11. Hukuk Dairesi 2013/5648 E. , 2013/20176 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.12.2012 tarih ve 2011/45-2012/321 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dile
**11. Hukuk Dairesi 2013/5648 E. , 2013/20176 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İSTANBUL 1.FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.12.2012 tarih ve 2011/45-2012/321 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi...tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı tarafından tescilsiz olarak kullanılmakta olan ''YARGICI'' markasının, müvekkilinin ''YARGICI'' ibareli tescilli markaları ile birebir aynı olduğunu, tescilsiz marka kullanımı gerçekleştiren davalının müvekkilinin marka haklarına tecavüz ettiğini ve müvekkili aleyhine çeşitli açılardan haksız rekabet yarattığını, müvekkili markasının reklam ve garanti fonksiyonundan haksız olarak yararlandığını ileri sürerek, davalının marka hakkına tecavüzünün, iltibas ve haksız rekabetin tespitini ve durdurulmasını, tecavüz teşkil eden ürünlerin toplatılmasını ve hükmün ilanını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacının hitap ettiği hedef kitlenin farklı olduğunu, dava konusu markanın züccaciye alanında uzun süredir kullanıldığını, markanın müvekkili adına 21. sınıfta tescili için yapılan başvurunun neticesinin beklenilmesi gerektiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı markasının tüm Türkiye'de değil sadece sektörel bazda tanınmış olduğu, sektörel bazdaki tanınmışlık da KHK'nın 8/4. maddesi anlamında tanınmışlık kapsamında bulunmakta ise de, tanınmışlık derecesi çok yüksek olmayan bu markanın, farklı sektörde yer alan davalı tarafından mutfak araç gereçlerinde kullanmasının, davacının markasının itibarına veya ayırd edici karakterine zarar verdiğine ilişkin somut delil sunulamadığı, TPE tarafından da davacının itirazının reddedilerek, aynı ibareden oluşan davalı markasının farklı sınıflar için tesciline karar verildiği, 3. şahıslar adına züccaciye sınıfı için tescilli ''YARGICI'' markalarının da mevcut olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dairemizin 2006/13097 E.-2007/4024 K. sayılı kararında benimsendiği üzere, 556 sayılı KHK'nın 7/1-i ve 8/4 maddelerinde tanınmış markaların düzenlenmiş bulunmasına,bu hükümler dışında tanınmış markaların korunması söz konusu olamayacağından, bilirkişi raporunda bahsedilen sektörel tanınmışlığın bu davada söz konusu maddeler kapsamında koruma sağlayan bir tanınmışlık derecesi olarak kabulünün mümkün bulunmamasına, bunun dışında 556 sayılı KHK'nın 8/4. fıkrasının ilk cümlesi uyarınca, tescilli bir markanın aynı ya da benzerinin farklı sınıflar bakımından kullanımının da marka hakkına tecavüz oluşturmayacak olmasına göre, sonucu bakımından doğru olan kararın onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.