T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1742 KARAR NO : 2025/2567 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/05/2025 NUMARASI : 2022/32 E. - 2025/193 K. DAVANIN KONUSU :Eserden Kaynaklanan Mali Haklara Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i Taraflar ar…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/1742 KARAR NO : 2025/2567 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 27/05/2025 NUMARASI : 2022/32 E. - 2025/193 K. DAVANIN KONUSU :Eserden Kaynaklanan Mali Haklara Tecavüzün Tespiti, Men'i, Ref'i Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/05/2025 tarih ve 2022/32 E. - 2025/193 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacılar vekili, müvekkiline otomatik fotoselli kayar kapıları kontrol eden ana kartı yazılımının 5846 sayılı FSEK uyarınca kapsamında eser vasfına haiz olduğunu, davalıların müvekkiline ait bilgisayar yazılımını kopyalayarak taklit anakartların üretimi sırasında içerisinde yüklenmek suretiyle çoğaltıldığını ve satılarak yayıldığını, davalıların bu eylemlerinin müvekkilinin bilgisayar programı niteliğindeki eserden doğan mali hakların ihlal ettiğini ileri sürerek tecavüzün tespitine, tecavüzün men'ine, ref'ine, davalının iş yerlerinde bulunan veya üçüncü kişilere ait ortamlara bırakmış olduğu ürünler de dahil, müvekkilinin yazılımının fiziki ve elektronik ortamlardaki kopyalarına ve fiziki ve elektronik ortamlardaki her türlü tanıtım araçlarına el konulmasına, dijital ortamlardan, bilgisayarlardan ve sair ortamlardan silinmesini müvekkilinin eser sahibi olduğu yazılıma hasren onu imale veya kopyalamaya yarayan dijital veya fiziki her türlü araç ve buna benzer sair çoğaltma vasıtalarına ve yazılımı içerene ana kartlara el konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, zamanaşımı itirazında bulunarak, davacıya ait olduğu iddia edilen yazılımın, müvekkili tarafından ihlal edildiği iddiasını destekler tek bir somut veri, delil veyahut belge ibraz edilmediğini, davacı yanın iddialarının aksine bahsi geçen yazılımın eser vasfına haiz olmadığını, davacı yanın 2018/130 E. sayılı davanın neticesinde karşı karşıya kalacağı sonuçları bertaraf etme amacıyla ve davanın sonuçlanmasını engellemeye yönelik kötü niyetli taleplerinin reddinin gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, zamanaşımı itirazında bulunarak, müvekkilinin diğer davalı iş yerinde çalışan bir işçi olduğunu, dava konusuyla hiçbir ilgisi olmadığından açılan davanın pasif husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, davacı yanın iddialarının aksine bahsi geçen yazılımın eser vasfına haiz olmadığını, davacı yanın iddialarını destekler delil bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, 01/07/2025 tarihli bilirkişi raporuna göre , davacı tarafın dava konusu cihaza ait gömülü yazılımın kaynak kodları ile parametrik olarak kartın yönetilmesine izin veren dava dışı anahtar cihazının gömülü yazılımın kaynak kodlarını getirmesine karşın davalı tarafın sadece kartın yönetilmesine izin veren dava dışı anahtar cihazının gömülü yazılımın kaynak kodlarını getirdiği, dolayısıyla kart üzerine gömülü halde bulunan dava konusu yazılımların mukayese edilmesinin mümkün olmadığı davacı tarafın hem anakart hem de anahtarlama cihazı üzerinde kullanılan yazılım dilinin C olduğu, davalı tarafın hem anakart hem de anahtarlama cihazı üzerinde kullanılan yazılım dilinin ise ... olduğu yazılımın farklı dillerde geliştirilmesinin yazılıma özgünlük katmadığı, FSEK'e göre bilgisayar programının, bir bilgisayar sisteminin özel bir işlem veya görev yapmasını sağlayacak bir şekilde düzene konulmuş bilgisayar emir dizgesini ve bu emir dizgesinin oluşum ve gelişimini sağlayacak hazırlık çalışmaları olduğu, dolayısıyla ...vb. dilleri fark etmeksizin "özel bir işlem veya görev yapmasını sağlayacak bir şekilde düzenin" özgünlük için belirleyici olduğu, bu özgünlüğün yazılım alanında algoritma olarak bilindiği, algoritmanın, belirli bir problemi çözmek veya belirli bir amaca ulaşmak için adım adım izlenecek yol veya işlem sırasını tanımlayan mantıksal bir yönerge olduğu, davalı yanca sunulan kart yazılımının davacı yanca sunulan kart üzerinde aynı yetenekler ile çalışabilir olduğu, davacı yanca sunulan dava dışı konum anahtarının davalı yanca kart üstüne yüklenen yazılım ile çalışabildiği, davacı yanca elde olan ve davalı yanca bilinmediği kanaati oluşan test, eczane modu vb. karta gömülü senaryoların hayatın olağan akışına aykırı olarak davalı yanın ürettiğini iddia ettiği yazılım üzerinde olduğu, dava konusu kart yazılımının donanımsal düzeyde bağlı olduğu, "LED, PORT, KESME, YAZMAÇ vb". unsurları kontrol edebilmesi için yazılım üzerine gömülmesi gerektiğinden bu parametrelerin tahmin edilerek algoritmaya girilmesinin de hayatın olağan akışına aykırı olduğu, kodlama dili yazılıma özgünlük katmadığından farklı dillerde yazılan kodların birebir aynı yetenekleri aynı akış sırasıyla gerçekleştirmesinin teknik açıdan mümkün olmadığı, dava konusu yazılımın ... dilinde yazılmasını gerektirecek yüksek hassiyet ve optimasyon gerektiren bir uygulama olmadığından hayatın olağan akışın aykırı olduğu, dava konusu yazılımın ... de yazılmasının C diline göre 3-3.5 kat daha fazla kod yazılmasını gerektirdiği ayrıca C gibi soyutlama yapabilen dillere göre ... de kod yazmanın uzun bir zaman ve yüksek maliyet gerektirdiğinden hayatın olağan akışın aykırı olduğu, davacı yana ait kodların C dilinde olduğu ve kodun derlenmesi sırasından önce ... sonraHex koduna dönüşüm yapıldığı dolayısıyla Hex kodundan tekrar ... kodunun elde edilmesinin (tersine mühendislik ile) mümkün olduğu, davalı yanın kodları üzerinde yorum satırlarının olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, davalı yanın kod üzerinde hakimiyetinin olmadığı, istenilen basit değişiklikleri 14 Mayıs 2024 ve 12 Haziran 2024 tarihli tespitlerde gerçekleştiremedikleri, davalı yanın kodlarını şu an hayatta olmayan bir kişi tarafından yazıldığı iddiası bulunduğu ancak bu kişinin vefatından sonra ... dilinde kodlama yapmadıklarının ifade edildiği, davalı yanca kod yazma ifadesinin hatalı kullanıldığı; kodlar üzerinde sadece yazmaç değişikliği (parametre güncelleme) yapılabildiği ancak işlevsel değişiklik yapılamadığı ve algoritma yazılamadığının anlaşıldığı, davacınına yazılım üzerinde hakimiyet sahibi olduğu, sonuç olarak davalıların üründe kullanılan yazılımın davacı tarafın yazılımından kopyalandığı kanaatine varıldığı, davalıların bu eyleminin davacı tarafın eserden doğan haklarını ihlal ettiği, davacı tarafın eser sahibi olduğu yazılıma hasren onu imale veya kopyalamaya yarayan dijital veya fiziki her türlü araç ve buna benzer sair çoğaltma vasıtalarına ve yazılımı içerene ana kartlara el konulmasına şeklindeki talebinin, fiili olarak tespiti mümkün görülmediğinden yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların ürününde kullanılan yazılımın, davacının eserden doğan haklarını ihlal ettiğinin tespitine, tecavüzün men'ine ve ref'ine, davalıların işyerlerinde bulunan davacı yazılımının fiziki ve elektronik ortamlardaki kopyalarına ve fiziki ve elektronik ortamlardaki her türlü tanıtım araçlarına el konulmasına, dijital ortamlardan, bilgisayarlardan ve sair ortamlardan silinmesine, fazlaya dair istemlerin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili, müvekkilinin diğer davalının SGK'lı çalışanı olduğunu, müvekkilinin pasif husumetinin bulunmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, müvekkili yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ve müvekkili yararına ayrı vekalet ücretine hükmedilmesini istemiştir. Diğer davalı vekili, mahkemece alınan önceki bilirkişi raporunda müvekkili yazılı ile davacının yazılını aynı olmadığını tespit edildiğini, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, "hayatın olağan akışına aykırılık" gibi varsayımsal bir dayanaktan hareketle yapılan değerlendirmelerin kesinlikle kabul edilemeyeceğini, müvekkile ait kodun tasarımcısının müteveffa ... olup kendisinin yargılama sürecinde vefat ettiğini, huzurdaki davanın davalılarının ...'nun oğulları olup yazılımcı/tasarımcı olmadıklarını defaten beyan ettiklerini, bilirkişilerin dava konusu yazılımının assembley dilinde yazılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu değerlendirilmesinin kabul edilemeyeceğini, yine dosya kapsamında defaten tartışıldığı ve davacı yanın da kabulü/ikrarında olduğu üzere davacıya ait kodların/yazılımın tersine mühendislik ile elde edilmesinin olanaksız olduğunun duruşmalarda dahi bizzat davacı yan tarafından izah edilmişken gelinen noktada bilirkişilerce "tersine mühendislik işleminin" mümkün olduğu varsayımının da kabul edilemez olup hatalı bir tespit olduğunu, dava konusu yazılımda ...'nun vefatından sonra herhangi bir değişiklik geliştirme yapmadıklarını, işbu davanın davacı yanın 2018/130 E. sayılı davanın neticesinde karşı karşıya kalacağı sonuçları bertaraf etme amacıyla açıldığını, müvekkile ait yazılım ile davacıya ait yazılımın aynı olmadığını, davacı yanın ve müvekkilinin kendilerine ait yazılımlarda değişiklik yaparak, fotoselli kapıya komut veren değerleri değiştirebildiğinin mübrez önceki tarihli bilirkişi raporlarıyla tespit edildiği, müvekkile ait yazılımın davacıya ait yazılımın kopyası niteliğinde olmadığı, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun soyut ve dayanaksız olduğunu, dosya içerisindeki çelişkiler giderilmeksizin karar verildiğin ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, eserden kaynaklanan mali haklara tecavüzün tespiti, men'i, ref'i istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. 5846 Sayık FSEK'in 8. maddesine göre eseri sahibi onu meydana getiren kişidir. Aynı Yasa'nın 18. maddesinin 1. fıkarsında mali hakları kullanma yetkisinin münhasıran eser sahibine ait olduğu düzenlenmiş olup anılan maddenin 2. fıkrasında ise aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserler üzerindeki hakların bunları çalıştıran veya tayin edenlerce kullanılacağı, tüzel kişilerin uzuvları hakkında da aynı kuralın uyulanacağı düzenlenmiştir. Bu yasal düzenlemelere göre tüzel kişiler, eser sahibi değil ancak FSEK'in 52. maddesi uyarınca yazılı bir devir sözleşmesi aranmaksızın , eser üzerindeki mali hakların sahibi olabilecekler ve bunun doğal sonucu olarak 5846 sayılı FSEK'in 18/2 maddesi uyarınca eserin mali hakların sahibi olan tüzel kişiler, aynı Yasanın 21-25 maddelerinde düzenlenen mali hakların tamamının kullanma yetkisine sahip olduklarından eserle ilgili mali haklara tecavüz halinde FSEK'in 66.,68 ve 69. maddesine dayalı ref ve men davalarını açabileceklerdir. FSEK.'nın 48. maddesine göre de, eser sahibi mali haklarını süre, yer ve muhteva itibariyle sınırlı veya sınırsız, karşılıklı veya karşılıksız olarak başkalarına devir edebileceği gibi (devir), bu hakların sadece kullanma yetkisini de diğer bir kimseye bırakabilir (ruhsat). Aynı Yasanın 50. maddesi uyarınca 48 ve 49. maddelerde sayılan tasarruf muamelelerine dair taahhütler eser henüz vücuda getirilmeden önce yapılmış olsa dahi geçerlidir. Yine FSEK.'nın 52. maddesi uyarınca, mali hakları dahil sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır. Somut olayda da davacı ... ile davacı Şirket eser sahipliğinden kaynaklı mali hakların ihlal edildiği iddiasına dayalı olarak eldeki davayı açmış olup mahkemece yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler çervesinde, hangi davacının eser sahipliğinden kaynaklı mali hakları kullanma yetkisini haiz olduğu ve bu bağlamda davacıların eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakların ihlal edildiği iddiasına dayalı olarak açılan iş bu davada aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı tartışılıp değerlendirilmeden, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Her ne kadar davalılarca bu yönde bir istinaf itirazında bulunulmamışsa da aktif dava ehliyetine ilişkin olan bu husus davalıların istinafı üzerine Dairemizce res'en incelenmiştir. Öte yandan, davalı ... vekili, müvekkilinin diğer davalının işçisi olduğunu, ihlal oluşturduğu iddia edilen eylemle bir ilgisinin bulunmadığını savunarak pasif husumet itirazında bulunmuş ve diğer davalının iş yerinde çalıştığına dair SGK belgelerini delil olarak dosyaya sunmuş olup, mahkemece anılan davalının pasif husumet itirazı yönünden herhangi bir araştırma yapılmadan ve davalının bu savunması değerlendirilmeden hüküm kurulması da doğru görülmemiş, davalı ... vekilinin bu yöne ilişen istinaf itirazları da yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davalılar vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, davalılar vekilerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 27/05/2025 gün ve 2022/32 E. - 2025/193 K. sayılı kararın KALDIRILMASINA; 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davalılar vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 4-Davalılar tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 615,40'ar-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalılara ayrı ayrı iadesine, 5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 26/12/2025 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 25/01/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...