İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/02/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin ikinci el araç satım işi yaptığını, davalı...'nın, diğer davalı ... şirketine ait araçları internet sitesinde açık artırma usulüyle satışa çıkardığını, davalı... tarafından yapılan online açık artırmada, her araç için teklif veren alıcılara açıklanmayan bir t…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2023/329 KARAR NO: 2026/322 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 12/12/2022 NUMARASI: 2021/255 Esas - 2022/776 Karar DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 24/04/2021 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/02/2026 Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilinin ikinci el araç satım işi yaptığını, davalı...'nın, diğer davalı ... şirketine ait araçları internet sitesinde açık artırma usulüyle satışa çıkardığını, davalı... tarafından yapılan online açık artırmada, her araç için teklif veren alıcılara açıklanmayan bir taban fiyat belirlendiğini, bu fiyatın üzerinde verilen en yüksek teklife satıldığını,en yüksek teklifin taban fiyatın altında kalması halinde ise ihalenin iptal edildiğini,en yüksek teklifi verene satışın onaylandığına dair ve araç alım satım sözleşmesi ile birlikte teklif edilen bedelin yatırılması gereken banka hesap bilgilerinin yer aldığı "satın alma onayı" adında mail gönderildiğini, bu mailden sonra alıcının, 3 iş günü içinde ödeme yapmak zorunda olduğunu, satış bedelinin yatırılmasının ardından...'nın, sisteme üyelik aşamasında her alıcıdan (teklif verenden) aldığı araç alım vekaletiyle en yüksek teklif verene araç satışının yapıldığını,açık artırmada ....... model .......... plakalı araca müvekkilince 1.400.200-TL teklif verildiğini, bu teklifin ardından 30.11.2020 tarihinde satın alma onayı gönderildiğini,müvekkilinin, 02/12/2020 tarihinde davalı... tarafından aranarak satışın iptal edileceğini bildirdiğini,bu görüşmenin ardından... tarafından 02.12.2020 tarihli e-posta ile araç satışının iptal edildiği, ceza bedeli olarak 2.500-TL+KDV'nin fatura kesilmesine istinaden ödemenin yapılacağının bildirildiğini, bu mailin ardından müvekkili tarafından davalılara .... Noterliğinin 09/12/2020 tarihli ihtarnamesi ile aracın tesliminin ,aksi halde zararın karşılanmasının ihtar edildiğini,aracın 3. kişiye satıldığının öğrenildiğini, aracın satılmaması nedeniyle zarara uğradığını, özellikle aracın satışından elde edeceği kardan mahrum kaldığını ve itibar kaybına uğradığını, davalı...'nın gönderdiği 02/12/2020 tarihli mailde, satışın kendi hatalarından iptal edildiğini ve 2.500-TL ceza bedelini ödemeyi kabul ettiğini, bu maille davalının kusurlu olduklarını kabul ettiğini belirterek, satışın haksız bir şekilde iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın şimdilik 1.000-TL'sinin davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı... vekili; dava dilekçesinde iki kalem zarardan bahsedilmişken, sonuç kısmında yer alan 1.000-TL tutarındaki kısmi talebin hangi zarar kalemine istinaden istenildiğinin anlaşılamadığını, müvekkili davacı ile diğer davalı arasındaki satışın gerçekleşmesi için bir aracı olup, işbu dava bakımından herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının müvekkilinin web sitesinde hesap açarken okuyup onayladığı açık artırma şartları ve kullanıcı sözleşmesinin 7.1.1. maddesinde, ...'nın satıcının satıştan caymasından sorumlu tutulamayacağının belirtildiğini, müvekkilinin hiç bir sorumluluğu olmadığı halde müşteri kaybetmemek için davacıya 2.500-TL ödeme yapmayı teklif ettiğini, bu durumun kusurun kabulü olarak yorumlanma sının mümkün olmadığını, aracın satışına ilişkin hukuken geçerli bir satış sözleşmesi bulunmadığından, davacının sözleşmeye dayalı herhangi bir talep hakkının bulunmadığını, satış bedelini müvekkili şirkete göndermeyen davacının, ihalede satın alma koşullarını yerine getirdiğinden söz edilemeyeceğini, ihale tarihinden sonraki gün 1.406.490-TL tutarlı ödemenin davacı dışında bir kişi tarafından gerçekleştirildiğini, ancak ödemenin başkası tarafından yapılacağına dair davacı ile müvekkili arasında bir mutabakat bulunmadığını, ödemenin açıklama kısmında da davacı adına yapıldığının belirtilmiş olması karşısında, ödemenin davacı tarafça yapıldığının kabulünün mümkün olmadığını, satış sözleşmesinin 5.1 maddesinde de ödemenin alıcının kendi hesabından yapılacağının düzenlendiğini, bu nedenle davacının satış hak kazandığını iddia etmesinin ve zarar talep etmesinin mümkün olmadığını, bu tutarın gerçekleştirilen işlemler ile bir bağlantı görülemediğinden dolayı müvekkilince ödemenin geldiği hesaba iade edildiğini, mahrum kalınan kar veya itibar kaybı iddialarının davacı tarafça ispat edilemediğini, davacının aracı bir başkasına daha yüksek bir bedelle satmayı vadettiğini ispatlayamadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili; söz konusu aracın satış ihale süreci müvekkili şirket tarafından yürütülmediği gibi, müvekkili tarafından davacıya herhangi bir satış taahhüdünde de bulunulmadığını, davacıdan satış bedeli veya kapora gibi bir bedel tahsil edilmediğini, bu nedenle ticari ilişkinin tarafı olmayan müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, otomobil satışı noter huzurunda gerçekleştirilen resmi şekle tabi bir işlem olup, müvekkili şirket ile davacı arasında herhangi bir satış veya satış vaadi sözleşmesinin bulunmadığını, davacının ihalenin iptali nedeniyle kardan mahrum kaldığı iddiasının mesnetsiz olduğunu, davacının henüz satış bedelini dahi ödemediği ve mülkiyetini devralmadığı bir aracı başkalarına yüksek bedelle pazarlamış olduğu ve bu nedenle kar kaybı yaşadığı iddiasının dinlenemeyeceğini, davacı tarafından müvekkili şirketin hesaplarına ödenen herhangi bir araç satış bedelinin bulunmadığını, ödeme iddiasını davacının kanıtlaması gerektiğini, davacı ile... arasında sözleşme şartlarını içeren 30.11.2020 tarihli mailden anlaşılacağı üzere, sözleşmenin 5.1. maddesinde, ödemenin alıcının kendi hesabından yapılması gerektiğini, davacının ise bu hükme uygun olarak ödeme yaptığını ispatlayan delil sunulmadığını, dava değerinin belirlenebilir olduğu hallerde kısmi dava açılmasının usul ekonomisine aykırı olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; motorlu araçların satışının resmi şekilde yapılması gerektiği, somut olayda araç satışı için henüz resmi şekil şartı yerine getirilmemiş olup, taraflar arasında geçerli bir satış sözleşmesi bulunmadığı, davacı ile davalı... arasındaki sözleşmeye göre araç bedelinin satın alan kişi tarafından yatırılması gerektiği, ancak somut olayda araç bedelinin satın alan davacı dışında bir üçüncü kişi tarafından yatırıldığı, dolayısıyla davacının sözleşme gereği ücret ödeme edimini gereği gibi yerine getirdiğinin söylenemeyeceği, bu sebeple yapılan açık artırma sonucu satış işleminin iptal edilmesinde davalının haklı sebebe dayandığı, davacı her ne kadar satın alınan aracın tekrar satılamaması sebebiyle kâr kaybı yaşadığını iddia etse de, ortada davacının gerçek bir zararının bulunmadığı, zira davacının aracı satın aldıktan sonra tekrar satacağına ilişkin ileri sürdüğü beyanlarının soyut nitelikte olduğu, aracın davacı tarafça tekrar satılacağına ilişkin bir sözleşme veya sözleşme vaadi bulunmadığı, davacının aracı tekrar satacağına ilişkin beyanları kabul edilse dahi, aracın satışının ne zaman veya hangi şartlarda gerçekleşeceğinin belli olmadığı, davacının aracı satın aldıktan hemen sonra satması ile bir yıl sonra satması arasında satış bedellerinin farklılık göstereceği, dolayısıyla davacının hukuken korunan net ve gerçek bir zararının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; davaya konu satış haksız olarak iptal edilmiş olup, mahkemenin ödemenin sözleşmeye uygun yapılmadığı ve davalıların haklı sebebe dayandığı yönündeki kabulünün hatalı olduğunu, araç için en yüksek teklifin müvekkili şirket tarafından yapıldığını ve ardından davalı... tarafından müvekkiline sözleşmenin 4.2 maddesi uyarınca 30.11.2020 tarihinde satış emrinin e-posta yoluyla gönderildiğini, satış emrinin müvekkiline gönderilmesinden itibaren, satış bedelinin 3 iş günü içerisinde davalı şirketin hesaplarına gönderilmesinin gerektiğini, bu nedenle müvekkilinin 03.12.2020 tarihine kadar parayı ödeme süresi bulunduğunu, ancak taraflar arasındaki sözleşmenin 02.12.2020 tarihinde... tarafından haksız bir şekilde feshedildiğini, dolayısıyla satış işleminin iptal edilmesinin, ödemenin yapılmaması veya ödemenin üçüncü şahıs tarafından yapılması sebebine dayanmadığını, zira henüz ödeme süresinin dolmadığını, kaldı ki belirtilen iptal mailinden önce davalı tarafa araç satış bedelinin ödendiği bilgisinin iletildiğini, davalılarla yapılan görüşmelerde de araç bedelinin dava dışı ...firması tarafından yatırılmasına onay verildiğini, dekont açıklamasında da dava konusu araca ilişkin plaka bilgisinin yer aldığını, ayrıca davalı... tarafından gönderilen iptale ilişkin mailde de sözleşmenin kendi kusurları sebebiyle feshedildiğinin kabul edildiğini, buna rağmen mahkemenin sözleşmenin iptalinin haklı nedene dayandığı yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, ayrıca davalı tarafın araç bedelinin satın alan kişi haricindeki üçüncü kişi tarafından yatırılması hususunun sözleşmeyi iptal için haklı neden olduğu yönündeki iddiasının da hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalının ödemenin dava dışı ...firması tarafından yapılmasına onay verdiğini, buna rağmen henüz ödeme süresi dolmadan müvekkiline satışın iptal edildiğinin bildirilmesinin ve akabinde davalı ... tarafından aracın ihale bedelinden çok daha fazla bir rakama satılmış olmasının, satışın davalılarca haksız ve sebepsiz iptal edildiğini gösterdiğini, müvekkilinin ikinci el araç alım satım ticareti yaptığını, ancak davalı tarafça yapılan kusurlu fesih sebebiyle malvarlığında meydana gelecek çoğalmadan mahrum kaldığını, dolayısıyla sözleşme ödeme süresi dolmadan önce haksız şekilde iptal edilmemiş olsaydı, müvekkilinin aracı ortalama ne kadar süre içerisinde ve hangi bedelle satacağı hususu araştırılarak uğradığı zararın tespit edilebileceğini, bilirkişi raporunda, ihale tarihinden bir yıl sonra dahi aynı özelliğe yakın araçların 1.475.000-TL üzerinden satışa çıkarıldığı, enflasyon değeri ve pazarlık payı dikkate alındığında, dava konusu aracın değerinin altında alınmadığı, dolayısıyla davacının ihalenin iptal edildiği tarih itibariyle aynı özelliklere sahip bir başka aracı aynı fiyattan temin edebileceği, bu bakımdan davacının somut bir zararının oluşmadığı şeklinde hatalı bir tespitte bulunulduğunu, ancak raporda ikinci el araçların fiyatlarını etkileyen hiç bir faktörün dikkate alınmadığını, dava konusu aracın özelliklerine en yakın araçların ortalama ne kadar sürede satıldığı hususunun araştırılmadığını, dolayısıyla belirtilen hususlar araştırılmaksızın, müvekkilinin net ve gerçek bir zararının oluşmadığı yönündeki tespitin kabulünün mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, davacı tarafça en yüksek teklifin verildiği araç satışına ilişkin açık artırmanın iptali nedeniyle, kar kaybı alacağının tahsili istemine ilişkindir.Somut olayda; davalı ... şirketine ait aracın açık artırma ile satış işleminin diğer davalı... şirketinin internet platformu üzerinden gerçekleştirildiği, araca davacı tarafça 1.400.200-TL tutarında olmak üzere en yüksek teklifin verildiği, bu teklifin ardından davalı... tarafından 30.11.2020 tarihinde davacıya satın alma onayı başlık e-posta gönderilerek ödenmesi gereken komisyon bedelleriyle birlikte aracın satış bedelinin 3 iş günü içerisinde ödenmesinin davacıya ihtar edildiği, davacı tarafça satış bedelinin ........adına kayıtlı banka hesabından 01.12.2020 tarihinde davalı...'nın hesabına toplam 1.406.490-TL olarak yapıldığı, ancak davalı tarafça, kendisine gönderilen satış bedeli iade edilerek 02.12.2020 tarihinde gönderilen e-posta ile davacıya araç satışının iptal olduğunun bildirildiği, bunun üzerine davacı tarafça davalılara keşide edilen 09.12.2020 tarihli ihtarname ile aracın teslimi, olmadığı takdirde zararlarının ödenmesinin ihtar edildiği, davalı ... tarafından keşide edilen cevabi ihtarname ile, ihale veya satıştan cayma haklarının bulunduğu, bu hakkın kullanılması halinde herhangi bir yükümlülüklerinin bulunmadığının davacıya bildirildiği, davalı... tarafından da satışın satıcı tarafından gerçekleştirilmemesinden ötürü bir sorumluluklarının bulunmadığının bildirildiği, dolayısıyla araç maliki davalı ... tarafından satıştan vazgeçilmesi sonucunda satışı gerçekleşmediği, açık artırma konusu aracın ise 04.12.2020 tarihinde davalı tarafından dava dışı bir şirkete satışının yapıldığı anlaşılmaktadır. Açık artırma yoluyla satış 6098 sayılı TBK'nın 274 vd. maddelerinde düzenlenmiş olup, TBK'nın 275. maddesinde, satıcı artırma koşullarında aksi yönde bir irade açıklamasında bulunmamışsa, herkesin katılabileceği isteğe bağlı açık artırmalarda satış sözleşmesinin, artırmayı yönetenin en yüksek bedeli öneren kişiye ihale etmesiyle kurulmuş olacağı hüküm altına alınmıştır. Kanunun 279/1 maddesinde, artırmada taşınır mal alan kişinin, onun mülkiyetini ihale anında kazanacağı, 279/4 maddesinde ise, isteğe bağlı özel artırmalarda mülkiyetin geçmesinin genel hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Ancak 2918 sayılı KTK'nın 20/d maddesinde, tescil edilmiş motorlu araçlar bakımından mülkiyetin devrini öngören sözleşmelerin noterde yapılması zorunludur. Bu hükümler karşısında açık artırma konusu aracın davalı tarafça kanunda öngörülen resmi şekilde devrinin yapılmamış olması, davalının sözleşmesel sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır. Satış sözleşmesinin 5.1 maddesinde, satışın onaylanması sonrasında ödemenin sadece alıcının banka hesabından ve alıcının kendi hesabından yapılabileceği hüküm altına alınmış olup, davacı tarafça yapılan ödemenin de kendi banka hesabı üzerinden yapılmadığı sabittir. Ancak davalı... tarafından davacıya gönderilen 30.11.2020 tarihli satın alma onayında, aracın satış bedelinin 3 iş günü içerisinde ödenmesi talep edilmiş olup, bu sürenin son günü 03.12.2020 tarihine denk gelmektedir. Oysa davacıya davalı... tarafından bu süre dolmadan 1 gün önce 02.12.2020 tarihinde gönderilen e-posta ile araç satışının iptal olduğu bildirilmiştir. Dolayısıyla henüz ödeme süresi dolmadan satış iptal edildiğinden, davacının sözleşmeye aykırı ödeme yaptığı iddiasının ileri sürülmesi mümkün değildir. Sonuç olarak sözleşmenin davalı satıcı ... tarafından satıştan vazgeçilerek feshedildiği sabit olup, davalı tarafından satıştan haklı sebeple vazgeçildiğine yönelik herhangi bir iddia ve delil de ileri sürülmemiş olmakla, davalı fesihte haksızdır. Bu nedenle mahkemenin aksi yöndeki kabulü hatalıdır. TBK'nın 112. maddesine göre; borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının zararını gidermekle yükümlüdür. Müspet zarar, borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur. Alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini, müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Somut olayda davacı tarafça; sözleşmenin haksız olarak feshi nedeniyle, aracın kendisi tarafından satışı yapılarak elde edilecek kardan mahrum kaldığı ileri sürülmüştür. Ancak davacının aracı satın aldıktan sonra daha yüksek bedelle satacağına dair herhangi bir delil sunulmadığı, aracın daha yüksek bedelle satışının yapılacağı iddiasının somut bir dayanağının bulunmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporunda da davacının ihalenin iptal edildiği tarih itibariyle aynı özelliklere sahip başka bir aracı aynı fiyattan temin edebileceğinin tespit edildiği anlaşılmakla, davacının kar kaybı talep koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine, HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.20/02/2026