T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:19/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:02/09/2025 DAVANIN KONUSU:Konkordato GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:19/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GERE…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:19/01/2026 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:ALANYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:02/09/2025 DAVANIN KONUSU:Konkordato GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:19/01/2026 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACILARIN İDDİALARININ ÖZETİ: Davacılar vekili, müvekkillerinin emlak alım satım, imalat, yapı ve inşaat sektöründe faaliyet gösteren 26/02/2018 tarihinde kurulmuş olduğunu, sermayesinin 26.600.000,00 TL olduğunu, şirketin tek ortağı bulunduğunu, bu ortağın ... olduğunu, şirketin halen ... Mahallesi ... Cad. No: ... Alanya/Antalya adresinde ... ismi ile faaliyet gösterdiğini, müvekkillerinin ekonomik olarak bu duruma gelmesindeki en önemli sebeplerin başında maalesef inşaatını bitirdiği bazı projelerdeki dairelerini alamaması ve bu dairelerden kaynaklı olarak inşaat işlerine devam edememesinden kaynaklandığını, bu durumların müvekkillerini ekonomik olarak etkilediğini, müvekkilinin her daim iyi niyetle hareket ettiğini ve hiçbir şekilde alacaklıları zarara uğratma gayesine girmediğini, ayrıca yine 2022 yılının başlarında Rusya ile Ukrayna arasında yaşanan siyasi kriz sonrasında Ukrayna topraklarında yaşanan Ukrayna-Rusya çatışmasının bu ülkelerde yaşanan on binlerce kişinin yerleşim yerlerinden ayrılmalarına yol açtığını, bu dönemde emlak sektörünün ve inşaat sektörünün hızla satışlar yaptığı için müvekkili şirkette ticari faaliyetlerinde başarılı işlere fiilen imza attığını, yalnız bu yılın ikinci döneminde inşaat ve emlak sektöründeki bazı kısıtlamalar ve döviz kurundaki artışının hızla devam etmesi ile birlikte yüksek enflasyonun düşmemesi sebebiyle müvekkili şirketin içinde bulunmak istemediği bir ekonomik dar boğazın içerisine girdiğini, ticari faaliyetlerinde de bazı olumsuzluklar meydana geldiğini, art arda süregelen olumsuz koşulların etkileri neticesinde müvekkillerinin vadesi gelecek borçları zamanında ödeyememe riski ile karşı karşıya olduğundan borca batık duruma düşmemek için konkordato talep etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, müvekkillerinin konkordato tekliflerinin kabulü halinde ana para borçlarını tedbir kararının tasdikinden itibaren 6 ay ödemesiz dönem sonrası 48 ayda eşit taksitlerle ödemeyi teklif ettiğini, konkordato talebinin kabul edilmemesi durumunda müvekkillerinin borçlarını ödeyemeyeceğinden dolayı icralarla ve muhtemel bir iflas durumuyla karşı karşıya gelebileceğini, gerek icrada gerekse de iflasta borçlunun malvarlıklarının paraya çevrileceğini, istihdam ettiği işçilerle olan iş ilişkilerinin sona ereceğini, müvekkillerinin iflas durumunda konkordato projesine nazaran alacaklıların ellerine geçecek miktara ilişkin oranlamanın projelerinde gösterildiğini beyan ederek, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak müvekkili şirket hakkında öncelikle davacı müvekkillerinin faaliyetlerine devam edebilmesi ve malvarlığının korunabilmesi amacıyla tensip kararı ile birlikte İİK'nın 287, 288, 294 ve 295. maddeleri hükmü gereğince derhal davacı müvekkilleri bakımından 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, İİK'nın 206/1. maddesi sırasındaki alacaklar hariç olmak üzere, 6381 sayılı Kanun'dan kaynaklanan vergi, her türlü harç, ceza ve SGK alacakları (prim ve idari para cezaları dahil) ile ilgili takipler dahil olmak üzere, davacılar aleyhine takip yapılamamasına, haciz, ihtiyati haciz, e-haciz, ihtiyati tedbir, satış ve muhafaza işlemlerinin uygulanmamasına, evvelce başlatılmış olan tüm takiplerin durdurulmasına, yeni takip yapılmamasına, müvekkilinin keşideci olduğu çeklerin yazılmamasına yönelik tedbir kararı verilmesine ve işletmenin devamını engeller başkaca taleplerin kabul edilmemesine, davacı müvekkilleri hakkında başlatılmış olan veya başlatılacak olan rehnin paraya çevrilmesi yoluyla tüm icra takiplerinde satışların durdurulmasına, rehinli mallara ilişkin muhafaza tedbiri alınmamasına ve uygulanamamasına, muhafaza altına alınmış malların iadesine, davacı müvekkillerinin tüm kurumlar ve şirketler nezdindeki hak ve alacaklarının 3. kişilerce haciz, muhafaza veya her ne şekilde olursa olsun tahsil edilmesinin önlenmesi ve bu hak ve alacaklarının davacı müvekkillere ödenmesine, davacı müvekkillerinin takip borçlusu olduğu takipler kendisi aleyhine veya 3. şahıs konumunda oldukları takiplerde kendisine yönelik İİK'nın 89. maddesi kapsamında haciz ihbarnamelerinin gönderilmesinin tedbiren önlenmesine, başta bankalar olmak üzere idare ve tüm alacaklıların mahsup ve takas haklarının kullanmalarının önlenmesine, mahkeme tarafından uygun görülecek diğer tedbirlerin alınmasına, geçici mühlet sonrasında kesin mühlet kararı verilmesine, davacı müvekkillerinin konkordato taleplerinin kabulüne ve yasada öngörülen bu hususla ilgili gereken kararların alınmasına ve yargılama neticesinde konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Bir kısım müdahiller vekilleri, müdahale taleplerinin kabulü ile, konkordato davasının reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Komiser heyetinin 30/07/2025 tarihli nihai raporuna göre; her iki davacının adi alacakları yönünden ve davacı ... İnşaat Şirketi'nin rehinli alacaklar yönünden de alacaklılar toplantısında davacıların projesinin 2004 sayılı İİK'nın 302/a/b maddesinde belirtilen şartlarda kabul edilmemiş olması, davacı şirketin borca batık olması, 2004 sayılı İİK'nın 305. maddesinde öngörülen tasdik koşulları oluşmaması, tasdik edilmeyen konkordato doğrudan doğruya borçlunun iflasına neden olmaması, mahkemece talep edenin konkordato talebinin reddi ile birlikte iflasına karar verilebilmesi için talep edenin iflasa tabi şahıslardan biri olması ile birlikte doğrudan doğruya iflas nedenlerinin de (kooperatif veya sermaye şirketinin borca batık olması gibi) bulunması gerekmesi, davacıların iflasa tabi kişilerden olması, davacıların güncel değerler ve rayiç bilançolara göre borca batık olması nedenleri ile 2004 sayılı İİK'nın 308. maddesi gereğince davacıların konkordato tasdik istemli davalarının reddine ve davacıların iflasına" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; konkordato komiseri nihai raporunda, müvekkili şirketin kaydı bilançoya göre borca batık olmadığı, rayiç bilançoya göre borca batık olduğunun belirtildiğini, ancak müvekkillerince kabul edilmeyen alacakların bilirkişi raporu aldırılarak nisaba dahil edildiğini, bu alacaklar yönünden itirazlarının olduğunu, bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden, yeniden bilirkişi raporu aldırılmadan, taraflarınca itiraza uğrayan alacakların nisaba dahil edildiğini, hal böyle olunca da müvekkili şirketin rayiç bilançoya göre borca batık çıktığını, bu durumun hatalı alacak nisabı ve bilanço oluşturulmasına yol açtığını, bu sebeple müvekkilleri hakkında borca batık oldukları gerekçesiyle verilen iflas kararının hatalı olduğunu, müvekkili şirkete ait 46 adet bağımsız bölümün güncel değerleri tespit edilmeden ve gayrimenkul uzmanı ücretinin depo edilmediği gerekçesiyle süre taleplerine rağmen itirazları değerlendirilmeden dosyanın kapatıldığını, müvekkili şirketin borca batık olup olmadığının ancak gayrimenkullerin güncel değerlerinin tespiti ile ortaya çıkacağını, mevcut güncel değerlerin müvekkillerinin borçlarından fazla olduğunu ve hali ile müvekkillerinin borca batık olmadıklarını, komiser heyeti tarafından kaydı ve rayiç değer hesaplaması yapılmadan oluşturulan rapora göre hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İİK'nın 308. maddesi uyarınca şirket yetkilisi dinlenmeden iflas kararı verilemeyeceğini, mahkemece şirket yetkilisinin dinlenmediğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle konkordato talebinin reddine, davacıların iflasına karar verilmiştir. Davacılar vekili kararı iflas şartlarının oluşmadığından bahisle kararı istinaf etmiştir. Somut olayda, davacılar adına kayıtlı bulunan toplam 46 adet taşınmazın değerlemelerinin yaptırılması için komiser heyetince 24/07/2025 tarihinde karar alınmasına rağmen bilirkişi ücretinin davacı tarafından yatırılmaması nedeniyle taşınmazlarının değerlemesinin yaptırılmadığı, diğer taşınır ve taşınmazların değerlemesinin ise karardan 1 yıl önceye dayandığı sabit olmakla, davacıların, karar tarihine en yakın gerçek ve fiili durumunu gösteren rayiç değerlere göre borca batıklık durumunun belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, denetime ve hükme esas alınmaya elverişli olmayan rapora göre iflas kararı verilmesi hatalı olmuştur (Benzer içtihat için bakınız: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/1617 Esas - 2025/2541 Karar sayılı ilamı). Ayrıca borçlu şirketin yetkili temsilcisi ... son duruşmada hazır olmasına rağmen İİK 308 ve İİK 177/4 maddeleri gereği şirket yetkilisi dinlenmeden iflas kararı verilerek hüküm kurulması hatalı olmuştur( Aynı yönde içtihat için bakınız: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin; 2022/2546 Esas - 2022/5635 Karar, 2023/3541 Esas - 2023/4144 Karar, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 2020/2161 Esas - 2021/269 Karar, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/490 Esas - 2021/752 Karar sayılı ilamları). Sonuç olarak, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN KABULÜNE, 2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince Alanya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/09/2025 tarih ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince peşin olarak yatırılan istinaf karar harçlarının ilk derece mahkemesince talepleri halinde davacılara İADESİNE, 5-Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonunda dikkate ALINMASINA, 6-6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince peşin alınan ve harcanmayan istinaf gider avansının ilk derece mahkemesince ilgiliye İADESİNE, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve HMK'nın 353/1-a maddesince kesin olarak karar verildi. ...