İSTİNAF KARAR TARİHİ : 25/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 25/03/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 24/04/2019 tarihli dilekçesiyle; davacının 04/11/2018 günü KPS sınavına girecek …
T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ: 25/03/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/02/2022 NUMARASI : ... Esas ... Karar DAVACI : ... - ... VEKİLLERİ : Av ... Av... DAVALI : ...... VEKİLİ : Av... DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 25/03/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ : 25/03/2026 Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili 24/04/2019 tarihli dilekçesiyle; davacının 04/11/2018 günü KPS sınavına girecek olan eşini sınava götürmek amacıyla yola çıktığını, sınav yeri olan okulun önüne geldiğinde ...... isimli sürücünün davacı ile yol tartışmasına girdiğini, davacının olayın büyümemesi ve eşinin sınava geç kalmaması için yoluna devam ettiğini ancak ......'ın seyir halindeyken davacıyı taciz ettiğini, davacının eşini sınav yerine bıraktıktan sonra trafikte yaşanan olayın büyümemesi için konuşmak amacıyla aracından inerek ...... sevk ve idaresindeki ...... plakalı araca doğru yürümüş fakat ......'ın gaza yüklenerek davacıyı aracın altına alarak 10-15 metre ezerek sürüklediğini ve olay yerinden uzaklaştığını, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ...... soruşturmanın devam ettiğini, geçirdiği trafik kazasından dolayı davanın bedensel zarara uğradığını, ağır bir tedavi süreci geçirdiğini, fiziksel engeli nedeniyle ekonomik geleceğinin de etkilendiğini, kazaya karışan ...... plakalı aracın ...... poliçe numarası ile zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile ...... adına davalı ... şirketince sigortalı olduğunu, davadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak sigorta şirketinden süresi içerisinde olumlu cevap gelmediğini, dava konusu hakkında arabuluculuğa da başvurulduğunu ama anlaşma sağlanamadığını beyan ederek davanın kabulüne, 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL SGK tarafından karşılanamayan tedavi giderleri, 100,00 TL bakıcı giderleri, 100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı toplam 500,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Şirketi vekilinin 16/05/2019 tarihli davaya cevap dilekçesinde özetle ; davacının müvekkili şirkete başvuru esnasında ibrazı zorunlu evrakların eksik olduğunu, bu nedenle yeterli değerlendirme yapılamadığından davacıya ödemenin yapılmadığını, kazaya karışan ...... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 27/09/2018-2019 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğunu ve sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu beyan ederek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : İlk derece mahkemesinin kararı ile; "İncelenen dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde; davacının 04/11/2018 günü KPS Sınavına girecek olan eşini sınava götürmek amacıyla yola çıktığını, sınav yeri olan okulun önüne geldiğinde ...... isimli sürücünün davacı ile yol tartışmasına girdiğini, davacının olayın büyümemesi ve eşinin sınava geç kalmaması için yoluna devam ettiğini ancak ......'ın seyir halindeyken davacıyı taciz ettiğini, davacının eşini sınav yerine bıraktıktan sonra trafikte yaşanan olayın büyümemesi için konuşmak amacıyla aracından inerek ...... sevk ve idaresindeki ...... plakalı araca doğru yürümüş fakat ......'ın gaza yüklenerek davacıyı aracın altına alarak 10-15 metre ezerek sürüklediğini ve olay yerinden uzaklaştığını, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının ...... soruşturmanın devam ettiğini, geçirdiği trafik kazasından dolayı davanın bedensel zarara uğradığını, ağır bir tedavi süreci geçirdiğini, fiziksel engeli nedeniyle ekonomik geleceğinin de etkilendiğini, kazaya karışan ...... plakalı aracın ...... poliçe numarası ile zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile ...... adına davalı ... şirketince sigortalı olduğunu, davadan önce sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak sigorta şirketinden süresi içerisinde olumlu cevap gelmediğini, dava konusu hakkında arabuluculuğa da başvurulduğunu ama anlaşma sağlanamadığını beyan ederek davanın kabulüne, 100,00 TL geçici iş göremezlik, 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 100,00 TL SGK tarafından karşılanamayan tedavi giderleri, 100,00 TL bakıcı giderleri, 100,00 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklı toplam 500,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı ... şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ettiği görülmekle, konunun 6098 sayılı TBK.nun 49.ve devam eden maddelerinde ve KTK. 85.vd.eden maddelerinde düzenlendiği, TBK'nun 49/1. maddesinde; "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür." şeklinde, TBK'nun 51/1. maddesinde;"Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler." şeklinde, KTK.85/1.maddesinde;"Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." şeklinde, KTK. 86/1.maddesinde;"İşleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur." şeklinde, KTK.91/1.maddesinde; "İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur." şeklinde, KTK.92.maddesinde(6704 S.K. 4. Mad. İle değişiklik öncesi);" Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar.a) İşletenin; bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler,b) İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler,c) İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler,d) Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler,e) Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar,f) Manevi tazminata ilişkin talepler." şeklinde, KTK'nun 97.maddesinde(6704 S.K. 5. Mad. İle değişiklik öncesi);"Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir." şeklinde, KTK'nun 99.maddesinde(6704 S.K. 6. Mad. İle değişiklik öncesi);" Sigortacılar, hak sahibinin kaza veya zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." şeklinde düzenlemeler yapıldığı, Konya Bölge Adliye Mahkemesinin 3. Hukuk Dairesinin ...-... ve Konya .... Hukuk Dairesinin ... E. ... K. sayılı dosyalarında da belirtmiş olduğu üzere bakıcı giderleri ve faturalandırılamayan tedavi giderleri yönünden davalı ... şirketinin de sorumlu olacağı kabul edildiği dikkate alınarak, mahkemece alınan raporların ayrıntılı ve denetime açık olması nedeniyle hükme esas alındığı ve davacı vekilinin tazminat miktarlarını raporlara uygun şekilde ıslah ettiği görülmekle davacının maddi tazminat taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. " şeklinde davacının davasının kabulü ile; davacının talebi olan sürekli iş göremezlikten doğan tazminat talebi olan (tekerrüre esas olmamak ve sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere) 360.000,00 TL'nin davalı ... şirketinin temerrüte düştüğü 13/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının uğramış olduğu kazadan dolayı tedavi giderlerinden doğan tazminat alacağı olarak (tekerrüre esas olmamak ve sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere) 5.000,00 TL'nin davalı ... şirketinin temerrüte düştüğü 13/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının trafik kazasından kaynaklanan bakıcı giderlerinden doğan tazminat alacağı olarak (tekerrüre esas olmamak ve sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere) 22.036,56 TL'nin davalı ... şirketinin temerrüte düştüğü 13/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kazadan dolayı uğradığı geçici iş göremezlik tazminat alacağı olarak (tekerrüre esas olmamak ve sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere) 17.985,34 TL'nin davalı ... şirketinin temerrüte düştüğü 13/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine hükmün kurulduğu anlaşılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkemece hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama gideri yönünden temerrüt tarihinden itibaren faiz işletilmesi şeklindeki kararın yerinde olmadığını, Yerel Mahkemece maddi meselenin takdirinde hata yapıldığını ve eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulduğunu, usul ve yasaya aykırı hükmün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ceza dosyasında ve dosyada bulunan raporlarda davaya konu trafik kazasında sigortalı araç sürücüsünün davacıya doğru aracı kasıtlı olarak sürdüğünü, kasten çarparak öldürmeye teşebbüs suçundan hüküm verildiğini, sigortalı araç sürücüsünün kasten verdiği zararın müvekkili sigorta şirketinin teminatının dışında kaldığından dolayı sorumluluğunun bulunmadığını, yerel mahkemece hükme esas alınan raporda meslekten kazanma gücü oranında dayanılarak yapılan sürekli iş göremezlik tazminatının afaki olduğunu ve taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını, yerel mahkemece esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar TRH 2010 yaşam tablosunun esas alınmış ise de teknik faiz uygulanmadan yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik, bakıcı süresi ve tedavi giderine hükmedildiğini ancak müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, bu husustaki sorumluluğun SGK'na ait olduğunu, 9 ay bakıcı süresi üzerinden hesaplama yapıldığını, dosyada alınan adli tıp kurumu raporlarında bakıcı süresi yönünden bir tespitin bulunmadığını, esas alınan bakıcı süresinin kabul edilemeyeceğini beyan ederek Yerel Mahkemece verilen kararın kaldırılması ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ÖZETİ: Konya Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesinin 31/05/2022 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilamda "Davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle; Davacının sürekli işgörmezlik,tedavi gideri, bakıcı gideri ve geçici işgöremezlik taleplerinin AYRI AYRI REDDİNE," şeklinde hüküm kurulmuştur. TEMYİZ NEDENLERİ: Davacı vekili sunduğu temyiz başvuru dilekçesinde özetle; Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi Başkanlığının 31.05.2022 tarih, ... E. ve ... K. sayılı ilamının hukuka ve kanuna aykırı bulunduğunu, somut olayda uygulanması gereken hükümlerde yanılgıya düşüldüğünü, öncelikle KTK’nın 85, 86, 91, 92, 95 ve 107. maddeleri ile ZMMS Genel Şartlarının dikkate alınması gerektiği halde TTK 1477’nin hatalı yorumlanarak davanın reddine karar verildiğini, dava konusu olayın hareket halindeki aracın müvekkile çarpması sonucu meydana gelen tipik bir trafik ve işletme kazası olduğunu, bu nedenle olayın KTK kapsamı dışında görülemeyeceğini, araç işletenin tehlike sorumluluğunun bulunduğunu ve sigortacının da bu kapsamda sorumlu tutulması gerektiğini, kasten verilen zararlarda dahi zorunlu sorumluluk sigortasının zarar görene karşı ifa borcunun devam ettiğini, Genel Şartlar ve TTK 1484/1 ile KTK 95/1 hükümlerinin zarar gören lehine daha özel düzenlemeler olduğunu, TTK 1477’nin bu özel hükümler karşısında dar yorumlanması gerektiğini, istinaf mahkemesinin aracın işletilme hâlinde olmadığını söylemesinin de yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, özellikle hareket halindeki aracın motor gücünden yararlanılarak yaralama meydana gelmesinin işletme tehlikesinin gerçekleşmesi anlamına geldiğini, bu sebeple kararın keyfi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, kararın temyizen incelenerek bozulmasına ve temyiz incelemesinin duruşmalı yapılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : AÇILAN DAVANIN REDDİNE İLİŞKİN KARARIMIZ Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18/11/2025 tarih ve ... Esas ... Karar sayılı ilam ile bozulmasına karar verilmekle , bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yargılamaya devam edilmiştir UYULAN BOZMA İLAMINA GÖRE Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı başlıklı B.4-a maddesine göre "Tazminatı gerektiren olay, sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kasti bir hareketi veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmiş ise" rücu edilebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda, davaya konu kazanın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 86. maddesinde sayılan mücbir sebep, zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan kaynaklanmadığı, aracın işletilme halinde olduğu, zarar verici fiil, zarar ve uygun illiyet bağı sorumluluk için aranan şartların mevcut olduğu, davalı araç sürücüsünün kasıtlı eyleminin teminat dışı hallerde düzenlenmeyip, rücuya tabi hallerde düzenlenmiş olduğuna göre; işletenin sorumluluğu ortadan kalkmayacağından davalı araç işleteninin zarardan sorumlu olduğu ve zarar teminat dışı olmamasına göre davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olduğu gözetilerek DAVALI ... ŞİRKETİNİN İSTİNAF SEBEPLERİ esas yönünden inceleme yapılmıştır Davalı vekilinin engelliler yönetmeliğinin uygulanması gerektiği Aktüerya raporunun ve maluliyet raporu içeriğine istinafı yönünden AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği anlaşılmakta olup bu iptal kararının somut davada uygulanabilirliğinin tespiti gerekmektedir. Anayasa'nın 153.maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazetede yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının yasama,yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. Diğer taraftan HMK 33 maddesinde “Hakim Türk hukukunu resen uygulanır.” şeklinde ifadesini bulan yasal ilke gözetildiğinde; Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının bu gibi kesin hüküm halini almamış derdest dosyalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır. Zira, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. T.C. Anayasası’nın 153 üncü maddesinin 6 ncı fıkrasında, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 E., 2011/3384 K. sayılı kararı). Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında;“Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, Mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. Bu sonuç Anayasa'nın, "Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar." yolundaki 153. Maddesinin altıncı fıkrasında yer alan kuralın sonucudur. …” gerekçesine yer verilmiştir. Yine, 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da;“Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 K. Sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 E., 2012/232 K. sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 E., 2004/19 K. sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 E., 2010/54 K. sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulî kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme ve açıklama yapılmıştır. Anayasa’nın 153. maddesinin birinci fıkrasında herhangi bir denetim yolu tanınmamış ve Anayasa Mahkemesi kararlarının kesin olduğu belirtilmiş, beşinci fıkrada "İptal kararları geriye yürümez" kuralına yer verilmiştir. Türk Anayasal sisteminde, "Devlete güven" ilkesini sarsmamak ve ayrıca devlet yaşamında bir kargaşaya neden olmamak, kazanılmış hakları korumak için iptal kararlarının geriye yürümezliği kuralı kabul edilmiştir. Böylece hukuksal ve nesnel alanda etkilerini göstermiş, sonuçlarını doğurmuş bulunan durumların, iptal kararlarının yürürlüğe gireceği güne kadarki dönem için geçerli sayılması sağlanmıştır. Bir kural işlemle kurulan statünün Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararıyla ya da bir başka kural işlemle kaldırılması durumunda, bu statüye bağlı öznel (sübjektif) işlemlerin de geçersiz duruma düşmesi doğaldır. Dolayısıyla bu öznel işlemlerle, ortadan kalkan statüye dayanarak ileriye dönük haklar elde edilemez. Anayasa'nın bağlayıcılığı, Anayasa Mahkemesi kararlarına tüm devlet organlarının uyma zorunluluğu ve Anayasa'nın üstünlüğü ilkesi, Anayasa'ya aykırı bir kuralın aykırılığının saptanmasından sonra uygulama alanı bulmasını kesinlikle önler. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının zaman içerisindeki etkisi böylece çıkmakta ve "İptal kararlan geriye yürümez" kuralı belirtilen anlamı taşıyarak geçerli olmaktadır. Anayasa’nın 153. maddesindeki “İptal kararları geriye yürümez” kuralının, geriye yürümezlik kuralının, yalnız lafza bağlı kalınarak yorumlanması hukuk devleti ilkesine ve bu ilke içinde var olan adalet ve eşitlik ilkelerine aykırı sonuçlar doğurabileceği gibi itiraz yoluyla yapılacak denetimin amacına da ters olduğu aşikârdır. Ayrıca iptal kararının geriye yürümezliği kuralı çoğu zaman iptal kararlarını işlevini ve etkinliğini azaltmaktadır. Yukarıda yapılan tespit, açıklama ve değinilen uyulması zorunlu yargısal içtihatlara göre somut uyuşmazlık ele alındığında; AYM nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre Karayolları Trafik Kanunu'nun zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. maddelerinde yer alan, "Trafik Sigortası Genel Şartları" ifadelerini iptal ettiği,iptal kararı içerine göre sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğunun öncelikle Karayolları Trafik Kanunu,Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin hükümlerinin uygulanacağı,dolayısıyla trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde artık 'Genel Şartlar'ın kural olarak belirleyici olmayacağı, genel Şartlar"ın sadece Karayolları Trafik Kanunu ve Borçlar Kanunu'na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanabileceği, dolayısıyla bu karardan sonra sigorta şirketlerinin tazminat sorumluluğunu azaltan 'Genel Şartlar'ın birçok hükmünün uygulanamaz hale geldiği görülmüktedir Bu kapsamda açılan davalarda TBK nın haksız fiile ilişkin hükümleri, KTK kanunu hükümleri ile genel şartların bunlara aykırı olmayan hükümleri ile bu doğrultuda yeni genel şartlarla çeliştiği durumda Yargıtay'ın genel şartların yürürlüğe girmesinden önceki yerleşmiş içtihatları doğrultusunda uygulama yapılması gerekecektir Bu halde Aym'ce verilen iptal kararı sonrası düzenlenecek maluliyet raporlarında 01/06/2015 tarihinden itibaren uygulanan genel şartların bu halde genel şartlarla belirlenen özürlülük ölçütü yönetmeliği ile engelliler yönetmeliğinin uygulanma imkanı kalmadığından Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlardan, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan hükümlere göre ,haksız fiil tarihi 11/10/2008 tarihinde önce ise Sosyal Sigortalar Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Kökleşmiş Yargıtay 17. HD uygulaması ve içtihatlarına göre maluliyet raporlarının düzenlenmesinde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve yasa hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerekmektedir. Nitekim Yargıtay 17 HD nin 2016/16240 esas 2019/7273 karar 2016/15369 esas 2019/6853 karar sayılı ilamları. Keza Düzenlenecek aktüerya raporlarına ilişkin olarak da genel şartlar ile getirilen TRH 2010 ve 1,8 teknik faizin ve bu genel şartlarla belirlenen vergilendirilmiş belgeli gelir, olmadığı takdirde asgari ücretin kazanç olarak nazara alınacağı düzenlemesinin uygulanma ihtimali kalmadığı gözetilerek ; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas,1990/199 K sayılı kararı ve Yargıtay 17. Hukuk ve 4 Hukuk dairesinin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak davacının veya müteveffanın muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi; davacının veya müteveffanın muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek dönem tazminat hesabı yapılması gerekmektedir Bu halde mahkemece Adli tıp kurumunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğine göre düzenlendiği raporun AYM iptal kararı doğrultusunda belirlenen esaslara göre geçerli olduğu, Her ne kadar somut olayda kaza tarihi 01/09/2013 tarihinden sonra ise ve Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği hükümleri uygulanması gerekmekte ise de; Adli tıp kurumunca düzenlenen raporlarda da belirtildiği üzere; 11 Ekim 2018 tarih ve 27021 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği özellikle trafik kazalarına bağlı olmak üzere tazminat davalarında mahkemelerce bilhassa istenilen ve bu konu ile ilgili değerlendirmelerde tüm bilirkişi kurumlarca kullanılan bir cetveldir. Bu cetvelde vücuttaki her bir sisteme ait hastalık veya arızalar için puanlar yer almakta olup, bu sayede çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybına bağlı bir oran verilebilmektedir. Malulen emekli olma işlemleri ile ilgili olan 3 Ağustos 2013 tarih ve 28727 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği ise yönetmelikteki tanımıyla kişinin "çalışma gücünün veya iş kazası veya meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az %60'ını kaybedip kaybetmediğinin" değerlendirilmesi için düzenlenmiştir. Yönetmelik ekindeki listelerde hangi hastalık veya arızaların bu kapsamda sayılabileceği listelenmiş, kapsama girmeyenler için ise herhangi bir oran belirtilmemiştir. Bu bağlamda belli bir tarihteki bir olaya bağlı çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranının değerlendirilmesinde Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin kullanılması teknik olarak mümkün değildir. Zira 2013 tarihli yönetmelik malulen emeklilik ile ilgili baremleri içermekte olup maluliyet oranının tespitine yönelik belgeleri ve cetvelleri içermemektedir. Bu nedenle, söz konusu yönetmelik yukarıda açıklandığı gibi maluliyet tespiti için uygun olmadığından "11 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre ve usule uygun heyet teşkili suretiyle rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerektiği AYM iptal kararı sonrası dosyaya sunulan ATK raporunun 1 Ekim 2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği"ne göre düzenlediği anlaşılmakla itiraz yersizdir. ANCAK Bu halde mahkemece AYM verilen iptal kararı doğrultusunda PMF 1931'a göre KARAR verilmesi gerekerken TRH 2010 uygulanması yanlış İSE DE Mahkemenin hesaplamaya esas aldığı daimi iş göremezlik oranı her iki hesaplama yönteminde de tazminat 360.000 TL limintini aşmaktadır herhalükarda hangi hesaplama yöntemi uygulanırsa uygulansın taleplerin sigorta sorumluluk limitine göre kabulü dahilinde olacağı aşikardır. Bu halde çalışma gücü kaybı yönetmeliği ve pmf 1931 hükme esas alınsa bile yapılan hesaplamalara göre davacının kusur oranı ve ıslah ve poliçe limitleri nazara alındığında HESAPLAMA TEMİNAT ÜSTÜ OLACAĞINDAN SONUÇ İTİBARİYLE HÜKMEDİLEN meblağ doğru olup itiraz yersizdir Davalı ... vekilinin kabul edilen geçici işgöremezlik ve bakıcı giderinin teminat kapsamı dışında olduğuna ve bu nedenle bu alacak kalemlerinin kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde; 2918 sayılı Kanun’un 98.maddesinde değişiklik yapan 6111 sayılı Kanun’un 59. maddesinde, “Trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı", kanunun geçici 1.maddesi ile de "Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedellerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı, sözkonusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59’uncu maddesine göre belirlenen tutarın %20'sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülüklerinin sona ereceği" öngörülmüştür. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün kanundan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır. 2918 sayılı Kanun’un 98. maddesinde belirtilen tedavi giderleri yönünden sorumluluğun dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu'na geçtiğinin kabulü gerekir. Buna karşın belgesiz tedavi giderlerinden sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün sorumlulukları devam etmektedir. Genel olarak sağlık hizmeti giderleri, fatura ile ispat edilmelidir. Ancak bazı giderlerin belge ile ispatlanması zordur. Biz bunlara faturalandırılmayan giderler olarak adlandırıyoruz. Örneğin yol giderleri gibi. Bu gibi giderler için hakimin belgelendirilmediği gerekçesi ile reddedilmesi doğru değildir. Çünkü TBK 50/2 maddesi gereği uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirleyecektir. Bu nedenle kişinin haksız eylemden zarar gördüğünün ve bedensel zarara uğradığının ispatlaması yeterli olup, ayrıca iyileşme harcamaları için fatura ve makbuz gibi belgeler bulup getirmesi şart değildir. Hiçbir belge sunulmasa bile, hakim, görevlendireceği uzman bilirkişilere tedavi ve tüm iyileşme giderlerini hesaplatmakla ve hüküm altına almakla yükümlüdür. (HGK.26.04.1995, E. 1995/11-122 K.1995/430) 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Sigorta Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5 maddesinin "Sağlık Giderleri teminatı" başlıklı (b) maddesinde " Kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamındadır. Sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olup ilgili teminat dolayısıyla sigorta şirketinin ve Güvence Hesabının sorumluluğu 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesi hükmü gereğince sona ermiştir." ifadesi ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar tedavi süresince ortaya çıkanı bakıcı giderleri, tedaviyle ilgili diğer giderler ile trafik kazası nedeniyle çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler sağlık gideri teminatı kapsamında saymıştır. Bir başka ifade ile mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun sürekli sakatlık raporu alana kadar, 1-Tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı giderleri, 2-Tedaviyle ilgili diğer giderler, 3-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler, Sağlık giderleri kapsamında sayılarak Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğu düzenlenmiştir. Oysa 6111 sayılı kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanununun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumluluğu üniversite hastaneleri ile resmi ve özel sağlık kurumları tarafından trafik kazası sonucu yaralanan kişilerin tıbbi tedavi ile sınırlı sağlık hizmeti giderleri ile sınırlandırılmıştır. Bu düzenleme gereği ZMSS Genel Şartlar A.5 (b) maddesi ile yaralının tedavisine başlanmasından maluliyet raporu alınıncaya kadarki süre içindeki; 1-Bakıcı giderleri 2-Çalışma gücünün kısmen veya tamamen azalmasına bağlı giderler (geçici iş göremezlik kayıpları) 3-Sağlık hizmeti giderleri kapsamında sayılarak 6111 sayılı torba Kanunun 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesi ile sınırları belirlenen sağlık giderleri teminatı kapsamını genişletmiştir. Bu nedenle bir kanun maddesinin kapsamı idarenin bir düzenlemesi olan genel şartlar ile genişletmesi ve daraltması düşünülemez. Böyle bir durum varsa kanuna aykırı genel şart maddesi, tebliğ vs uygulanması kanunun ilgili maddesine aykırılık teşkil eder.(Trafik kazalarından doğan cismani zararlar ve tazmini- Konya barosu yayınları. Shf 7-8 ,Yargıtay üyesi: Hüseyin TUZTAŞ) Yine taraflar arasında düzenlenmiş olan Zorunlu Sigorta Mali/Sorumluluk Sigortası poliçelerinin bir anlamda mütemmim cüzü olan eki niteliğindeki genel şartların, hazırlanma ve bağıtlanmada taraf olmayan Sosyal Güvenlik Kurumu'na İdari bir düzenleme ile kanuni düzenlemesinin aksine bir sorumluluk yüklenmesi de düşünülemez. ZMMS SÖZLEŞMESİNDEKİ ŞARTLARIN DAVACI AÇISINDAN BAĞLAYICI OLMAMASI VE ANAYASA MAHKEMESİNİN nin 09/10/2020 tarihli resmi gazetede yayınlanan 17/07/2020 tarihli ve 2019/40 esas 2019/40 sayılı kararına göre 6704 SAYILI KANUNUN 3.MADDESİYLE DEĞİŞTİRİLEN 90. MADDESİNİN BİRİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE BU KANUN ÇERÇEVESİNDE HAZIRLANAN GENEL ŞARTLARDA” İBARESİNİN VE İKİNCİ CÜMLESİNDE YERALAN “VE GENEL ŞARTLARDA’’ İBARESİNİN İPTAL EDİLMİŞ OLMASI SEBEBİYLE UYGULANMAYACAKTIR. Bu halde davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. BU DURUMDA İDM'CE BELİRLENEN HESAPLAMAYA GÖRE Tazminat Hesaplama Bilirkişisi Adem Demirbaz'ın 13/01/2022 havale tarihli raporuna göre ; 04.11.2018 günü davalı ......'ın haksız eylemi sonucu yaralanıp 9 ayda iyileşen, bu sürenin tamamında bir başkasının bakımına ihtiyaç duyan ve %43 oranında meslekte kazanma gücünden kaybeden davacı ...'nun; 04.11.2018 — 04.08.2019 Tarihleri Arası 9 Aylık Süre ile Sınırlı Geçici İş Göremezlik Süresinde Uğradığı Maddi Zararının 17.985,34 TL , 05.08.2019 — 05.07.2058 Tarihleri Arasındaki Süre ile Sınırlı Sürekli İş Göremezlik Nedeni ile Uğradığı Maddi Zararının 833.229,17 TL , 04.11.2018 — 04.08.2019 Tarihleri Arası 9 Aylık Süre ile Sınırlı İyileşme Süresinde Bakıcı Giderinden Doğan Maddi Zararının 22.036,56 TL , Fatura Edilemeyen ve Belgeye Bağlanamayan Kaçınılmaz Tedavi Giderlerinden Doğan Maddi Zararının 5.000,00 TL olduğu rapor edilmekle bu miktarın davacıya verilmesine karar verilmesi gerekmektedir. HMK'nin 355. maddesinde, “ İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak, bölge adliye mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir.” 353. maddesinde, “ (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; ... b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1)..., 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, ... duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemelerini içermektedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde, ilk derece mahkemesinin kararında yukarıda belirtilenler dışında HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden herhangi bir yanlışlığın da bulunmadığı gözetilerek UYULAN BOZMA İLAMI GEREĞİNCE DAVANIN KABULÜNE İLİŞKİN yeniden hüküm tesis edilmesi gerektiği düşünülmektedir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının davasının KABULÜ ile; A-)Davacının talebi olan sürekli iş görememezlikten doğan tazminat talebi olan (tekerrüre esas olmamak ve sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere) 360.000,00 TL'nin davalı ... şirketinin temerrüte düştüğü 13/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, B-)Davacının uğramış olduğu kazadan dolayı tedavi giderlerinden doğan tazminat alacağı olarak (tekerrüre esas olmamak ve sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere) 5.000,00 TL'nin davalı ... şirketinin temerrüte düştüğü 13/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, C-)Davacının trafik kazasından kaynaklanan bakıcı giderlerinden doğan tazminat alacağı olarak (tekerrüre esas olmamak ve sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere) 22.036,56 TL'nin davalı ... şirketinin temerrüte düştüğü 13/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, D-)Davacının kazadan dolayı uğradığı geçici iş göremezlik tazminat alacağı olarak (tekerrüre esas olmamak ve sigorta limitiyle sınırlı olmak üzere) 17.985,34 TL'nin davalı ... şirketinin temerrüte düştüğü 13/03/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İlk Derece Yargılaması Yönünden; 2-Alınması gereken 27.667,05 TL harçtan peşin alınan 1.427,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 26.239,65 TL harcın davalı ... şirketi açısından temerrüt tarihinden başlamak üzere sigorta kapsamı limiti kadar sorumlu olmak kaydıyla davalı ... Sigortadan tahsili ile Hazine'ye irad kaydına, 3-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 1.320,00 TL arabulucu ücretinin 6235 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından sarfına mecbur kalınan toplam 95,20 TL ilk yargılama harcı, 1.383,00 TL ıslah harcı ve 2.213,60 TL bilirkişi ücreti tebligat ve posta gideri olmak üzere toplamı olan 3.691,80 TL'nin davalı ... şirketi açısından temerrüt tarihinden başlamak üzere sigorta kapsamı limiti kadar sorumlu olmak kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı vekili için 64.803,50 TL nispi vekalet ücretinin davalı ... şirketi açısından temerrüt tarihinden başlamak üzere sigorta kapsamı limiti kadar sorumlu olmak kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yatırılan gider avansından artan kısmın, kararın kesinleşmesi beklenilmeksizin istek halinde davacıya iadesine, karar kesinleşinceye kadar iade alınmaz ise gider avansının artan kısmının 6100 s. HMK.nun 333. maddesine göre karar kesinleştiğinde re'sen davacıya iadesine, İstinaf Yargılaması Yönünden; 7-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalı tarafa iadesine, 8-Davalı tarafça yapılan 220,70 TL istinaf başvuru gideri ile 6,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 227,20 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 9-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 10-Temyiz başvurusu üzerine verilen bozma kararı sonrasında duruşmada davacının kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından davacı vekili yararına yürürlükteki AAÜT'nin ikinci kısmının ikinci bölüm 18. Sırasının b bendi uyarınca belirlenen ve takdir edilen 22.000 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Temyiz Yargılaması Yönünden; 11-Temyiz harçları ile ilgili Yargıtayca değerlendirme yapıldığından yeniden değerlendirme yapılmasına yer olmadığına, 12-Davacı tarafından yapılan 397,80 TL temyiz başvuru gideri, 113,50 posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 511,30 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, HMK'nun 361 maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren İKİ HAFTA içinde temyiz yolu açık olmak üzere OYBİRLİĞİ ile karar verildi.25/03/2026 ... ... ... ... Başkan Üye Üye Katip ... ... ... ... E imza E imza E imza E imza Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.