11. Hukuk Dairesi 2011/3075 E. , 2012/9110 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/12/2010 tarih ve 2009/25-2010/612 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tü…
**11. Hukuk Dairesi 2011/3075 E. , 2012/9110 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02/12/2010 tarih ve 2009/25-2010/612 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, Yapı ve Kredi Bankası A.Ş. Cebeci şubesi tarafından verilen keşidecisi Motali Yataklı Kanepe Oturma Grupları ve Tek. Sis. San. ve Tic. Ltd. Şti. olan toplam 21.150,00 TL bedelli 3 adet çekin müvekkili şirket lehine düzenlendiğini, çeklerin karşılıksız çıkması üzerine Bursa 10. İcra Müdürlüğü nezdinde keşideci aleyhine takip başlattıklarını, ödeme emrinin tebliğ edildiğini, ancak Bursa 2. İcra Mahkemesinin kararıyla keşideci şirket ünvanının A.Ş. olduğu halde Ltd. Şti yazıldığı gerekçesiyle ödeme emri tebliğinin iptal edildiğini, davalının çeklere anonim şirket ünvanı yazılacakken yanlışlıkla limited şirketi ünvanını yazdığını, böyle bir limited şirketin mevcut olmadığını, müvekkili tarafından keşideci Motali A.Ş aleyhine ilamsız takip yapılmışsa da bu şirketin tüm mal varlığının hacizli olduğunu öğrendiklerini, müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle tahsilini talep ve dava etmişlerdir. Davalı vekili, tacir olan davacının çekleri alırken gerekli özen ve ihtimamı gösterip çeklerde ünvanın tam olup olmadığını araştırmakla mükellef olduğunu, davacı tarafın ticari faaliyetlerinden şüphe ettiği biriyle mal alışverişine girmesinin tamamen kendi kusuru ve hatası olduğunu, çeklere imza atan şahsın çeklerden dolayı bizzat sorumlu olduğunu, davacı tarafın öncelikle çek bedellerini çek keşidecisinden talep ve tahsil etmek yoluna gitmesi gerektiğini, bu hukuki yol tüketilmeden zararın doğmuş olduğunun kabulünün olanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davalı tarafından çek keşidecisinin ünvanının A.Ş. yerine Ltd. Şti yazılması sonucu davacının keşideci hakkında icra takibini gecikmeli olarak yapmak durumunda kaldığı, sonradan yaptığı ilamsız takipte ise çek bedellerini henüz tahsil edemediği için çek bedelleri olan 21.150,00 TL zarara uğradığı, çek yapraklarının basımı sırasında gerekli dikkat ve özeni göstermeyen bankanın oluşan zarardan sorumlu olduğu, ancak davacının da çekler düzenlenip kendisine verildiği sırada keşideci şirketin ünvanını kontrol etmediği, şirket yetkilisi ile ilgili gerekli belgeleri istemediği, gereken özen ve dikkati göstermediği, kusur durumunun %50 olduğu, BK'nın 44. maddesi uyarıca oluşan zarardan müterafik kusur durumuna göre indirim yapıldığında davalının 10.575 TL'den sorumlu olacağı gerekçesiyle taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne, 10.000 TL'nin dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. Dava, davalı tarafından basılarak verilen çeklerde keşideci şirket ünvanının yanlış yazılması nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zararın tazminine ilişkindir. Davalı vekili savunmasında, davacının zararı ile bankaya isnat edilen kusur arasında illiyet bağı bulunmadığını, asıl borçlu hakkındaki hukuki yollar tüketilmeden müvekkiline başvurulamayacağını, davacının zararının henüz doğmadığını bildirmiştir. Dosya içeriğinden de davacının yaptığı kambiyo senetlerine mahsus takipten önce dava dışı borçlu şirket aleyhine mevcut hacizler nedeniyle davacının asıl borçlu şirketten tahsilat yapamayacağı, hatalı basımın neticeye müessir olmadığı, nitekim çeklerin ibraz tarihlerinde karşılıklarının da bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, Dairemizin yerleşik uygulamaları gereğince davalı Banka'ya başvurulabilmesi için öncelikle davacının zararının gerçekleşmesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta davacının, dava dışı şirketin malvarlığı üzerindeki hacizleri devam etmekte olup, henüz davacının zararı da doğmamıştır. Mahkemece, bu hususlar dikkate alınmaksızın davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.