7. Hukuk Dairesi 2013/21208 E. , 2013/21874 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 103 ada 388 parsel sayılı 6799,95 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve ... adına tespit edilmiştir. Davacı H
**7. Hukuk Dairesi 2013/21208 E. , 2013/21874 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 103 ada 388 parsel sayılı 6799,95 m2 yüzölçümündeki taşınmaz miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... ve ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazın mera olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu 103 ada 389 parsel sayılı taşınmazın mera niteliğiyle sınırlandırılmasına ve özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı ... tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunma, mahkemece toplanıp değerlendirilen deliller, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgeler eşliğinde, davanın saptanan niteliği ve dava dilekçesi içeriği dikkate alındığında mahkemece yapılan araştırma ve soruşturma hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Dava konusu 103 ada 388 parsel sayılı taşınmazın kadim mera olup olmadığının araştırılması, dava konusu taşınmaz ile komşu mera parseli olan 103 ada 312 parsel sayılı taşınmaz arasında ayırıcı unsur olup olmadığının irdelenmesi gerekirken, mahkemece dava konusu taşınmaz başında keşif yapılmadan davanın reddine karar verilmiştir. Eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm kurulamaz. O halde mahkemece öncelikle, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, dava konusu taşınmazın bulunduğu köye komşu köyler halkından seçilecek yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri, tanıklar, uzman bilirkişi fen elemanı, uzman ziraatçi bilirkişi ve bir fotoğrafçı bilirkişi ile taşınmaz başında keşif yapılmalı, dava konusu taşınmazın öncesinin bilinmeyen bir zamandan beri geleneksel biçimde mera olarak kullanılıp kullanılmadığı yolunda yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları çeliştiği takdirde tespit tutanağı bilirkişileri taşınmaz başında ayrı ayrı dinlenerek yerel bilirkişi ve tanıkların anlatımları ile tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları arasındaki çelişki duraksamasız giderilmeli, öte yandan uzman ziraatçi bilirkişi aracılığıyla taşınmaz bizzat mahkemece görülüp gözlenmeli, taşınmazın fiziksel yapısı, meyil durumu, taş ve toprak unsurundan hangisinin galip olduğu ayrıntılı şekilde keşif tutanağına geçirilmeli, komşu taşınmazların toprak yapısı ile dava konusu taşınmazların toprak yapısı mukayese edilmeli, bu fiziksel olgular da keşif tutanağına geçirilmeli, berabere alınan fotoğrafçı bilirkişiye taşınmazın keşif günündeki fiziksel yapısını, temyize konu olmayan kesimleri arasındaki farkı gösterecek biçimde fotoğrafları çektirilmeli, dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde, yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalı, özellikle uzman bilirkişi fen memurundan keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye, uzman ziraatçi bilirkişiden ise mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmaya elverişli ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, böylece davaya konu taşınmazın mera olup olmadığı, meradan kazanılıp kazanılmadığı kesin olarak belirlenmeli, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, dava konusu 103 ada 388 parsel sayılı taşınmaz yerine temyize konu olmayan 103 ada 389 parsel sayılı taşınmaza ilişkin iki defa hüküm kurulması dahi isabetsiz, davalı ...'ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalı ...'a iadesine, 12.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.