T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/215 - 2026/441 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/215 KARAR NO : 2026/441 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2023 NUMARASI : 2023/139 E. - 2023/270 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Hak…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/215 - 2026/441 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/215 KARAR NO : 2026/441 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 21/09/2023 NUMARASI : 2023/139 E. - 2023/270 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 21/09/2023 Tarih ve 2023/139 Esas - 2023/270 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin 2021/022308, 2021/021549 sayılı ve "...", "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı gerçek kişinin bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere diğer davalı Kuruma başvurduğunu, 2021/082351 kod numarasını alan başvuruya müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, davacının nöroloji, endokrinoloji, kardiyoloji, romatoloji, gastroenteroloji, üroloji, göğüs hastalıkları vb. tıbbi alanlarda 450’den fazla farmakolojik ürünü içeren geniş portföyü ile 35’ten fazla ülkeye ilaç ihracatı gerçekleştiren, ilaç sektörünün önde gelen firmalarından biri olduğunu, dava konusu edilen 2021/082351 başvuru sayılı “...+şekil” ibareli markanın 41. sınıfa giren hizmetlerde tesciline, davacının 2021/022308 sayılı “...” ve 2021/021549 sayılı “...” ibareli markalarına dayalı olarak dosyaladığı itirazlarının reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bulunduğunu, zira karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduğunu, dava konusu edilen markada davacının markalarının esas unsuru olan “...” ve “...” ibarelerinin aynen yer aldığını, markalarda geçen “...” ile “...” ibarelerinin aynı okunduğunu ve aynı anlama geldiğini, nitekim İstanbul BAM 16. H.D.’nin 2019/1832 Esas 2022/239 Karar sayılı kararında davacının “...” ibareli markaları ile “...” ibareli markanın benzer bulunduğunu, davacının “...” ibareli seri markalar yarattığını ve taraf markalarının aynı hizmetlerde kullanılacağını, bu yüzden de somut uyuşmazlıkta karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabulünün gerektiğini, ayrıca dava konusu edilen markada geçen “...” ibaresinin davacının ticaret unvanının da ayırıcı unsuru olduğunu, bu yüzden dava konusu edilen markanın SMK m. 6/6 hükmü kapsamında da reddedilmesi gerektiğini, hükümsüzlük davası yönünden ... nezdindeki itiraza mesnet alınmayan 2013/46812, 2012/ 88259, 2012/52324, 2012/100428, 2012/00495, 2011/82421, 2011/49050, 2011/49004, 2011/48995, 2011/48982, 2011/14754, 2011/104161, 2011/103458, 2011/102646, 2010/53355, 2009/50025, 2007/50933, 2015/57219, 2015/51953, 2020/150006, 2013/17854, 2013/15334, 2013/15330, 2013/15308 ve 2012/97305 sayılı "..." esas unsurlu müvekkili markalarına da dayandıklarını ileri sürerek, YİDK'in 2023-M-1220 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirlerine benzemediğini, dolayısıyla aralarında karıştırılma ihtimali olduğundan bahsedilemeyeceğini, ayrıca tarafların farklı illerde olmasının da bu tespiti desteklediğini, davalının markasındaki şekil unsurunun en az kelime unsuru derecesinde baskın olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunmadığı, somut olayda davacının 2021/022308, 2021/021549, 2012/88259 ve 2011/14754 sayılı markaları özelinde dava konusu edilen hizmetler yönünden hizmet benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak işaret benzerliği olmadığından markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, hükümsüzlük davası yönünden SMK'nın 6/6 maddesine dayanılmış ise de davacının ticaret unvanının ayırıcı unsurunun himayesinin, sadece ticari faaliyet gösterdiği sektör açısından bulunduğu, dava konusu markanın kapsamına giren 41. sınıftaki hizmetler bakımından davacının ticaret unvanının fiilen kullanıldığının ispat edilemediği, dolayısıyla anılan madde koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, müvekkiline ait markalar ile dava konusu marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, mahkeme kararında belirtilenin aksine "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olmadığını, emsal kararların da bu yönde olduğunu, müvekkiline ait "..." ibareli marka ile "... ... ..." ibareli markada "..." ibarelerinin de ortak olarak kullanıldığını, bu durumun 41. sınıfta tescili istenen davalı markasını, müvekkili markalarına daha da yakınlaştırdığını, davaya konu marka ile müvekkil markaları arasında tüketiciler nezdinde ekonomik ve ticari bir bağın bulunduğu kanaati oluşma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "...", "..." ve hükümsüzlük davası yönünden dayanılan "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira dava konusu başvuru kapsamında bulunan 41. sınıf hizmetlerin tüketicilerinin, dikkat ve özen düzeylerinin yüksek olduğu ve başvurunun tertip tarzı ile kullanılan şekil unsuru itibariyle bu tüketiciler nezdinde dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 304,40-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/02/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.