T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1726 - 2025/1927 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1726 KARAR NO : 2025/1927 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2022/284 E. - 2023/222 K. DAVANIN KONUSU : Marka 2022-M-6521 Sayılı YİDK Kararı İptali - Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fi…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1726 - 2025/1927 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1726 KARAR NO : 2025/1927 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2023 NUMARASI : 2022/284 E. - 2023/222 K. DAVANIN KONUSU : Marka 2022-M-6521 Sayılı YİDK Kararı İptali - Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 24/05/2023 Tarih ve 2022/284 Esas - 2023/222 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, Türkiye'nin lider elektronik eşya üreticisi olarak 127 ülkeyi kapsayan geniş bir ihracat haritasına sahip sektörün önde gelen oyuncularından olan müvekkilinin tanınmış ... markasının sahibi olup ... markasının yanı sıra "..." esas unsurlu çok sayıda markasının bulunduğunu, hal böyle iken davalı ...'nun 2020/82614 sayılı "..." ibareli markanın 10, 35 ve 44 sınıflarda tescili isteğine yönelik müvekkilinin itirazının, YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa davaya konu markanın müvekkiline ait "..." markası ile aynıyet derecesinde benzer olduğunu, taraf markalarının şekil içermemesi ve kapsamlarında bulunan kelime unsurlarının benzer bir düzende yazılmış olmasının markaları görsel olarak yüksek seviyede benzer hale getirdiğini, markalar arasındaki benzerliğin Kurum tarafından da kabul edildiğini, "..." markasının aktif ve sürekli kullanım sonucu müvekkili ile bilinir hale geldiğini, dava konusu markanın kapsamındaki 10, 35 ve 44. sınıflardaki mal ve hizmetler müvekkilinin dayanak markalarının kapsamında olduğundan emtia benzerliğinin gerçekleştiğini, öte yandan müvekkilinin markasının tanınmış marka statüsünde olup markaların kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzer olmadığı kabul edilse dahi uluslar arası düzlemde tanınmış olması nedeniyle davaya konu markanın tescili için engel bulunduğunu ve müvekkilinin tanınmış markasının benzerini tercih eden başvuru sahibinin kötü niyetli olduğunu ileri sürerek 2022-M-6521 sayılı YİDK kararının iptaline ve tescili halinde “...-SAĞLIK” ibareli markanın hükümsüz sayılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, radyoloji uzmanı olarak görevini sürdüren ve 2018 yılında sağlık alanında eğitim ve danışmanlık hizmetleri sunan şirketini kuran müvekkilinin projelerini tanıtmak amacıyla kullandığı markalardan birinin dava konusu marka olduğunu, itiraza mesnet markalardaki "..." işaretinin müvekkilinin markasındaki şekilden sonra gelen sağlık kelimesine bitişik tertip edilen "..." işareti ile hiçbir benzerliğinin bulunmadığını, davacıya ait olup 10. sınıfı kapsayan 2014/54236 sayılı siyah zemin üzerine kırmızı renkle gölgeli kalın-etli perspektif açı ile oluşturulan tek harften oluşan markanın müvekkilinin kalp şeklinde kırmızı renkli bir steteskop ve yanında ona bitişik turkuaz renkte küçük harflerle bitişik "..." ibaresi ile oluşturulan markası ile hiç bir benzerliğinin bulunmadığını, tek harften oluşan markaların zayıf markalar olduğunu, "..." harfinin tek bir firmanın tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, ayırt ediciliği zayıf bir markanın üçüncü kişilerce ayırt ediciliği sağlayan eklerle kullanılmasının mümkün olduğunu, taraf markalarının kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin benzer olmadığını, müvekkilinin markasının kapsamında bulunan malların alıcısının ortalamanın üzerinde özen ve dikkat sahibi olduğunu ve davacının "..." markasının tanınmışlığının 10, 35 ve 44 sınıfa dahil mal hizmetlerin üretildiği/servis edildiği sektörler için sözkonusu olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davaya konu "şekil+..." ibareli marka başvurusu ile kısmen emtia benzerliğinin gerçekleştiği davacıya ait 2014/54235 sayılı "..." ibareli markası arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil benzerlik oluştuğu, taraf markalarının asli unsurunun "..." harfinden oluştuğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, davalının başvuru markasını gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davacının itiraza dayanak 2014/54235 sayılı "..." ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki taraf markasında yanılgı yaşayabileceği, emtia benzerliğinin gerçekleştiği mallar / hizmetler açısından her iki taraf markasının aynı işletmeye ait markalar ya da idari ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme markaları olarak algılanabileceği, dolayısı ile taraf markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin mevcut olduğu, buna karşılık aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki tanınmışlık ve 6/9 maddesindeki kötü niyet koşullarının gerçekleşmediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 2022-M-6521 sayılı YİDK kararının dava konusu edilen 2020/82614 sayılı markanın kapsamındaki "10. Sınıfta yer alan Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Yapay organlar ve protezler. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. Ameliyathane giysileri ve steril örtüler. Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler. Prezervatifler (kondom/kaput). Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar. Mallar ile 35. SINIF: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri. İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalatihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar. Yapay organlar ve protezler. Tıbbi ortopedik malzemeler: tıbbi korseler, ortopedik ayakkabılar, elastiki ve destekleyici bandajlar. Ameliyathane giysileri ve steril örtüler. Cinsel amaçlı aletler ve malzemeler. Prezervatifler (kondom/kaput). Biberonlar, biberon emzikleri, emzikler, bebekler için diş kaşıyıcılar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetleri yönünden iptaline ve markanın bu mal ve hizmetler yönünden kısmen hükümsüzlüğüne karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, yargılama aşamasında temin edilen bilirkişi raporunda taraf markalarının benzer olmadığı ve markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının mütalaa edildiğini, davacının markasında yer alan "..." işareti ile müvekkilinin davaya konu markasındaki "..." harfinin global olarak benzer olmadığını, müvekkilinin markasının kapsamında bulunan mal ve hizmetlerin davacının dayanak markaları kapsamında tescilli olmadığını, nitekim bilirkişi raporunda emtia benzerliğinin bulunmadığının açıkça bildirildiğini, kararda rapora hangi nedene dayalı olarak itibar edilmediğinin açıklanmadığını, alfabedeki 29 harften bir olan "..." ibaresinin zayıf nitelikli olup yanında ek bir ibare ile üçüncü kişiler tarafından kullanılabileceğini, markanın kapsamında bulunan 10, 35 ve 44. sınıfa dahil mal hizmetlerin alıcılarının özellikle sağlık konusunda son derece hassas uzun araştırmalar yapan ve bu araştırmalar sonucunda satınalma kararı veren bilinç düzeyi yüksek, uzman kişilerden oluştuğunu ve kısmi redde dayanak yapılan markanın kullanıldığının ispatlanmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının itiraza dayanak markalarının tamamına yakınında "..." ibaresinden başka, farklı kelime ya da şekil unsurlarının bulunduğunu, davaya konu markanın davacının markalarında yer almayan turuncu renkte “steteskop” şekil unsuru ve farklı renk kombinasyonuna sahip olduğunu, dolayısı ile markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer olmadıklarını, tek başına ayırt edici yönü zayıf, yaygın olarak kullanılan "..." ibaresinin ancak başka unsurlarla desteklenerek kullanılabileceğini, ibarenin davacı tarafın tekeline bırakılamayacağını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili YİDK kararının iptali, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden; ...'nun 2020/82614 sayılı "...+şekil" ibareli markanın 10, 35 ve 44. sınıflarda tescili için başvurduğu, davacı şirketin "..." ibareli çok sayıda markasına dayalı olarak itiraz ettiği, davalının kullanım ispatı talebinde bulunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davacının "...-Sağlık" markasının kullanımının ispat edilemediği, diğer markaların da davaya konu marka ile benzer olmadığı gerekçesi ile itirazın reddine karar verilmiş, davacı tarafından yeniden inceleme talebinde bulunulmakla YİDK'nın 2022-M-6521 sayılı kararı ile itirazın reddedildiği, bu kararının davacı tarafa 31/5/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve eldeki davanın da yasal iki aylık süre içerisinde 26/7/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince, davaya konu marka ile davacının itiraza mesnet markaları arasında davaya konu markanın kapsamındaki bir kısım mal ve hizmetler yönünden karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, buna karşılık aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki tanınmışlık ve 6/9 maddesindeki kötü niyet koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş olup, bu karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmadığı ve davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu gözetildiğinde, istinaf incelemesine konu uyuşmazlık dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesi olup olmadığına ilişkindir. Zira, davacının tanınmışlık ve kötü niyete dayalı iddiaları ilk derece mahkemesince yerinde görülmemiş, davacı tarafça da bu yönden istinaf kanun yoluna başvurulmadığından artık bu hususlar kesinleşmiştir. Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. Bu durumda önemli olan, halkın işaretler arasında herhangi bir şekilde herhangi bir nedenle bağlantı kurma ihtimali olup, buradaki "ihtimal" kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelimedir ve şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ile bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir (Yargıtay HGK, 15/11/2013 Tarih, 2013/11-202, 2013/1587). Diğer taraftan, karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde markanın ayırt edicilik gücünün de dikkate alınması gerekmektedir. Ayırt ediciliği zayıf olan markalar bakımından karıştırılma ihtimalinin mevcudiyeti daha az olacaktır Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.247). Zira tek başına harflerin ayırt edicilik taşımaları mümkün olmadığı gibi bunların herhangi bir kimsenin tekeline de bırakılacağı da düşünülemeyeceğinden, biçim, renk, kaligrafi, tertip tarzı gibi unsurlarla ayırt edicilik kazandırılan harflerin marka olarak tescil edilebileceği değerlendirilmektedir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Bu hususlar göz önünde tutularak yapılan incelemede, dosya içinde bulunan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, kırmızı kalp şeklinde bir figür ile devamında “...” ve bitişik olarak “sağlık” ibaresinden oluşan davaya konu marka ile davacının, büyük kısmında kırmızı-siyah, gri-kırmızı ve siyah gibi renk unsurlarına yer verilen "...” esas unsurlu markaları arasındaki ortaklığın Latin alfabesinin kullanıldığı tüm dillerde bulunan “...” harfinden ibaret olduğu, "..." harfinden oluşan bu markaların zayıf bir marka olduğu ve yukarıda belirtildiği üzere bu tür markalar arasındaki iltibas tehlikesinin yapılacak küçük değişikliklikler ortadan kalkacağı, bu itibarla davaya konu markada yer alan diğer unsurlar ile davacının markalarından yeterli derecede uzaklaştığı anlaşılmıştır. Öte yandan davaya konu marka ile davacının "...-sağlık" ibareli 2019/73704 sayılı markası ile benzerlik bulunduğu kabul edilse dahi, davalı ... tarafından kullanım ispatı talep edilmiş olup dosya kapsamında, bu markanın yoğun ve aktif olarak kullanımını ortaya koyacak deliller ibraz edilmediği gibi 9. sınıfta tescilli markanın kapsamında davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen 10,35 ve 44. sınıftaki mal ve hizmetler tescilli bulunmadığından emtia benzerliği bulunmamaktadır. Dolayısı ile ortalama tüketiciler nezdinde markalar arasında ilişkilendirilme dahil karıştırılma ihtimalinin varlığından söz edilemeyecektir. Bu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunmadığı için davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalı ... vekili ile davalı şahıs vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 24/05/2023 gün ve 2022/284 Esas - 2023/222 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 80,70-TL’nin düşümü ile kalan 534,70-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irad kaydına, 4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 5-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 6-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinin yargılaması sırasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333), 8-Davalı şahıs ile davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85'ar-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ayrı ayrı davalılara iadesine, 9-Davalı şahıs ve davalı ... tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-İstinaf aşamasında davalı şahıs ve davalı ... tarafından yapılan 738,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından ibaret yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalılara ayrı ayrı verilmesine, 11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 21/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.