11. Hukuk Dairesi 2010/14581 E. , 2012/5266 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.06.2010 tarih ve 2009/115-2010/177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layih
**11. Hukuk Dairesi 2010/14581 E. , 2012/5266 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.06.2010 tarih ve 2009/115-2010/177 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili,müvekkilinin bitkisel yağ ve margarin alanında üretim yapan Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarından olduğunu, 350.000 ton üretim kapasitesi ile Türkiye’de lider konumda olduğunu, müvekkilinin 312 ürün ve ambalaj çeşidine sahip olup, ürün yelpazesinde kahvaltılık ve yemeklik margarin, pastacılık yağları, endüstriyel yağlar, rafine ayçiçek ve mısırözü yağları, riviera ve sızma zeytinyağları bulunduğunu, müvekkilinin ÜLKER’in lideri olduğu şirketler topluluğuna dahil olarak, esas itibariyle 29. 30 ve 32. sınıflara giren başta “her çeşit yemeklik yağlar, ve benzer emtia olmak üzere çok çeşitli gıda maddelerinin üretimi ve satışı konusunda faaliyet gösterdiğini, bu bağlamda esas unsuru BİZİM ibaresi olan bir çok markayı tescil ettirdiğini ve ticari faaliyetlerin bu markaların çatısı altında yürütüldüğünü, BİZİM ibareli markaların halk tarafından bilinirliğinin üst düzeyde olduğunu, bu nedenle müvekkiline ait 149680 numaralı BİZİM ibaresinden oluşan markanın tanınmış marka statüsüne alınması için davalı kuruma 28.12.2007 tarihinde 2007-G-262325 numara ile başvuruda bulunulduğunu, ancak davalının söz konusu başvuruyu tanınırlığın yeterli düzeyde olmadığından bahisle reddettiğini, yeniden inceleme talebinin de YİDK’nın 2009-M-628 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa 556 Sayılı KHK’nın 7/I-i hükmünün uygulanması için gerekli şartların oluştuğunu, müvekkilinin BİZİM seri markaların tüm toplumda bilinir olduğunu, bu konuda çok yoğun bir reklam kampanyasının yürütüldüğünü, söz konusu markayı taşıyan ürünlerin sadece Türkiye’de değil Almanya, Arnavutluk, Azerbaycan, Bulgaristan, Danimarka, Fransa, Gürcistan olmak üzere Irak, Kıbrıs, Kırgızistan, Kosova, Tacikistan, Ürdün ve Bosna piyasalarında da yer aldığını ileri sürerek TPE YİDK’nın 2009-M-628 sayılı kararının iptalini, 149680 numaralı BİZİM ibareli markanın tanınmış marka olduğunun kabulünü talep ve dava etmiştir. Davalı TPE vekili, dava konusu markanın tanınmışlık için gerekli kriterleri taşımadığını, tüketiciler nezdinde düşünmeden refleks olarak hatırlanmadığı,bu nedenle tanınmış marka olarak kabul edilemeyeceğini, kurumca alınan kararların hukuka uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, kısmen benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının BİZİM ve bunu esas unsur olarak içeren markalarının 556 Sayılı KHK’nın 8/4 hükmü çerçevesinde zeytinyağı, mısırözü yağı, ayçiçek yağı, hazır çorba, kahvaltılık ve yemeklik margarinler için tanınmışlığının aşikar olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda YİDK kararının hukuka uygun olduğu belirtilmiş ise de, tanınmış marka olarak kabulün asgari şartının ilgili sektörde tanınmış olmak olduğu, bu şart gerçekleşmiş ise KHK'nın 7/1-i maddesi anlamında tanınmışlığında kabulünün gerektiği, yasal anlamda tanınmış markalar arasında bir tanınmışlık derecesi mevcut olmayıp, asgari sektörel tanınmışlık koşulunun sağlanması halinde, markaya tanınmış markadan kaynaklanan korunmanın verilmesi gerektiği, gerekçesi ile davanın kabulüne, TPE YİDK’nın 23/02/2009 tarih 2009/M-628 sayılı kararının iptaline, davacının BİZİM markasının tanınmış olduğunun tespitine karar verilmiştir. Kararı davalı TPE vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı TPE vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi heyetince düzenlenen 20.04.2010 tarihli raporda, davalı TPE nezdinde 149680 sayı ile tescilli '' BİZİM'' ibareli davacı markasının 556 Sayılı KHK'nin 7/1-(i) bendi anlamında tanınmışlığının kanıtlanamadığı, ancak söz konusu markanın aynı KHK'nin 8/4. maddesine göre tanınmış marka olduğu mütalaa edilmiştir. Mahkemece, dava konusu markanın zeytinyağı, mısırözü yağı, ayçiçek yağı, hazır çorba, kahvaltılık ve yemeklik margarinler bakımından ilgili sektörde tanınmış olmasının 556 Sayılı KHK'nin 7/1-(i) bendi anlamında tanınmış marka sayılması için yeterli bulunduğu gerekçesiyle davacıya ait ''BİZİM'' markasının 556 Sayılı KHK'nin 7/1-(i) bendi anlamında da tanınmış olduğunun tespitine karar verilmiştir. Ancak, 556 Sayılı KHK'nin 7/1-(i) bendinde Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesine göre tanınmış markalara atıfta bulunulmuştur. Türkiye'nin de taraf olduğu Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi ile, anılan Sözleşmeye taraf ülkelerden herhangi birisinde ( men'şe ülke ) tescilli bir markanın yoğun kullanım, reklam ve tanıtım, kalite imajı gibi faaliyetleri sonucunda hem men'şe ülkede hem de Sözleşme'ye taraf ülkelerde tanınmış hale gelmesi halinde men'şe ülke dışında tescilli olmasa dahi daha fazla koruması taahhüt edilmiştir. Yine, TRIPS 16. maddesinin (2) ve (3) fıkraları da tanınmış markaların korunmasına ilişkin uluslararası düzenlemelerdir. Bu hükümler ile de, Paris Sözleşmesi ile kabul edilen tanınmış marka koruması hizmet markalarını ve farklı mal ve hizmetleri de kapsayacak şekilde genişletilmiş ve tanınmışlık seviyesinin toplumun ilgili kesimi bakımından dikkate alınacağı düzenleme altına alınmıştır. Açıklanan bu uluslararası sözleşme hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, 556 Sayılı KHK'nin 7/1-(i) bendi ile yapılan düzenleme aynı KHK'nin 8/4. madde kapsamındaki Türkiye'de tescilli ve tanınmış markalardan farklı olarak; esasen Paris Sözleşmesi 1. mükerrer 6. maddesi anlamındaki tanınmış markalara sağlanan dünya çapında korumanın ülkemizde de gerçekleştirilmesine ilişkindir. Bu bakımdan 556 Sayılı KHK'nın 8/4. maddesine göre, bir markanın sadece Türkiye'de tanınmış olmasının, markanın kullanıldığı mal veya hizmetlerin ilgili olduğu sektörce de tanınmış olduğundan bahisle aynı markanın Paris Sözleşmesi 1. mükerrer 6. maddesi anlamında da tanınmış marka sayılacağına dair mahkeme görüşü kabul edilemez. Nitekim, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere dava konusu '' BİZİM'' markasının yurtdışında bazı ülkelerde tescilli olması anılan markanın 556 sayılı KHK'nin 7/1-(i) bendinde atıf yapılan Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi anlamında tanınmış sayılması için yeterli olamayacağı gibi, davacı markasının yurtdışında kullanıldığı ürünlere ilişkin ihracat miktarı, yurtdışı tanıtım reklamları araştırma raporları v.b. hususlarda dosyaya yeterli delil de sunulmamıştır. O halde, mahkemece davacı markasının sadece 556 Sayılı KHK'nin 8/4. maddesine göre tanınmış marka olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, aynı KHK'nin 7/1-(i) bendinde atıf yapılan Paris Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi anlamında da tanınmış marka olduğunun kabulü doğru görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı TPE vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı TPE vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 04.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.