görülmektedir. Sırf alacaklıların icra takibine maruz kalmamak için konkordato talep edilmesi de müessesenin amacına uygun düşmeyecektir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin emsal kararlarında, konkordato ucuz kredi ve finansman sağlama yolu olarak kullanılmaması gerektiği ifade edildiği gibi konkordato talebi, sadece zaman kazanmaya yönelik, dilek ve temenniler içeren bir talep olmaması gerekir. Bu bakımdan davacılara ait ön projenin, yasada tanımlanan şekilden uzak olup, somut veriler karşısında başarıya ulaşma ihtimali mümkün görülmediğinden konkordato taleplerin ayrı ayrı reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacılar ... ... ... Sanayi Ve Ticaret Ltd Şti Ve ... ... ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereği ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harçlarının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 615,40 er TL istinaf harcından, davacılar tarafından yatırılan ayrı ayrı yatırılan 427,60 er TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80 er TL harcının davacılardan ayrı ayrı tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. Maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.d maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 308/a maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.17/12/2025