7. Hukuk Dairesi 2010/197 E. , 2010/5005 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi Kadastro Müdürlüğünü temsilen hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 115 ada 6 ve 171 ada 6 parsel sayılı sırası ile 2692,19 m2 ve 926,47 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğin…
**7. Hukuk Dairesi 2010/197 E. , 2010/5005 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi Kadastro Müdürlüğünü temsilen hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava ve temyize konu 115 ada 6 ve 171 ada 6 parsel sayılı sırası ile 2692,19 m2 ve 926,47 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ... Kızı 28.12.1950 doğumlu ... adına tespit edilmiştir. İtirazı komisyonca reddedilen davacı ... kızı 1967 doğumlu ... taşınmazların malik hanesindeki adının ve baba adının hatalı olarak gösterildiğini ileri sürerek adının ve baba adının düzeltilmesi istemiyle Kadastro Müdürlüğünü hasım göstererek dava açmıştır. Mahkemece davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların ... kızı ...'den olma 1967 doğumlu ... adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, Kadastro Müdürlüğünü temsilen hazine tarafından temyiz edilmiştir. İddia ve savunmaya duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere göre dava niteliği ve içeriği itibariyle kadastro tespitine itiraz davasıdır. Kural olarak kadastro davaları lehine tespit, ya da kadastro komisyonunca tescile karar verilen gerçek veya tüzel kişiler arasında görülür. Bir başka deyişle kadastro davaları hakları çatışanlar arasında görülür. Ancak, davacı dava dilekçesinde Kadastro Müdürlüğünü hasım göstererek dava açmıştır. Kural olarak kadastro komisyonlarınca oluşturulan kararlar nitelikleri ve içeriği itibariyle yargısal nitelikte ise de Kadastro Müdürlüklerinin tüzel kişilikleri dolayısıyla taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Öte yandan ıslah yoluyla da olsa hasım değiştirilmesine yasal olanak bulunmamakta ise de; Kadastro Mahkemesinin tasfiye mahkemesi niteliğinde olduğu, Kadastro Hakiminin doğru sicil oluşturmak zorunluluğunun bulunduğu, resmi sicillerin doğru tutulmasından devletin sorumlu olduğu ve davacının davasının tespit tutanağında adının ve baba adının yanlış yazıldığı iddiasıyla dava açtığı ve henüz sicil oluşmadığı da gözönüne alındığında davada husumetin hazineye yöneltilmesi zorunludur. Hal böyle olunca davacının dava dilekçesinde husumeti hazineye yöneltmesi gerekirken, idari bir birim olan Kadastro Müdürlüğünü hasım gösterek dava açmasının temsilcide hata olduğu ne varki Kadastro Müdürlüğünü de davada hazine vekilinin temsil ettiği dikkate alınarak gerçek hasım olan hazinenin davaya dahil edilerek, davaya karşı savunma ve delillerinin sorulup saptanması, göstereceği delillerin toplanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; tespit maliki olarak görünen 28.12.1950 doğumlu ... kızı ... ile davacı ... kızı 1967 doğumlu ...'ün aynı kişi olup olmadığı, Nüfus Müdürlüğünden sorulmadan, zabıta araştırması yapılmadan bu şekilde husumetin doğru yöneltilip yöneltilmediği tartışılıp değerlendirilmeden hüküm oluşturulması dahi isabetsiz olduğundan, Kadastro Müdürlüğünü temsilen hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.09.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.