T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/222 - 2026/402 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/222 KARAR NO : 2026/402 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/10/2025 NUMARASI : 2025/139 E. TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbire İtiraz Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/222 - 2026/402 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2026/222 KARAR NO : 2026/402 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/10/2025 NUMARASI : 2025/139 E. TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbire İtiraz Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/10/2025 tarih ve 2025/139 E. sayılı ara kararın Dairemizce incelenmesi ihtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i talebiyle açılan davada davalı şirkete ait markanın üçüncü kişilere devrinin önlenmesi için verilen ihtiyati tedbir kararına itiraz etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği, bu nedenle ciddi bir zararın doğması ihtimalinin bulunması, markanın mahkemenin bilgisi haricinde devredilmesi ihtimalinde doğacak olumsuz sonuçların önlenmesinin gerektiği; verilen ihtiyati tedbir kararının yerinde olduğu, ayrıca salt markanın 3. kişilere devrinin engellenmesine yönelik tedbir işlemi uygulandığı, davalı şirkete ait markanın kullanılması veya devir hariç başkaca hukuki işlemlere konu olmasının önünde yasal bir engel bulunmadığı, bu hale göre tarafların durumuna ve tesis edilen ihtiyati tedbir işleminin davalı şirketin telafisi güç zararlara maruz bırakmayacağı anlaşıldığından teminat alınmaksızın tedbir işlemi tesisinde de hukuka aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle, itirazın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili, ispatsız şekilde tedbir kararı verildiğini, davanın yanlış açılmış olması nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının marka hükümsüzlüğüne ilişkin bir talebinin bulunmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin ara kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Talep, ihtiyati tedbirin kaldırılması istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Yukarıda özet kısmından da anlaşılacağı üzere, ihtiyati tedbir isteyen davacı vekili, marka tecavüzünün ve haksız rekabetin tespiti. men'i ve ref'i talebiyle açtığı davada davalı adına tescilli markanın dava süresince üçüncü kişilere devrinin engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir talep etmiştir. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi uyarınca, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 390/3. maddesine göre de ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir talep eden tarafın, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmesi gerekmektedir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, ilk derece mahkemesince davalı şirket adına tescilli markanın devrinin önlenmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiş ise de, davacı vekilinin talep sonucuna göre eldeki davanın konusu davalı tarafın markasal kullanımları olduğundan, davalı şirketin markasının tescil durumunun işbu davanın konusu değildir. O halde davacının davadaki istemleri itibariyle, ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, talebin kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/10/2025 tarih ve 2025/139 Esas sayılı ara kararın KALDIRILMASINA, 2-İhtiyati tedbir isteminin REDDİNE, 3-İstinaf aşamasında ihtiyati tedbire itiraz eden davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin esas hakkındaki hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 615,40-TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde ihtiyati tedbire itiraz edene iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın tebliği ve harç tahsil işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2026 tarihinde HMK 362/1-f maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.