4. Ceza Dairesi 2008/15465 E., 2008/18602 K. 4. Ceza Dairesi 2008/15465 E., 2008/18602 K. - İDDİANAMENİN İADESİ - KAMU DAVASI - KAMU DAVASINI AÇMA GÖREVİ- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 170 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 174 ] Yalan tanıklık suçundan şüpheliler Vahit ... ve Murat ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda A.. Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 9.1.2008 tarihli iddianamenin, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 174/1-b maddesi uyarınca iadesine ilişkin…
4. Ceza Dairesi 2008/15465 E., 2008/18602 K. **4. Ceza Dairesi 2008/15465 E., 2008/18602 K.** **- İDDİANAMENİN İADESİ - KAMU DAVASI - KAMU DAVASINI AÇMA GÖREVİ**- 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 170 ] - 5271 S. CEZA MUHAKEMESİ KANUNU [ Madde 174 ] **"İçtihat Metni"** Yalan tanıklık suçundan şüpheliler Vahit ... ve Murat ... hakkında yapılan soruşturma sonucunda A.. Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 9.1.2008 tarihli iddianamenin, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 174/1-b maddesi uyarınca iadesine ilişkin A.. 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 17.1.2008 gün ve 2008/14 sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair A.. 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 4.2.2008 tarihli kararının, Adalet Bakanlığı tarafından 1.7.2008 gün ve 37521 sayılı yazı ile yasa yararına bozulmasının istenilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 23.7.2008 gün ve 148305 sayılı tebliğnamesiyle Daireye gönderilen dava dosyası incelendi. Tebliğnamede "Tüm dosya kapsamına göre; A.. 3.Asliye Ceza Mahkemesince şüphelilerin yalan tanıklıkta bulundukları iddia edilen A.. 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/405 esas, 2007/606 dosyasında, bu dosyanın sanığı Av.Tevfik ... hakkında verilen mahkumiyet kararının temyiz edilmesi sebebiyle henüz kesinleşmediği, şüphelilerin hukuki durumunun anılan kararın kesinleşmesine göre değerlendirilmesi gerektiğinden bahisle iddianamenin iadesine karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 170.maddesinde, iddianamede bulunması gereken hususların neler olacağının gösterildiği, aynı Kanun'un 174/1.maddesinde ise iddianamenin hangi hallerde iadesine karar verileceğinin belirtildiği, 5271 sayılı Kanun'un 170/2.maddesinde yer alan "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." hükmü uyarınca Cumhuriyet Savcısının dava açmasının zorunlu olduğu ve suçun hukuki nitelendirilmesinin de Cumhuriyet Savcısına ait olduğu, bu durumda mahkemece, iddianamede gösterilen olaylarla ilgili olarak ibraz edilen deliller ve yargılama sırasında ibraz edilebilecek deliller birlikte değerlendirilerek yargılama sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği, kaldı ki ilgili kararın kesinleşmesinin mahkemece de bekletici sorun yapılabileceği cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir" denilmektedir. Gereği görüşüldü: 5271 sayılı Ceza Yargılama Yasasının 174/1 maddesinde; "Mahkeme tarafından, iddianamenin ve soruşturma evrakının verildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde soruşturma evresine ilişkin bütün belgeler incelendikten sonra, eksik veya hatalı noktalar belirtilmek suretiyle; a)170 inci maddeye aykırı olarak düzenlenen, b)Suçun sübutuna etki edeceği mutlak sayılan mevcut bir delil toplanmadan düzenlenen, c)Önödemeye veya uzlaşmaya tabi olduğu soruşturma dosyasından açıkça anlaşılan işlerde önödeme veya uzlaşma usulü uygulanmaksızın düzenlenen, iddianamenin Cumhuriyet Başsavcılığına iadesine karar verilir." Aynı Yasanın 170/2 maddesinde; "Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler." hükümleri yer almaktadır. İncelenen dosyada, A.. Cumhuriyet Başsavcılığınca, şüpheliler Vahit ... ve Murat ... hakkında, yalan tanıklık suçu nedeniyle düzenlenen iddianamenin, görevli mahkemece, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 174/1-b maddesi uyarınca iadesine karar verildiği görülmektedir. İddianamenin iadesi kararının gerekçesinde, A.. 1. Asliye Ceza Mahkemesince sanık Tevfik ... hakkında görevliye hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararının, yalan tanıklık suçunun sübutuna mutlak etki edecek bir delil olduğu ve bu nedenle kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği belirtilmiştir. Anılan dosyada verilen kararın, yalan tanıklık suçunun kesin olarak işlendiğine veya işlenmediğine kanıt oluşturmayacağı ve bu nedenle suçun sübutuna mutlak etki edecek bir delil niteliğinde sayılamayacağından kesinleşmesinin beklenmesine gerek yoktur. Öte yandan söz konusu karar suçun sübutuna mutlak etki edecek delil niteliğinde kabul edilse bile yargılamayı yürüten mahkemenin bu hususu bekletici mesele olarak değerlendirmesi de olanaklıdır. Cumhuriyet savcısının soruşturma sırasında topladığı deliler suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa iddianame düzenleyerek görevli mahkemeye kamu davası açması zorunludur. İddianamesinin iadesine ilişkin yasal düzenlemenin, Cumhuriyet savcısının dava açma görevinin bekletici meselelerle geciktirilmesine yol açacak uygulamalara dayanak yapılamayacağı ve iade nedenlerini sayarak sınırlayan yasa koyucunun amacının da bekletici meselelerin Cumhuriyet savcılığınca dikkate alınması olmadığı açıktır. Belirtilen nedenlerle iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazı inceleyen merciin verdiği ret kararı hukuka aykırıdır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının düzenlediği tebliğnamedeki düşünce, yapılan açıklamalar ışığında yerinde görüldüğünden, yalan tanıklık suçundan şüpheliler Vahit ... ve Murat ... hakkında düzenlenen iddianamenin iadesi kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, A.. 1.Ağır Ceza Mahkemesince verilen 4.2.2008 tarih ve 2008/46-46 D.İş sayılı kararın, 5271 sayılı C.Y.Y.'nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasa maddesinin 4-a fıkrası gereğince, sonraki işlemlerin yerinde tamamlanmasına, 15.10.2008 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.