İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili sigor…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/1299 KARAR NO : 2025/1971 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/06/2024 NUMARASI : 2023/714 Esas - 2024/617 Karar DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın zamanaşımı nedeniyle reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkili sigorta şirketi ... Sigorta A.Ş. ile dava dışı ... Anonim Şirketi arasında ... numaralı ve 14.06.2021 başlangıç tarihli Nakliyat Emtea Sigorta Poliçesi akdedildiğini, poliçe üzerinde belirtilen sefer bölgelerinde işbu poliçe üzerinde belirtilen sefer şekli ile sevkiyatı yapılacak olan poliçeye konu emtiaya ilişkin olarak meydana gelen rizikoların teminat altına alındığını, dava dışı sigortalı ... A.Ş. tarafından Almanya’da yerleşik... firmasına 11.06.2021 tarih ve ... no'lu faturayla toplam 21 plaka (72,01 m2) cam satıldığını, toplam fatura tutarının 10.065,87 EUR olup teslim şeklinin DAP olduğunu, emtianın gümrük işlemlerinin 12.06.2021 tarih ve ... no.lu ekli beyanname ile tamamlandığını, 3 kap (brüt 4.454,95 kg) olarak ambalajlanan emtianın 12.06.2021 tarihinde dava dışı sigortalı ... A.Ş.'nin İstanbul Hadımköy’deki deposundan ... plakalı tıra parsiyel (LTL) olarak yüklendiğini ve alıcının Almanya’nın Arnstorf şehrindeki tesisine sevk edildiğini, römork ruhsatına göre taşımanın yapıldığı ... plakalı yarı römorkun davalı ... Lojistik'e ait olduğunu, nakliyatın yapıldığı ... plakalı aracın 21.06.2021 tarihinde alıcı firmanın tesisine ulaştığını ve boşaltma sırasında yapılan kontrolde 6 adet camın kırık olduğunun fark edildiğini, bununla ilgili alıcı tarafından ... üzerine "... ... Beschädigt ware wird unter ... angenommen. 21.06.2021 (Teslim edilen mallar ve hasarlı camlar, rezerv ile teslim alındı. 21.06.2021)" ve çeki listesi üzerine "6 pcs delivered in a broken condition (6 adet plaka kırık durumda teslim alınmıştır)" yazılı hasar şerhlerinin düşüldüğünü, olay üzerine tanzim edilen ekspertiz raporunda; hasarın, araç içerisindeki sigortalı firma gönderisi dışındaki parsiyel yüklerin sabitlenmesindeki yetersizlik sonucu meydana geldiği, yüklerin sabitlenmesi/yük güvenliğinin sağlanmasının nakliyecinin kontrolü ve sorumluluğunda olduğu, bu nedenle parsiyel taşımayı yapan ... Lojistik firmasına rücu edilmesi gerektiği görüş ve kanaatine varıldığını, bu kapsamda davalı aleyhine Küçükçekmece İcra Dairesi'nin (eski Küçükçekmece 4. İcra Dairesi) ... E. sayılı icra takibinin başlatıldığını, söz konusu hasar sebebi ile sigortalı araç için yapılan ödemeye ilişkin olarak sigortalının haklarına halef olunması nedeniyle de Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesine istinaden işbu dava ikame edilmeden önce davalı ... Lojistik ile Küçükçekmece Arabuluculuk Bürosu'nun 2022/684 Büro, 2022/74455 Arabuluculuk dosya numaralı dosyası ile arabuluculuk başvurusunda bulunulduğunu, yapılan görüşmeler neticesinde anlaşma sağlanamadığını ve arabuluculuk sürecinin anlaşmama şeklinde neticelendirildiğini, poliçe kapsamında yapılan hasar bedelinin rücuen tazminini talep ettiklerini, hasarın oluşmasında davalı firmanın kusurlu ve sorumlu olduğunu, davalı firmanın maliki olduğu ... plakalı tır ile taşınan emtianın boşaltılması sırasında çekilen fotoğraflar incelendiğinde; römorkun ön tarafına yerleştirilmiş 2 adet ahşap cam taşıma sehpasındaki 7 adet camdan 6’sında hasarın meydana geldiği, bu sehpalardaki camların sehpanın üzerinden öne doğru kayarak, sehpa üzerinde kaymayı engellemek için yapılmış takozları kırdığı ve römorkun ön paneline yaslanmış olduğunun tespit edildiğini, yine ilgili hasar fotoğrafları incelendiğinde, dava dışı sigortalı firmanın bu iki cam sehpasının arkasında, iki kat üst üste istif edilmiş paletli karton kolilerin bulunduğu, bu kolilerin T1 belgesine göre göndericisinin ... TANITIM firması olduğu, içerisinde "panel, profil, taban sac, çerçeve, pano vb." malzemeler bulunan koliler olduğu; üst sıradaki kolilerin muhtemel bir ani ve etkili frenleme neticesinde öne doğru kaymış ve sigortalı cam sehpalarına yaslandığının görüldüğünü, kolilerin kayması ve dolayısıyla hasarın meydana gelmesindeki yakın sebebin kolilerin sabitlenmemiş olması ya da sabitlenmesindeki yetersizlik, diğer bir deyişle yük güvenliğinin sağlanmasındaki yetersizlik olduğunu, belirtildiği üzere, dava konusu hasarın araç içerisindeki dava dışı sigortalı firmanın gönderisi dışındaki parsiyel yüklerin sabitlenmesindeki yetersizlik sonucunda meydana geldiğini, yüklerin sabitlenmesi/yük güvenliğinin sağlanmasının nakliyecinin kontrolü ve sorumluluğunda olması hasebiyle parsiyel taşımayı yapan davalı ... Lojistik firmasının oluşan hasardan sorumlu olduğunu, sigortalı emtiada meydana gelen hasarın giderilmesi için sigorta poliçesi kapsamında 59.017,97-TL hasar bedeli ödemesi yapıldığını, TTK m. 1472'ye istinaden halefiyet ilkesi gereği davalıya karşı dava haklarını kullandıklarını iddia ederek; Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyasında talep edilen alacağın varlığına, dosyada vaki itirazın iptaline ve takibin işlemiş ve işleyecek faizi ile devamına, borçlu tarafından haksız, dayanaksız ve kötüniyetli olarak yapılmış itiraz sebebiyle takip bedelinin %20'sinden az olmamak kaydıyla %50 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafın uhdesinde bırakılmak üzere karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İşbu davanın konusunun Türkiye'den Almanya'ya taşıması müvekkili taşıyıcı şirket tarafından yapılan emtianın, hasarlandığı iddiası ile hak sahibi olduğunu iddia eden davacının, müvekkili şirkete açmış olduğu rücuen tazminat davası olduğunu, söz konusu davanın uluslararası bir taşımayı ihtiva ettiğinden işbu ihtilafın çözümünde Türkiye’nin 07.12.1995 tarihli ve 3939 sayılı Kanunla katılmayı uygun bulduğu ve 31.10.1995 tarihinden itibaren de protokole taraf olduğu Eşyaların Karayolundan Uluslararası Nakliyatı İçin Mukavele Sözleşmesi (... Konvansiyonu) hükümlerinin uygulanması gerektiğini, dosyada mübrez Taşıma Senedi'ne ve dava dilekçesine göre, taşıyıcının malı 21.06.2021 tarihinde alıcısına teslim ettiğini, ... Konvansiyonunun 32/1-a) maddesine göre alacağın malın tesliminden itibaren 1 yılda zamanaşımına uğradığını, malın teslimi ile 21.06.2021 tarihinde başlayan 1 yıllık zamanaşımı süresinin 04.02.2022 tarihindeki icra takibi ile kesildiğini, 27.04.2022 tarihli icra takibine itirazları ile yeniden işlemeye başlayan 1 yıllık zamanaşımı süresinin 27.04.2023 tarihinde sona erdiğini, bu süreye zamanaşımının durduğu 24.06.2022 ila 20.07.2022 tarihleri arasında gerçekleşen 26 günlük arabuluculuk süreci eklendiğinde dahi davanın açıldığı tarih olan 20.07.2023 tarihinde alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, ... 17/4-b maddesi gereğince müvekkili şirketin tazminat sorumluluğuna gidilemeyeceğini, ...’ye göre taşıyıcının sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olmadığını, hasarı inceleyen ... Sigorta Ekspertiz Hizmetleri Ltd. Şti.'nin, taşımaya konu toplam 21 adet camdan sadece 6 adedinin kırıldığı ve bu 6 camın kırılmasının sebebinin camların paletin dışına doğru kayması olduğunu tespit ettiğini, fotoğraflar dikkat ile incelendiğinde, ahşap sehpa/paletlerin ön ve arka tarafına camların kaymaması için tahta latalar çakıldığını, bu lataların camların paletin dışına çıkmasını ve dorse yahut diğer camlar ile temas etmesini engellemek için çakıldığını, hasara uğrayan 6 cama ilişkin sehpa/paletlerde söz konusu lataların yerinde olmadığı, malların kayarak palet dışına çıktığı ve bu sebeple kırıldığının görüldüğünü, kırık camların paletlerinin üzerinde yerlerinden çıkmış olan lataların çivi boşluklarının açıkça görüldüğünü, fotoğraflarda da görüleceği üzere tahta lataların palet üzerinde kaldığı 15 camda ise hasar oluşmadığını, yine nakliye esnasında, yanal yönde merkez kaç kuvvetlerinin en çok etkili olduğu kısmın dorsenin en arka kısmı olmasına rağmen arka kısma istiflenmiş olan emtiada herhangi bir hasarın mevcut olmaması ve daha düşük merkezkaç kuvvetine maruz kalan ön kısmında yüklü olan emtianın kırılmış olmasının da emtianın ambalajının yetersiz olduğunu kanıtlar nitelikte olduğunu, ahşap paletlere çakılan lataların mukavemetinin yetersiz olması, çivilerinin dayanaksız olması, yolculuk sırasındaki olağan sarsıntılarda söz konusu lataların yerinden çıkması ve malın palet dışına kayarak hasar görmesinin ambalaj içi istifleme ile aynı mahiyette bir hasar sebebi olup taşıyıcının bu tür bir hasardan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, sehpa veya palet üzeri istiflemenin "ambalajlama" hükmünde olup, taşıyıcının nezaret alanında olmadığını, tamamen gönderenin sorumluluk alanında olduğunu, sehpa üzerine istiflenen camların bazılarının latalarının çivilerinin çıkması, çizilerin mukavemet gücü, latanın çıkması sebebiyle camın sehpa üzerinde kaymasının taşıyıcının tespit edebileceği veya öngörebileceği bir husus olmadığını, taşıyıcının mukavemet veya kayma denetimi yapamayacağını, dolayısı ile malın ambalajından sayılan çerçevelerin uygun olmaması sebebiyle hasarın sebebinin yetersiz ambalajlama olarak tespit edildiğini, davacının ekspertiz raporunda araçta yüklü ... firmasına ait yüklerin kayarak camlara zarar verebilme olasılığından bahsedilmiş ise de, cam emtiasının latalarını kırıp dışarı çıktığı tarafın diğer taraf olduğunu, cam hasarlarının sadece tahta lataların kırıldığı paletlerde meydana geldiği dikkate alındığında, ... yüklerinin kaydığı iddiasının kabul edilemeyeceğini, kaldı ki fotoğraflardan da görüleceği üzere kırılan camların yer aldığı kısım ile ... yükleri arasında oldukça fazla mesafe bulunduğunu, Stargrup'a ait cam emtiasının ayrı bölümde olduğunu ve bölümler arasında ayırıcı tahtalar bulunduğunu, bu nedenle yüklerin birbirine temas etmesinin söz konusu olmadığını, ekspertiz raporunda açıklandığı üzere somut olaydaki hasar hatalı ve yetersiz ambalajlama nedeniyle oluştuğundan ... Konvansiyonu 17/4-b maddesi gereği taşıyıcının hasardan sorumlu olmadığını, Yargıtay içtihatları dikkate alındığında taşıyıcının müterafık kusuruna dahi gidilemeyeceğini, zira taşıyıcının ambalajdaki eksikliği gözle yapacağı kontrol ile tespit etmesinin mümkün olmadığını, istikrarlı Yargıtay içtihatlarına göre taşıyıcının ambalajlama hatasından kusuru olabilmesi için malın ambalajının basit gözle yapılacak bir kontrol ile yetersiz olduğunun anlaşılabilir olması gerektiğini, kesinlikle ikrar kabul edilmemek kaydı ile bir an için müvekkilinin hasar sebebi ile sorumlu olduğunu düşünülse dahi hasarda taşıyıcıya rücu meblağının ... hükümlerine göre hesaplanmadığını, dava değerine itiraz ettiklerini, davacı tarafın dava değerini belirlerken muhtemelen sigortalısınca yurtdışı alıcı firmaya kesilen faturaya itibar ettiğini, ancak bu bedelin kabulünün mümkün olmadığını, talep edilen faizin başlangıç tarihi ve faiz oranının ... 27. Maddesine aykırı olduğunu, ... sözleşmesinin 27. maddesine göre faizin başlangıç tarihinin ödeme isteğinin taşıyıcıya yazılı olarak tebliğ tarihi olduğunu, ancak dosyada taşıyıcıya tebliğ edilmiş geçerli bir yazılı istek bulunmadığını, davacının ancak icra tarihinden itibaren faiz isteyebileceğini, davacının yasal faiz talep ettiğini, ... 27. maddesine göre takibe işletilecek faiz oranının % 5 olduğunu, davacının icra inkar tazminatı talebinin istikrar kazanmış Yargıtay İçtihatlarına göre alacağın likit olmaması sebebiyle kabul edilemeyeceğini savunarak; öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, bu mümkün olmadığı takdirde davanın esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Dava konusu uyuşmazlık, uluslararası karayolu ile eşya taşımacılığından kaynaklandığından çözümünde ... hükümleri uygulanacaktır. ...'nin 32/1. maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi 1 yıl olarak kabul edilmiş, taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde ise süre 3 yıl olarak belirlenmiştir. Davacı tarafından, zarara davalının bilerek kötü hareketinin neden olduğu iddia edilmediği gibi, dosya kapsamında bulunan ekspertiz ve bilirkişi raporlarında da bu yönde bir tespit yapılmadığından, zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak kabul edilmesi gerekir. ...’nin 32/1. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde zamanaşımı süresinin emtiadaki hasarın niteliğine göre ve en erken teslim tarihinden olmak üzere belirleneceği ifade edilmektedir. Öte yandan, ...’nin 32/3. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup, bu durumda 6098 sayılı TBK’ nun 154, 156, 157. maddeleri hükümlerinin de bu çerçevede gözetilmesi gerekecektir.Yapılan yargılama, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler, iddia, savunma, sunulan ve toplanan deliller, Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyası, 18/03/2024 havale tarihli bilirkişi raporu, hasar dosyası, sigorta poliçesi ve tüm dosya kapsamına göre; Dava dışı ... A.Ş. tarafından Almanya'da yerleşik LINDNER firmasına satışı gerçekleştirilen 3 kap 21 plaka cam emtiasının İstanbul-Arnstorf/Almanya arasındaki taşıma işini davalı firmanın üstlendiği, taşınan emtianın Nakliyat Emtea Sigorta Poliçesi ile taşıma rizikolarına karşı sigorta örtüsü altına alındığı, 12/06/2021 tarihinde dava dışı sigortalının İstanbul Hadımköy deposundan Arnstorf/Almanya'ya davalı şirkete ait ... plakalı tır ile sevk edilen emtianın 21/06/2021 tarihinde alıcı firma tesisine ulaştığı, yükün boşaltılması esnasında yapılan kontrolde 6 adet camın kırık olduğunun tespit edildiği ve alıcı tarafından ... belgesi ve çeki listesi üzerine hasar şerhleri düşüldüğü, davacı sigortacının bu hasar nedeniyle sigortalısı adına 59.017,97 ödeme yaptığı, her ne kadar davacı sigorta şirketi yapmış olduğu ödeme neticesinde TTK m.1472 kapsamında sigortalısına halef olarak iş bu davayı açmış ise de; dava konusu emtianın 21/06/2021 tarihinde teslim edildiği ve icra takibinin 03/02/2022 tarihinde 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde başlatıldığı, icra takibinde ödeme emrinin 26/04/2022 tarihinde borçluya tebliğ edildiği, davalı borçlu vekilinin 27/04/2022 tarihli dilekçe ile itirazı üzerine 28/04/2022 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği ve icra dosyasında başkaca işlemde yapılmadığından, zaman aşımını kesen son işlem tarihinin 28/04/2022 tarihi olduğunun anlaşıldığı, arabuluculukta geçen 24/06/2022- 20/07/2022 tarihleri arasında zamanaşımının işlemediği, davanın zamanaşımını kesen en son işlem tarihinden 1 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 20/07/2023 tarihinde açıldığı (TBK 154/1-2, 157/2), davalı boçlunun icra takibine itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemiş olması hak düşürücü süreyi başlatmaz ise de zamanaşımı süresinin işlemesini engellemeyeceği, davalının cevap dilekçesi ile yargılama aşamasında süresinde zaman aşımı itirazını ileri sürdüğü, dava konusu icra takibinde ödeme emrine itirazında zaman aşımı itirazını ileri sürmeyen davalı borçlunun yargılama aşamasında savunmanın genişletilmesi yasağına takılmadan alacağın zaman aşımına uğradığı savunmasını ileri sürebileceği anlaşılmakla; dava bir yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılmış olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın, rücuen yapılan ödemenin tazmini için başlatılan icra takibinde vaki itirazın iptali maksadıyla ikame edildiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 73.maddesinin 1.fıkrasında rücu istemine ilişkin zamanaşımı süresi düzenlenmiş olup, anılan hükme göre "Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar." Mezkur hüküm uyarınca, zamanaşımının başlangıcı için "tazminatın tamamının ödenmesi" ve "birlikte sorumlu kişinin öğrenilmesi" şartlarının bir arada değerlendirilmesi gerektiğini, keza Türk Borçlar Kanunu'nun "Zamanaşımının kesilmesi" başlıklı 154.maddesinin 2.bendinde, bir alacak hakkında icra takibi başlatılması halinde o alacağa ilişkin zamanaşımının kesileceği hükme bağlandığını, somut olay kapsamında her ne kadar ilk derece mahkemesince taşıma sözleşmesinden kaynaklı olarak 1 yıllık zamanaşımı esas alınmış ise de burada rücu isteminden doğan 2 ve 10 yıllık zamanaşımı sürelerinin dikkate alınması gerektiğini, bu nedenle davanın reddine ilişkin verilen karar kabul edilemez olup, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması gerektiğini, ilk derece yargılaması kapsamında alınan bilirkişi raporunun objektif ve denetime elverişli olduğundan bahsedilemeyeceğini, dava konusu olayda parsiyel taşıma yapıldığını, parsiyel taşımada yüklerin sabitlenmesi/yük güvenliğinin sağlanmasının nakliyecinin kontrolü ve sorumluluğunda olduğunu, bilirkişi raporunda cam emtianın sehpalarla araç üzerinde doğru bir şekilde istiflendiğinin söylendiğini , akabinde ise cam emtianın paletler içinde gereği gibi sabitlenemediğinin ve istiflenemediğinin belirtildiğini, görüldüğü üzere, raporda peş peşe gelen iki cümle kendi içinde bir çelişki yarattığını, dava konusu oluşan hasar ile ilgili olarak davalı taşımacı tarafından araçlar ile taşınan malların parsiyel olarak taşındığından bahsedildiğini, dolayısıyla bu noktada taşımacıyı sorumluktan kurtarabilecek ... Konvansiyonu m.17/4-c maddesinin uygulanmayacağını ve parsiyel taşıması yapılan malların hasara uğramasından davalı taşımacının direkt olarak sorumlu olacağını, burada Kovansiyon'un m.17/4-d maddesi de işlerlik kazanamayacağını. bilirkişi heyeti her ne kadar yükün cam olması nedeniyle kırılabileceği, ani fren nedeniyle zarar görme ihtimalinin bulunduğu kanaatine varmış ise de varılan bu kanaatin hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini, bilirkişinin vardığı kanaate göre, cam emtianın hiçbir şekilde taşımaya konu edilememesi gibi bir sonuç meydana çıkabileceğini beyanla istinaf başvurularının kabulü ile Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/714 E., 2024/617 K. sayılı ve 12.06.2024 tarihli kararının vekalet ücreti yönünden kaldırılmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, uluslararası karayolu taşımasına konu yükün taşıma sırasında hasarlanması nedeniyle sigortalısının uğradığı zararı tazmin eden sigorta şirketinin, ödediği zarar tutarını taşıyıcıdan rücuen tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, takip konusu alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı noktasındadır.Dosya kapsamından dava dışı sigortalı ... Anonim Şirketi'nin Almanya'daki Lindler Fassaden GMBH firmasına ihraç ettiği 21 plaka cam emtiasının ... (...) plakalı tıra parsiyel olarak yüklendiği, 12.06.2021 tarihli ... senedine göre 21.06.2021 tarihinde alıcı adresine ulaşan aracın boşaltma sırasında yapılan kontrolünde 6 adet camın kırık olduğu tespiti yapılarak, alıcı tarafından ... senedi üzerine bu hususun şerh edildiği anlaşılmıştır. Davaya konu taşıma davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış olup, hasar ihbarında bulunulması üzerine ekspertiz raporu alınmıştır.Davacı tarafından, davalı hakkında Küçükçekmece İcra Dairesi'nin (kapatılan Küçükçekmece 4. İcra Dairesi) ... Esas sayılı takip dosyasında, "... numaralı nakliyat emtia sigorta poliçesi kapsamında sigortalı... Cam A.Ş. için yapılan hasar bedeli ödemesinin, hasarın meydana gelmesinde kusuru ve sorumluluğu bulunan taraftan rücuen tahsili" sebebine dayalı olarak 59.017,97 asıl alacak, 625,75 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 59.643,72 TL alacağın tahsili istemiyle 03.02.2022 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı taraf, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf ise istemin zamanaşımına uğradığını savunmuştur. ... Konvansiyonu'un 1. Maddesinde, sözleşmenin, sözleşmede belirtildiği gibi yükleme yeri ve teslim için belirlenen yerin en az biri akit ülke olan iki ayrı ülkede olması halinde, tarafların ikametgahı ve milliyetine bakılmaksızın ücret karşılığında yüklerin taşıt ile karadan taşınmasına ait her mukaveleye uygulanacağı düzenlenmiştir. Bu kapsamda davaya konu taşımanın ... Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır....'nin 32/1. Maddesine göre, ... Konvansiyonu gereğince yapılan taşımalardan doğacak davaların bir yıl içinde açılması gerekir. Ancak, bilerek kötü hareket veya mahkeme tarafından bilerek kötü hareket olarak kabul edilen kusurlarda, bu süre üç yıldır. Dava açma süresi kısmi kayıp, hasar veya gecikmelerde, teslim tarihinden itibaren, tam kayıplarda, kararlaştırılan zaman limiti bitiminden 30 gün sonra kararlaştırılmış zaman limiti yoksa, yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından sonraki 60. günde, işlemeye başlar. Maddenin 2. fıkrasına göre ise, yazılı bir istemin, taşımacı bunu yazılı bildiri ile geri çevirip, ona ilişkin belgeleri de iade edinceye kadar zaman limitini erteleyeceği düzenlenmiştir.Takip ve davaya konu alacak, ... hükümlerine göre taşınan emtiadaki hasardan kaynaklanmış olup, bu nev’i talepler bakımından ...’nin 32. maddesinin nazara alınması gerekmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nun 1301. maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca davacı sigortacının, davadışı sigortalısının hakkından daha fazlasına sahip olamayacağı açıktır. Bu durumda, işbu davada ileri sürülen zamanaşımı def’inin karşılanmasında dava dışı sigortalı ile davalı taşımacı arasındaki taşıma ilişkisi bakımından uygulanması gereken sözü geçen uluslararası sözleşmenin 32. maddesi hükmünün nazara alınması gerektiğinde kuşku yoktur. ...’nin 32/1. maddesinde, sözleşme kapsamındaki taşımalardan kaynaklanan davalar bakımından zamanaşımı süresi 1 yıl olarak kabul edilmiş, taşımacının bilerek kötü hareket olarak kabul edilecek kusurlarının söz konusu olması halinde ise 3 yıl olarak belirlenmiştir. Dosya kapsamına ve iddianın ileri sürülüş biçimine göre, dava dışı sigortalı tarafından gönderilen ve davalı tarafından taşınan emtiadaki hasarın oluşmasına “bilerek kötü hareketinin” neden olduğunun iddia edildiği ileri sürülemeyeceği gibi mahkemenin de bu yolda bir kabulü yoktur. Şu halde, somut dava bakımından zamanaşımı süresinin 1 yıl olarak kabulü zorunludur....’nin 32/1. maddesinin (a) ve (b) bentlerinde zamanaşımı süresinin emtiadaki hasarın niteliğine göre ve en erken teslim tarihinden olmak üzere belirleneceği ifade edilmektedir. Öte yandan, ...’nin 32/3. maddesi gereğince, zamanaşımının kesilmesi ve durması hususları ile ilgili olarak davanın açıldığı mahkemenin hukuku uygulanacak olup, bu durumda 6098 sayılı TBK’nun 153, 154 ve 157. maddeleri hükümlerinin de bu çerçevede gözetilmesi gerekecektir. Yükün teslimine ilişkin bir zaman limiti belirlendiği iddia ve ispat edilmediğine göre zamanaşımı süresi yükün taşıyıcı tarafından teslim alındığı 21.06.2021 tarihinden sonraki 60. günde işlemeye başlayacaktır. Bu durumda, davacı tarafından 03.02.2022 tarihinde girişilen icra takibinin 1 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ikame edildiği ve zamanaşımının bu tarihte kesildiği anlaşılmakdır.TBK’nun 154/2. maddesi uyarınca icra takibiyle kesilen 1 yıllık zamanaşımı süresinin yeniden ne zaman başlayacağı hususu üzerinde durulmalıdır. TBK’nun 157/2. maddesi, zamanaşımının icra takibiyle kesilmesi halinde takibe ilişkin her işlemden sonra yeni bir sürenin başlayacağı hükmünü haizdir. Başlayacak yeni sürenin, asıl zamanaşımı süresi kadar, bir diğer söyleyişle 1 yıldan ibaret olduğu izahtan varestedir. Dosyada mevcut icra takip dosyasının incelenmesinde, davalı borçlunun 27.04.2022 tarihinde takibe itirazından ve 28.04.2022 tarihli icra takibinin durdurulmasına ilişkin icra müdürlüğü kararından sonra 1 yıllık süre içerisinde davacı alacaklı tarafından zamanaşımını kesen bir takip işlemi yapılmamıştır. Bu anlamda zamanaşımını kesen işlemler doktrinde "uyuşmazlığı bir adım ileriye götüren işlemler" olarak tanımlanmıştır. Zamanaşımını kesen son takip işlemi 28.04.2022 tarihli icra takibinin durdurulması kararı olup, alacaklının takibin yürümesi için harekete geçmesi gerekmektedir.Bu nedenle zamanaşımını kesen 28.04.2022 tarihli itirazdan, itirazın iptali davasının açıldığı 20.07.2023 tarihine kadar 1 yılı aşkın süre geçmiştir. İcra takibinin itiraz üzerine durması halinde, alacaklının kesilen ve yeniden başlayan zamanaşımı süresinin tekrar kesilmesini ve yeni bir sürenin başlamasını teminen yapabileceği tek işlem, itirazın iptalini veya kaldırılmasını dava etmekten ibarettir. Söz konusu işlemlerin, istikrar kazanan Yargıtay uygulaması ve doktrince de benimsenen “uyuşmazlığı ileriye götüren işlemler” niteliğinde olduğu açıktır. İİK’nun 67. ve 68. maddelerinde söz konusu davaların açılabilmesi için öngörülen 1 yıllık ve 6 aylık süreler ise hak düşürücü nitelikte olup itirazın tebliği tarihinden itibaren başlamakla birlikte, bu davaların itiraz alacaklıya tebliğ edilmeden de açılmasına engel bir kanun hükmü bulunmamaktadır. İtirazın alacaklıya tebliğ edilmemesi, sadece İİK’nun 67 ve 68. maddelerinde sözü edilen hak düşürücü sürelerin başlamasına engel teşkil eder niteliktedir. Bu açıdan bakıldığında, işbu dava, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış ise de hak düşürücü süre ile zamanaşımının birlikte cereyanı ve her iki sürenin aynı olması halinde zamanaşımı süresinin dolmasından sonra ve fakat hak düşürücü süre içerisinde açılan davanın alacağın zamanaşımına uğramasına engel bir niteliği yoktur. Ancak somut olayda davacı taraf, dava açmadan önce arabulucuya başvurmuş ve bu kapsamda arabuluculuk süreci 24.06.2022-20.07.2022 tarihleri arasında devam etmiştir. 7155 sayılı Yasanın 20. Maddesi ile 6100 Sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinde; konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması, dava şartı olarak düzenlenmiş, anılan Yasanın 23. Maddesi ile 6325 Sayılı Kanuna eklenen 18/A-15. Maddesinde ise arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımının duracağı ve hak düşürücü sürenin işlemeyeceği düzenlenmiştir. Buna göre arabuluculuk sürecinin devam ettiği 24.06.2022-20.07.2022 tarihleri arasında zamanaşımı duracaktır. TBK'nın 153/2. Maddesi gereğince zamanaşımını durduran sebebin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımının işlemeye başlar ve durmadan önce başlamış işlemesini sürdürür. Somut olayda dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulduğu 24.06.2022 tarihi ve arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği 20.07.2022 tarihi arasında zamanaşımı süresi 27 gün kadar durmuştur. Zamanaşımının durmadan sonra yeniden işlemeye başladığı 28.04.2022 tarihine, 27 gün durma süresi eklendiğinde eldeki itirazın iptali davasının bir yıllık zamanaşımı süresi sona erdikten sonra açıldığı anlaşılmakla mahkemece davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca dava değerine göre davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025