TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2023 NUMARASI : 2023/243 Esas 2023/470 Karar DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/04/2023 KARAR TARİHİ : 12/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince s…
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2023/1507 Esas 2025/1684 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1507 KARAR NO : 2025/1684 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2023 NUMARASI : 2023/243 Esas 2023/470 Karar DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 05/04/2023 KARAR TARİHİ : 12/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/01/2026 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde işçinin aldığı aylık ücretin emsallerin altında olduğunu ileri sürerek 08/03/2002-25/06/2003 tarihleri arasında uğradığı kazanç kaybının tazmini talebiyle açılan dava sonucu verilen karar nedeniyle SGK'ya eksik ücret ödenmesi nedeniyle talep edilen prim borcunu ödediğini, ödenen miktardan davalının sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 35.282,46 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zaman aşımına uğradığını, davacının elektrik dağıtım lisansına sahip olan müvekkilinden ayrı bir tüzelkişiliğe sahip olduğunu, müvekkili ile elektrik dağıtım anonim şirketleri arasında 24.07.2006 tarihinde imzalanan ve halen yürürlükte olan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin bulunduğunu, anılan sözleşmede devir işlemi (Hisse Satış Sözleşmesinin imzalanması), devir tarihinden önce kamuya ait olan şirket hisselerinin devir tarihinden itibaren özel sektöre geçmesini sağladığını, şirketin tüzel kişiliği, hakları, borçları ve yükümlülüklerinde herhangi bir değişiklik olmaksızın sadece hisselerinin el değiştirmesinin söz konusu olduğunu, davacının ödediği tutarın tamamından müvekkilinin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, dayanak davanın müvekkili yönünden husumet yokluğu sebebi ile reddine karar verildiğini, hükmün davacı aleyhine kurulduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davacı tarafından icra dosyasına yapılan ödemenin işletme hakkı devir sözleşmesinin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayandığı, rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlık kamulaştırma kararı olmadan taşınmaza el atılmasından kaynaklanmakta olup, dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olduğu, İHDS'nin 7.2 maddesi uyarınca davacının davalıya ihbar yükümlülüğü bulunduğu, davacının ise rücuya dayanak davada sözleşmede yer alan ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediği, bu durumda davacının kendi ihmaline dayanarak hak iddia edemeyeceği, rücu edebileceği alacağın karar tarihindeki borç miktarıyla sınırlı olduğu, karar tarihindeki borç miktarına ilişkin yapılacak hesaplama teknik hesaplamayı gerektirmediğinden ve ödemeye dayanak olan kararda davalının taraf olduğundan davanın kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 35.282,46TL'nin ödeme tarihi olan 20.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bölgede faaliyet gösteren ayrı bir tüzel kişiliğe sahip elektrik dağıtım müesseselerinin tüzel kişilikleri sonlandırılarak il müdürlüklerine dönüştürüldüğünü, tüm hak ve borçları ile ... Edaş’a bağlandığını, işbu sebeple işletme hakkı devir sözleşmesi öncesindeki dağıtım faaliyetlerinden doğan sorumluluğun müvekkiline ait olacağı iddiasının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 01.03.2005 tarihinden önce dağıtım faaliyeti bölgesinde ... Genel Müdürlüğünün değil ayrı tüzel kişiliğe sahip elektrik dağıtım müesseselerin yetkili ve sorumlu olduğunu, dava konusu dayanak dosyanın gerekçeli kararı incelendiğinde de görüleceği üzere, anılan davanın müvekkili kurum yönünden husumet yokluğu sebebi ile reddine karar verildiğini, anılan davada dava dilekçesinde yazılanın aksine davacı tarafın davalı olarak yer aldığını, hükmün kendisi aleyhine kurulduğunu, bu durumda kesin hüküm itirazlarının bulunduğunu, mahkemece bu itirazların dikkate alınmadığını, bu sebeple de anılan kararın kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, işletme hakkı devir sözleşmesinin 7. maddesinde 3. kişilerin hak iddialarının düzenlendiğini, şirket bünyesinde çalışan işçi ile yine şirketin işlerini alt yüklenici veya taşeron vasıtasıyla yaptırdığı işlerde çalışan işçilerin bu kapsamda değerlendirilmeyeceğini, şirket işçileri ile ilgili ihtilaflardan kaynaklanan davalarda 3. kişi zararının olduğundan söz etmenin mümkün olmadığını, davacı tarafından müvekkilinin ödediğini iddia ettiği tutarı ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte talep etmesinin de işletme hakkı devir sözleşmesine aykırı olduğunu, bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeyen ve icra takibine sebep olan davacının söz konusu davaya ilişkin faizi ve icra dosyasına ilişkin giderleri talep hakkının bulunmadığını, dava açılmasına, davacının sebebiyet verdiğini, gerçekten de rücu davasına dayanak mahkeme kararı incelendiğinde, dava dışı kooperatifin davacı şirkete başvuruda bulunduğunu, şirketçe gerekli iş ve işlemler yapılmadığından dava açılmış ve bir bedel ödenmiş olduğunun görüldüğünü, bu sebeple de müvekkili kurumun yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, mahkeme kararında davacı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmiş olup, bu miktarın da talep edilen bedelden düşülmesi gerektiğini, itirazlarının değerlendirilmediğini, bilirkişi incelemesi yaptırılmadığını, davanın hem işletme hakkı devir sözleşmesine hem de hisse devir sözleşmesine aykırı olup reddi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nun 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; ... 1. İş Mahkemesi'nin 28/03/2011 tarih 2005/1287 Esas 2011/434 Karar sayılı ilamının incelenmesinde; davacısı ..., davalıları ... ve ... ... Elektrik Dağıtım Müessese Müdürlüğü olup, davacı işçinin 13/05/1985 tarihinde işine son verildiği, işe iade talebinin reddedildiği, ret kararının idare mahkemesince iptal edildiği, yeniden işe başlama talebi kabul edilerek 08/03/2002 tarihinden itibaren işe başladığı, aylık ücretinin emsallerin altında bulunduğu iddiasıyla 08/03/2002-25/06/2003 arası kazanç kaybının tazmini talebiyle alacak davası açıldığı, açılan davada yapılan yargılama sonunda davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne, 3.899,89 TL'nin davalı müessese müdürlüğünden tahsiline karar verilmiştir. SGK tarafından ... ... İl Müdürlüğüne gönderilen 14/01/2022 tarihli yazı ile, ...'un davalı müessese müdürlüğü aleyhine açtığı alacak davası nedeniyle mahkeme kararı gereği 2002 mart- 2003 temmuz dönemleri arası re'sen düzenlenen 4 aylık dönem bordro ve bildirgelerin tahakkuk işlemleri yapılmış olup, ilgili aylara ilişkin toplam 35.455,54 TL prim borcu oluştuğu bildirilmiştir. Davacı tarafından muhasebe ve finans direktörlüğüne gönderilen 19/01/2022 talimat ile ...'un davasına istinaden SGK tarafından 35.455,54 TL borç çıkarıldığı belirtilerek ilgili ödemenin yapılması istenilmiştir. Anılan talimat üzerine davacı tarafından dava dışı SGK'ya 20/01/2022 tarihinde ihtirazi kayıtla geçmiş dönem 4A prim tahsilatı açıklamasıyla 35.282,46 TL ödendiği görülmüştür. Yapılan ödeme üzerine davacı tarafından 26/05/2022 tarihli yazı ile, davalıdan SGK'ya yapılan ödemenin ödenmesi talep edilmiş, davalı tarafından bila tarihli yazı ile dayanak davada davalı yönünden davanın husumetten reddedildiği, işçinin sözleşme kapsamında üçüncü kişi olmadığı, sorumluluğun davacı şirkete ait olduğu belirtilerek talebe ilişkin işlem tesis edilmeyeceği bildirilmiştir. Sözleşme hükümleri ile birlikte somut olay ve davalı vekilinin istinaf itirazları birlikte incelendiğinde; dava dışı işçi ... tarafından aylık ücretinin emsallerin altında bulunduğu iddiasıyla 08/03/2002-25/06/2003 arası kazanç kaybının tazmini talebiyle alacak davası açıldığı, açılan davada yapılan yargılama sonunda davalı ... yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kısmen kabulüne karar verildiği, bu karar nedeniyle dava dışı SGK tarafından 4 aylık dönem bordro ve bildirgelerin tahakkuk işlemlerinin yapılması sonucu 2002 mart-2003 temmuz aylarına ilişkin toplam 35.455,54 TL prim borcu oluştuğu belirtilerek prim borcunun ödenmesinin talep edildiği, bu talep üzerine davacı tarafından dava dışı SGK'ya 20/01/2022 tarihinde 35.282,46 TL ödendiği dosya içeriğiyle sabittir. İşbu dava SGK'ya 20/01/2022 tarihinde ödenen 35.282,46 TL'nin rücuen tahsili talebiyle açılmıştır. Taraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan SGK prim borcunun kaynağı olduğu anlaşılan dava dışı ... bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda olup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı). Dava dışı işçiye eksik ücret ödenmesi nedeniyle 08/03/2002-25/06/2003 arası kazanç kaybına uğranıldığı iddiasıyla ... 1. İş Mahkemesinde açılan 2005/1287 Esas 2011/434 Karar sayılı kararında ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olması taraflar arasında akdedilen İHDS hükümleri uyarınca davalının eksik ücret ödenmesine dayalı oluşan SGK prim borcunun ödenmesinden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmayacaktır. Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncelikle uygulanacaktır. Davalı vekilinin açılan davada ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre ilk derece mahkemesinin kararında ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Taraflar arasında işbu davada rücuen alacağa dayanak ilamda davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş ise de, hükmedilen vekalet ücretinin davacının ödediği bedelden mahsup edilmesi mümkün değildir. Öte yandan, yargılama aşamasında bilirkişi raporu alınmamış ise de, SGK yazısı, ödeme dekontu, ödeme tarihi gözetildiğinde davacı tarafından ödenen bedelin SGK yazısına uygun olduğu, SGK prim tahakkuk itirazı inceleme komisyonu tarafından verilen 13/04/2022 tarihli kararla mahkeme kararı nedeniyle 4 aylık dönem bordro ve bilgilerin tahakkuk işlemi sonucu oluşan prim borcunun devamına karar verildiği anlaşıldığından bilirkişi raporu alınmamış olması usuli bir eksiklik olarak değerlendirilmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli olan 2.410,14 TL istinaf karar harcından peşin alınan 602,54 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.807,60 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.12/12/2025 Üye - Üye - Zabıt Katibi -