11. Hukuk Dairesi 2012/15787 E. , 2013/13950 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/03/2011 tarih ve 2008/388-2011/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları v…
**11. Hukuk Dairesi 2012/15787 E. , 2013/13950 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/03/2011 tarih ve 2008/388-2011/93 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirkete Klasik Yangın, Hırsızlık Sigorta Poliçesi ile sigortalı ... Groupa ait işyerinde 05/12/2007 tarihinde davalı İSKİ' nin çevrede yapmış olduğu çalışmalar sırasında bina pis su giderinden geri tepen suların işyerine sirayet etmesi sonucu maddi hasar meydana geldiğini, dava konusu hasarın meydana geldiği bölgedeki çalışmaların davalı İSKİ tarafından alt yüklenici olan davalı Eren İnşaat A.Ş' ne ihale edildiğini, dava konusu hasardan bu çalışmaları yapan davalıların gerekli önlemleri almadıklarından kusurları oranında sorumlu olduklarını, sigortalıya hasar tazminatının ödendiğini ve TTK 1301. madde gereğince sigortalının haklarına halef bulunduğunu, ileri sürerek 35.008,36 TL tazminat alacağının davalılardan kusurları oranında tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı İSKİ vekili, idari yargının görevli olduğunu, hasarın aşırı yağış nedeni ile meydana geldiğini, yağmursuyu kanallarından belediyelerin sorumlu olduğunu, sigortalının gerekli tedbirleri almadığını, binanın idarelerince onaylı projesinin bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı Eren İnşaat AŞ vekili, davalı İSKİ ile aralarında yapılan Bakım ve Onarım Şartnamesi uyarınca mevcut bölgede bir çalışma yapılmadığını, İSKİ tarafından bildirilen arızalara müdahale edildiğini, olay tarihinde aşırı yağış nedeniyle mevcut kanalizasyon sistemine aşırı yüklenme sonucunda İstanbul'un çeşitli semtlerinde bu tür geri tepmelerin ve su baskını zararlarının meydana geldiğini, dava konusu yerde meydana gelen zararın 06/12/2007 tarihinde aldıkları iş emri ile müdahale ederek tıkalı kanalı açtıklarını, bunun öncesinde dava konusu işyerinin bulunduğu mahalde herhangi bir çalışma yapılmadığını ve pis suyun basması olayıyla şirketlerinin uzaktan yakından ilgisinin bulunmadığını, savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının sigortalısı olan işyeri işleteninin hasarın doğduğu binanın onaylı projesine aykırı olarak bodrum ve kömürlük olarak gösterilen kısımları, ayrıca toprak dolgu yapılması gereken kısımları projeye aykırı olarak kullanım alanına dahil ettiği, ayrıca projede bulunmadığı halde bu kısımların pis su deşarjını pompalar vasıtasıyla yaparak sağladığı, dava konusu hasarında olay tarihinde meydana gelen aşırı yağışlar sonucunda zemin seviyesinden yaklaşık 1,60 metre aşağıda bulunan ve deşarjı pompalarla sağlanan ve projeye aykırı kullanılan kısma suyun geri tepmesi ve pompajla yeterli deşarjının sağlanamamasından kaynaklandığı, dolayısıyla davacının sigortalısının hasarın doğmasında ağır kusurunun bulunduğu, gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Davacı, davada davalılardan İski' ye 818 s. BK.'nun 58. maddesi uyarınca, diğer davalıya da haksız fiil faili olarak husumet yöneltmiş ve İski iş emrinde de tıkalı ana kanalın açıldığı belirtilmiştir. Mahkemece, bilirkişi raporuna göre davalıların sorumluluğunun bulunmadığı, davacının sigortalısının ağır kusurlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere her ne kadar ağır kusur davalılardan İski' nin sorumluluğunu sona erdirir ise de ağır kusur kavramı bir özel hukuk kavramı olup, kasıt olmamakla beraber kasta yakın bir kusurun mevcudiyetini ifade eder. Somut uyuşmazlıkta, her ne kadar davacının sigortalısının projeye aykırı davrandığı sabit ve bu husus kusur teşkil eder ise de bilirkişi raporunda bunun hangi nedenle ağır kusur teşkil ettiğinin gerekçeleri ortaya konmamıştır. Dairemiz' in emsal uyuşmazlıklarda projeye aykırı davranışın ancak müterafik kusur teşkil edeceği kabul edilmektedir. BK’nın 58. maddesi “bir bina veya imal olunan herhangi bir şeyin maliki, o şeyin fena yapılmasından yahut muhafazadaki kusurundan dolayı mesul olur” hükmünü içermektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, BK'nın anılan maddesindeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin, yani davalı İski' nin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki de, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Davalıya ait atık su kanalizasyon borusu da madde de açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahil olup, davalı bu boruların kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumludur. Bu sebeple, davacı taraf hasarın İski' ye ait ana kanalın tıkalı olması nedeni ile meydana geldiğini iddia ettiğine ve hasar sonrası da tıkalı olan ana kanalın açıldığı belirtildiğine göre, mahkemece, 818 s. BK. nun 53. maddesi uyarınca, davalı İski' nin kural olarak zarardan sorumlu olduğu, sigortalının projeye aykırılığının ancak müterafik kusur teşkil edebileceği kabul edilip ve kendisine kusur sorumlusu olarak husumet yöneltilen diğer davalıya hangi eylemi nedeni ile husumet yöneltildiği davacı tarafa sorulup ona göre de bu davalının kusurlu olup olmadığı tespit edilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 01.07.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. KARŞI OY YAZISI Hükme esas alınan inşaat mühendisi, öğretim üyesi makine yüksek mühendisi (Prof.Dr.) ve öğretim üyesi hukukçudan (Doç.Dr.) oluşan üç kişilik bilirkişi kurulu raporunda, onaylı projede bodrum katın 63,85 metrekare civarında gösterildiği halde, toprak dolgu alanları boşaltılarak sığınak, depo ve kömürlük gibi ortak alanlar da dahil edilerek, bu alanın yaklaşık 270,00 metrekare civarına genişletildiği, bodrum kattan pis su tahliyesinin projede mevcut olmayan detay ve pompajla yapıldığı, bu durumun onaylı projeye aykırı olduğu, su baskını olayında davalıların herhangi bir kusurunun ve hukuka aykırı davranışlarının bulunmadığı, su basmasının, sigortalının kendi ağır kusuru sebebiyle gerçekleştiği, bir an için davalıların hukuka aykırı davranışlarının bulunduğu varsayılsa bile, sigortalının ağır kusuru sebebiyle, davalıların hukuka aykırı davranışları ile sigortalının zararı arasındaki illiyet bağınının kesileceği belirtilmiştir. Mahkemece, bu rapor esas alınarak davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Bu nedenle, usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyorum. 01.07.2013