T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1082 KARAR NO : 2026/83 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/12/2021 NUMARASI : 2017/531 Esas 2021/1110 Karar DAVA : Tazminat BİRLEŞEN İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2017/622 ESAS, 2017/949 KARAR : DAVA : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 15/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/01/2026…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1082 KARAR NO : 2026/83 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 09/12/2021 NUMARASI : 2017/531 Esas 2021/1110 Karar DAVA : Tazminat BİRLEŞEN İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2017/622 ESAS, 2017/949 KARAR : DAVA : İtirazın İptali BAM KARAR TARİHİ : 15/01/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 15/01/2026 Davacı-birleşen dosyada davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalı ... tarafından üretilen Acı Biber Salçası ile Tatlı Biber Salçasının 2016 yılı Kasım ve Aralık aylarında, çeşitli ambalaj ve gramajlarda Davacı ... firmasına satışının gerçekleştiğini, ... Gıda firmasının 11.01.2017 tarihinde ... Gıda firması için icra takibi başlattığını, sonrasında itiraz üzerine icra takibinin durdurulduğu Kemalpaşa İcra Dairesi'nin gönderdiği dosyadan anlaşıldığını, davada davacı ...'nın ihraç ettiği ... firması tarafından üretilen ürünlerin bozuk çıktığı gerekçesi ile zararın tazminini, davalı ... ise kendisinin hatasının olmadığını, alacağının ödenmediği gerekçesi ile alacağının ödenmesini talep ettiğini, dosyada dava konusu olan ürünlerin bulunduğu konteynırların Suudi Arabistan'da açılması ve sonrasında görülen hasarlarla ilgili fotoğraflar ile videolar bulunduğunu, davacı ... firmasının ... firmasından aldığı ürünlerin Suudi Arabistan gümrüğünde açıldığında hasarlı olduğunu, oradaki ithalatçı firmanın kendisine iade faturası kestiğini, oluşan hasarın davalının hatalı yüklemesi sonucu meydana geldiğini, zararının tazminin talep ettiğini belirterek; müvekkilinin zararı olan 153.976,30-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket ile müvekkili şirket arasında 24/10/2016 tarihli "proforma fatura" başlıklı Taraflar arasında 24.10.2016 tarihli “ proforma fatura “ başlıklı sözleşmenin imzalandığını, davacı firmanın faturada bulunan ürünleri müvekkili şirketten satın aldığını, taraflar arasında imzalanan proforma başlıklı belgeye göre,sipariş edilen malların tamamının müvekkili şirkete ait fabrikada davacı tarafa teslim edildiğini, Davacı firmanın kaşe ve imzasını havi sözleşmede “ fabrika teslimlidir “ şerhinin düşüldüğünü, Buna göre malların tamamının müvekkili şirketin fabrikasında teslim alınacağını, nitekim 14.11.2016 ve 17.11.2016 tarihli sevk irsaliyelerinden de anlaşılacağı üzere, malların tamamının müvekkili şirketin Kemalpaşa ilçesinde bulunan fabrikasında müvekkili şirket çalışanları ve kendisini şirketin yetkilisi olarak tanıtan .... ile ....imzasına teslim edildiğini, dolayısıyla davacı tarafin teslime ilişkin iddiasının tamamen uydurmave taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından ürünlerin sağlam olarak teslim edildiğini, istif, yükleme sorumluluğunun davacı taraf ait olduğunu, kötü yükleme ve istiften dolayı sorumlu olmadığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/622 Esas, 2017/949 Karar Sayılı Dosyasında DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı borçlu hakkında Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2017/1111 Esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, davalıya 7 örnek ödeme emri gönderdiğini, davalının borca itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, davalı borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle itirazın iptaline % 20 inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili hakkında açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddi ile davacı aleyhine % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. MAHKEMECE: "...,Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında; "Davacı ile davalı tarafın birleşen davada davacının davalıdan alacaıklı olup olmadığı alacağın miktarı hususlarında uyuşamadıkları görüldü. Asıl davada tarafların davacının davalıdan satın almış olduğu malların davacıya nerede teslim edildiği davalının malların Suudi arabistan'a kadar tesliminden sorumlu olup olmadığı taraflar arasında satın alınan ürünün taşınması hususunda ayrıca bir sözleşme olup olmadığı ürünün kolilenmesi istiflenmesi paketlenmesi yüklenmesinden kimin sorumlu olduğu şayet davalının bundan sorumlu olup olmadığı şayet sorumlu ise ürün teslim sırasında bundan kaynaklı bir zayi oluşup oluşmadığı şayet davacının bu zayi nedeniyle zararının olup olmadığı zararının miktarı aynı zamada zararın hangi üründen- satışa konu üründen mi- kaynaklandığı davacının davalıya süresi içerisinde zayi bildiriminde bulunup bulunmadığı hususlarında uyuşamadıkları görüldü." şeklinde belirlenmiştir. Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları delilleri mahkememizce toplanmıştır. Mahkememiz 15/05/2018 tarihli celsesi ara kararı uyarınca tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde uyuşmazlık konusu hakkında rapor düzenlenmesi için dosyanın bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir. Bilirkişi heyeti 19/03/2019 tarihli raporunda; 15.11.2016 TARİH 16351900EX093232 no.lu gümrük beyannamesi ile yurt dışı edilen malların konulduğu CSLU 2238198 numaralı konteynerın gümrük muayene sahasına alındığında, Biber salçalarının düzensiz ve kötü istiflemeden dolayı kolilerin patlamış halde olduğu, ayrıca şişmiş kutuların bulunduğu, boşaltma esnasında mallardaki telefatın görüldüğü, telefatın maldaki üreteci ülkeyi ilgilendiren patlamadan kaynaklı olduğunun belirtildiği, ihraç konusu biber salçalarındaki ambalaj patlaması, şişme ve bozulmaların; Kötü istifleme ve soğuk zincirde taşınmamasından mı, yoksa üretim hatasından mı kaynaklandığı konularında gıda mühendisi uzman bilirkişiden görüş alınmasının yerinde olacağı, gıda mühendisinin görüşleri alındıktan sonra yeniden değerlendirme yapılmak kaydıyla; Asıl dava yönünden; Davacının davalıdan alacak talep edemeyeceği, Mahkememiz aksi kanıda ise rapor içeriğinde yapılan hesaplama gereği davacının davalıdan 115.089,46.-TL. talep edebileceği, birleşen dava yönünden; Davacı yan kusurlu kabul edilmezse davalıdan, takip tarihi itibarı ile 17.384,50.-TL talep edebileceği, davacı yan hasar nedeni ile kusurlu kabul edilir ve asıl davada davacının 115.089,46.-TL alacak hakkına karar verilecek olursa, davacının da davalıdan 17.384,50.-TL.alacağını talep edebileceği yönünde görüş ve kanaat bildirmişlerdir. Mahkememiz 29/09/2020 tarihli celsesi ara kararı uyarınca dosya Gıda Mühendisi bilirkişisine tevdi edilerek; Taraflar arasındaki alım satıma konu gıdalarda meydana gelen zararın üretim hatasından mı ambalaj ve yükleme hatasından mı ve sair başka nedenlerden dolayı kaynaklanıp kaynaklanmadığı üreticinin kusurunun bulunup bulunmadığı hususunda dosya içerisinde yer alan 19/03/2019 tarihli bilirkişi heyet raporu da değerlendirilmek suretiyle de rapor düzenlenmesi istenilmiştir. Bilirkişi 08/02/2021 tarihli raporunda; Cd'de Örnek 1 ve örnek 2 olarak yer alan videolardaki konteynırdaki hasar gören ürünlerin hasar görmesine hatalı yükleme, hatalı istif ya da hatalı nakliyeden birinin veya birkaçının sebep olabileceği, hasarın miktarının video ve fotoğraflardan tespit etmenin mümkün olmadığı, Cd'de örnek 3 ve örnek 4'de yer alan hasarın hatalı yükleme, hatalı istif, hatalı nakliye, hatalı indirmeden birinin veya birkaçının sebep ola bileceği, bir veya birkaç pet ambalajlı ürünün patlamasıyla meydana gelmiş olduğu, yine görüldüğü kadarıyla 1 palette hasar meydana geldiği, diğer paletlerde ambalaj kirliliği dışında bir hasar gözlenmediği yönünde görüş ve kanaatini bildirmiştir. Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede taraf defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Buna göre asıl dava davacısının ticari defter ve kayıtlarına göre davalı tarafa 17.384,50- TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında sözleşmeye konu emtianın teslim yerinin davalı/birleşen dava davacısının fabrikası olduğu hususunda bir tartışma bulunmamaktadır. Yine taraflar arasında üretimden kaynaklı bir ayıbın olmadığı hususunda da bir tartışma bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki ihtilaf konusu sözleşmeye konu emtianın taşınması için yapılan istiflemenin uygun olup olmadığı hususudur. Dosya içerisinde yer alan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelere göre davacı dava konusu emtiayı davalının fabrikasından teslim almış ve bunu yurtdışına göndermiştir. Ve yine gümrük işlemleri ile konteynırların mühür işlemlerinin de davacı tarafından yaptırıldığı belirlenmiştir. Davacı alıcı istiflemede bir ayıp olup olmadığı hususunu kontrol ederek mühürleme işlemlerini yaparak konteynırın gönderilmesine sağlaması gerektiği belirtilerek istifleme nedeniyle davalı satıcının bir sorumluluğunun olmadığı bilirkişi raporunda belirtilmiştir. Davacı birleşen dava davalısının, davalı birleşen dava davacısına iade faturası ve zararına ilişkin fatura kesmediği anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre emtianın teslim yeri davalının fabrikası olduğuna göre nakliye sırasında meydana gelen zarardan davalı tarafın sorumlu olmadığı anlaşılmakla birlikte gıda mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen bilirkişi raporundan da sözleşmeye konu üründe üretim ve ambalaj hatası olmadığı bildirilmiş olduğu dikkate alındığında meydana gelen zarardan davalı birleşen dava davacısının sorumluluğunun bulmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Her ne kadar icra takibinde işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de birleşen itirazın iptali davasında asıl alacak üzerinden takibin iptali talep edilmiş ve bu miktar üzerinden harç yatırılmıştır. Davacı birleşen dava davalısının ticari defter ve kayıtlarına göre de davalı birleşen dava davacısına 17.384,50-TL borçlu olduğu ve bu hususta taraflar arasında bir tartışa bulunmadığından tarafların ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamına göre asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir," gerekçesi ile; "A) ASIL DAVA AÇISINDAN 1-Davanın REDDİNE, B) BİRLEŞEN İZMİR 4. ATM'NİN 2017/622 E. 2017/949 K. SAYILI DAVASI AÇISINDAN 1-Davanın KABULÜ ile; -Davalının Kemalpaşa İcra Müdürlüğünün 2017/1111 Esas sayılı dosyasından yapılan icra takibine itirazının kısmen iptali ile, 17.384,50-TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-İİK madde 67 gereğince hüküm altına alınan alacağın %20 'si oranında hesaplanan 3.476,90-TL İcra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, "şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı davacı-birleşen dosya davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı-birleşen dosya davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;müvekkilinin davalıdan, 14/11/2016 tarihinde toplam 107.438,40 TL tutarında mal almış olup, bu malın kolilenmesi, istiflenmesi, paketlenmesi, konteynıra yüklenmesinin davalıya ait olduğunu, bu konuda herhangi bir ihtilaf aranmaksızın hüküm kurulduğunu, dolayısıyla yüklemeyi yapan tarafın davalı birleşen dosya davacısı olmasına rağmen hata yönünden ekstra bir inceleme yapılmadığını, müvekkilinin bu malları Suudi Arabistan'da farklı firmalara sattığını, davalının bu malları iki adet konteynıra paketlenmiş bir halde yükleyip, kapılarını ancak Suudi Arabistan gümrüğünde açılmak üzere sıkıca kilitlendiğini ve bu konteynırın Aliağa Gümrüğüne teslim edip anılan Gümrük tarafından da mühürlendiğini, bu mühürün ancak Suudi Arabistan gümrüğünde açıldığını, dolayısıyla müvekkili tarafından satın alınarak .... markasının (Müvekkiline ilişkin başka bir firmanın) etiketinin yapıştırılıp, bu malların uygun olarak ambalajlanması, etiketlenmesi, paketlenmesi, konteynıra yüklenmesi, istiflenmesinden üretici (davalı) firmanın sorumlu olduğunu, dosyaya sunulan videolardan da anlaşılacağı üzere (video altına alınmak suretiyle konteynerlar Suudi Arabistan'a açıldığını,) hem davalı tarafından istifleme işleminin kötü ve düzensiz olarak yapıldığını, hem de gerek kovada gerekse pet şişede olan salçaların dahi kapakları açılır açılmaz taştığını, salçaların içinde bulundukları petlere yaptıkları baskıdan petlerin şeklinin bile değiştiğini, bu durumun fotoğraflarda ayrıntılı olarak görüldüğünü, davaya/ ticari ilişkiye konu olan bu malların sunulmuş olan sevk irsaliyesinden de anlaşılacağı üzere, 15/11/2016 tarihinde Aliağa Gümrük Müdürlüğü'nden akreditifli olarak çıkış yaptığını, davalı ile yapılan hesap mutabakatına göre, müvekkili üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini ve söz konusu malların bedellerini de ödediğini, müvekkilinin davalıdan satın aldığı malları Suudi Arabistan'daki firmalara sattığını, ancak malın telef olması nedeniyle Suudi Arabistan firmalarına alınan bedellerin iade edildiğini, sadece bozuk çıkan malların tutarının 171.360,80 TL olduğunu, bu tutarın müvekkilinin zararı olduğunu, ayrıca, karşı firmaların kendisine iade için kestikleri faturalarda yer alan masraflar ile iade edilen diğer malların bedelinin tutara dahil edilmediğini, müvekkilinin 2016 yılının sonuna kadar iş yaptığını, 2016 yılında cari hesaptan kalan 17.384,50 TL'lik kısmını müvekkilinin bu sebeplerden ötürü ödemediğini, müvekkilinin telef olan mallardan ötürü zararının yüzbinlerce lira olduğunu, ayrıca dava dışı Arap firmalarının yüklemede bulunan telef olmayan mallarının da müvekkilinden almaktan kaçındığını ve birçok firmanın müvekkili ile bir daha çalışmadığını, davalı şirketin; maddi-manevi zararı gidermek bir kenara dursun bozuk çıkan ödenen salçaların bedelinin iadesi bile söz konusu olmadan müvekkiline haksız bir icra takibi başlattığını, ürünlerin bombaj yaptığının, üretim hatası olduğunun dosya kapsamındaki raporlarla sabit olduğunu, anlatılan süreçte; mühürlenen paketlerin farklı bir kişi tarafından açılma olasılığının olmadığını, müvekkilinin davalıdan satın aldığı malları; davalı tarafından kolilenmiş etiketlenmiş biçimde aldığını, malların bu halde yüklendiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına itibar edilip hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, alınan bilirkişi raporlarının eksik inceleme sonucu tanzim edildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü ile davanın reddine karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Asıl dava, ayıplı ürün satımı iddiasına dayalı zararın tazmini istemine, birleşen dosya aynı satımdan kaynaklı bakiye alacaktan kaynaklı icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. Satıcının ayıptan sorumluluğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 219-231. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Ayıp kavramının tanımı kanunda tam olarak bulunmamakla birlikte, ayıptan sorumluluk halleri bu maddelerde hüküm altına alınmıştır. Ayıp kavramı hakkındaki genel tanım, sözleşme gereği edimin taşıması gereken nitelik ile mevcut nitelik arasındaki fark şeklindedir. TBK. m. 219’da sözleşmeye aykırılık halinde iki ayrı durum mevcuttur. Bunların ilki, satıcının alıcıya birtakım nitelikler bildirmesi ve bu niteliklerin söz konusu şeyde bulunmamasıdır. İkincisi ise sözleşme konusu şeyden beklenen faydayı azaltan veya ortadan kaldıran durumların mevcut olmasıdır. Buna dürüstlük kuralı çerçevesinde karar verilmektedir. Alıcının beklediği faydanın dürüstlük kuralı çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Burada objektif değer baz alınır. Satıcının ayıptan sorumluluğunun doğması için aranan şartlar: a) Ortada bir ayıp bulunmalıdır Ayıp; maddi, ekonomik veya hukuki olabilir. Satılanın yırtık, bozuk, kırık, lekeli olması gibi haller maddi ayıp teşkil eder. Hukuki ayıp ise, satılanın değerini ve ondan beklenen faydaları etkileyen eksikliklerdir. Satıcının bildirimi yoksa fakat eşyanın niteliği gereği, eşyadan beklenen bir fayda varsa, dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenen bu faydanın sağlanamaması durumunda ayıptan bahsedilebilir. b) Satılandaki ayıp önemli olmalıdır. Ayıp sonucunda, söz konusu şeyin değerinin veya elverişliliğinin önemli şekilde azalması veya tamamen ortadan kalkması gereklidir. Bu gibi durumlarda, satılan şeydeki ayıp önem kazanmış olur. Önemsiz ayıplardan dolayı satıcı sorumlu tutulamaz. c) Alıcı malın ayıplı olduğunu bilmiyor olmalıdır. Bu konu, TBK. m. 222’de düzenlenmiştir. Buna göre, “Satıcı, satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı, alıcının satılanı yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da, ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse olur.” Böylece alıcı, sözleşmenin kurulması esnasında ayıpları biliyorsa, bunları kabul etmiş sayılır ve satıcı ayıptan sorumlu olmaz. Ancak bunların gerçekleşebilmesi için, alıcının sözleşmeden önce, satın aldığı şeyi gözden geçirme imkânını bulabilmesi gereklidir . Burada gözden geçirmeden kasıt, olağan bir muayenedir. Alıcının satın aldığı şeyde, dikkatli özeni gösterseydi fark edebileceği ayıplardan da satıcı sorumlu değildir. Alıcının, malın ayıplı olduğunu bilmiyor olması gerekmektedir. Gizli ayıplarda, alıcının malın ayıplı olduğunu bilmesi mümkün değildir. Olağan gözden geçirme, malın alınırken kabaca gözden geçirilmesidir. İlk bakışta görülebilecek olan ayıplar mevcutsa, satıcının ayrıca bunu üstlenmesine gerek yoktur. Bu gibi durumlarda, sorumluluk aranmaz. d) Ayıptan sorumluluk sözleşme ile kaldırılmıyor olmalıdır e) Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır f) Alıcı ayıptan doğan sorumluluk hükümlerinden yararlanabilmek için kanunun kendisine yüklediği külfetleri yerine getirmiş olmalıdır Alıcıya kanunen yüklenen külfetler, satılanı gözden geçirme ve varlığı iddia edilen ayıpları satıcıya bildirme külfetleridir. Alıcı, satın aldığı malı gözden geçirmek ve herhangi bir ayıp halinde de bunu satıcıya bildirmek zorundadır . Bu zorunluluklar TBK. m. 223’te düzenlenmiştir. TBK. 223’e göre, “Alıcı, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır.” Burada kesin bir süre belirlenmemiştir, ancak alıcı ayıbı en kısa sürede bildirmekle yükümlüdür. Tacirler arası ticari satımlarda, satılanın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli değilse, alıcı teslimden itibaren 8 gün, diğer hallerde ise 2 gün içinde satılanın gözden geçirilmesini sağlamakla yükümlüdür. Bu hüküm 6102 Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiştir. TTK. m. 23/1.c’ye göre, “Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223’üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.” Bu durumda, TBK. m. 223 burada da uygulama alanı bulacaktır. TBK. m. 225’e göre, satıcının ağır kusurlu olması halinde ayıbın kendisine zamanında bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamayacaktır. Aynı hüküm, satıcılığı meslek edinmiş kişiler için de geçerlidir. Alıcı, satılanın durumunu gecikmeksizin usulüne göre tespit ettirmekle yükümlüdür. Bunu yaptırmazsa, ileri sürdüğü ayıbın, satılanın kendisine ulaştığı zamanda var olduğunu ispat yükü alıcıya düşer. Bir sözleşmede ayıbın şartları mevcut ise ve alıcı da kendisinden beklenen külfetleri yerine getirmişse, bu durumda alıcı TBK. m. 227’de kendisine tanınan haklardan birini kullanabilir. Bu haklar; -Sözleşmeden dönme, bedelde indirim talebi, satılanın ücretsiz onarımı talebi, imkân varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesi talebi (Kaynakça: ARAL, Fahrettin, Borçlar Hukuku (Özel Borç İlişkileri), 8. Baskı, Ankara, 2009- AVUZ, Cevdet, Borçlar Hukuku Dersleri (Özel H, 9. Baskı,) Asıl davada davacı davalıdan satın almış olduğu malların Suudi Arabistan'a ihraç için gönderildiğinde ayıplı olduğunun anlaşıldığı iddiasına dayalı alacak talebiyle dava açıldığı, birleşen davanın aynı satımdan kaynaklı olarak bakiye alacak istemine dayalı olduğu görülmüş olup, Mahkemece, yapılan yargılama sonucunda asıl davanın reddine, birleşen dosyanın kabulüne karar verilmiştir. Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporunun ve bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, asıl dosyada satın alınan ve proforma faturada "fabrika teslimdir" açıklamalı ürünlerde meydana gelen zararın malın ayıplı olmasından veya davalının sorumluluğundaki işlemlerden kaynaklandığının davacı tarafından ispatlanamamasına, birleşen dosyada her iki taraf defter kayıtlarına göre davacı bakiye alacağının kanıtlanmasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından asıl dosya davacı-birleşen dosya davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09/12/2021 tarih, 2017/531 Esas ve 2021/1110 Karar sayılı kararına karşı davacı-birleşen dosyada davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-a)İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 651,30 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, b)İstinaf kanun yoluna başvuran birleşen dava davalısından alınması gereken 1.187,53 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 295,17 TL'nin mahsubu ile bakiye 892,36 TL'nin birleşen dosya davalısından alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı-birleşen dava davalısı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6- Kararın Dairemizce re'sen taraflara tebliğine Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; birleşen dosya yönünden HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin, asıl dosya yönünden HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/01/2026