T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/181 KARAR NO:2026/461 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:18/12/2025 NUMARASI:2025/110 Esas 2025/1168 Karar DAVANIN KONUSU:İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) KARAR TARİHİ:01/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA …
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/181 KARAR NO:2026/461 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:18/12/2025 NUMARASI:2025/110 Esas 2025/1168 Karar DAVANIN KONUSU:İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) KARAR TARİHİ:01/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olduğunu, borçlu aleyhine İstanbul 32. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile alacağının bir kısmı olan 500.000,00-USD üzerinden iflas yoluyla ilamsız takip ikame edildiğini, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/521-2024/775 E.K sayılı dava üzerinden görülen yargılamada müvekkilinin 3.762.220,78-USD alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davalının ödemelerini tatil ettiğini, borca batık olduğunu ve başka davalarda da borca batıklığının bilirkişi marifetiyle sabit hale geldiğini belirterek davalı şirketin doğrudan iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili şirketin ödemelerini tatil etmediğini, İİK 177/2 maddesinin şartları bulunmadığını, ticari ve kamu borçlarının ödendiğini ve ödenmeye devam edildiğini, müvekkili şirket bilançosunun sabit olduğu gibi borca batık olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; "Ödemelerin tatil edilmesi, borçlunun muaccel hale gelen borçlarını süreklilik arz edecek şekilde ödememe alışkanlığı içinde bulunması anlamına gelmektedir. Borçlunun bilanço itibarıyla borca batık olması ya da faaliyetinin bulunmaması doğrudan ödemelerin tatil edildiği anlamına gelmemektedir. Somut olayda, davalı hakkında çok sayıda icra takibi bulunduğu, bir kısım dosyalarda tahsilat yapılamadığı, bir kısım dosyalarda ise tahsilat yapılmakla birlikte sıra cetveline itiraz nedeniyle alacaklıların henüz parasına kavuşamadığı sabit olmakla birlikte az evvel belirtildiği üzere süreklilik arz edecek şekilde bir ödeme tatili bulunmadığı kanaatine ulaşıldığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde ;Bilirkişinin tek taraflı olarak hazırladığı raporda davalı ... şirketinin hakkında açılan çok sayıda iflas davalarından karar aşamasına gelinmesi ve davalı firma hakkında iflas karar verilmesi kesinlik kazanması üzerine, iflas kararına mani olmak için ilgili icra dosyalarına zorunlu ödemeler yaptığını, iflas etmemek için münferiden yaptığı bir kısım ödemelere raporda tek tek yer verildiğini ancak halen de ödenmeyen büyük miktarda ve çok sayıda kesinleşmiş icra dosyaları listesine raporunda yer vermediğini, raporda sanki davalı şirket, borçlarını düzenli olarak ödüyormuş gibi bir intiba yaratılmaya çalışıldığını, bununla birlikte, ödenmemiş 163 milyondan fazla borca ilişkin değerlendirme yapılmaması hatalı olduğunu, davalı şirketin borçlu olduğu icra dosyalarının listesinde, 2017-2019 yılına ait kesinleşmiş icra takip borçlarının bile halen ödenmediği görüldüğünü, yine 300'den fazla kesinleşmiş ve ödenmemiş icra dosyası olduğu görüldüğünü, sadece iflas korkusuyla yaptıkları kısmi ödemeler olup amaç iflasa mani olmak ve davayı konusuz bırakmak olduğunu, ayrıca, davalı vekili davalı anonim şirketin kanuni temsilcilerinin, yönetim kurulu üyelerinin kamu borçlarından sorumlu olmasını engellemek için sadece sgk.gibi kamu borçlarını ödediğini, bu nedenle kapanmayan icra dosyaları nedeniyle davalı şirketin ödemelerini tatil ettiği sabit olduğunu ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava, İİK 177. Maddesi 2. bendi gereğince "borçlunun ödemelerini tatil etmesi" nedenine dayalı doğrudan doğruya iflas davasıdır.İflas davası için yetkili ticaret mahkemesi, borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yerdeki ticaret mahkemesidir ( İİK 154/ III c.2). Bu yetki, kamu düzenine ilişkin ve kesindir. İİK'nın 181. maddesinin aynı Kanun'un 160. maddesine yaptığı yollama nedeniyle,İİK'nın 179. madde hükümü uyarınca doğrudan iflas talebinde bulunan alacaklı ilk alacaklılar toplantısına kadar gerekli masraflar ile iflas kararının kanun yolları için gerekli tebliğ masraflarını avans olarak mahkeme veznesine yatırmalıdır.Somut olayda borçlu şirketin muamele merkezinde iflas davası açılmış, belirtilen masraflar yatırılmış, mahkemece İİK'nın 181. maddesi yollaması ile İİK'nın166. madde hükmüne uygun olarak ilanlar yapılmıştır.İcra İflas Kanunun doğrudan doğruya iflas hallerini düzenleyen 177. Maddesinde Evvelce takibe hacet kalmaksızın alacaklının talebi üzerine:"Madde 177 – Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir. 1 – Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadiyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yolu ile yapılan takip sırasında mallarını saklarsa; 2 – Borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa; 3 – 308 inci maddedeki hal varsa;(1) 4 – İlama müstenit alacak icra emriyle istenildiği halde ödenmemişse Türkiye’de bir yerleşim yeri veya mümessili bulunan borçlu dinlenmek için kısa bir müddette mahkemeye çağırılır. (Ek: 9/11/1988-3494/36 md.)Bu Kanunun 178 inci maddesinin ikinci fikrası burada da uygulanır." düzenlemesine yer verilmiştir. İstanbul 32. İcra Dairesi'nin ...sayılı takip dosyası incelendiğinde; alacaklı/davacı tarafından, borçlu/davalı aleyhine 500.000,00 USD asıl alacak ve 69.884,93 USD takip öncesi işlemiş faiz olmak üzere toplam 569.884,93 USD üzerinden cari hesap mutabakatı ve ihtarname sebebiyle 24.05.2022 tarihinde iflas yolu ile adi takip başlattığı, davalı borçlunun takibe itiraz etmesi üzerine itirazın kaldırılması ile iflas talepli açılan davada, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/521 E. 2024/775 K. Sayılı ilamı ile takipli iflas davasında takibe konu alacağın davalı tarafça depo edilmesi sebebiyle konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiği, verilen karar davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 02/07/2025 tarih 2025/525 E. 2025/768 K. sy kararı ile depo emrine mahsus bedelin İİK'nın 158. maddesi uyarınca 7 gün içerisinde mahkeme veznesine depo edildiği anlaşıldığı, iflas davasının reddine ve yargılama giderlerinin davanın açılma tarihindeki haklılık durumuna göre değerlendirilerek kesinleşen takip nedeniyle davacının dava açmasında haklı olması da dikkate alınarak davacı lehine yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken dava konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar vermesi hatalı olduğu gerekçesiyle yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 15/10/2025 tarih 2025/3012 E. 2025/3429 K. Sayılı ilamı nama kararı ile kesinleşmiştir.Dairemizce yapılan istinaf incelemesinde; takip tarihi itibariyle talep edilen 500.000,00 USD'nin 7.924.700,00 TL'ye tekabül etmesine rağmen davalının kendi tuttuğu ticari defterlerine göre daha yüksek tutarda borçlu olduğu anlaşılmakla asıl alacak yönünden itirazın kaldırılmasına yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının isabetli olduğuna karar verilmiştir. Görüldüğü üzere davacı alacaklının huzurdaki dava yönünden davalıdan alacağı bulunduğu anlaşılmıştır.Somut olayda uyuşmazlığın çözümü için UYAP sisteminden davalının taraf olduğu dosyalar incelenmek suretiyle ödemenin tatil edilip edilmediği konusunda dosya üzerinden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup mali müşavir bilirkişisi tarafından sunulan 03.11.2025 tarihli raporda özetle;" ...Buna göre mevcut belgeler dikkate alınarak davalı ... Madenciliğin; icra ödemeleri 112.345.965,36 TL, SGK, Şişli Sosyal Güvenlik Merkezi ödemeleri 1.080.738,60 TL, Boğaziçi Kurumlar Vergisi Müdürlüğü ödemeleri 1.681.437,95 TL olmak üzere toplam 115.108.141,91 TL olduğu, ödemelerin tatil edilmesi, pasifinin aktifinden fazla olması ya da borçlunun acz içinde olması anlamına gelmediği, ödemelerin tatili, borçlunun muaccel olan borçlarını açık ve zımni iradesiyle genel ve devamlı şekilde ödememesi olup borçların ödenmemesi süreklilik arz etmesi gerektiği Bu nedenle, yukarıdaki mevcut dosyalarda yapılan borç ödemeleri nedeniyle davalının ödemelerini tatil etmediği kanaatine varıldığı" bildirilmiştir. Doktrinde borçlunun aczi ile ödemelerini tatil etmesi genellikle bir tutulmaktadır. Ödemelerin tatili, kural olarak ödeme güçlüğü içine düşme halinden kaynaklanır. Ödemelerin tatili ile ödeme güçlüğü içine düşme arasında sıkı bir bağ olmakla birlikte bunlar aynı şeyler değildir. Ödemelerin tatilinde borçlunun muaccel para borçlarını ödeyemez durumda olması gerekir. Diğer yandan, muaccel bir borcun ödenmemesi tatil anlamına gelmez, ödememede umumilik ve süreklilik olması gerekmektedir. Borçlunun taahhütlerinden kurtulmak için yerleşim yerinin meçhul tutarak saklanması veya kaçması yahut makul bir sebep göstermeden mağaza veya yazıhanesini kapatarak ticari işlemlerine de son vermesinin de ödemelerini tatil ettiğine karine olarak kabul edilmektedir. İİK'nun 177/2 hükmü uyarınca, borçlunun ödemelerini tatil ettiğinin kabulü için borçlunun ödeme güçlüğü içinde bulunması nedeniyle açık veya zimni iradesiyle genel ve sürekli nitelikte borcunu ödememe durumunda bulunması gerekir.Borçlu, vadesi gelmiş tüm borçlarını uzun süreden beri ödeyemiyor ise borçlunun ödemelerini tatil ettiği kabul edilir. Borçlu ödemelerini tatil ettiğini alacaklılarına açıkça bildirebilir. Ya da borçluya çok sayıda icra takibi başlatılmışsa, icra takipleri neticesinde mallarının büyük çoğunluğu haczedilmişse, borçlu en küçük borçlarını bile ödeyemiyorsa, borçlunun ödemelerini tatil etmiş olduğu sonucuna varılır (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 720).Yukarıdaki açıklamalar uyarınca borçlu tarafından ödemelerin tatil edilip edilmediği hususu sadece taraflar arasında ilişki ile sınırlı olarak değil genel olarak incelenerek değerlendirilmelidir. İcra ve İflâs Kanunu'nun 177/2. hükmü uyarınca, borçlunun ödemelerini tatil ettiğinin kabulü için borçlunun ödeme güçlüğü hâlinde bulunması nedeniyle açık veya zımni iradesiyle genel ve sürekli nitelikte borcunu ödememe durumunda olması gerekir. Vadesi gelmiş borçlarının sayı ve miktar itibarıyla genel olarak ödenmemesi ve bu durumun geçici veya arızi bir mali sıkıntıdan kaynaklanmaması hâlinde borçlunun ödemelerini tatil ettiği sonucuna ulaşılabilir (Yargıtay 19. HD'nin 27/05/2009 tarih, 3927/4944 sayılı kararı).Somut olayda; borçlu şirket hakkında kesinleşmiş çok fazla sayıda icra takibi bulunsa da aynı şekilde çok fazla takip dosyasında ödemeler yaptığı, mevcut belgelere göre icra ödemeleri toplamı 112.345.965,36 TL olduğu, icra ödemeleri dışında SGK ve vergi borçlarının da ödemesi yapıldığı, her ne kadar kesinleşen bir kısım takip dosyalarında tahsilat yapılamamış ise de umumilik ve süreklilik arz edecek şekilde bir ödeme tatili bulunduğundan söz edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf harcından, davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nin 164 maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.01/04/2026