İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketin ticari ilişkilerinin bulunduğunu, iş bu ticari ilişki sonucunda 01.01.2018 tarihi itibarı ile davalı şirketin müvekkili şirkete…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/669 KARAR NO : 2025/1649 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 13/10/2021 NUMARASI : 2020/330 Esas - 2021/913 Karar DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirketin ticari ilişkilerinin bulunduğunu, iş bu ticari ilişki sonucunda 01.01.2018 tarihi itibarı ile davalı şirketin müvekkili şirkete 6.822,52 Euro borcunun bulunduğunu, alacağın tahsili için davalı aleyhine 28.01.2019 tarihli İstanbul 26. İcra Müdürlüğü nezdinde ... Esas Sayılı dosyası ile icra takibinin yapıldığını, davalının yetkisizlik itirazı üzerine yeniden Bakırköy 13. İcra Müdürlüğünün 2019/7316 Esas Sayılı dosyası ile takibe başlandığını, davalı tarafın 30.04.2019 tarihli itirazı neticesinde takibin durduğunu ve arabuluculuk girişiminden de sonuç alınamadığını, davalı şirkete faturaların kesildiğini, davalının muhtelif ödemeler yaptığını, cari hesaplara işlendiğini, ancak bakiye kalan 6.822,52 Euro borcunu ödemediğinden Davalı tarafın haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı tarafın davaya cevap vermediği görülmüştür. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı davalıdan alacaklı olduğundan bahisle icra takibi yapmış, davalının itirazı ile icra takibinin durması neticesinde iş bu itirazın iptali davasının açıldığı, davacının alacak iddiasını ispat yükü altında olduğu ancak ticari defter incelemesinde davacının alacaklı olmadığı aksine borçlu olduğunun ticari kayıt ve belgelerden anlaşıldığı, davacının alacağına dair bunun dışında herhangi bir belge sunmadığı bu nedenle davacının dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olduğundan yemin delili hatırlatılmakla, davacının sunduğu yemin metni davalıya tebliğ edilmiş olup, davalı şirket yetkilisinin yemin duruşmasında davacının alacaklı olmadığı yönündeki beyanları da dikkate alınarak, davacının takibe konu fatura karşılığında hizmet verdiğini ispat edemediğinden ispatlanamayan davanın reddine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Covid 19 pandemi etkisi ile delillerin gereği gibi hazırlanıp sunulamadığı yönündeki itiraz ve savunmaların dikkate alınmadığını, dava konusuyla ilgili olarak hazırlanan bilirkişi raporunda belirsiz olan noktaların aydınlatılamadığını ve bu konuların eksik olarak sunulduğunu, HMK m. 266'da "çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, mahkeme taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir" denilmekte olduğunu, mahkemenin dikkate almadığı Covid-19 sebepli sunulmayan belgeler haricinde, sunulan belgelere dayalı olarak bilirkişinin detaylı bir inceleme yapması gerektiğini, ancak bilirkişinin sunulan belgelerin yeterli olmadığını belirttiğini, sunulan belgelerle birlikte bilirkişinin bilgisiyle konuyu aydınlatması gerektiğini, bu aydınlatma olmadan sunulan bilirkişi raporlarının davanın seyrini yanlış yönde etkilediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava; taşıma sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap (fatura) alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır. Davacı tarafından davalı hakkında Bakırköy 13.İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile; ''cari hesap alacağı'' borcun sebebi gösterilerek ve cari hesap ekstresi eklenerek 6.822,52 Euro alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı ile takibin durduğu ve eldeki itirazın iptali davasının açıldığı görülmektedir. Davalı taraf davaya cevap vermemiş, delil bildirmemiş, ticari defterlerinin incelemeye ibraz etmemiş olmakla HMK 128 maddesi gereği davacının ileri sürdüğü vakıaları inkar etmiş sayılır. Davacı tarafın taşıma işiyle iştigal ettiği, davalıya ait bir kısım taşıma işini yaptığı, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı tarafların BA-BS formalarının incelenmesinden anlaşılmaktadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir.Davacının 2016 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun olmadığı, yevmiye defterine tasdiksiz sayfa eklenerek kayıtlar yapıldığı, defteri kebir ve envanter defterlerinin incelemeye sunulmadığı anlaşılmakla delil olarak değerlendirilemeyeceği, 2017 ticari defterlerinin ise delil olma niteliğinin bulunduğu, davacı tarafça taşıma işine ilişkin, sözleme, fatura, irsaliye, sipariş, gümrük giriş çıkış beyanı, mutabakat gibi dayanak belgelerin bilirkişi incelemesine sunulmadığı bilirkişi raporu ile sabittir. Davacının dayandığı ticari defterlerinden 2016 yılı defterlerinin HMK 222 maddesi gereği sahibi lehine delil olma niteliğine sahip olmadığı, 2017 yılına ait defterlerin sahibi lehine delil olma niteliğinde bulunduğu, 2017 yılı sonu itibarıyla davalıdan 2.206 TL alacaklı görünmekle birlikte alacağın dayanağını oluşturan taşımaya ilişkin evrak ve belge sunulmadığı, davalı tarafın ticari defterlerinin sunmamış olması nedeniyle davacının bu miktar alacağının ticari defterler ile ispatlandığı düşünülse dahi bu kayıtların aksinin davalı tarafça eda edilen yemin delili ile aksinin ispatlandığı anlaşılmakla ispatlanmayan davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. 7226 sayılı Kanunun Geçici 1-a. maddesinde, dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; ... 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki sürelerin 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden geçerli olmak üzere 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar duracağı düzenlenmiştir. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Salgının devam etmesi nedeniyle bu durma süresi, 29/04/2020 tarih ve 2480 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile 15/06/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatılmıştır. Eldeki uyuşmazlıkta yargılama; bahsi geçen tedbir kararları ile uzatılan sürelerden sonraki tarihlerde yürütülmüş olup davacının bu yönlere ilişen istinaf istemi yerinde değildir. Açıklanan nedenlerle HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçelerindeki belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf taleplerinin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/11/2025