İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Sigorta ile sigortalı arasında 3.12.2020 tarihli ... Poliçesi bulunduğunu, dava dışı Sigortalının bulunduğu, ... adresinde 07.08.2020 tari…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2022/1493 KARAR NO:2026/408 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ:25/05/2022 NUMARASI:2021/199 Esas - 2022/427 Karar DAVA:Tazminat (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) İSTİNAF KARAR TARİHİ:05/03/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... Sigorta ile sigortalı arasında 3.12.2020 tarihli ... Poliçesi bulunduğunu, dava dışı Sigortalının bulunduğu, ... adresinde 07.08.2020 tarihinde 3. bodrum katında tavan ve duvarlardan su geldiğini, raflarda yer alan ekipmanların ıslandığının görüldüğünü, kaçağın sebebinin tespiti için cihazla yapılan incelemede kaçağın ana caddede bulunan ana su borusundan kaynaklandığının tespit edildiğini, bunun üzerine sigortalı tarafından ... ye haber verildiğini, gelen ... ekiplerinin yan binanın temiz su hattını kesmesi ile sigortalı mahalle gelen suyun da kesildiğini, ancak akıntı kesilene kadar meydana gelen hasarların tazmini için davacı sigorta şirketine yapılan başvuru üzerine, davacının zararın tespiti amacı ile eksper incelemesi yaptırdığını, yapılan inceleme sonucunda 83.666,22 TL hasar belirlendiğini ve bu tutarın ibraname ve temlikname karşılığında 25.09.2020 tarihinde sigortalıya ödendiğini, bu ödemenin sigortalının bodrum katında bulunan ve su hasarı nedeni ile zarar gören demirbaşlar için ödendiğini, eksper raporunda tespit edildiği üzere yazıcılar, telsiz telefonlar, laptop, server ve LED Ekran ile tevizyonun su alarak ağır hasarlanmış olduğu, bunların servis faturalarının da eksper raporunda yer aldığını, yapılan ödeme ile davacı sigorta şirketinin TTK m. 1472 gereği hukuken sigortalısının ödediği tutar üzerinden halef olduğunu, olayda hasar tutarı ve hasarın sorumlusunun Eksper raporu ile de tespit edilmiş olduğunu, bu raporun delil niteliğinde olduğunu,Ekspertiz Raporunun incelenmesinden hasar sorumlusunun ... olduğunun açık olduğunu, arızanın bildirilmesi üzerine olay yerine gelen ... ekiplerinin müdahalesi ile su akıntısının giderildiğini, bu durumda ...' nin meydana gelen hasar için ödenen zarar tutarını ödemekle yükümlü olduğunu, bu rücu talebine ilişkin davalı tarafa önce 12.10.2020 tarihli rücu mektubu gönderildiğini, mektubun davalı tarafa 20.10.2020 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalıdan herhangi bir cevap alınamadığını, bunun üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu, tarafların anlaşamaması üzerine huzurdaki davanın açılması zarureti doğduğunu beyanla; davanın kabulü ile 83.666,22 TL alacağın ödeme tarihinden itibaren işleyecek yıllık %9 ve değişen oranlarda yasal faizi ile davalıdan tahsiline, yargılama giderlerinin davalı üzerine bırakılmasına, davalının Arabuluculuk vekalet ücretini ödemesine, karar verilmesi talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; bahse konu adresten 07.08.2020 tarihinde idarenin arıza kayıt servisine intikal eden su sızıntısı ihbar üzerine ... nolu 185 iş emriyle süresi içinde su arıza onarım ekipleri adrese intikal ederek bina şube yolu bağlantısı üzerindeki arızayı giderdiğini, idare ekiplerince arızanın giderilmesi için geçen süre zarfında hiçbir şekilde izolasyon olmadığı anlaşılan perde duvarından binaya bir miktar su sirayet ettiğini, binanın bulunduğu yapı sınırları dışında yapıldığı, oluşan maddi hasarın binanın su yalıtımının ve tahliyesinin yeterli olmaması sebebiyle gerçekleştiğini, ayrıca İBB İmar Yönetmeliği Bodrum Katlar başlığında 6.09 maddesi 11. fıkrasında "toprağa dayalı tüm bodrum katlarda dış etkilere karşı ısı ve su yalıtımı yapılması zorunludur.", aynı yönetmeliğin Proje Tanzim Esasları başlığında 13.02 maddesi g fıkrasında ise "Korozyon ve rutubetten korumak amacıyla mimari projede çatıda ısı izolasyonu ve bodrum katlarda su yalıtım ve drenaj ile ilgili gerekli detaylar gösterilecektir." ifadeleri yer almaktadır. Türk Borçlar Kanununun 69. maddesi uyarınca; "Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki,bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. İntifa ve oturma hakkı sahipleri de binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar.Bu sebeple kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır." denildiğini, binanın dış etkenlere karşı gerekli İnşaat tekniğine uygun izolasyon drenaj sistemi vb kullanılması durumunda su borusundan kaynaklı su girişleri, rutubet, yağmursuyu ve zemin suyu girişleri de engellenmiş olacağını, ilgili hasarın şube yolu arızasından kaynaklandığını ve yönetmeliğin ilgili maddesinden de anlaşılacağı üzere hasarın binanın toprağa dayalı olan bodrum katının pencere veya kapısından değil binanın dışından (yan binadan) ve ilgili binanın izolasyonunun olmadığı anlaşılan perde duvarından sızdığının aşikar olduğunu ve eğer bina dış etkenlere karşı gerekli inşaat teknikleri (izolasyon ,drenaj sistemi vb.)kullanılarak yapılmış olsa idi her türlü rutubet, yağmur suyu, zemin suyu girişi vb. dış etkenlere karşı her ne surette olursa olsun binanın etkilenmeyeceğini, davacı şirketin sigortalısının, yasa ve yönetmeliklerden doğan yükümlülükleri yerine getirmemesi tazminat istemlerinin hukuki dayanağını ortadan kaldıracağını, muhtemel illiyet bağını da keseceğini beyanla; davanın reddine, yargılama giderleri ile ücret-i vekaletin davacı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"hasarın meydana gelmesinde davalı ...'nin kusursuz sorumluluğunun yanında dava dışı sigortalıya ait sigortalı bodrum katın izolasyonunun yapılması, herhangi bir su baskını veya kaçağını önleyecek tedbir ve önlem alınmaması nedeniyle dava dışı sigortalının müterafik kusurlu olduğu anlaşılmakla; zarar 83.666,22 TL olup, tarafların durumuna, sigortalı yerin şartlarına göre tazminat da %50 oranında indirim yapılmasının uygun olacağı sonucuna varılmış; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 41.833,11-TL hasar bedelinin 25/09/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, ayrıca davada müterafik kusur indirimi yapılması nedeniyle davalı lehine yargı gideri ve vekalet ücretine hükmedildiğini,arabuluculuk gideri olarak Arabuluculuk Dava Şartı Dosya No:... sayılı dosyasından arabulucuya 1.320,00-TL tarife bedeli üzerinden kesilen 01/04/2021 tarihli ... nolu Serbest Meslek Makbuzu doğrultusunda ödeme yapıldığı tespit edilerek her iki tarafın arabuluculuk ilk oturumuna katıldıkları ve davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği, ayrıca davada müterafik kusur indirimi yapılması nedeniyle davalı aleyhine arabulucuk ücretine hükmedilmesi gerektiği anlaşılmış, ayrıca AAÜT'nin 16/2-c maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde avukat maktu ücrete hak kazanır, ancak bu ücret asıl alacağı geçemez düzenlemesi mevcut olup, somut olayda, tarafların anlaşmaya varamadıklarına dair arabuluculuk son tutanağının imzalandığı görülmüş ve davacı lehine ayrıca vekalet ücretine hükmedildiğine, ..." karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;patlayan borunun yan binaya ait olduğunu, davacının maliki olmadığı binaya ait borular sebebiyle TBK md.69'a dayanılarak kusur atfedilmesinin hatalı olduğunu, sigortalı zararın doğmasına veya artmasına yönelik bir fiilde bulunmadığını ve tazminat yükümlüsünün durumunu da ağırlaştırmadığını, ...'ye ait boruların patlaması nedeniyle su akıntısı olduğunu ve zarar meydana geldiğini, dava dışı sigortalı'nın su borularının patlamasına sebebiyet verecek herhangi bir eylemi bulunmadığını, bilirkişi raporunda terditli yapılan inceleme, yerel mahkeme tarafından eksik ve hatalı değerlendirilerek karar verdiğini, İstanbul İmar Yönetmeliği 20 Mayıs 2018 tarihinde yürürlüğe girmiş olup hasarın oluştuğu bina, bu tarihten çok daha önce inşa edildiğini, ayrıca söz konusu yönetmeliğin 11.fıkra hükmü, yönetmeliğin yürürlük tarihinden sonra yeni inşa edilecek binalar için yalıtımı zorunlu kıldığını, bu sebeple, o tarihte yönetmeliğe uygun izolasyon yaptırma yükümlülüğü bulunmadığını, dosyada dava dışı sigortalı mahalde izolasyon olmadığı yönünde herhangi bir tespitin de bulunmadığını, su basmasına sebebiyet veren boru patlamasına karşı, izolasyonun da herhangi bir etkisi veya engeli bulunmadığını, dolayısıyla bilirkişi raporunda yapılan terditli inceleme, yerel mahkeme tarafından eksik ve hatalı değerlendirildiğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının görev yönünden kaldırılarak davanın reddine karar verilmesinin gerektiğini, mahkemenin görev bakımından incelenmesi her aşamada önem arz etmekte olup görevli olmayan mahkemede görülen davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, dava konusunun idarenin hizmet kusuru nedeni ile uğranılan zararın tazmini olduğunu ve Uyuşmazlık Mahkemesi'nin anılan kararları ile aynı nitelikte olduğu anlaşılmakla davanın konusunun idari yargıda çözümlenmesi gerektiğinden davanın idari yargı yolunda görülmesi gerektiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, binada gerekli ve yeterli izolasyonun yapılmamış olması kusur sebebi olup bunun yerine getirilmemesi de davalı idare ile zarar arasındaki illiyet bağını ortadan kaldırıcı bir neden olduğunu, davacı tarafın sigortalısının kendi ağır kusuru neticesinde hasar meydana geldiğinden, davalı idareye sorumlu tutmak mevzuata aykırılık teşkil ettiğini, idaremize kusur isnadının mümkün olmadığı iş bu davada davalıya husumet yöneltilmesinin hukuka aykırı olduğunu, meydana gelen su basmalarına hasara sigortalının kendi kusurları sebep olmasına rağmen keyfi kusur izafe edildiğini, zararın oluşmasına sigortalının kendisi sebebiyet verdiğinden davalı idareye sorumluluk atfedilemeyeceğini, davacı vekili, dava dilekçesinde meydana geldiğini iddia ettiği hasarın, davalıya ait tesisatta meydana gelmesinin tek başına davalı idareye kusur isnat edilebilmesi ve hasarla idare arasında illiyet bağı kurulabilmesi için yeterli olmadığını, şebekede meydana gelen kaçağın idarenin kusuru sebebiyle meydana geldiğinin kanıtlanmasının da gerektiğini, gerekli tedbirlerin bina yönetimi tarafından alınması gerektiğinden davalı idareye husumet tevcih edilemeyeceğini, ... deşarj yönetmeliğe göre binalardaki her çeşit suların su şebekesine bağlanmaya hazır hale getirilmesinin ve bağlanmasının bir zorunluluk olduğunu, yönetmelik gereği gerekli tedbirlerin alınmaması halinde idarenin sorumlu olmadığı belirtildiğinden yapının gerek ... deşarj yönetmeliğine ve gerekse inşaat tekniğine aykırı olarak yapılması sonucu doğacak hasarlardan idarenin sorumlu tutulamayacağını, gerekli tedbirlerin bina yapımında veya daha sonra binanın yönetmeliğe uygun hale getirilmemesi veyahut su baskınına uğraması sebebiyle idarenin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, davacı sigorta şirketince ödenen ve davalı idareden rücu yoluyla talep edilen bedellerin hangi esas ve ölçütler dikkate alınarak belirlendiği tespit edilmediğinden ve eksik yargılama yapıldığından, yerel mahkeme kararının yeniden incelenmesi gerektiğini, işçilik giderlerinin ve araç giderlerinin zarar kapsamına sokulamayacağını, davacı idarenin kendi iş gördürme usulü ile hasarların giderildiğini, davacı şirket çalıştırdığı işçilerine ödediği bedelleri sadece dava konusu hasarların giderilmesi için ödemediğini, bilirkişi tarafından da bu durumun yanlış ve eksik değerlendirildiğini, davacı idarenin çalışma şartları ve usulü davalı idareyi bağlamamakta olduğunu, mahkemece hükmedilen tazminata, hasar tarihinden itibaren faiz işletilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, davalı idarenin davacıya kesinleşmiş bir borcu olmadığını, idarenin temerrütü söz konusu olmadığından, ancak dava tarihinden sonrası için faize hükmedilebileceğini, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava; sigortacının, dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin, hasardan sorumlu olduğunu iddia ettiği davalıdan 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca rücuen tahsili istemine ilişkindir Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, mahkemenin görevli olup olmadığı, dava konusu hasarın hangi nedenden kaynaklandığı, hasara sebebiyet veren borunun ... sorumluluğunda olup olmadığı, oluşan zarardan davalının kusur ve sorumluluğunun yada kusursuz sorumluluğunun, sigortalının yada 3.kişilerin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı noktalarındadır.Davacı sigorta şirketi tarafından, dava dışı sigortalı ... A.Ş. ait iş yeri için 31.12.2019-31.12.2020 tarihlerini kapsayan ... Poliçesi düzenlenmiş olup poliçede Dahili Su Klozunda, şehir su şebekesinin arızası nedeniyle sebep olacağı zararlar teminata ilave edilmiştir Dava konusu hasar 07.08.2020 tarihinde meydana gelmiş ve davacı sigorta şirketi tarafından sigortalısına, ekspertiz raporuna göre 25.09.2020 tarihinde 83.666,88 TL ödeme yapılarak, İbraname/Temlikname alınmıştır.Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK.nın 1472.maddesinde halefiyet düzenlenmiştir.Düzenlemede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği belirtilmiştir.2560 sayılı kanuna tabi olan ...'nin gördüğü hizmetin kamu hizmeti olmasına rağmen, faaliyetini özel hukuk kuruları altında yapması sebebi ile TTK'nın 16/1 maddesi anlamında tacir sayılacağı, tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevi adli yargının görevine girdiği Yargıtay içtihatları ile benimsenmiştir. Tacir olan ...'nin haksız fiili sonucu kaynaklanan tazminat davasının adli yargıda bakılması gerektiği, davacı sigortalısının tacir olması ve dava konusu hasarın iş yerinde meydana gelmesi nedeniyle haksız fiile dayalı bu davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu nazara alındığında davalının yargı yolu ve görev itirazı yerinde değildir.Hasar dosyası kapsamında bulunan 22.09.2020 tarihli ekspertiz raporunda; 07/08/2020 tarihinde İş Merkezi önünden geçen ... hattında su kaçağı meydana geldiği, akan suların İş Merkezi bodrum kat tavan ve duvarlarından iç kısma sızdığını, tavan ve duvarlardan sızan suların işletme genelinde kullanılan demirbaşların bulunduğu bölgelere ilerleyerek cihazların su aldığı, zarar nedeniyle oluşan toplam tazminatın 83.666,22 TL olduğunun hesaplandığı görülmüştür. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, 07.08.2020 tarihinde, iki binanın birleşim yarinde caddedeki ana temiz su borusundan yan binaya yapılan bağlantının hasarlanması sonucu taşan sular nedeniyle, 3. kattaki sigortalı iş yerinde tavan ve duvarlardan su sızması sonucu hasar meydana geldiği, bina önündeki kaldırım kazılarak arızanın giderildiği, hasar gören borunun yan binanın su saatinden önce olup ...'nin sorumluluk alanında olduğu, ekspertiz rapor tarihi olan 22/09/2020 rayiçleri esas alınarak yapılan teknik inceleme sonucunda ise sigorta eksperi dava konusu iş yerinde tespit edilen hasarların miktar ve rayiç bedelinin uygun ve geçerli mertebelerde olduğu, mahallinde yapılan keşif incelemesinde, binanın oldukça eski olduğu, binanın yapıldığı yıllarda günümüzdeki gibi izolasyon malzemelerinin bulunmadığı, izolasyon yapılmış olsa bile izolasyon malzemelerinin bir ömrü olup günümüze kadar bu izolasyonun görevini yapmasının beklenemeyeceği ancak izolasyon yapılmış olsa bile bu şekilde gelen basınçlı ve çok miktarda suyun izolasyondan içeri sızmasının mümkün olduğu, sorumluluk olarak davaya konu binada izolasyon yapılmış olması halinde davalı ...'nin tam sorumlu olduğu ve hasarın tamamı olan 83.666,22 TL den sorumlu olduğu, izolasyon yapılmamış veya eksik yapılmış olması halinde davalı ...'nin hasardan %50 oranında sorumlu olup hasar tutarının yarısı olan 41.833,11 TL den sorumlu olduğu tespit edilmiştir. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplama denetime elverişli olup mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2.maddesinde ...'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde "İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yer altı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. ... Genel Müdürlüğü Sıhhi Tesisat Eğitim Ve Uygulama Esasları Yönetmeliğinin 3.maddesinde "Şube yolu: ... tarafından döşenen ana boru ile bina arasındaki boru ve teçhizatlardan meydana gelen tesisattır.", ... Tarifeler Yönetmeliğinde "Şube yolu: Ana musluğun ana boruya bağlandığı noktadan başlayıp, bahçeli nizamlarda parsel sınırından bahçe duvarından en fazla bir metre içeride, bahçesi olmayan binalarda ise cephe duvarına kadar olan kısımdır." şeklinde tanımlanmıştır. Yine Yönetmeliğin su ve atık su şebekesi bakım bedeli başlıklı maddesinde yer alan "İçme suyu ve atık su bina bağlantılarında oluşan arızaların bakım ve onarımlarının yapılması, atık su kanal ve bina bağlantılarına ait tesisatlarda meydana gelen tıkanıklıkların açılması...içme suyu ve atık su şebeke bağlantılarının her an kullanıma hazır tutulması karşılığında abonenin tabi olduğu tarife üzerinden her ay için 1 m3 su miktarı karşılığı bedel alınır" şeklindeki düzenleme ile ...'nin içme suyu ve atık su şebeke bağlantılarını her an kullanıma hazır bulundurma sorumluluğuna işaret edilmiştir.6098 sayılı TBK'nın 69. maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın 69.maddesindeki sorumluluk, objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin (somut olayda davalı ...'nin) kusurunu kanıtlamak zorunda değildir. Yapı maliki ise, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması, üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması şartlarından birini gerçekleşmesi gerekmektedir. Ancak, imal olunan şey malikinin ek kusuru varsa, illiyet bağının kesilmesi malikin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Söz konusu olayda patlayan ve hasara sebebiyet veren boru, davalının sorumluluğunda olan ve maddede açıklanan "imal olunan şey" kavramına dahildir, davalı ise bu boruların kötü yapılmasından veya muhafazasından kaynaklanan zarardan kusursuz sorumlu olup sisteminin sorunsuz bir şekilde çalışmasını sağlamakla yükümlüdür. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2017/2031 Esas, 2019/10321 Karar sayılı ve 2018/5489 Esas, 2020/3698 Karar ilamları). Somut uyuşmazlıkta, temiz su tesisat borusunun patlaması neticesinde sigortalı iş yerinin bodrum katında dava konusu hasarın meydana geldiği ve söz konusu borunun ise binanın dışında sayaca kadar olan kısımda bulunduğu eksper raporu ve bilirkişi raporları ile sabittir.Sayaca kadar olan boruların bakımından davalı sorumlu olup, davalı ... söz konusu temiz su tesisat borusunun bakım, denetim ve muhafazasından kaynaklanan dava konusu zarardan kusursuz sorumludur.TBK.nın 69. (Mülga 818 sayılı B.K'nun 58) maddesi uyarınca, bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, TBK'nın anılan maddesindeki sorumluluk objektif özen yükümlülüğüne aykırılıktan doğan "ağırlaştırılmış" bir kusursuz sorumluluk halidir. Bu sorumlulukta zarar gören, yapı malikinin, yani davalı ...'' nin kusurunu kanıtlamak zorunda değildir.Yapı maliki de, kusurun bulunmadığı savunmasının ötesinde uygun illiyet bağının kesildiğini kanıtlamalıdır. Kusursuz sorumlulukta illiyet bağının kesilebilmesi için zarar görenin ağır kusurunun olması veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesebilecek nitelikte ağır kusurunun olması veya zararlandırıcı sonucun meydana gelmesinde öngörülmeyen bir halin bulunması gerekmektedir.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davalı ...'nin eylemi ile meydana gelen hasar arasında illiyet bağı bulunduğu, ...'ye ait şehir şebeke borusunun, TBK 69. Maddesi kapsamında "imal olunan şey" kavramı olup davalı ...'nin bu şebekenin kötü yapılmasından veya muhafazasından ve bakımındaki eksiklikten dolayı kaynaklanan zarardan 2560 Sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanununun 2.maddesi uyarınca sorumlu olduğundan davalı ...'nin TBK 69. Maddesi ve haksız fiil hükümleri uyarınca dava dışı sigortalının uğradığı zararı gidermekle yükümlü olduğu, Mülk sahibinin ise binanın inşaat tekniğine uygun olarak yapım ve bakımının sağlanmaması, bodrum katın su baskınlarına karşı izolasyonun yapılmasından sorumlu olduğu, ancak davalı ...'nin yapı maliki olarak kusursuz sorumluluğu karşısında, bu hususlar ancak müterafik kusurun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceğinden, TBK'nın 52/1. maddesinde zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hakimin tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği düzenlemesi karşısında Mahkemece %50 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak, davacı tarafından sigortalısına ödenen bedelin ödeme tarihi olan 25.09.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından taraf vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 715,00 TL harcın, alınması gerekli olan 2.857,61 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.142,61 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4- Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendileri üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/03/2026