İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; süvekkili şirket ... “...” projesi (40.000 m2 arsa üzerinde 16 Blok-678 adet bağımsız bölüm ve 10 adet ticari alana sahip site) ana müteahhit firma olan İntaya & ..…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/535 KARAR NO : 2025/1595 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 10/01/2022 NUMARASI: 2020/115 Esas - 2022/29 Karar DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; süvekkili şirket ... “...” projesi (40.000 m2 arsa üzerinde 16 Blok-678 adet bağımsız bölüm ve 10 adet ticari alana sahip site) ana müteahhit firma olan İntaya & ...adi ortaklığı ile yapmış olduğu mekanik tesisat işlerinin yapımına dair sözleşmesi gereği yüklenmiş olduğu ısıtma kazanlarını 26.01.2016 tarih ve 113542 numaralı, 268.228,88 TL bedelli fatura ile davalı firmadan satın aldığını, ilgili kazanların 06.01.2017 tarihinde davalı şirket yetkili servisi aracılığı devreye alınarak ilk çalıştırmasının yapıldığıznı, satın alınan ürünlerin TRC 1250 8 Bar Yoğuşmalı Çelik Su Kazanı 5 adet, 5 adet Euromatik Unit 2233 BVR kazan kumanda paneli, 5 adet ... Brülörü olduğunu, kazanların siteye teslim edilerek kurulumunun yapıldığı, davalının servis teşkilatı tarafından kazanların çalıştırılarak devreye alınmasının uygun görüldüğü kazanlarda sonradan ortaya çıkan gizli ayıplar nedeniyle yapılan bildirimler sonucu davalı yetkili servis müdahalelerine rağmen kazan onarımlarının garanti kapsamına uygun yerine getirilmediğini ve ayıpsız misli ile de değiştirilmediğini, ayıplı şekilde kullanılamayan kazanların bu sebeple yenisi ile değiştirilmek zorunda kalındığını, açığa çıkan zararın davalı firmadan tahsilinin talep zorunluluğunun doğduğunu, kazanlardan 1 numaralı kazanın 20.12.2018 tarihinde kazan gövdesi ve borulardan sular fışkırması üzerine yapılan müdahaleler ile kazanda duman borusu ve külhan kaynakları yenilenerek arızanın giderilmesinin istendiği ancak yapılan müdahaleler arızanın giderilmesine katkı sağlamadığını ve kazanın devre dışı kaldığı, diğer kazanlarda da benzer arızaların ortaya çıktığını, ısıtma sisteminin sürekli olarak su kaybettiğini, sistemin arıza verdiğini, kısa aralıklarla soğuk su ilavesinin de ısı kaybı, su masrafı ve yakıt maliyetini artırdığını, bu süreçte arızların giderilmesi için 4-5 kez yetkili servisin müdahalede bulunduğu, en son 16.01.2019 tarihinde servisin geldiğini, arızanın giderilemediğini, ayrıca kazanda 18 adet duman borusunun tamamen değiştirilmesi gerektiğinin yazılı olarak tutanak altına alındığını, şifahi olarak aynı zamanda kazanların ana unsuru olan ön ve arka aynaları ile tüm duman borularının da değiştirilmesinin gerekeceğini ancak bu değişimle de kazanın normal haline dönüp dönmeyeceğinin garantisinin verilemediğini, davalı ayrıca mail göndererek bu değişimin 8.100,00 Euro + KDV ile yapılabileceğini bildirdiğini, halbuki garanti kapsamında onarımın yapılmasının gerektiğini, bu nedenle taraflarınca İstanbul 2. Noterliği’nin 18.01.2019 tarih ve ... yevmiye no’lu ihtarname keşide edilerek su kazanlarının gizli ayıplı olduğunun açığa çıkması nedeniyle ayıpsız misli ile değiştirilmesinin ihtar edildiğini, 18.01.2019 tarihinde Küçükçekmece 3. Sulh Hukuk Mah. 2019/3 D. İş ve 2019/6 K. sayılı tespit raporu alındığını, 23.05.2019 tarihli tespit raporunda 1 numaralı kazanda su kaçakları meydana geldiğini, servis tarafından kaçak bölgelere elektrik ark kaynağı yapıldığı ancak kaçakların giderilemediğini, kazanın çalışma süresi göz önüne alındığında böyle kaçakların meydana gelmesinde normal olmayıp üretim hatası olduğunu, 2 numaralı kazanda su kaçağı olmamakla birlikte kazan ayna ve borularında korozyon tespiti yapıldığını, 3 numaralı kazanın ayna ve boruları kapalı olduğundan incelenemediğini, 5 numaralı kazanda ayna ve borularda korozyon tespiti yapıldığını, arıza ve ayıpların üretim kaynaklı olduğunu, 2 yıl çalışan bir kazanda bu tür sorunların olmaması gerektiğinin belirtildiğini ve Erensan firması tarafından ücretsiz giderilmesinin gerektiğini, kazan değişim bedelinin 354.605,56 TL olarak hesap edildiğini, değişimin olmaması sebebiyle müteahhit firma İntaya-Eyg-İntes tarafından müvekkili ve üretici firmaya Beyoğlu 57. Noterliği’nin 16.01.2018 tarih ve 1118 yevmiye numaralı ihtarnamesinin keşide edilerek kusur ve ayıpların giderilmesi ihtarının yapıldığını ancak bunun yapılmaması üzerine müvekkili tarafından değiştirilmek zorunda kalındığını, müvekkili şirketin tüm malzeme ve işçilik giderleri dahil 198.131,01 TL’ye mal edildiğini, ayrıca ortaya çıkan arızalar nedeniyle kimyasal temizlik malzemeleri kullanıldığı 08.01.2019 tarihli 4.543,00 TL’lik masraf yapıldığını toplam olarak 202.674,01 TL'nin davalıdan tahsili ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını arz ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ayıba karşı tekeffül dilekçesinin zamanaşımına uğradığını, kazanların teslim tarihinin 26.01.2016 tarihi olduğunu, hak düşürücü süre içinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, davacının ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorunda olduğu, 1 nolu kazanda kaçak tespit edildiğini, 2, 3, 4 ve 5 nolu kazanlardaki tespitlerin yoruma dayalı olduğu zarar ve ayıp yok ise ortada hukuki bir menfaat ve yarar olmadığını, elektronik yazışmaların yapıldığını, davacı tarafından delil tespiti ile alınmış iki tane bilirkişi raporu bulunduğunu, 1. raporda ayıbın imalat hatası olmadığının tespit edildiğini, ikinci raporda ise imalat hataları var dendiği ancak kendilerine tebliğ edilmediğini, korozyonun ve tüm kaynak işlemlerinin sağlıklı olmamasının kök sebebinin kullanım suyu şartlarından kaynaklanıp kullanım hatası olduğu belirterek davalı vekili davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " Yapılan teknik inceleme sonucu ;mevcut kazanların yoğuşmalı özelliği olmayan yenileri ile yine davalıdan satın alınarak mevcudiyette kullanıldığı dava konusu kazanların atıl vaziyette olduğu ,dosyaya sunulu cd ve maiillerden anlaşıldığı üzere, dava konusu kazanların 2 yıla yakın sürede sorunsuz kullanıldığı ,herhangi bir arıza bildiriminin ve de ayna-boru bağlantılarında açılma ve sızdırmazlık problemi tespit edilmemiş olup,şebekeden kaynaklı suyun sertlik değerinin çok yüksek olduğu ,kullanılan yoğuşmalı tip kazanların su tarafında akışın yavaşladığı bu bölgelerde su içerisinde eriyik halde bulunan tuzların kireçlenme ve birikinti şeklinde yığılması olduğu ,bu durumun çözümü için "su yumuşatma "adı verilen bir filtre ve kimyasal muameleden sonra kazanlara besi suyu olarak verilmesi gerektiği anılı eksiklikler sebebi ile satılan kazanların ayıplı olmadığı kullanıcıdan kaynaklı arızalarının oluştuğu bu hali ile davalının kusuru bulunmadığından davanın reddine , ..." karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece yapılan yargılama neticesinde alınan teknik bir incelemeye dayanmayan hatalı ve subjektif bilirkişi raporuna göre karar verildiğini, mahkeme kararında; davacı tarafından itirazlı olup hükme esas alınamayacak derecede hatalı 02.11.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu ve itiraz ettiklerini, itirazlarının mahkemece değerlendirilmediğini ve 10.01.2022 tarihli duruşmada itirazları gerekçesiz reddedilerek eksik inceleme ve değerlendirme ile sonuca gidildiğini, dava öncesinde alınan Küçükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/3 D.İş ve 2019/6 K. Sayılı 23.05.2019 tarihli tespit raporu ile mahkemece alınan 02.11.2021 tarihli raporlar arasında bariz çelişki oluştuğunu, dava konusu ayıplı kazanların yenileri de davalı firmadan satın alınan kazanlar olup çalışmasında problem olmaması, ayıplı eski kazan ve yeni kazanların aynı firma olan davalı şirketten temin edildiğini, eski kazanlarda meydana gelen sorunun yeni kazanlarda görülmediğini, kazanların yerlerinin, kullanıldığı alanın ve aynı su koşul ve şartlarda çalıştığının keşif mahallinde yapılan tespitle anlaşıldığını, değişik iş tespit dosyasında alınan ilk rapora itirazlarımız tespiti yapan mahkemece değerlendirilmiş ve yeni heyet ile yeni bir rapor alınarak kazanlardaki ayıplar teknik olarak ortaya çıkartıldığını, 1 numaralı kazanın onarım görmesine rağmen işe bu onarımın işe yaramadığı anlaşıldığını, su kaçağı arızası ise kazanın iç yüzeyinde meydana gelen bir arıza olup üründeki ayıbı ortaya koyduğunu, bir gizli ayıbın olduğu, müdahaleye rağmen bu ayıbın giderilmediğinin anlaşıldığını, arızaya sebep olan nedenin kazandaki ayıptan kaynaklandığı ve bu ayıbın gizli ayıp olduğunu, sıcak su kazanı olan ürünün dayanması gereken sıcağa dayanamadığı için arıza yaptığı ve bu arızanın kullanıma bağlı olmadığı da anlaşıldığını, hükme esas alınan itirazlı raporda kazanlardaki ayıp için teknik bir değerlendirme yapılmamış inandırıcılığı dahi olmayan bilimsel hiçbir yönü olmayan subjektif yorumlarda netice kanaat sunulmuş, bu durum bilirkişi heyetinin tarafsızlığını yitirdiğini ve raporun hükme esas alınamacacak derecede sakat olduğunu da ortaya koymuş ancak rapordaki hatalı tespit ve soyut değerlendirmeler mahkemenin de gerekçesini oluşturmuş olup davalı firmaya ait sıcak su kazanlarına ilişkin klavuzda suyun sertlik koşulları belirtilmiş bu sertlik koşullarında cihazı kontrol etmek devreye alıp almamak servisin sorumluluğunda olduğunu, 202.674,01 TL toplam zararı bulunduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava, ticari satım sözleşmesi kapsamında ayıplı olarak teslim edildiği iddia olunan emtia nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmeye konu ürünün ayıplı olup olmadığı noktasındadır.Davacı şirket, 26.01.2016 tarihli, 113542 numaralı 268.228,88 TL tutarlı fatura ile yoğuşmalı sıcak su kazanları satın almış, 06.01.2017 tarihinde kazanlar devreye alınmıştır.1 numaralı kazan, 20.12.2018 tarihinde arızalanarak, kazan gövdesinden ve borulardan sular fışkırmış olup davalının servis elemanları tarafından kazandaki 3. geçiş duman borusu sökülmüş ve sıcak su kazanının yüzeylerinde ileri derecede çökenti malzeme birikimi nedeniyle yapılan onarım sonuçsuz kalmıştır.Davacı tarafından davalıya gönderilen İstanbul 2. Noterliği 19.01.2019 tarihli 00822 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, 20.12.2018 tarihinde kazan gövdesi ve borularından sular fışkırması üzerine yapılan bildirim sonucunda yetkili servis aracılığıyla yapılan müdahalelerin arızanın giderilmesine katkı sağlamadığı, kazanın o tarihten beri devre dışı olduğu, kazandaki 18 adet borunun değişmesi gerektiği ancak değişimin kazanın normal haline döndürüp döndürmeyeceğinin garantisinin verilemeyeceği belirtilerek bedel talep edildiğini, bununla birlikte diğer 4 kazanda da aynı arızanın çıktığını, bu nedenle kazanların ayıpsız misli ile değiştirilmesini, değiştirilmediği takdirde yeni kazanların bedellerinin ödenmesi ihtar edilmiştir.Davacı tarafça, satılanın ayıplı olması nedeniyle uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını kullanabilir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise, alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur.Bilirkişi heyeti tarafından yapılan incelemede, davalının servis elemanları tarafından kazandaki 3 geçiş duman borusu çökülerek kazan incelendiğinde, sıcak su kazanının su taraflı yüzeylerinde ileri derecede çökenti malzeme birikimi olduğu, dava dışı firmaya kimyasal yıkama yaptırılarak, kazanın içindeki su analiz ettirilerek, şebekeden sağlanan suyun sertlik, PH ve özellikle demir değerinin çok yüksek olduğunun tespit edildiği, kazanlarda meydana gelen bu tip arızaların yüksek ısıdan kaynaklı genleşmeden kaynaklandığı, bunun sebebinin ise boruların iç kısmından geçen yanma sonucu sıcak gazlardan gelen yüksek miktardaki ısıyı boru dış kısmındaki suya aktarmasından kaynaklandığı, bunun nedeni olarak da özellikle su tarafından akışın yavaşladığı bu bölgelerde su içerisinde eriyik halinde bulunan tuzların kireçlenme ve birikinti şeklinde yığılması olduğu, kazan taşı olarak tabir edilen ve kalsiyum karbonat olarak oluşan bu tortunun yanma sonucu sıcak gazlardan suya ısı transferini güçleştirecek boru kaynak bağlantılarında yüksek sıcaklıklara ulaşmasına sebebiyet verdiği, bu durumun meydana gelmemesi için kazanların kullanıldığı yerdeki şebeke suyunun su yumuşatma adı verilen bir filtre ve kimyasal muameleden sonra kazanlara besi suyu olarak verilmesi gerektiği, kazanlardaki yapılan kaynak ile onarımın yapılamamasına sebep olan bu birikintiler temizlenmeden kaynak yapılamayacağı, kazanlar devreye alındığı tarihten itibaren iki yıla yakın bir süre sistemde kullanıldığı, bu süre zarfında ise ortaya çıkmış bir arıza bildirimi ve ayna boru bağlantılarında açılma sızdırmazlık probleminin rapor edilmediğini, kazanların kullanıldığı merkezi kazan dairesinin ısıtma ve sıcak su için kullanıcı sayısı ve blokların fazlalığı da göz önüne alındığında kazanların hizmet ettiği sisteme profesyonel işletmeciler tarafından işletilmesi gerektiği, kazanlardaki arızanın imalat kaynaklı açık veya gizli bir ayıptan kaynaklanmadığı, kazanda meydana gelen arızanın işletme hatası olduğu tespit edilmiştir.Her ne kadar davacı taraf, Küçükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/3 Değişik İş Esas, 2019/6 Değişik İş Karar sayılı dosyasındaki, 23.05.2019 tarihli tespit raporu ile Mahkemece alınan bilirkişi raporu arasında çelişki bulunduğundan, Mahkemece yeni bilirkişi raporu alınmamasına itiraz etmişse de, davacı tarafından tespit istemi ile açılan Küçükçekmece 3. Sulh Hukuk Mahkemesi 2019/3 Değişik İş Esas, 2019/6 Değişik İş Karar Sayılı dosyasından alınan 20.03.2019 tarihli raporda, kazanlarda imalattan kaynaklı bir ayıbın olmadığı, kazanların iki yıl süredir kullanımda olduğu ve kullanım sırasında olumsuz işletme şartları nedeniyle arızaların meydana gelmiş olduğu tespit edilmiş olup, Mahkemece alınan bilirkişi heyet raporu ile tespit dosyasındaki ilk raporla uyumlu olması, raporda, tespit dosyasından alınan raporların da değerlendirilmiş olması nazara alınarak, hüküm kurmaya ve denetime elverişli bilirkişi raporundaki tespitler karşısında kazandaki arızanın kullanıcı hatası ile meydana geldiğinin ve arızanın garanti kapsamında olmadığının kabulü gerekir. Bu durumda dava konusu kazanlarda meydana gelen arızaya ilişkin olarak davalının sorumluluğunun bulunmadığı gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 06/11/2025