Hukuk Genel Kurulu 2010/9-39 E. , 2010/71 K. "" MAHKEMESİ : Ankara 9. İş Mahkemesi TARİHİ : 21/10/2009 Taraflar arasındaki “kıdem tazminatı alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 9.İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 25.12.2007 gün ve 2005/1412 E.- 2007/725 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 2.7.2009 gün ve 2008/5999 E.- 2009/18523 K. sayılı ilamı ile; (...Davacı dava dilekçesi…
**Hukuk Genel Kurulu 2010/9-39 E. , 2010/71 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara 9. İş Mahkemesi TARİHİ : 21/10/2009 Taraflar arasındaki “kıdem tazminatı alacağı” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Ankara 9.İş Mahkemesince davanın reddine dair verilen 25.12.2007 gün ve 2005/1412 E.- 2007/725 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 9.Hukuk Dairesinin 2.7.2009 gün ve 2008/5999 E.- 2009/18523 K. sayılı ilamı ile; (...Davacı dava dilekçesinde, Fransa Büyükelçiliği Silahlanma Ateşeliği'nde tercüman olarak çalıştığını işveren temsilcisinin fesihten üç-dört ay önce kadro azaltılmasına gidileceğini ve işten çıkarılacağını, bu arada iş aramasını, kıdem tazminatı ödeneceğini belirttiğini; bunalıma girdiğini bu sebeple tazminatları ödemek koşulunu, ayrılma dilekçesinde belirterek verdiğini, İşverenin kıdem tazminatını ödeyeceğini sözlü olarak belirtmesine rağmen ödemediğini, Onbir yıl çalışan bir işçi olarak tazminatsız ayrılmasının yaşamın olağan koşullarına aykırı olduğundan söz ederek kıdem tazminatı isteminde bulunmuştur. Davalı taraf, davacının daha iyi koşullarda iş bulması nedeniyle ayrıldığını ifade ederek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, istifa gerekçe yapılarak dava reddolunmuştur. Karar davacı tarafça temyiz olunmuştur. Uyuşmazlık iş sözleşmesinin fesih noktasında toplanmaktadır. Önümüze gelen bir hukuki uyuşmazlıkta güvenin meydana gelmesini sağlayacak koşullar önem taşır. Kanunun getirdiği güvenin korunmasına ilişkin ilk ayrımın ötesinde en çok tartışılan doğal öğelerdir. Doğal öğeler temelinde insan davranışını ele alır. Yazılı ve sözlü olabilir. Bu bağlamda sözlü ifadeler, çeşitli vesika ve belgeler örtülü irade davranışlarını da sayabiliriz. Açık irade beyanın korunması pek sorun yaratmasa da örtülü irade beyanın aynı kolaylığı taşıdığından söz edilemez. Ancak bu halde de ortada korunması gereken bir güven söz konusu ise hukuken de bir sonuç doğurması kaçınılmazdır. Burada öne çıkacak durum irade beyanın ya da zımni hallerin gerçek hak sahiplerini/ gerçek durumu yansıtıp yansıtmayacağıdır. Güven sorumluluğuna yaklaşımında bir diğer yön dürüstlük kuralından doğan yükümlülüklere aykırı davranmanın söz konusu olmasıdır. (Ayrıntılı bilgi için bkz, Oğuztürk Burcu Kalkan Güven Sorumluluğu, Doktora Tezi, İstanbul 2008,sh 129 vd) Uyuşmazlığın her iki hukuki olgunun birlikte değerlendirilerek güven sorumluluğu ilkesi doğrultusunda çözümü gerekir.