İSTİNAF KARAR TARİHİ20/11/2025 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...isimli geminin çok amaçlı, iki boyutlu (2B) ve üç boy…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/392 KARAR NO : 2025/1702 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 22/12/2021 NUMARASI : 2019/407 Esas - 2021/489 Karar DAVA: Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) İSTİNAF KARAR TARİHİ20/11/2025 Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...isimli geminin çok amaçlı, iki boyutlu (2B) ve üç boyutlu (3B) sismik tarama imkan ve kabiliyeti çerçevesinde yürütülecek jeoloji, jeofizik, hidrografi ve oşinografi kapsamlı ulusal arama/araştırma faaliyetlerinin tüm denizlerde etkin ve verimli şekilde icrası ihtiyacının karşılanmasına yönelik olarak Türkiye'de inşa olunduğunu, ...gemisinin inşası ve donatımını müteakip 23/06/2017 tarihinde kabulü yapılarak müvekkili ...'nın mülkiyetine geçirildiğini, ...'in denizde yürüteceği arama/araştırma faaliyetlerinde karşılaşacağı denizcilik riskleri davalı sigortacının çeşitli poliçeleri ile 26/06/2017 tarihinde güvence altına alındığını, bu sigorta poliçelerinden biri de, davanın konusu ... numaralı Tekne Sigorta Poliçesi olup, ...'in sismik algılayıcı kablolarında oluşacak zıya veya hasar riskine karşı sigortalı müvekkili ... lehine teminat vermek amacıyla düzenlendiğini, sigorta poliçesinin Ocak 2017 tarihli Thomas ...'na yollamada bulunduğunu, poliçede sigorta bedeli olarak 23.600.000 USD gösterildiğini ve 450.000 USD tenzili muafiyet şartı getirildiğini, poliçe teminat süresi düzenlenmesini müteakip bir yıl olduğunu, bunu müteakip ...ile TC Enerji Bakanlığı'nın Milli Enerji ve Maden Politikası kapsamında 2017 yılı Ağustos ayından itibaren yabancı uzmanların eşliğinde sismik tarama faaliyetleri icra edilmeye başlandığını, ..., 08/01/2018 tarihinde sismik tarama maksadıyla Batı Karadeniz'e açıldığını, 16-18/01/2018 tarihlerinde deniz ve hava durumu 18/01/2018 günü öğleden sonrası için deniz durumu dört 7-8/rüzgâr durumu 8-9 Beaufort olarak raporlandığını, bu deniz ve rüzgâr durumu tahmin verileri 16/01/2018 ve 18/01/2018 günü sabahı yapılan günlük güverte toplantılarında ele alındığını, bu toplantıda kötü hava şartları öncesi “normal seyir modu”nun sonlandırılarak sismik arama/araştırma faaliyetlerinde mutat uygulama olan “güvenli seyir modu”na geçiş kararlaştırıldığını, söz konusu operasyonlar sırasında 18/01/2018 tarihinde karşılaşılması beklenen olumsuz hava şartları öncesi ...ile “güvenli seyir modu”na geçildiğini, hava tabancaları toplandığını ve sismik algılayıcı kablolar kötü hava şartlarından etkilenmemesi için derine salındığını, ayrıca ...'in rotası rüzgâra ve dalgalanmaya karşı daha emniyetli olduğu mütalaa edilerek 135 rotasına döndürüldüğünü, 18/01/2018 tarihinde öğlen vakti öngörülemeyen şekilde ağırlaştığını ve hava durumu kaynaklarınca olağanüstü olarak nitelendirilecek düzeyde 12 Beaufort seviyesine çıktığını, 18/01/2018 tarihinde öğlen vakti oluşan kaba denizler sebebiyle ..., sert baş kıç ve yalpa hareketleri yapmaya başladığını, iskele barovanın ters yöne süratli bir şeklide sismik algılayıcı kabloların üzerine gittiğinin tespit edildiğini ve ivedilikle bilimsel sistemlerden sorumlu uzman amir bilgilendirildiğini, tüm çabalara rağmen geminin arkasından çekilen ve her biri 4 (dört) km uzunluğundaki 4 (dört) adet sismik algılayıcı kablonun birbiriyle belirli mesafede açılmasını sağlayan iki adet Barovan ünitesinden biri ve akabinde 4 (dört) adet sismik algılayıcı kablodan ikisi koparak denizde serbest kaldığını, kötü hava şartları ancak 19/01/2018 tarihinde sabah saatlerinde sona erdiğini, 19/01/2018 tarihinde acil durum prosedürlerine uygun olarak ilgili mercilere ve davalı sigortacıya gerekli riziko bildirimleri yapıldığını, hava ve deniz şartlarının geminin güvertelerinde çalışmaya imkân verecek duruma gelmesiyle 19-21/01/2019 tarihleri arasında gemiyle bağlantısı kopmayan diğer Barovan ünitesi ile sismik algılayıcı kablolar sağlam olarak gemiye alındığını ve denizde serbest kalan ekipmanın yerinin ivedilikle tespiti amacıyla Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Seyir Hidrografi ve Oşinografi Dairesi Başkanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı ile gerekli iletişim ve koordinasyon sağlandığını, Sahil Güvenlik Komutanlığınca helikopter vasıtasıyla havadan yapılan arama çalışmaları sonucunda yeri tespit edilen ekipmanlar, ...'e koruma ve takip hizmeti veren ... ve ....römorkörleriyle 21/01/2018 tarihinde gemiye çıkarıldığını, ..., 22/01/2018 tarihinde Haydarpaşa Limanı'na bağlandığını, müteakip süreçte, 24/01/2018 tarihinde davalı sigortacı tarafından dava konusu olayla ilgili olarak ... No'lu hasar dosyası açıldığını ve ekspertiz firması olarak ...görevlendirildiğinin müvekkiline bildirildiğini, adı geçen ekspertiz şirketince 22-24/01/2018 tarihleri arasında ...üzerinde incelemeler yapıldığını, fiziksel olarak hasarlı olduğu tespit edilen ekipman belirlenerek ön hasar listesi oluşturulduğunu ve istenen tüm belgeler taraflarına teslim edildiğini, bu aşamada ekspertiz şirketinin önerisi doğrultusunda nihai hasar durumunun tespiti için sismik algılayıcı kabloların üreticisi Sercel firmasının test prosedürlerine uygun olarak 27/01/2018 - 02/02/2018 tarihleri arasında ...ile sismik algılayıcı kablolar ile çevre ekipmanı teste tabi tutulduğunu, bu çalışmaların sonucunda, hasarlı/kullanılamaz durumda olduğu tespit edilen 54 adet (toplam 8100 m) sismik algılayıcı kablo ve çevre ekipmanına ilişkin nihai hasar listesi düzenlendiğini, davalı sigortacının reasüreri ..., 30/01/2018 tarihinde olay incelemesi için ikinci bir eksper şirketi ...'ı görevlendirdiğini, müvekkili ..., 13/02/2018 tarihinde sigorta poliçesinden doğan diğer haklar da saklı kalmak kaydıyla, davalı sigortacıdan toplam 6.058.819,80 ABD Dolar'lık zararının tazminini talep ettiğini, bu esnada ... Şirketin eksper şirketi ..., 19-20/04/2018 tarihleri arasında ...üzerinde ve yerinde ikinci kez eksper incelemesi gerçekleştirdiğini, ardından davalı sigortacı, sırasıyla 17/05/2018, 13/06/2018 ve 14/02/2019 tarihlerinde Sigorta Eksperi'nin hazırlamış olduğu raporlar doğrultusunda incelemenin tamamlandığı belirtilerek sigortalanmış sismik algılayıcı kablo ve çevre ekipmanının üretici tarafından belirlenen normal hava şartlarının ötesinde kullanıldığından bahisle sigorta tazminat talebini ödemeyi reddettiğini, davalı sigortacı bu kapsamda ... Kıyı Ötesi Sismik Algılayıcı Kablo ve Çevre Ekipmanı Kural ve Şartlarının 1.1.2 maddesi uyarınca sismik algılayıcı kabloların ve çevre ekipmanının üretici Kappa Offfshore Solutions firması tarafından hazırlanmış Donanım Seti Kullanıcı Kılavuzunun 3. maddesinde belirlenmiş normal kullanım sınırlarını aşan hava koşullarında işletilemeyeceğini, deniz durumu dört 7-8 / rüzgar durumu 8-9 Beaufort hava durumu rapor edilmesine rağmen kullanımdan vazgeçilmediğini iddia ettiğini, ... firması, donanım setini oluşturan sismik algılayıcı kablo ve çevre ekipmanının üreticisi olmayıp, sorumluluğu ...'de konuşlu 2B/3B sismik tarama sistemini oluşturan başlıca ... gibi farklı birçok üreticiden sağlanan ve gemi İnşa alt yüklenicisi ... tarafından ...'e entegrasyonu sağlanan ekipman bileşenlerinin 2B/3B Sismik Sistem Deniz Kabul Testini (SAT) yapmak olduğunu, adı geçen firmanın hazırlamış olduğu kılavuz da sadece ... testine ilişkin olarak kendisine başvurulmuş bir kılavuz olduğunu, normal kullanım sınırlarını aşan şartlarda gemide yapılan değerlendirmeler neticesinde Güvenli Seyir Modu'na geçilmesinin, 26/01/2018 tarihli Eksper Raporu m. 3.3 / 3.7 ile 01/05/2018 tarihli Eksper Raporu m. 3.1.2'de de vurgulandığı üzere sismik endüstrisinde mutat bir uygulama olduğunu, deniz durumu 5 / rüzgar durumu 6 Beaufort'un ötesinde hava koşullarıyla karşılaşılması halinde arama/araştırma gemilerinde mutat (normal) uygulama, geminin güvenli seyir moduna alınması ve bu doğrultuda gemiye çekilmesi en az 24 saat süren ve ardından hava durumu düzeldiğinde en az 36 saatte tekrar denize bırakılacak sismik algılayıcı kabloların gemiye alınmak yerine, denizde 15 metre derine salınması ve bu suretle bunların rüzgar ve dalgaların etkisinden korunması olduğunu, ...'de de bu yöntemin izlendiğini, sismik algılayıcı kablolar ve çevre ekipmanı batırılarak normal kullanım dışına alındığı ve güvenli seyir moduna geçildiğini, Donanım Seti Kullanıcı Kılavuzunun 3. Maddesinde kendisine yollamada bulunduğu “...-106-0PES- 000 HSE (Sağlık-Emniyet-Çevre) Planında da, deniz durumu 5 / rüzgar durumu 6 Beaufort'u aşan deniz durumu 7-8 / rüzgar durumu 8-9 Beaufort hava koşullarında sismik tarama faaliyetlerine devam edip etmeme bakımından “...” (...: İş Güvenliği Değerlendirmesi) önerildiğini, bu kapsamda hava tahmin raporlarından hava durumunun deniz durumu 7-8 / rüzgar durumu 8-9 Beaufort şiddetinde oluşacağı bilgisini alan gemi kaptanı, sismik operasyon sorumlusu ve bölüm şefleri ile iş güvenliği değerlendirmesi yaptığı ve ardından normal kullanımı bırakmak suretiyle, güvenli emniyet moduna geçişi kararlaştırdığı ve uyguladığını, 01/05/2018 tarihli eksper raporunun sonuç kısmında, rizikonun teminat kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğine karar verilmediğinin ifade edildiği, ancak rizikonun sigorta teminatı dışında kaldığına yönelik bir değerlendirmede bulunmaktan kaçındığını, bunun üzerine davalı sigortacı inisiyatif kullanarak, sigortalı sismik algılayıcı kablolar ile çevre ekipmanında meydana gelen zıya veya hasarın sigorta teminatı kapsamı dışındaki bir rizikodan meydana geldiğini kabul ettiğini, yapılan değerlendirmelerde şüpheye yer verilmesine rağmen yine de eksperler zarar hesabına yönelik görevlendirilmediğini, 26/06/2017 tarihli ve ... no.lu Tekne (Streamer & Row) Sigorta Poliçesinin 2. sayfasında tenzili muafiyet olarak 450.000 USD kararlaştırıldığından, davalı sigortacının müvekkili şirkete sigorta kapsamındaki rizikonun gerçekleşmesi dolayısıyla maruz kaldığı zarar için ödemesi gereken sigorta tazminatı da (4.869.921,63 - 450.000 =) 4.419.921,63 USD olduğunu beyanla fazlaya İlişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 4.419.921,63 USD sigorta tazminatının, alacağın muaccel olduğu 06/03/2018 tarihinden itibaren işleyecek kanuni temerrüt faizi üzerinden, yargılama masrafları ve kanuni avukatlık ücretiyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Uyuşmazlığa konu sigorta ilişkisi, ...gemisinde bulunan sismik algılayıcı kablo ve ekipmanın, 28.05.2017 ile 28.06.2018 tarihleri arasında sigorta teminatı altına alınmasına dair müvekkili ... tarafından düzenlenen ... numaralı Tekne (...) Sigorta Poliçesi'ne dayandığını, ilgili poliçe içinde, müvekkili ile reasürörü arasındaki reasürans sözleşmesinin A Bölümü (... A)'nü teşkil eden Ocak 2017 tarihli Thomas ...''a atıf yapıldığını, uyuşmazlığa konu sigorta poliçesi kapsamında, davacı uhdesinde bulunan ve sigortalanan sismik algılayıcı kablo ve ekipmana ilişkin teknik kullanım koşullarını belirten her doküman, sigorta şartlarına dâhil edildiğini ve davacı ...'nın sigorta korumasından yararlanması ilgili teknik kullanım koşullarına uygunluk şartına tabi kılındığını, bu kapsamda her ne kadar uyuşmazlığa konu sigorta poliçesinin müzakereleri esnasında davacı ... tarafından müvekkili ...'ya bildirilmemiş olsa da, uyuşmazlık konusu olayın meydana gelmesini müteakip müvekkiline ulaşmış olan ve poliçe evrakı içinde atıf yapılmış olan ... firması tarafından hazırlanmış Donanım Seti Kullanıcı Kılavuzu ve Sercel firması tarafından hazırlanmış olan Kullanıcı Kılavuzu'nun da huzurdaki uyuşmazlığın çözümünde dikkate alınması gerektiğini, ... Araştırma Gemisi 2B/3B Sismik Operasyon ve Eğitim Hizmet Alım Şartnamesinde de sismik sisteme ait tüm sistem/cihaz/ekipmanların ilgili kılavuzlar uyarınca kullanılması ve korunması gerektiği belirtildiğini, davacı ...'nın ...Araştırma Gemisi 2B/3B Sismik Operasyon ve Eğitim Hizmet Alımı Şartnamesinde de sismik sisteme ait tüm sistem/cihaz/ekipmanların ilgili kılavuzlar uyarınca kullanacağını ve koruyacağını belirttiğini, ... firması tarafından hazırlanmış Donanım Seti Kullanıcı Kılavuzu, bizatihi davacı tarafından satın alınmış olan sismik algılayıcı kablo ve ekipmana ait son derece teknik detaylar ile kullanım koşul ve parametrelerini içerdiğini, ilgili belgelerin hazırlanması/yazımı sürecinde ...'nın hiçbir dahli bulunmadığını, keza, uzmanlık alanı sismik araştırma olmayan ve sigortacı olarak yükümlülüğü sigorta ettiren tarafından kendisine bildirilen risklere ilişkin sigorta teminatı sağlamakla sınırlı olan müvekkilinin, böyle bir kılavuzun yazımındaki herhangi bir eksiklik nedeniyle sorumlu tutulması poliçe tarafları arasındaki menfaat dengesine ve hakkaniyete aykırı olup, bundan kaynaklanan herhangi bir şüphenin, hiçbir surette müvekkili aleyhine yorumlanması mümkün olmadığını, davacı tarafından sunulan bu raporun herhangi bir imza taşımadığı ve bu haliyle bir taslaktan öteye gitmediğini, ayrıca ilgili rapor bir bütün olarak ele alındığında rapora esas araştırmanın zaten meydana gelen zararın mahiyeti ve boyutunun tespiti ile ilgili olduğunu, bu doğrultuda raporun sonuç kısmında “güvenli seyir modu”nun teminat kapsamında olup olmadığına ilişkin bir değerlendirmeden kaçınılması söz konusu olmadığını, kanun metninde yer alan tanımlama uyarınca eksperin esas görevi sigorta konusu bir riskin gerçekleşmesi halinde, hasarın gerçekleşme nedenini tespit etmek ve zarar miktarını belirlemek olduğunu, aynı şekilde, Sigorta Eksperleri Yönetmeliği'nde de hasarın poliçe teminatı kapsamına girip girmediği yönünde bir değerlendirme yapması eksperin görevleri arasında sayılmadığını, müvekkili sigortacının, bu poliçe özelinde sigorta teminatının kapsamını ve dolayısıyla da kendisi ve reasürör açısından risk analizini, ...'nın uygulamalarından bihaber şekilde düzenlemesine neden olduğunu, davacı tarafından tazmini talep edilen zararın Tekne Sigorta Poliçesi kapsamı dışında olduğuna dair uyuşmazlık konusu talebin teminat dışı olduğuna ilişkin savunmalarına halel getirmemek kaydıyla, bir an için davacı ... tarafından talep edilen zarar tazmininin sigorta kapsamı içinde olduğu kabul edilecek olsa bile, davacı ... tarafından Poliçe şartlarının ihlal edilmiş olması sebebiyle, ilgili tazminat talebinin hiçbir surette müvekkili tarafından karşılanmasına olanak bulunmadığını, davacı ...'nın Tekne Sigorta Poliçesi metninin kaleme alınması nedeniyle poliçe kapsamına dair bir şüphe olduğu ve bu şüphenin de davacı yararına yorumlanması gerektiği iddiasının kabul görmesi ihtimalinde dahi müvekkili ... hiçbir surette sigortalı ekipmanın “güvenli seyir modu”ndayken uğradığı zararlardan sorumlu tutulamayacağını, rizikonun gerçekleşmesinden sonra bildirim yükümlülüğünün ihlali bakımından, sigorta ettirenin kusurlu olup olmadığına bakılması ve kusur derecesine göre talep edilen tazminattan indirim yapılmasını, davacı ..., sismik araştırma sektöründe “mutat” olarak addettiği ve sigortalanan sismik algılayıcı kablolar ve ekipmanın poliçe şartları dışında kullanılması ve sismik araştırma için aktif olarak kullanılmasa dahi denizde bırakılması sonucunu doğuran bir uygulamayı, poliçenin düzenlenmesi sürecinde müvekkiline bildirmeyerek, sigorta sözleşmesi kapsamında müvekkilinin sigorta teminatı sağlayıp sağlamama konusundaki kararına etki edecek ölçüde önemli bir unsuru bildirmediğini, bu kusurun uyuşmazlığa konu riskin meydana gelmesi ve zararın ortaya çıkması hususunda etkisinin %100 oranında olduğunu, davacının, müvekkiline 13.02.2018 tarihinde iletmiş olduğu sigorta tazminatı ödeme talebinde uyuşmazlığa konu olaya dair toplamda 6.058.819,80 Amerikan Doları tutarında zararı olduğunu bildirdiğini, bununla birlikte huzurdaki dava kapsamında talep edilen tutarın ise 4.419.921,63 Amerikan Doları olduğu anlaşıldığını, davacı ... tarafından ilgili tablo ve faturalarda yer alan tutarların ödendiğine ilişkin herhangi bir ispat vasıtası sunulmadığını, davacı ... tarafından ileri sürülen faiz talebi de fahiş olduğunu, davacı tarafından talep edilen, toplamda 4.419.921,63 Amerikan Doları'nın 859.006,17 Amerikan Doları'na tekabül eden kısmı Türk Lirası üzerinden fatura edilmiş tutarlar olup bu kısmın ilgili şartname maddesi uyarınca, Amerikan Doları üzerinden talep edilmesi mümkün olmadığını beyanla davanın reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Yapılan yargılama neticesinde; tüm dosya kapsamı ve Denizcilik ve sismik araştırma konusunda uzmanlığı bulunan, bu alanlarda yeterli tecrübeye sahip teknik bilirkişiler ile sigorta bilirkişinin hazırlamış olduğu raporlardaki tespit ve değerlendirmelere göres; ...Gemisinin sismik araştırma faaliyetleri için Batı Karadeniz 'de bulunduğu sırada 18.01.2018 tarihinde kötü hava koşullarının etkisi ile sismik algılayıcı kablolarında meydana gelen hasarın sigorta teminatı kapsamında kaldığı, 4.889.821,63 USD olan hasar bedelinden sigorta poliçesinde öngörülen muafiyet miktarının tenzilinden sonra davalı sigorta şirketinin davacıya 4.419.921,63 USD sigorta tazminatı ödemesi gerektiği kanaatine varılmış olduğundan, bu kanaat ışığında davanın kabulü ile 4.419.921,63 USD'nin 06.03.2018 olan muacceliyet tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte davalıdan tahsiline," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarının eksik inceleme sonucu tanzim edildiğini, itirazlarının raporlarda ya hiç ele alınmadığını ya da gereği gibi ele alınmadığını, bilirkişilerin uzmanlığı ve tarafsızlığı hususunda itirazlarının yerel mahkemece nazara alınmadığını, davacı tarafça, uyuşmazlığa konu zararın meydana geldiği 18.01.2018'de hava koşullarının ağrılaşmasından önce gereken her türlü önlemi aldığını ve tüm gayret ve özenin gösterilmesine rağmen olağanüstü hava koşulları nedeniyle zararın meydana gelmesinin engellenemediğinin belirtildiğini, yerel mahkemecenin de bu beyanlara itibar ederek hüküm tesis ettiğini, davacının sigortalanan sismik algılayıcı ile kablo ve ekipmanı kullanım kılavuzunda belirtilen koşul ve parametrelerin dışında kullandığını, yabancı dildeki deliller arasında yer alan "launch" kelimesinin bilirkişilerce tercümesinin hatalı yapıldığını, hatalı değerlendirmeye dayanılarak hüküm tesis edildiğini, uyuşmazlığın esası ile ilgili önemli bir hususta tercüme konusunda uzman olmayan bilirkişilerin değerlendirilmesine itibar edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, güvenli seyir modunun sismik faaliyet kapsamında bulunmadığı, davacının kayıp ya da hasar riskini indirmek amacıyla bu yönteme başvurduğu kabul edilerek talebin poliçe teminatı kapsamında kabul edileceği değerlendirmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkemece, bilirkişilerin geminin "güvenli seyir modu/periyodu"na alınmasının mutat uygulama olduğu yönündeki değerlendirmelerine itibar ederek hüküm tesis ettiğini, ancak bilirkişilerin "güvenli seyir modu" değerlendirmelerinin hatalı olduğunu, bilirkişiler ekipmanın toplanması gereken zaman dilimi ile hava koşullarının uyuşmazlık konusu sigortalı ekipman üzerinde yaratacağı fiziksel etkinin hesaplanamayacağını belirtmişlerse de rapora itiraz dilekçesinde bunların hesaplama yönteminin izah edildiğini, ancak yerel mahkemece bu itirazların dikkate alınmadığını, davacının TTK M. 1435'de öngörülen yükümlülüğünü ihlal ettiğini, tüm denizcilik camiasında mutad uygulama olarak kabul edilen "güvenli seyir modu"nun basiretli tacir olan davalı şirketin bilmesi gerektiği yönündeki değerlendirmelerin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişiler tarafından yapılan zarar hesaplamasının hiçbir somut belgeye dayanmadığını ve kabulünün mümkün olmadığını, davacı tarafından talep edilen faizin fahiş olduğunu, davacının tüm ödemelerini TL cinsinden yapmış olmasına rağmen USD cinsinden talepte bulunabileceğine ilişkin kabul kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava; Tekne Sigorta Poliçesi kapsamında rizikosunun gerçekleştiği iddiasıyla hasarın tazminine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, hasarın sigorta poliçesi teminatı kapsamında kalıp kalmadığı, bilirkişi raporunun hatalı olup olmadığı noktalarındadır.Davacı, sismik tarama gemisi ...gemisinin, 08.01.2018 tarihinde sismik araştırma için Batı Karadeniz'e açıldığını, 18.01.2018 günü öğleden sonrası için deniz durumu dört 7-8/rüzgar durumu 8-9 Beaufort olarak raporlandığını, kötü hava şartları öncesi “normal seyir modu”nun sonlandırılarak sismik arama/araştırma faaliyetlerinde mutat uygulama olan “güvenli seyir modu”na geçildiğini, hava tabancalarının toplandığını ve sismik algılayıcı kabloların kötü hava şartlarından etkilenmemesi için derine salındığını, ayrıca rotanın rüzgâra ve dalgalanmaya karşı daha emniyetli olduğu mütalaa edilerek 135 rotasına döndürüldüğünü, hava şartlarının 18/01/2018 tarihinde öğlen vakti öngörülemeyen şekilde ağırlaştığını ve hava durumu kaynaklarınca olağanüstü olarak nitelendirilecek düzeyde 12 Beaufort seviyesine çıktığını, 18/01/2018 tarihinde öğlen vakti oluşan kaba denizler sebebiyle ...'in yalpa hareketleri yapmaya başladığını, iskele barovanın ters yöne süratli bir şeklide sismik algılayıcı kabloların üzerine gittiğinin tespit edildiğini ve ivedilikle bilimsel sistemlerden sorumlu uzman amir bilgilendirildiğini, tüm çabalara rağmen geminin arkasından çekilen ve her biri 4 (dört) km uzunluğundaki 4 (dört) adet sismik algılayıcı kablonun birbiriyle belirli mesafede açılmasını sağlayan iki adet Barovan ünitesinden biri ve akabinde 4 (dört) adet sismik algılayıcı kablodan ikisinin koparak denizde serbest kaldığını, kötü hava şartları ancak 19/01/2018 tarihinde sabah saatlerinde sona erdiğini ve acil durum prosedürlerine uygun olarak ilgili mercilere ve davalı sigortacıya gerekli riziko bildirimleri yapıldığını, gemiyle bağlantısı kopmayan diğer Barovan ünitesi ile sismik algılayıcı ve kabloların sağlam olarak gemiye alındığını ve yapılan arama çalışmaları sonucunda yeri tespit edilen ekipmanların da gemiye çıkarıldığını, 24/01/2018 tarihinde davalı sigortacı tarafından dava konusu olayla ilgili olarak ... No'lu hasar dosyası açıldığını, hasarlı/kullanılamaz durumda olduğu tespit edilen 54 adet (toplam 8100 m) sismik algılayıcı kablo ve çevre ekipmanına ilişkin nihai hasar listesi düzenlendiğini, 13/02/2018 tarihinde davalı sigortacıdan toplam 6.058.819,80 ABD Dolar'lık zararının tazminini talep ettiğini, davalı sigortacının, sigortalanmış sismik algılayıcı kablo ve çevre ekipmanının üretici tarafından belirlenen normal hava şartlarının ötesinde kullanıldığı bahsiyle sigorta tazminat talebini ödemeyi reddettiğinden, sigorta kapsamındaki rizikonun gerçekleşmesi dolayısıyla 4.419.921,63 USD sigorta tazminatının davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı hasarın teminat kapsamı dışında olduğunu savunmuştur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 1409/2. maddesi uyarınca sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükü sigortacıya aittir. Bu düzenlemeye göre sigorta teminatı dışında kalan bir hususun teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiğinin somut delillerle kanıtlanması halinde ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.(HGK 10.12.1997 gün ve 1997/11-772-1043; HGK 16.12.1998 gün ve 1998/11-872-905; HGK 22.12.2010 gün ve 2010/17-655-688 sayılı ilamları) ...gemisinin sismik algılayıcı kabloları ile çevre ekipmanlarıyla ilgili zıya ve hasar riskinin teminat altına alınması amacıyla, davalı sigorta şirketi nezdinde ... numaralı 26.06.2017 tarihli Tekne Sigorta Poliçesinin düzenlenmiş olup sigorta poliçesinde ... Kıyı Ötesi Sismik Algılayıcı Kablo ve Çevre Ekipmanı Kural ve Şartları'na atıfta bulunarak, sigorta bedeli 23.600.000 USD, 450.000 USD tenzili muafiyet şartı bulunduğu görülmüştür. 18.01.2018 tarihinde yaşanan olumsuz hava şartları öncesinde gemi, güvenli seyir moduna alınarak sismik taramaya ara verilmiş, hava tabancalarının toplanmış, sismik algılayıcı kabloların kötü hava ve deniz koşullarından korunması için denize salınmış olmasına rağmen, beklenenin üzerindeki kötü hava ve deniz durumunun etkisiyle geminin arkasından çekilen ve her biri 4 km uzunluğundaki 4 adet sismik algılayıcı kablosunun ikisi ve bir adet Barovan ünitesi gemiden koparak denizde kalması sonucunda hasar oluşmuş, ortaya çıkan hasara ilişkin davalıya yapılan başvuru, davalının, sigortalanmış sismik algılayıcı kablo ve çevre ekipmanının üretici tarafından belirlenen normal hava şartlarının ötesinde kullanıldığı gerekçesi ile reddedilmiştir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık söz konusu hasarın sigorta poliçesi kapsamında olup olmadığı noktasındadır.Sigorta poliçesinde, 4. bölümü saklı kalacak şekilde Thomas Miler tarafından hazırlanan Şartlar'a atıfta bulunulmuştur. ... tarafından hazırlanan Şartlar'ın 1. Bölümünde operasyonel faaliyetleri ve bunların poliçe kapsamındaki “koşul” ve “istisnalarını” işaret etmektedir. Şartlar 1.1.6 uyarınca açıkça “askıya alma” durum gözetilerek buna göre hava tahminin, koşulların sudaki ekipmana zararlı olacak bir düzeye kadar kötüleşmeyeceğini ve kabul edilebilir bir zaman çerçevesi içinde iyileşmeye başlayacağını göstermesi koşuluyla, operasyon, ekipman sudan çıkarılmadan askıya alınabileceği düzenlenmiştir. Şartlar 1.1.27de ise “imalatçı tarafından belirtilen toleransı/ çalıştırma parametrelerini aşan koşullarda veya kayıp yahut hasar riskini arttıracak şekilde (derinlik, akım, görünürlük, deniz çalkalanması, kabarma, yüzey koşulları da dahil ancak bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla) başlatılamaz, çalıştırılamaz ve/veya geri getirilemez”şartı konulmuştur. Dava dosyasında tartışma konusu olan “launch” fiili bilirkişi raporunda... uyarınca somut olay bakımından Türkçe karşılığının "geminin suya indirilme faaliyetinin başlatılması" anlamına geldiği ifade edilmiş olup, bilirkişilerin bu tespitinde bir isabetsizlik görülmemiştir. ... Kıyı Ötesi Sismik Algılayıcı Kablo ve Çevre Ekipmanı Kural ve Şartlarında da bildirim yükümlülüğüne ilişkin düzenlemenin mevcut olduğu görülmektedir. “riskin bildirilmesi ve değiştirilmesi” başlıklı 5.3.4. maddesinde, “sigortacıların teminat sağlayıp sağlamama ve hangi koşullarda teminat sağlayacağına ilişkin kararını vermesinde …” sigortalının bildirim yükümlülüğü bulunduğu belirtilmiştir. Sigortacıların sağladıkları teminat "kıyı ötesi- sismik veri ekipmanına” dairdir. Kıyı ötesindeki kötü havada gerçekleşen“güvenli seyir modu"na geçişin mutad denizcilik uygulaması olduğu, hava şartlarının kötüleşme riskinin her zaman bulunduğu, sigortacı tarafından basiretli tacir olarak hareket etme yükümlülüğü kapsamında bilinmesi gerekir. Bilirkişi Kök ve Ek raporlarında alınacak mutat tedbirin “güvenli seyir modu”na geçiş olduğu, zira Güvenli seyir moduna geçişin arama/araştırma gemilerinin, hava tahmin raporlarında öngörülen 7-8 bofor şiddetinde karşılaştıkları kötü hava koşullarında alabilecekleri en üst seviyede önlemlerden biri olduğu, bunun dışında toplanması en az 24 saat süren sismik algılayıcı kabloların bu koşullarda tekneye alınması sırasında oluşacak olumsuz HSE (Sağlık, Emniyet ve Çevre-Health, Safety and Environmeni) koşullarının, gemi, ekip ve ekipman için son derece güvensiz şartlar da meydana getirebileceği yönünde görüş bildirilmiş olduğundan, gereken tedbirlerin alınmış olduğu görülmüştür.18.01.2018 tarihinde raporlanan hava durumu 8-9 bofor (dalga boyu 3,3 metre, rüzgâr hızı saatte 37 deniz mili) iken fiilen gerçekleşen rüzgâr hızı bunu ölçen dosyaya bulunan ekran görüntüsü dikkate alındığında, öngörülenin yaklaşık iki katı kadar (74.2 deniz mili) olarak tespit edilmiştir. Operasyonel Özel Şartlar m.1.1. 4/6 uyarınca “hava koşullarının en az bir defa takip edilmesi” yükümlülüğü bulunmasına rağmen, dosya kapsamından, gemi personelinin günde iki defa hava raporunu takip edilmesine rağmen, hava tahmin istasyonlarının dahi bilmediği ve öngöremediği bir hava değişimini, davacının personelinin bilmesi se olanaklı olmadığından, davalının, davacının hava koşullarının kötüleşeceğini 48 saat önceden bilmesine ve ekipmanları toplamak için süresi olmasına rağmen, toplamak yerine suda bırakmasının poliçeye aykırılık teşkil etmemektedir. Kaldı ki güvenli seyir moduna geçilmesi olağan bir üst düzey önlem olduğu, hava tabancalarının güverteye alınması, sismik algılayıcı kabloların derinlere indirilmesi ve geminin rüzgar ve rotaya uygun rotaya çevrilmesi, geminin hızının düşürülerek koşulların normale gelmesi şeklinde uygulandığı sismik araştırma gemilerinde belirtilen hava koşullarında olağan bir üst düzey önlem olduğu, sismik faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği, olumsuz hava koşulları ile karşı karşıya kalınan sismik operasyonlar için mutat tedbirler olması ve olağan bir denizcilik uygulaması olduğunun tespiti karşısında, tacir olan davalı bilmesi gerektiğinden davalının bu hususlardaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Mahkemece alınan bilirkişi kök ve ek raporunda, ...gemisinin 08.01.2018 tarihinde sismik araştırma faaliyetlerinde bulunmak için Batı Karadeniz’e açıldığı,15.01.2018 tarihine kadar 4 veya 5 "orta" olarak belirlenen rüzgâr durumunun, 18.01.2018 günü öğleden sonrası için 8-9 bofor (dalga boyu 3,3 metre, rüzgâr hızı saatte 37 deniz mili) olarak raporlandığı, 18.01.2018 günü için gerçekleşen rüzgâr hızının öngörülenin yaklaşık iki katı olan 74.2 deniz mili olduğu, hava durumunun güncel olarak hava raporu veren 2 farklı istasyondan (günde 2 şer defa) takip edildiği, hava tahmin raporlarına göre olay günü oluşan 74 knot (mil/saat)’lik rüzgârın bu istasyonlarca tahmin edilemediği, hava dinamiklerinde (basınç merkezleri ve izobarlarının hareketi) ender de olsa kısa sürede hızlı değişimlerin olabileceği, 18 Ocak 2021 tarihinde deniz durumu 7-8 bofor, rüzgâr durumu 8-9 olarak beklenilirken, 12 bofor kuvvetinde rüzgâr meydana geldiği, hava tahminlerinin çok üzerinde hava koşullunun oluştuğu, gemi CCTV video kayıtlarında eksperler tarafından da doğrulanmıştır. Güvenli modda seyir, sismik faaliyetlerin yapıldığı, devam ettiği ve/veya gerekirse devam ettirilebileceği koşulların süregeldiği bir peryottur. Güvenli seyir modu sırasında geminin rotası, hızı, sismik ekipmanın derinliği gibi parametrelerin tamamen gemi ve ekipmanın güvenliğine uygun hale getirilip, gemi bu modda iken sismik faaliyetin gerçekleştirmenin mümkün olmadığından, alınan tedbirlerin gerek gemi, gerek ekipman ve gerekse operasyonu sağlayan ekibin güvenliği açısından, olumsuz hava koşulları ile karşı karşıya kalınan sismik operasyonlar açısından mutat tedbirler olup bu koşullar altında, sismik operasyonun yapılaması yada devam ettirilmesi mümkün olmadığından güvenli seyir modunun, sismik faaliyet kapsamında değerlendirilemeyecektir. Bilirkişi raporunda, güvenli seyir moduna geçişin arama/araştırma gemilerinin, hava tahmin raporlarında öngörülen 7-8 bofor şiddetinde karşılaştıkları kötü hava koşullarında alabilecekleri en üst seviyede önlemlerden biri olduğu, bunun dışında toplanması en az 24 saat süren sismik algılayıcı kabloların bu koşullarda tekneye alınması sırasında oluşacak olumsuz HSE (Sağlık, Emniyet ve Çevre-Health, Safety and Environmeni) koşullarının, gemi, ekip ve ekipman için son derece güvensiz şartlar da meydana getirebileceği belirtilmiştir. Dolayısıyla geminin faaliyetlerinin dava konusu olay tarihinden daha önce, normal kullanım koşulları altında başlatılmış (launch) olduğu, hava koşullarının sismik operasyonlar için uygun olmadığı bilgisi ile güvenli seyir moduna geçildiği, güvenli seyir moduna geçilmesinin olağan bir denizcilik uygulaması olduğunu tacir olan davalının bilmesi gerektiği, sismik algılayıcı kablo ve çevre ekipmanlarında meydana gelen hasarın poliçe ve şartlar hükümleri dairesinde sigorta teminatı kapsamında kaldığı, poliçenin 4. sayfasında poliçe priminin ve ödenebilir bir hasar halinde tazminat tutarının poliçenin ön yüzünde belirtilen USD cinsinden ödenmesinin esas olduğunun belirtildiğinden davacının USD üzerinden talep etmesinin uygun olduğu, gerçek zarar miktarının 4.889.821,63 USD olup poliçede belirtilen 450.000 USD muafiyet miktarından sonra 4.419.921,63 USD olduğu tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı, hava tahmin raporlarında verilen rüzgar hızına binaen, suda bırakılması öngörülen ekipmanın üzerine uygulanacak gerilme kuvvetinin hesaplanması gerektiğini ileri sürmüşse de, bilirkişi raporunda, sismik gemilerin ve üzerindeki ekipmanın maruz kaldığı yüklerin ne kadar dinamik koşular altında oluştuğunun bilinmediğinin ve koşulların anlaşılamadığının sonucunda oluşmuş bir kanaat olduğu, belirtilen koşullar altında su içerisinde bulunan ekipmanların üzerine uygulanan çok sayıda kuvvetten bahsedilebileceği, bu kuvvetlerin geminin hızı, rüzgar hızı ve yönü, dalga yüksekliği ve yönü gibi birçok parametreden etkilendiği, geminin tüm bu bahsedilen parametreler nedeniyle her üç boyutta hareket ettiği, tüm bu dinamik parametrelerin gerçek zamanda doğru şekilde belirlenerek, ekipman üzerinde oluşturacağı gerilmelerin belirlenmesi ve ekipmanın buna direnç gösterip gösteremeyeceğinin gerçekçi şekilde hesaplanmasının mümkün olmadığı, mevcut durum itibarıyla bu parametrelerin belirtilen şekilde bilinmesinin de olanak dışı olduğu, dolayısıyla, davalı tarafın önerdiği hesaplamaların doğru ve güvenilir sonuçlar vermesi, elde edilecek rakamların gerçekte ekipmanın üzerine etki eden kuvvetleri yansıtmasının olası bir durum olmadığı, bu nedenlerle, sismik çalışmalarda yapılan genel uygulamanın, hava tahmin raporlarında verilen rüzgar hızı, dalga yüksekliği ve deniz durumuna göre, ekipmanın suda kalıp kalmayacağına karar vermek şeklinde olduğu, olayın gerçekleştiği 18.01.2018 tarihinde raporlanan 8-9 bofor hava durumu (dalga boyu 3,3 metre, rüzgâr hızı saatte 37 deniz mili), sismik çalışmalar için güvenli seyir moduna geçilmesine uygun olduğu, ancak fiilen gerçekleşen rüzgâr hızının, öngörülenin yaklaşık iki katı kadar (74.2 deniz mili) olmasının su içerisindeki ekipmana zarar verdiği değerlendirilmiş olması karşısında davalı vekilinin bu husustaki istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.Mahkemece, bilirkişi heyeti oluşturulurken, Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknoloji Enstitüsüne, İTÜ Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesine ve Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına müzekkereler yazılarak bilirkişi isimleri istenilmiş, 04.03.2021 tarihli ara karar ile, davacı vekili tarafından 27/01/2021 tarihli duruşmada İTÜ'nün kendi bünyesinde ...niteliğinde bir gemi bulunmadığından bu üniversiteden gelen listede isimleri bildirilen gemi inşa mühendislerinin dava konusu uyuşmazlık yönünden bilirkişilik yapabilecek yetkinlikte olmadıklarına ilişkin beyanı ile davalı vekilinin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının davacı TC Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığına bağlı bir kuruluş olması nedeniyle Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığından bildirilen listeden bilirkişi görevlendirilmemesi yönündeki beyan ve talepleri dikkate alınarak bilirkişi heyeti oluşturulmuştur. Bilirkişi raporu denetime elverişli olup ek raporda tarafların rapora karşı itirazlarının da değerlendirilmiş olduğu görülerek Mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı, 4.419.921,63 USD sigorta tazminatını talep etmiş olup, yabancı para alacaklarına, 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi gereğince Devlet Bankalarının o para birimi ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranına göre faiz isteyebilecek olduğundan, mahkemece 3095 sayılı kanunun 4/a md. Uyarınca kamu bankalarının USD mevduatına uyguladığı en yüksek faizi ile tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Somut olayda, ...Gemisi, sismik araştırma yapmak için Batı Karadeniz 'de bulunduğu 18.01.2018 tarihinde kötü hava koşullarının etkisi ile, bir adet Barovan ünitesi ve iki adet sismik algılayıcı kablosunun koparak denizde serbest kalmış olup, sismik algılayıcı kablolarında meydana gelen hasarın sigorta teminatı kapsamında kaldığı, tespit edilen toplam 4.889.821,63 USD hasar bedelinden sigorta poliçesinde öngörülen muafiyet miktarının tenzilinden sonra davalı sigorta şirketinin davacıya 4.419.921,63 USD sigorta tazminatı ödemesi gerektiği, poliçede davacının USD cinsinden ödenmesinin esas olduğunun belirtildiğinden davacının USD üzerinden talep etmesinin uygun olduğu anlaşılarak Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 438.523,19 TL harcın, alınması gerekli olan 1.754.092,78 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.315.569,59 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025