T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/19 KARAR NO:2026/345 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/10/2021 NUMARASI: 2014/820 Esas 2021/644 Karar DAVA :Rücuen Tazminat DAVA TARİHİ: 30/07/2010 BİRLEŞEN İSTANBUL 32. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2011/376 ESAS 2012/164 KARAR SAYILI DOSYASI DAVANIN KONUSU:Tazminat KARAR TARİHİ: 04/03/2026 6100 Sayılı Hukuk M…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/19 KARAR NO:2026/345 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 14/10/2021 NUMARASI: 2014/820 Esas 2021/644 Karar DAVA :Rücuen Tazminat DAVA TARİHİ: 30/07/2010 BİRLEŞEN İSTANBUL 32. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNİN 2011/376 ESAS 2012/164 KARAR SAYILI DOSYASI DAVANIN KONUSU:Tazminat KARAR TARİHİ: 04/03/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:ASIL VE BİRLEŞEN DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin sigortalısı ... Şti.' ile... Otomotiv Ltd. Şti'ne ait .. Otogarındaki işyerinde sigortalı kıymetlerin, 18/12/2009 tarihinde su basması sonucu ağır hasara uğradığını, hasarın tayin ve tespiti için sigorta eksperi görevlendirildiğini, yapılan inceleme ve tespitler kapsamında ... Şti.'ye ait sigortalı kıymetlerde toplam 628.636,26 TL, .... Şti.'ye ait sigortalı kıymetlerde toplam 157.190,98 TL hasar tespit edildiğini, sigorta eksperi bünyesinde yapılan tespitler gereğince sigortalı ... şirketinin hasarı 01/04/2010, sigortalı... Otomotiv şirketinin hasarı 17/03/2010 tarihinde sigortalısına ödediğini ve sigortalı firmanın kanuni halefi olduğunu, su baskısının sebebinin davalı .... A.Ş.'nin ... Evleri adlı projenin inşaat ve imalatı kapsamında yaptığı toprak dolgunun çökmesi ve kanal üst tabliyesinin kırılması sonucu kanal yatağının tıkanması nedeniyle meydana geldiğini, zararın davalı .... A.Ş.'nin inşaat ve imalatından kaynaklandığı için BK 58. maddesi gereğince ve genel hükümler uyarınca zarardan sorumlu olduğunu, davalı ...'nin ise 2560 sayılı yasanın 2.maddesinin b ve d hükümlerine göre hizmetin işleyişini düzenli olarak denetlemek ve hizmetin yürütülmesi sırasında gerekli önlemleri almakla yükümlü olduğundan dolayı davacıya karşı tazmin sorumluluğundan hukuken kaçınamayacağını belirterek sigortalı ... için ödenen 628.636,26 TL, ... Otomotiv için ödenen 157.190,98 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. ASIL VE BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesi ile; açılan davanın husumet yönünden reddinin gerektiğini, hasarın diğer davalı şirketin inşaat ve imalat kusurundan dolayı meydana geldiğinden müvekkili idareye husumet tevcih edilemeyeceğini, derelerin bakım ve ıslahından müvekkili kurumun sorumlu olmadığını, müvekkili idarenin 2560 sayılı yasa gereğince kurulduğunu ve bu kanunun 1.maddesine göre... Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek üzere kurulduğunu, derelerin ıslah görevinin 4373 sayılı yasa ile Devlet Su İşlerine verildiğini, tazminat sorumluluğunun doğması için tazminat talep edenin zararına neden olan olayda kasıt, ihmal ya da kusurunun olması gerektiğini, tazminat talep edilen ile hasar arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, olayda haksız fiil şartlarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı .... A.Ş. vekili cevap dilekçesi ile; davanın müvekkili şirket bakımından husumet yönünden reddinin gerektiğini, müvekkilinin inşaatını imar kanununa, projelerine uygun olarak, ... ve ilgili Belediyelerden onay olmak suretiyle tamamlandığını, müvekkili şirketin gerçekleştirdiği inşaatlarda yapılış bozukluğu veya bakım noksanlığının bulunmadığını, dava konusu zarar ile müvekkili şirketin illiyet bağının bulunmadığını, müvekkili şirketin malik sıfatının bulunmadığını, müvekkilinin hukuka aykırı fiili, kusuru veya ihmalinin bulunmadığını, davaya konu zararın oluşumunun sebebinin yağmur kolektörünün yapıldığı tarihte kullanılan beton kalitesinin standartlardan uzak olması, miadını doldurmuş olması, ...'nin gerekli onarım ve bakımları yapmamış olmasından ve aşırı yağmurun bu durumu tetiklemiş olmasından kaynaklandığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece, "...Davacı sigorta şirketinin, su basması nedeni ile sigortalı şirketlerin zararının sigorta poliçeleri kapsamında karşılanmasından dolayı dava tarihinden yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK'nın 1301. maddesine istinaden rücuen tazminat davası açtığı, davacı sigorta şirketinin; sigorta poliçesi kapsamında olay nedeni ile sigortalı şirketlere ödemede bulunduğu, bu kapsamda asıl dava ile ilgili olarak sigortalısı... Şti.'ne 01/04/2010 tarihinde 628.636,26 TL, birleşen dava kapsamında sigortalı şirketi... Şti.'ne 17/03/2010 tarihine 157.190,98 TL ödemede bulunduğu, tespit raporları ve bilirkişi raporlarına göre olay günü meydana gelen sağanak yağışlar sonucu kanalın üst tabliyesi üzerindeki toprak dolgunun tamamen suya doygun hale gelip, esasen toprak örtüsüz durumda dahi taşıma fonksiyonunu yitiren üst tabliyenin su ve toprak ağırlığını taşıyamayarak çöktüğü, üst tabliyenin kırılması sonucu beton parçalarının ve ... evleri bahçesinden şev kayması sonucu ortaya çıkan toprağın kanal kesitini doldurduğu, kanaldan geçemeyen suların çevreye ve özellikle Otogarın ... girişine doğru, bu bölgenin kotunun kanal kotuna göre aşağıda kalması nedeniyle hızla aktığı, dava dışı sigortalı şirketler .... Şti.nin ve...Şti.nin işyerinde zarara sebep olan suların bu sular olduğu, bu durumda olayın meydana gelmesinde, inşaatı yapan davalı .... A.Ş.nin %100 kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 58. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 69. maddesi ile “bir binanın veya diğer yapı eserlerinin malikleri, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden” sorumlu ve bir kusurları söz konusu olmaksızın “doğan zararı gidermekle yükümlü” tutulmuşlardır. Yapı eserinin maliki, bunların hiç kimse ve hiçbir şey için tehlike taşımayacak şekilde yapılmasını ve işlemesini garanti etmekle yükümlüdür. Bu nedenle, bir yapı eserinde herhangi bir yapım bozukluğu olmasa bile, ek güvenlik ve koruma tertibatının bulunmaması, yine de bir bakım eksikliği sayılır. Yapı sahibinin sorumluluğu, bir bina ya da diğer bir inşa eserinin bizatihi kendisinden kaynaklanan bir nedenle oluşan zarardan sorumluluğu kapsamaktadır. Bu sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan “ağırlaştırılmış” bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumluluğa öğretide “kusursuz sorumluluk” veya daha geniş tanımıyla “kusura dayanmayan nesnel sebep sorumluluğu” denilmektedir. Sorumlu kişi veya işletmenin, kusurlu olup olmaması, özen ödevini yerine getirip getirmemesi, işletme veya nesnede (şeyde) bir bozukluk veya noksanın bulunup bulunmaması, meydana gelen zararın tazmin borcu yönünden bir etkiye sahip değildir. Zira bunların sebep oldukları zararlarda, kusurun bulunup bulunmadığı ya da rolünün olup olmadığı çoğu zaman bilinemediği veya ispat edilemediği gibi sorumlu kişi veya işletme, her türlü özeni gösterse, gözetim ve denetim ödevini yerine getirse, gerekli bütün tedbirleri alsa bile, gene çoğu zararın meydana gelmesini önlemek mümkün değildir. Bu sebeple sorumluluğun bağlandığı olgu ile zarar arasında uygun illiyet bağı kurulduğu zaman, sorumluluk da gerçekleşmiş olacağından, bu işletme veya nesnelerin sahip veya işletenleri, bunların sebep oldukları zararı gidermek zorundadır.Burada malike kurtuluş kanıtı sunma olanağı tanınmamıştır. Malik, ancak illiyet bağını kesen sebeplerin (mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru, üçüncü kişinin ağır kusuru gibi) varlığı durumunda sorumluluktan kurtulabilir. Ayrıca bina veya yapı eseri malikinin sorumluluğu kusur aranmayan bir sorumluluk olduğu için, malikin kusursuzluğunu ispat ile sorumluluktan kurtulması mümkün olmadığı gibi, varsa kusurunun derecesi de tazminatın belirlenmesinde önem taşımaz. Fakat, bina malikinin zararın meydana gelmesinde kusuru var örneğin bina ile hiç ilgilenmemiş ise, tazminatın indirilmesini gerektiren sebepler bulunsa bile, fazladan (munzam) kusur bu indirime engel olabilir. Keza zarardan sorumlu olan başka kişiler de varsa, fazladan kusur rücuda da rol oynayabilir.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 03/12/2019 tarih ve 2017/479 Esas 2019/5762 Karar sayılı ilamı Sorumluluk Hukukunun önemli unsurlarından biri de zarar ile eylem arasında illiyet bağının bulunmasıdır. İlliyet bağının kesildiği durumlarda kusursuz sorumlu olan kişi sorumlu tutulmayacaktır. Teoride ve uygulamada mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile illiyet bağı kesilir ve kusursuz sorumlu olan kişi sorumluluktan kurtulur. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 26/03/2019 tarih ve 2018/3007 Esas 2019/1768 Karar sayılı ilamı Bu açıklamalar ışığında somut olayda; davalı .... A.Ş. nin olayın meydana gelmesinde %100 kusurlu olması ve inşaatı yapan şirket olması nedeniyle, olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte bulunan ve bu nedenle uygulanması gereken 818 sayılı Borçlar Kanunun 58. maddesi ( aynı düzenleme 6090 sayılı TBK'nın 69. maddesinde de vardır.) gereğince olaydan dolayı uğranılan zararlardan sorumlu olduğu, davacı sigorta şirketinin, sigortalı şirketlere ödeme yapması nedeni ile onların halefi olduğu ve bu nedenle sigortalı şirketlere yapılan ödemelerin tamamını davalı ... Şti.'nden tahsilini talep edebileceği sonuç ve kanaatine varılarak bu davalı hakkında açılan asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı ... açısından yapılan incelemede; davalı ...'nin her ne kadar 2560 sayılı ... Genel Müdürlüğü kanunu gereğince sorumlu olduğu düşünülebilirse de; gerek öğretide gerekse Yargısal içtihatlarda belirtildiği üzere, kusursuz sorumlu olan kişi veya kurumun illiyet bağının kesilmesi halinde sorumluluktan kurtulabileceği, illiyet bağının kesilmesi de mücbir sebep, zarar görenin tam kusuru ve üçüncü kişinin ağır kusuru ile olabileceği, dava konusu olayda diğer davalı inşaatı yapan şirket .... Şti.'nin olayın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğu bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden davalı ... ile zarar arasında illiyet bağının kesilmiş olacağından, davalı ...'nin sorumluluktan kurtulduğu ve böylece davacının davalı ...'den zararın tazmini talep edemeyeceği sonuç ve kanaatine varılarak" Asıl ve Birleşen davada, davalı ... hakkında açılan davaların reddine, asıl ve birleşen davada davalı .... A.Ş. hakkında açılan davaların kabulü ile; asıl davada 628.636,26 TL nin 01.04.2010 tarihinden itibaren, birleşen davada 157.190,98 TLnin 17.03.2010 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalı .... A.Ş. den alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili asıl ve birleşen davada yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Öncelikle davalı ... dere yatağının 50 mt çevresinde yapılaşmaya keza kutu kesitli yağmur suyu kanalının üstüne yaklaşık 5,00 m - 8,50 m toprak dolgu yapılmasına izin vermemekle yükümlü olduğu halde bu yükümlülüğünü, keza yapım sırasında denetim yükümlülüğünü ihlal ettiğinden davalı inşaat firması ile birlikte 1. Derecede asli kusurlu olduğunu, kabule göre de tarife hükümleri uyarınca maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı düzenlemesine aykırı olarak davanın reddine karar verilen davalı ... lehine maktu vekalet ücereti yerine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.Davalı .... A.Ş. Vekili vekili asıl ve birleşen davada yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasında çelişki giderilmeksizin eksik incelemeye dayalı hüküm tesis edildiğinden hukuka aykırı kararın kaldırılması gerektiğini, dava konusu olayda ...’nin sorumluluğu açık olmasına rağmen, müvekkil şirketin birinci derece kusurlu kabul edilmesi hukuka aykırı olduğunu, dava konusu olayda müvekkil şirketin hukuka aykırı fiili ve kusuru bulunmadığını, kaldı ki, bir an için sorumlu olduğumuz varsayımında dahi, kesinlikle bilirkişi raporunda tespit edilen tutar fahiş olup kabul etmediklerini ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, “ ... Poliçesi “ kapsamında ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır.Dosya kapsamına göre; davacı sigorta şirketi ile dava dışı sigortalılar ... Şti.' ile 06/02/2009-2010, ... Şti arasında 24.04.2009-2010 dönemi kapsar şekilde... Otogarı'nda bulunan işyerleri için ... Poliçesi düzenlendiği, 18/12/2009 günü meydana gelen sağanak yağışlar sonucu kanaldan taşan suların çevre işyerlerine zarar vermesi nedeniyle dava dışı sigortalılara yapılan ödemenin, hasara sebebiyet verdiği iddiası ile haksız fiil ile yapı maliki sorumluğu hükümleri uyarınca davalılardan rücuen tazmini amacıyla huzurdaki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK.nın 1472.maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Düzenlemede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği belirtilmiştir.Somut olayda, sel-su baskını olarak belirlenen zararlar poliçede teminat altına alındığı, sigorta şirketi tarafından dava dışı sigortalılara hasar bedeli ödenmiş olmakla (dava dışı sigortalı ... ile... Otomotivden eksper raporu ile belirlenen 628.636,26 TL ile 157.190,98 hasar bedelinin ödendiğine dair alınan 01/04/2010 ve 17/03/2010 tarihli ibranameler) TTK 1472. Maddesi uyarınca davacı sigorta şirketinin, sigortalısına yerine geçerek gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava açma hakkını kazandığından davalıların meydana gelen hasardan dolayı sorumlu olup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir. Davalı .... A.Ş. tarafından tespit istenmesi üzerine Eyüp 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/292 D.İş dosyasında alınan 07/01/2010 tarihli bilirkişi raporunda, meydana gelen hasarın nedeni olarak, kanal üstü dolgusunun, aşırı yağışlar nedeniyle bünyesine su alarak ağırlığının artması ve bu şekilde kanal tabliyesinin fazla zorlanması; kanal kutu kesiti üst tabliyesinin aşırı sehim yapıp kırılması ve göçmesi, üzerindeki toprak dolgunun da beraberinde çökmesi, kanal yatağının kapanması, atık suların geri tepmesi ve çevreye zarar vermesi; olay zamanı bölgede meydana gelen yağışların, diğer zamanlardakinden fazla olması, yağışların sağanak şeklinde yağması şeklide belirtilebileceği, kanalık yaklaşık 20 yıl önce inşa edildiği dikkate alındığında kullanılan malzeme kalitesinin uygun olduğunun söylenebildiği, günümüz koşullarında ise daha yüksek bir beton kalitesinin kullanılması gerektiği, tespit isteyen firmanın mimari projesinin ... tarafından onaylanmış olduğu, bu projede binaların kanala göre konumunun ve arka bahçe üst kotunun belli olduğu, mevcut kanala bir bağlantı yapılmadığı bildirilmiştir.Dava dışı ... AŞ tarafından tespit istenmesi üzerine Eyüp 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/298 D.İş dosyasında alınan 08/01/2010 tarihli bilirkişi raporunda,... Otogarı ile ... Evlerinin arka bahçesinin arasında bulunan ... yağmur suyu kanalının yapısının betonarme olduğu ve üzerinin toprak ile örtülü bulunduğunun belirlendiği, meydana gelen çökme ve göçmelerin; kanal üstü toprak dolgusunun aşırı yağışlar nedeniyle bünyesine su alarak ağırlığının artması ve bu şekilde kanal tahliyesinin fazla zorlanması sonucu oluştuğu bildirilmiştir.Davalı ... tarafından tespit istenmesi üzerine Eyüp 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/2 D.İş dosyasında alınan 18/01/2010 tarihli bilirkişi raporunda, ...'nin sorumluluğunda bulunan ... kanal güzergahının yanı başında inşa edilmiş olan ... Evlerinin bahçe düzenlemesi sırasında parsel sınırı dışında kanal güzergahı üzerinde dolgu yapılması sonucu göçükler meydana geldiği ve hasara sebep olduğu bildirilmiştir.Eyüp 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2009/298 D.İş dosyasında alınan 28/01/2010 tarihli bilirkişi raporunda, otogarın ... girişinde bulunan ve mansabı ...'ye bağlanan yağmur suyu hattının çökmesi ve tıkanması sonucu yağmur sularının geri tepmesi nedeniyle otogarın en alt katına suyun sirayet etmesinin sonucu sigortalı işyerinin ve içindeki emtianın hasarlanmasına neden olduğu, söz konusu kanalın çökmesine de, yandaki ... Evleri inşaatı esnasında bu inşaatı yapan müteahhit tarafından kanal hattı üzerine fazla toprak dolgusu yapılması ve bu dolgunun yoğun su alarak daha da ağırlaşması sonucu sebebiyet verildiği belirtilmiştir.Davalı .... A.Ş. tarafından İTÜ'ye yapılan başvuru üzerine bilirkişiler tarafından düzenlenen 04/05/2011 tarihli teknik raporda, .... A.Ş. tarafından ... Evleri inşaatının, onaylı projesine ve projede yer alan kayıtlara uygun olarak yapıldığı, toprak dolgunun yapımı sırasında yağışlar ve zemin sularının yaratacağı risklere karşılık drenaj önlemleri alındığı, ... su kanalına bağlantı yapılmadığı, kanal üzerine göçmeye yol açacak bir toprak ilavesi yapılmadığı, inşaat sınırları dışında kalan kanalın bulunduğu alanlarda tabliyede önemli sehimlerin olmasının bu hususu teyit ettiği, bu haliyle kanalın hizmet ömrünü doldurduğunun belirlendiği, bu nedenle ... Evleri kapsamında yapılan çalışmaların, su kanalının göçmesine ve oluşan zarara sebebiyet vermediği bildirilmiştir.İtfaiye Müdürlüğünce düzenlenen 25/12/2019 tarihli yangın raporunda, müdahaleden önce otogarın zemin kat dahilini tahmini 1,5 metre yüksekliğinde su bastığının, insanların ve araçların su içinde kaldığının görüldüğü, su basmasının yağan sağanak yağıştan dolayı olduğu bildirilmiştir. Bilirkişiler Prof. Dr. ..., Prof. Dr. ..., ... ve ...tarafından sunulan 20/11/2012 tarihli raporda; "... Evleri inşaatının yüklenicisi olan davalı ... şirketinin, ... Evlerinin arka bahçesinin peyzaj ve çevre düzenleme çalışmalarını yaparken, peyzaj ve çevre düzenleme amacıyla arka bahçesinden geçen ve 1990'lı yıllarda İstanbul ... Başkanlığı tarafından dere ıslahı amacıyla inşa olunan (5 m x 2,5) ebatlarındaki kutu kesili yağmur suyu kanalının üstüne yaklaşık 5-8,5 m toprak dolgu yapmış olduğunun 07/01/2010 tarihli tespit raporundan anlaşıldığı, Mayıs 2011 tarihli İ.T.Ü. Teknik raporunda, "kanalın yan duvarları ile üst tabliyesinin betonarme olduğunun, üst tabliye betonunun orta kısmında önemli miktarda sehim oluştuğunun, sehimin hem bahçe içinde hem de parsel dışındaki asfalt yol altında mevcut olduğunun, kanal betonlarının yetersiz, donatıların korozyona uğradığı, tabliye betonlarının betondan sıyrıldığı, bu nedenlerle kanalın üst tabliyesinin taşıma fonksiyonunu yerine getiremediğinin belirtildiği, olay günü meydana gelen sağanak yağışlar sonucu kanalın üst tabliyesi üzerindeki toprak dolgunun tamamen suya doygun hale gelip, esasen toprak örtüsüz durumda dahi taşıma fonksiyonunu yitiren üst tabliyenin su ve toprak ağırlığını taşıyamayarak çöktüğü, üst tabliyenin kırılması sonucu beton parçalarının ve ... evleri bahçesinden şev kayması sonucu ortaya çıkan toprağın kanal kesitini doldurduğu, kanaldan geçemeyen suların çevreye ve özellikle Otogarın ... girişine doğru (Bu bölgenin kotunun kanal kotuna göre aşağıda kalması nedeniyle) hızla akmasının mümkün olduğu, dava dışı davacının işyerinde zarara sebep olan suların bu sular olabileceği, bu durumda davalı ... şirketinin 1. derece sorumlu olduğu, Davalı ... Genel Müdürlüğünün proje aşamasındaki onayında, "İnşaat aşamasındaki mevcut ... yer altı tesislerine (kolektör) zarar verilmemesi ve kolektöre bağlantı yapılmaması şartı ile tasdik edilmiştir" denilmiş olmasına rağmen, davalı ... şirketinin kolektörün yağmur suyu kanalının üst tabliyesi üzerine 5-8,5 m yüksekliğinde toprak dolgu yapması 1990'lı yıllardaki dere ıslahının ve dolaysıyla yağmur suyu kanalının ... Genel Müdürlüğü tarafından yapılmamış olması, olay tarihinde dere ıslah çalışmalarının ...'nin görevi ve sorumluluğu içinde bulunmaması nedenleriyle meydana gelen zarardan sorumlu tutulamayacağı kanaatine varıldığı, bununla beraber davalı ...'nin ... Evleri inşaatının... taşkın yatağının 50 metrelik koruma bandı içinde yapılmasına itiraz etmediği konusundaki takdirin Mahkemeye ait olduğu, sigorta eksperi tarafından yapılan tespit ve değerlendirmelere katılmanın mümkün olduğu kanaatine varıldığını, dosyaya sunulan belgelerden davacı sigorta şirketinin zarar gören sigortalısına 628.636,26 TL ödemiş olduğunun belirlendiği"29/07/2013 tarihli Ek raporda; "Davacı sigortanın dava dışı sigortalısı... Otomotiv Şirketinin ... Otogarındaki işyerinin 18/12/2009 tarihinde meydana gelen su basması sonucu işyerinde satış için bekleyen bir kısım malzemenin tamamen veya kısmen hasara uğradığının anlaşıldığı, ... Şti. tarafından sigortalı işyerinde yapılan incelemede toplam 157.190,98 TL'lik zararın meydana geldiğinin (kalem kalem fiyatlandırılmak ve metraj belirtilmek suretiyle) belirlendiği, ekspertiz raporunda kalem kalem tespit edilen hasar kalemlerinin rayiç birim fiyatlarının kalem kalem incelendiği, raporda belirlenen birim fiyatlarının uygun ve makul olabileceklerinin belirlendiği, Sigortalı işyerinde ortaya çıkan zarardan davalı ... şirketinin 1. derecede sorumlu olduğu, davalı ... Genel Müdürlüğünün bu olayda kusursuz olarak görüldüğü"Bilirkişi Kubilay Yay tarafından sunulan 13/06/2016 tarihli raporda özetle; "Dava dosyası içerisinde 02.03.2010 tarihli .... Şti.'nin... Şti. için hazırladığı detaylı rapor ve belgeler dışında Emtea, Makine-Tesiat, Demirbaş, Enkaz kaldırma, Koruma kurtarma ile ilgili olarak herhangi başka bir belge bulunmadığını, bu sebeple bu ekspertiz raporunun içerisindeki veriler, resimler, faturalar detaylı olarak incelendiği, 18.12.2009 tarihinde meydana gelen sel baskınında İstanbul otogarı zemin katta davacıya sigortalı... Ltd. Şti.'nin Emtea, Makine Tesiat, Demirbaş, Enkaz kaldırma, Koruma kurtarma ile birlikte 02.03.2010 tarihli ekspertiz raporu içerisindeki sovtaj tenzillerinin yapılan piyasa araştırması ile birlikte 157.190.98 TL ve kadri maruf olduğu" Bilirkişiler ..., ..., ... ve ... tarafından sunulan 07/12/2020 tarihli kök ve 15/04/2021 tarihli ek raporda ; " ... Evleri inşaatının yüklenicisi olan, davalı ... A.Ş.'nin, ... Evleri'nin arka bahçesinin peysaj ve çevre düzenleme çalışmalarını yaparken; peysaj ve çevre düzenleme amacıyla arka bahçesinden geçen ve 1990'lı yıllarda, İstanbul ... Başkanlığı tarafından dere ıslahı amacıyla inşa olunan, 5,00 m. x 2,50 m. ebatlarındaki kutu kesitli yağmur suyu kanalının üstüne yaklaşık 5,00 m. - 8,50 m. toprak dolgu yapıldığının anlaşıldığını, olay günü meydana gelen yağışların, sağanak ve şiddetli olması, bu yağışlar sonucu kanalın üstünde ki toprak dolgunun, tamamen suya doygun hale gelip, kanalın su ve toprak ağırlığını taşıyamayarak çökmesine, üst tabliyenin kırılması sonucu beton parçalarının ve üzerindeki toprak dolgunun kanalı tıkadığı; kanaldan geçemeyen suların çevreye ve özellikle Otogarın, ... girişine doğru, bu bölgenin kotunun kanal kotuna göre, aşağıda kalması nedeniyle hızla akması sonucu, dava dışı davacının işyerinde zarara sebep olduğunu, bu sebeple, davalı ... A.Ş.nin 1. Derecede sorumlu ve %100 kusurlu olduğu, davalı ... Genel Müdürlüğünün, bu davada bir sorumluluğunun bulunmadığı" Bilirkişi ...'nun ayrık olarak sunduğu 25/12/2020 tarihli kök ve 28/05/2021 ek raporda; "Teknik incelemede ... A.Ş.'nin ortaya çıkan zarardan sorumlu olduğu tespit edilmiş olup, davacının ... A.Ş.'ye rücu talebini yöneltmesinin mümkün olduğu, teknik incelemede diğer davalı ...'nin ortaya çıkan zararlardan sorumlu olmadığı sonucuna varıldığını, ...'nin ortaya çıkan zarardan sorumlu olmadığını savunmak, zarar ile fiil arasındaki illiyet bağını kesecek mücbir sebep veya beklenmeyen hal söz konusu olmadığı sürece mümkün olmadığını, bu durumda oluşan zararda davalıların BK. m. 50 (TBK. m. 61) uyarınca birden çok kişinin bir zarara birlikte sebep olmaları nedeniyle müteselsil sorumlu olduklarının kabulü gerektiği" şeklinde tespit görüşe yer verilmiştir. Aynı olay sebebiyle ... AŞ tarafından ...'ye karşı İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 2010/2288 Esas sırasında açılan davada, toplam 56.311,00 TL hasarın davalı idarenin %70 oranında kusuruna isabet eden 39.417,00 TL'si; .... A.Ş.'ye karşı Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/20 Esas sırasında açılan davada ise, toplam 56.311,00 TL hasarın davalı şirketin %30 oranında kusuruna isabet eden 16.893,30 TL'si talep edilmiştir. İstanbul 4. İdare Mahkemesinin 2010/2288 Esas 2011/2108 Karar sayılı kararı ile, davalı ...'nin hizmet kusuru bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay 8. Dairesinin 2012/2624 Esas 2018/6001 Karar sayılı ilamı ile "...Bu itibarla; İdare Mahkemesince, konunun uzmanı olan bilirkişilerden alınacak raporla; yağmur suyu tahliye kanalını, işlevini yerine getirecek nitelikte bulundurmayan, denetim görevini ihmal eden ... Genel Müdürlüğü'nün hizmet kusuru ile, imara ilişkin yetkilerini kullanmayan ilçe belediyesinin ve büyükşehir belediyesinin kusurunun araştırılması ve varsa ne oranda olduğunun ortaya konulması; üçüncü kişi konumundaki sitenin yapı müteahhidinin de zarar doğuran olaya etkisi ve kusur oranının belirlenmesi sonrasında; davalı idare dışında idarelerin hizmet kusurunun tespiti halinde bu idarelerin hasım konumuna alınarak ve bu kusur oranları gözetilerek tazmin kararı verilmesi gerekirken; bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme neticesinde verilen kararda hukuki isabet görülmemiştir..." gerekçelerine istinaden kararın bozulduğu, bozma üzerine Mahkemenin 2019/417 Esas sırasına kaydedilen davada alınan bilirkişi raporunda ... Evlerinin müteahhit firmasının (dava dışı) %50, Bayrampaşa Belediyesi ve ...'nin her birinin %25 oranında kusurlu olduğu belirtildiği, bu doğrultuda Mahkemenin 2019/417 Esas 2020/1552 Karar sayılı kararı ile, 14.077,75 TL tazminatın ayrı ayrı Bayrampaşa Belediyesi ve ...'den yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verildiği,Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/20 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, dava konusu zararın meydana gelmesinde davalının 1. Derece kusurlu ve sorumlu bulunduğu belirtilmiş olup Mahkemenin 2011/20 Esas 2013/183 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulü ile 16.893,30 TL'nin 29/01/2010 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verildiği, kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/14565 Esas 2015/2929 Karar sayılı ilamı ile onandığı ve aynı Dairenin 2015/18385 Esas 2016/2229 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.Aynı olay sebebiyle Yapı Kredi Sigorta AŞ tarafından asıl dava ile ... AŞ, ..., ... Başkanlığı ve İstanbul ... Başkanlığı ve birleşen dava ile .... A.Ş.'ye karşı İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/336 Esasına kayıtlı açılan davada sigortalı işyerinde oluşan zarar sebebiyle ödenen 29.216,00 TL hasar tazminatının talep edildiği, alınan bilirkişi raporunda davalı ...'nin % 30 kusur oranına tekabül eden 8.764,884 TL'den münferiden; davalılar ... Başkanlığı ve Bayrampaşa Belediyesinin % 20 kusur oranına tekabül eden 5.843,25 TL'den müştereken ve müteselsilen; davalı .... A.Ş.'nin ise % 50 kusur oranına tekabül eden 14.608,14 TL'den sorumlu olduğunun belirtildiği, davalılar ... Başkanlığı ve İstanbul ... Başkanlığı'na yönelik taleplerin tefrik edilerek yeni esas numarası üzerinden görevsizlik kararı verildiği anlaşılmış olup sonuç olarak Mahkemenin 2014/336 Esas 2014/563 Karar sayılı kararı ile, davanın kısmen kabulü ile, davalı ... A.Ş yönünden davanın reddine, davalı İstanbul ... Başkanlığı ve ... Başkanlığı yönünden görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle iş bu davalılar yönünden yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına, davalı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi yönünden kusur durumu nazara alınarak 8.764,88 TL'nin 28.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, birleşen dosya davalısı olan .... A.Ş. yönünden kusur durumu nazara alınarak 14.608,14 TL'nin 28.01.2010 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, kararın Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2018/6390 Esas 2020/3430 Karar sayılı ilamı ile onandığı ve aynı Dairenin 2020/2850 Esas 2020/5024 Karar sayılı ilamı ile karar düzeltme talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.Aynı olay sebebiyle... Otomotiv tarafından ...'ye karşı İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/136 Esasına kayıtlı açılan davada davacı işyerinde oluşan zarar sebebiyle şimdilik 202.033,00 TL hasar tazminatı talep edildiği, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda oluşan zarardan davalı ... sorumlu olmadığından davanın reddine karar verildiği, kararın Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 15.05.2018 tarihli, 2016/6076 Esas ve 2018/4180 Karar sayılı ilamı ile "2560 sayılı ... Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunu'nun 2. ve 25. maddeleri ile 11.02.2014 tarihli Belediye Meclis Kararı uyarınca davalının sorumlu olduğu nazara alınarak zarar kapsamının ve davalının olaydaki kusur durumunun belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi" gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verildiği, bozma sonrası yeniden yapılan yargılama sonucunda; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda " Davalının, 2560 sayılı ... Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunu'nun 2/b maddesi gereğince yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması ve bunlarla ilgili tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım onarımını yapmak yaptırmak ve gerekli yenilemeleri yapmakla görevli olduğu, yine aynı kanunun 25 inci maddesi gereğince yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi bakımından görevli olduğu, dolayısıyla davalının, davacı iş yerinde sel suları nedeniyle meydana gelen zarardan dolayı sorumluluğunun bulunduğu, oluşan su baskınında dere yatağı üzerinde ve yakın çevresindeki yapılaşmaların da etkisinin bulunduğu, yine dava konusu taşınmazda yer alan otogar yapımında davalı ...'nin görüşü alınmadan uygulama yapıldığı, imar planında öngörülen DSİ ve TEK'den görüş alınmadığı, Büyükşehir ve İlçe Belediyesinin de sorumluğunun olduğu, ayrıca müteahhit firmanın davalı ...'nin proje aşamasındaki onayında “İnşaat aşamasında mevcut ... yer altı tesislerine (kollektör) zarar verilmemesi ve kollektöre bağlantı yapılmaması şartı ile onay verilmesine rağmen kollektörün üst tabliyesi üzerine 5 metre yüksekliğinde toprak dolgu yapması nedeniyle sorumluluğunun olduğu, bu durumda davalı ...'nin, İlçe Belediye Başkanlığı'nın ve ... Başkanlığı'nın ve müteahhit firmanın oluşan zarar nedeniyle aynı derecede (%25 oranında) sorumlu olduğu, davacının dava dışı sigorta şirketince karşılanmayan bakiye zararının 130.000,00 TL olduğu ve davalının %25 kusuruna isabet eden tutarın 32.500,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla; 32.500,00 TL’nin hasar tarihi olan 18.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline" karar verildiği, kararın Yargıtay Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 23.02.2023 tarihli, 2022/12735 Esas ve 2023/2340 Karar sayılı ilamı ile "818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 50 nci ve 51 inci maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61 inci ve 62 nci maddeleri) uyarınca müteselsil sorumluluk esaslarına göre birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 141 inci ve 142 nci maddeleri (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 162 nci ve 163 üncü maddeleri) uyarınca, borcun tamamından sorumludur. Bu nedenle davalı ... Genel Müdürlüğü'nün % 25 kusuru oranında bilirkişi raporunda belirlenen tazminat tutarının tahsiline karar verilmiş olması doğru değildir. Hesaplanan dava konusu zarardan, davalı tarafın müştereken ve müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesi (diğer zarar sorumlularının ödeyeceği tutarlarla tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla)" gerektiği gerekçesiyle ikinci kez bozma kararı verildiği, bozma sonrası yeniden yapılan yargılama sonucunda yargıtay bozma ilamı doğrultusunda davanın kısmen kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla (dava dışı diğer sorumluların ödeyebilecekleri tutarların tahsilde tekerrür etmemesi kaydıyla) 130.000,00 TL’nin hasar tarihi olan 18.12.2009 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verildiği, kararın Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 12/09/2024 tarih 2024/5757 Esas 2024/7580 Karar sayılı ilamı ile onandığı görülmüştür.Tüm dosya kapsamına göre; dava dışı sigortalıların işyerinin bulunduğu Büyük İstanbul Otogarı ile davalı şirketin müteahhitliğini yaptığı ... Evleri arasında kalan ...'ye bağlanan yağmur suyu tahliye kanalının, davalı müteahhit şirket tarafından söz konusu inşaatın yapımı esnasında kanal üzerine yapılan toprak dolgunun sağanak yağış ile birlikte yoğun su alarak ağırlaştığı ve zorlanma ile birlikte çökmesi ve tıkanması sonucu sağanak ve şiddetli yağışların da etkisiyle geri tepen yağmur sularının zarara neden olduğu anlaşılmaktadır. O halde davalı ... İnşaat şirketi oluşan hasardan haksız fiil hükümleri uyarınca sorumludur.Öte yandan, 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununun 2. maddesinde ...'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde: "İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.Aynı kanunun 17. Maddesinde: "Kanalizasyon şebekesi bulunan cadde ve sokaklardaki her taşınmazın kanalizasyona bağlanması zorunludur. Bu bağlantılar, bedeli taşınmazın sahibinden alınmak suretiyle ... tarafından yapılır veya projesine uygun olarak yaptırılır.", 18. Maddesinde: "Yapı için belediyeden ruhsat isteyen gerçek ve tüzel kişiler, daha önce ...'den su ve kanalizasyon durumu hakkında belge almak zorundadır. ... o yerdeki su ve kanalizasyon şebekesine göre su ve kanalizasyon durum belgesi verir. Yapıların durum belgesi alınmadan veya tesisatın durum belgesine aykırı olarak yapılması hallerinde imar mevzuatının ruhsatsız yapılar hakkındaki hükümleri uygulanır. İmar planlarının hazırlık safhasında altyapı tesisleriyle uyum yönünden ...'nin de görüşünü almak şarttır.", 25. maddesinde ise: "Yağmur sularının uzaklaştırılması ile ilgili tesislerin yapılması veya bu tip tesislerin işletilmesi, gerekli harcamalar ilgili belediyelerce karşılanmak şartıyla ... tarafından yerine getirilir. Bu tesislerin yapılması veya işletilmesine ilişkin harcamalar tarifelere dahil edilemez." hükümleri yer almaktadır.6098 sayılı TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı ...'nin) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/2031 Esas, 2019/10321 Karar sayılı ve 2018/5489 Esas, 2020/3698 Karar ilamları). Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24/02/2016 tarih 2014/11-289 E. 2016/163 K. sayılı ilamında illiyet bağının varlığı ve kesilmesi "...İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Mülga BK’nun 58. maddesi kapsamında sorumluluğun doğabilmesi için illiyet bağının kesilmemiş olması gerekir. Doktrindeki kabul edilen görüşe göre illiyet bağının kesilmesi olasılığı dar yorumlanmalıdır. Her üç neden açısından da, illiyet bağının kesildiği iddiası, sorumlu kişiler tarafından açıkça ispatlanmadıkça kabul edilmemelidir. Bu bakımdan sorumluluktan kurtulmak oldukça zorlaştırılmıştır (Erten Ali, Türk Borçlar Hukukuna Göre Bina ve İnşa Eseri Sahiplerinin Sorumluluğu, BK.58, Ankara 2000, s.230; Baş Ece, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu Açısından Bina ve Yapı Eserlerinden Doğan Sorumluluk, XII Levha Yayınları, s.113; Deschenaux Henri, Tercier Pierre, Sorumluluk Hukuku, Çeviren Salim Özdemir, Ankara 1983, s.37). İlliyet bağını kesen hallerden birinin varlığı veya zarara yapım bozukluğu veya bakım eksikliği dışında ve bunların bir katkısı olmaksızın mücbir sebepten üçüncü bir kişinin kusurundan kaynaklanan başka bir kazanın sebep olduğu kanıtlanmadığı takdirde ispat yükü yerine getirilmiş sayılır..." şeklinde açıklanmıştır. Mahkemece her ne kadar davalı ... ile zarar arasında illiyet bağı kesildiğinden davalı ...'nin sorumluluğu bulunmadığına karar verilmiş ise de yapı maliki ...'nin sorumluluğunda bulunan yağmur suyu tahliye kanalının yapımının bozukluğundan, bakımdan ve güvenliğinin sağlanması için gerekli tedbirlerin alınmasından sorumlu olduğu gibi kanalın dış etkilere karşı da yeterli dayanılıkta olması gerekir. Bu nedenle yağmur suyu kanalının dış etkilere karşı yeterli dayanılıkta olup olmadığı tam olarak tespit edilememiş edilememiş ise de güvenliğinin sağlanması noktasında gerekli önlemleri alınmaması, denetim yükümlülüğünün yerine getirilmemesi nedeniyle hasara neden olan davalı müteahhit firmanın haksız eylemi, illiyet bağını kesecek şekilde yapı maliki davalı ...'nin kusursuz sorumluğunu ortadan kaldıracak mahiyette olmadığından oluşan zarardan davalı ...'de diğer davalı ile birlikte BK 50, 51 (TBK 60, 61) müştereken ve mütesilsilen sorumludur. Nitekim Yargıtay ve Danıştay onaması ile kesinleşen emsal dosyalarda verilen kararlarda davalı ...'nin sorumluğu bulunduğuna hükmedilmiş olup işbu dosya bakımından güçlü delil mahiyetinde olduğunu kabul etmek gerekir Olay tarihinde yürürlükte bulunan BK’nın gerek 50 gerekse 51. maddelerinde müteselsil sorumluluk hali düzenlenmiştir. Kanun koyucu birden fazla kimselerin müşterek kusurlarıyla bir zarara sebebiyet vermeleri hâlinde, bu kimselerin zarara uğrayana karşı müteselsilen sorumlu olmalarını öngörmüştür. Buna göre birden çok kişi aynı zarara birlikte sebep olabilecekleri gibi, çeşitli nedenlerle de sebep olabilirler. Bu nedenle aralarında teselsül olanlar, zarar görene karşı müteselsilen sorumlu durumda oldukları, dilerlerse iç ilişkiden kaynaklı kusur ve sorumluluk durumlarına göre birbirlerine karşı karşı rücuen tazmini talep edilebilecektir. Diğer yandan ekspertiz raporları ile tespit edilen hasar ve hasar bedelleri, meydana gelen olayla uyumlu olup piyasa rayicine uygun, kadri maruf olduğu alınan bilirkişi raporları ile tespit edildiğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Kabule göre de; Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4.maddesi gereğince, maddi tazminat istemli davaların tamamen reddi durumunda avukatlık ücretine, tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre maktu olarak hükmedilmesi gerekirken, mahkemece nispi vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olmuştur.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir. Açıklanan nedenlerle davalı .... A.Ş.'nin asıl ve birleşen dosya yönünden istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin asıl ve birleşen dosya yönünden istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1.b-2 madde uyarınca davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı .... A.Ş.'nin asıl ve birleşen dosya yönünden istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.1 bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 14/10/2021 tarihli ve 2014/820 Esas 2021/644 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.b.2 maddesi uyarınca kararının KALDIRILMASINA ve YENİDEN HÜKÜM TESİSİNE, 3- Asıl ve birleşen davanın KABULÜ İle 4-Asıl davada 628.636,26 TL'nin 01.04.2010 tarihinden itibaren, birleşen davada 157.190,98 TLnin 17.03.2010 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalılar .... A.Ş. ile ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5-Asıl Davada; a) Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 42.942,14 TL karar ilam harcından, peşin alınan 9.335,25 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 33.606,89 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, b) Davacı tarafından yatırılan başvurma ve peşin harç toplamı 9.352,40 TL ile yargılama sırasında sarfedilen toplam 18.737,00 TL olmak üzere toplam 28.089,40 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine c) Davalıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına ç) Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 100.295,44 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, d) Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6-Birleşen Davada; a) Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 10.737,71 TL karar ilam harcından peşin alınan 2.334,30 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 8.403,41 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına, b) Davacı tarafından yatırılan başvurma ve peşin harç toplamı 2.351,45 TL ile yargılama sırasında sarfedilen 83,00 TL olmak üzere toplam 2.434,45 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine c) Davalıların yapmış olduğu yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına ç) Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden dairemizin karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, d) Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde taraflara iadesine İstinaf giderleri yönünden; 1-Harçlar Kanunu gereğince asıl ve birleşen dosya yönünden davacı ve davalı .... A.Ş. tarafından yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına, 2-Harçlar Kanunu gereğince asıl ve birleşen dosya yönünden davacı tarafından yatırılan toplam 13.479,30-TL istinaf karar harcından asıl ve birleşen dosyada ayrı ayrı alınması gereken 732,00 TL harcın mahsubu ile arta kalan 12.005,30-TL'nin ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, -Harçlar Kanunu gereğince asıl ve birleşen dosya yönünden davalı .... A.Ş. tarafından yatırılan toplam 13.420,30-TL istinaf karar harcından asıl ve birleşen dosyada ayrı ayrı alınması gereken 732,00 TL harcın mahsubu ile arta kalan 11.956,30-TL'nin ilk derece mahkemesince karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya iadesine, 3-Davacı tarafından asıl ve birleşen dosyada sarf edilen; 162,10' şer TL istinaf başvuru harcı, 732,00' şer TL istinaf karar harcı toplamı 1.788,20 TL ve 150,00 TL tebligat-posta masrafı toplamı; 1.938,20 TL istinaf yargılama giderinin davalı ...'den tahsili davacıya verilmesine, -Davalı .... A.Ş. tarafından istinaf aşamasında yaptığı yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 ve 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 20/2 maddesi uyarınca HMK'nın ek 1.maddesindeki değişiklik dikkate alınarak kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere istinaf karar harcı yönünden oy çokluğu, esasa yönelik ve sair incelemeler yönünden oybirliği ile karar verildi.04/03/2026 MUHALEFET ŞERHİ:492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olduğu" belirtilmiştir.Harçlar Kanunu Genel Tebliği, (1) Sayılı Tarife Yargı Harçları'nın III- karar ve ilam harcı başlıklı 1/a maddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",1/e maddesinde "(değişik:5235/m. 52) yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" belirtilmektedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 27.12.2021 tarih ve 2021/9035 E. 2021/7367 K. sayılı ilamında da ''... Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen karara yönelik olarak yapılan temyiz başvurusu üzerine HMK'nin 344 maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilen muhtıra kapsamında 1 haftalık kesin süre içerisinde gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince HMK'nin 366/1 maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 344/1 maddesi uyarınca davacının temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin olarak verilen 05/11/2021 tarihli ek kararda hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nin 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi 05/11/2021 tarihli ek kararının onanmasına'' dair karar verildiği nazara alındığında; nisbi değere tabi bulunan davalarda, davanın kabulüne/kısmen kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhine davalı tarafça istinaf yasa yoluna başvurulması halinde Bölge Adliye Mahkemesi'nce davalının istinaf başvurusunun esastan reddi ile nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerektiği düşüncesiyle, sayın çoğunluğun bu konuya ilişkin görüşüne katılmamaktayım.