Hukuk Genel Kurulu 2012/4-1118 E. , 2012/896 K. "" MAHKEMESİ : Yargıtay 4.Hukuk Dairesi (İlk Derece) TARİHİ : 10/05/2011 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4.Hukuk Dairesince; “Davacı tarafından Dairemize ilk derece mahkemesi sıfatı ile açılan manevi tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonucunda; DAVA : Dava dilekçesinde, davacının kaçma şüphesi bulunmamasına karşın hakkında davalı tarafından bas…
**Hukuk Genel Kurulu 2012/4-1118 E. , 2012/896 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Yargıtay 4.Hukuk Dairesi (İlk Derece) TARİHİ : 10/05/2011 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan incelemesi sonucunda ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 4.Hukuk Dairesince; “Davacı tarafından Dairemize ilk derece mahkemesi sıfatı ile açılan manevi tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonucunda; DAVA : Dava dilekçesinde, davacının kaçma şüphesi bulunmamasına karşın hakkında davalı tarafından basmakalıp ifadelerle tutukluluğun devamı kararı verildiği ; benzer durumdaki kişiler hakkında tahliye kararlarının verildiği ve masumiyet karinesinin göz ardı edildiği ileri sürülerek; 1.500,00-TL manevi tazminata hükmedilmesi talep olunmuştur. CEVAP : Cevap dilekçesinde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2009/13-467 Esas sayılı kararında hakimler aleyhine açılan davalarda dava konusu edilen duruşma zabıtlarının onaylı suretlerinin dosyaya sunulmamış olmasının dava dilekçesinin reddi sebebi olduğunun belirtildiği, HUMK md. 573’te belirtilen kesin ve açık yasa hükmüne aykırılık durumunun bu davada söz konusu olmadığı, tutuklama gerekçesinde kaçma ve delilleri karartma gerekçesi bulunmadığı halde basma kalıp dava dilekçesinde tutuklama kararında yer almayan ifadelerin varmış gibi gösterildiği, emsal gösterilen Haberal davası ile bu davanın bir ilgisi ve benzerliğinin bulunmadığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur. GEREKÇE : T.C. Anayasası’nın “Kişi hürriyeti ve güvenliği” başlıklı 19/3, 6, 7 ve son. maddesinde; suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hakim kararıyla tutuklanabilecekleri, tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı, soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteyebileceği, hürriyeti kısıtlanan kimselerin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili yargı merciine başvurma hakkına sahip olduğu, bu esaslar dışında işleme tabi tutulanların uğradıkları zararın, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre Devletçe ödeneceği hükmü yer almaktadır. Keza Anayasa’nın 40/3. maddesinde de kişinin, resmi görevliler tarafından meydana getirilen haksız işlemler sonucu uğradığı zararının kanuna göre Devletçe tazmin edileceği öngörülmüştür.