T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/887 - 2025/2513 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/887 KARAR NO : 2025/2513 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2017 NUMARASI : 2017/25 E. - 2017/517 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/887 - 2025/2513 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/887 KARAR NO : 2025/2513 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 28/11/2017 NUMARASI : 2017/25 E. - 2017/517 K. DAVANIN KONUSU :YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 28/11/2017 Tarih ve 2017/25 Esas - 2017/517 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı şahsın 2015/3944 sayılı ve" “..." " ibareli başvurusuna, müvekkilinin "..." ibareli markalarına dayalı olarak yaptıkları itirazlarının nihai olarak dava konusu YİDK kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ibareli markaları ile benzer olduğu gibi "..." ibareli markası ile de birebir aynı olduğunu, markalar arasında iltibas iltibas bulunduğunu, müvekkilinin yoğun emek ve etkin tanıtım faaliyetleri sonucu tüketiciler nezdinde kendisi ile özdeşleşmiş “...” ve “...” ibaresine ekli ibare ve şekillerden oluşan 242 adet tescilli markanın ve marka başvurusunun sahibi olduğunu, “...” kök ibareli bu markaların seri marka niteliği taşıdığını, dava konusu başvurunun tescilinin tüketiciler nezdinde karışıklık yaratarak başvuru sahibi lehine haksız avantaj sağlayacağını, müvekkilinin markalarının itibarının zedeleneceğini, davalı başvurusunun müvekkili markalarının ticari itibarından ve getirisinden faydalanmak amacı taşıdığını, kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2016-M-11293 sayılı kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, “..." ibaresinden oluşurken; itiraza dayanak markaların standart karekterle yazılı 2000/17287, 2000/19681, 2001/23122, 2000/19683, 2000/21346, 2000/19679, 2005/43579, 2000/18009, 2000/26089 sayılı "...", "... ..." ibarelerinden oluştuğu, markalarda ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt edciliğinin düşük bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça “...” ibareli markalarının yoğun kullanım, yaygın reklam ve tanıtım sonucu yüksek bir tanınmışlık kazandığını iddia ve seri marka algısı yaratacağı belirtilmişse de, esasen seri markaların markasal kullanımdan çok, ... telefonu ile verilen iletişim hizmetlerinin türü, tarifesi, içeriğine dair bilgi veren tanımlayıcı kullanımlar olduğu, bu tür kullanım ve tanıtımların jenerik anlamı pekiştiren bir kullanıma karşılık geldiği, davacı markalarına yüksek bir ayırt edicilik, dahası tanınmışlık sağladığının kabul edilemeyeceği, kaldı ki “...” ibaresini içeren markaların araştırmasında, 3000’den fazla sonuca ulaşılan ve marka yaratmada sıkça kullanılan bir sözcük olan “...” ibareli davacı markalarında olduğu gibi ayırt ediciliği zayıf olan ibareleri tercih eden bir kimsenin, bu ibarelere bir takım farklı ilaveler yapılarak marka olarak kullanılmasına katlanmak mecburiyetinde olduğu, marka işaretleri arsında benzerlik bulunmadığından iltibas koşullarının oluşmadığı, davacının 556 sayılı KHK’nın 8/3 maddesi kapsamında eskiye dayalı kullanım nedeniyle üstün ve öncelikli hakkının bulunmadığı,taraf markalarının 556 sayılı KHK’nın 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığından somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK’nın 8/4 maddesinin uygulanması mümkün görünmediği, dosya içeriği itibari ile davacı markalarının tanınmış marka olduğu yönünde bir kanaat oluşmadığı, dava konu başvurunun kötü niyetli de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, dava konusu başvuru ile müvekkilinin "..." ibareli markalarının 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzer olduğunu, dava ve delil dilekçelerinde dayandıkları "..." ibareli markasının iltibas değerlendirmesinde dikkate alınmadığını, mahkeme kararının eksik incelmeye dayalı olduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markalarının seri marka olduğunun ve dava konusu başvurunun müvekkilinin seri markası olarak algılanma ihtimalinin göz ardı edildiğini, müvekkilinin "..." ibareli marklarının yoğun kıllanım ve tanıtım ile ayırt edici ve tanınmış hale geldiğini, dava konusu başvurunun müvekkilinin markalarının tanınmışlığından faydalanmak amacıyla yapıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "..." kelimesinin doğrudan ... telefonu ibaresi yerine kullanıldığı, "..." ibareli markaların da tüketicide ... telefonu aracılığıyla erişilebilen bir hizmete ilişkin olduğu algısını oluşturduğu, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olması nedeniyle yeterli ayırt ediciliğin sağlanması halinde herkesçe kullanılabileceği, somut uyuşmazlıkta da dava konusu başvurunun, davacının "..." ibareli markalarından yeterince farklılaştığı, dava konusu başvuru ile davacının itiraza mesnet markaları arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 30/11/2022 tarih ve 2021/4488 E.- 2022/8514 K. sayılı ilamında "..." ibaresinin, 19/12/2022 tarih ve 2021/5323 E.-2022/9208 K. Sayılı ilamında "..." ibaresinin davacının "..." esas unsurlu markalarıyla benzer bulunmadığı, yine "..." ibareli başvuruyu davacının "..." ibareli markaları ile benzer gören Ankara 4. FSHHM'nin 2017/178 E.-2018/353 K. sayılı kararının, Dairemizin 2019/42 E.-2020/438 K. sayılı ilamında belirtilen, markaların SMK'nın 6/1 maddesi anlamında benzer olmadığı gerekçesiyle kaldırılarak davanın reddine karar verildiği ve Dairemizin anılan kararının Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/7029 E. - 2022/1579 K. sayılı ilamı ile onandığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2023/4477 E-2024/1977 K sayılı ilamında da "..." ibareli başvuru ile davacının "..." ibareli markasının benzer bulunmadığı, taraf markaları benzer bulunmadığından, tanınmışlığın somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı, ayrıca davacının, dava konusu başvurusuna itiraz dilekçesinin giriş ve sonuç bölümünden açıkca anlaşılacağı üzere, dava konusu başvuruya 2000/17287, 2000/19681, 2001/23122, 2000/19683, 2000/21346, 2000/19679, 2005/43579, 2000/18009, 2000/26089 sayılı markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, görüldüğü üzere bu markalar arasında davacının 2000/06452 sayılı ve "..." ibareli markasının yer almadığı, dolayısıyla, dava konusu YİDK kararının iptali istemi bakımından davacının anılan markasının iltibas değerlendirilmesinde dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar davacı dava dilekçesinde bahsi geçen "..." ibareli markasına da dayandığından, hükümsüzlük istemi bakımından davacının bu markasının iltibas değerlendirmesinde nazara alınmaması yerinde değilse de dava konusu başvuru tescil edilmediğinden bu hususun sonuca etkili görülmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 19/12/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/01/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.