7. Hukuk Dairesi 2023/5277 E. , 2023/6446 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/115 E., 2023/240 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre…
**7. Hukuk Dairesi 2023/5277 E. , 2023/6446 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/115 E., 2023/240 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 2254, 2257 ve 2258 parsel sayılı taşınmazların yoldan ihdas hukuki nedeniyle davalı ... adına ihdasen tescil edildiğini, kamu malı niteliğinde olan dava konusu taşınmazların özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, ihdasen tescil işleminin geçersiz olduğunu ileri sürerek tapularının iptali ile Hazine adına tescilini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı, davanın reddini savunmuştur. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.12.2013 tarihli ilk kararında; Hazine adına tescili gerekirken belediye adına yapılan tescil işleminin hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığı, tescil işleminin yolsuz olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesinin 27.04.2021 tarihli ve 2018/3313 Esas, 2021/3098 Karar sayılı bozma ilamında; "...davalı ... tarafından yapılan imar uygulamasının iptali bakımından idari yargı yerinde dava açılıp açılmadığı araştırılarak bu idari davanın sonucunun beklenilmesi, iptal edilmemiş olması halinde imar parselinin dayanağı olan idari işlem ayakta kaldığından sicilin dayanıksız kalmayacağı ve TMK'nın 1025. maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil durumuna düşmeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi, iptal edilmiş olması halinde ise yasa değişikliği uyarınca dava konusu uyuşmazlık, idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğinden imar parselinin eski hale ihyasına yönelik dava konusu talebin, kanun değişikliği nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmasına" karar verilmiştir. 2. Bozma ilamına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 02.03.2022 tarihli ve 2021/8667 Esas, 2022/1576 Karar sayılı ilamında "...mahkemece, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda yapılan imar uygulamasının iptali bakımından idari yargı yerinde dava açılıp açılmadığı araştırılmamıştır. O halde öncelikle davalı ... tarafından yapılan imar uygulamasının akıbetinin kuşkuya yer bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulması gerekeceği tartışmasızdır. Bu nedenle, davalı ... tarafından yapılan imar uygulamasının iptali bakımından idari yargı yerinde dava açılıp açılmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir." gerekçesiyle bozma ilamının kaldırılmasına ve hükmün belirtilen değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, bozma ilamına uyarak davanın reddine karar vermiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; dava konusu taşınmazların yoldan ihdas suretiyle 18.08.2008 tarihinde davalı Ortakent-Yahşi Belediyesi adına ihdasen tescil edildiğini, kamu malı niteliğinde olan bu taşınmazların özel mülkiyete konu olması mümkün olmadığından davalı ... adına tescil işlemi yapılmasının hiçbir hukuki dayanağı olmadığı, taşınmaz malların sınırlandırma, tespit ve kontrol işleri hakkındaki yönetmeliğin 12. maddesi gereğince kapanmış yollar ile meydanların bulundukları yere göre Belediye ve Köy Tüzel Kişiliği, boşlukların ise Hazine adına tespit ve tescil edileceği, davanın hukuki niteliğinin kadastral parselin ihyasına yönelik tapu iptali ve tescil olduğu, dava konusu yerin kapanan yollardan oluşan meydanlardan sonra kalan boşluk alan olduğunu, bu yerin iptali için imar düzenlemesine karşı dava açmanın şart olmadığını, Hazine adına tescili gerektiğini dile getirmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. 3. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usûl ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,20.12.2023 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY Davacı Hazine vekili, dava konusu 2254, 2257 ve 2258 parsel sayılı taşınmazların “yoldan ihdas” suretiyle 18.08.2008 tarihinde davalı ... adına tescil edildiğini, ancak 2254 ve 2258 parsel sayılı taşınmazların tamamı ile 2257 sayılı parselin 571.83 m²'lik kısmının devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kadastral paftasında taşlık-kayalık olarak tanımlanan alanlar olup davalı adına ihdasen tescilin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur. Davalı ..., 2254 parsel sayılı taşınmazın Belediye hizmetlerinde kullanılması gerektiğini, 2257 parsel sayılı taşınmazın başlangıcının kadastral yol olup devamının da meydana dönüştüğünü ve Belediye hizmetlerinin sağlanması için belediye adına tescilinin zorunlu olduğunu, 2258 parsel sayılı taşınmazın ise yolun devamı ve yol fazlası vasfını taşıdığını, imar planında da 2254 sayılı parselin altyapı tesis alanı, 2257 sayılı parselin yeşil alan, 2258 sayılı parselin de yol fazlası olarak gözüktüğünü, çekişmeli taşınmazların Belediye Encümen kararına dayalı olarak ihdas suretiyle tescilinde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Hemen belirtmek gerekir ki, dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçimi ile tüm dosya kapsamına göre dava, yolsuz tescil nedeniyle ve tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Bilindiği üzere; “maddi hata” usulü kazanılmış hakkın istisnası olduğu gibi imar hukuku düzenlemeleri de kamu düzenine ilişkin olup re’sen gözetilir ve kamu düzenine ilişkin hususlarda da usulü kazanılmış haktan söz edilemez. Dosya içeriği ve toplanan delillere göre; dava konusu taşınmazların “ ... Mahallesi, ... mevkiinde 07.11.2006 tarih ve 2006/33 No.lu meclis kararıyla kesinleşen köyiçi imar planında yol boşluğundan oluştukları" gerekçesiyle 15.05.2008 tarih, 52 sayılı ve 03.06.2008 tarih, 59 sayılı Encümen karalarıyla “ihdas” suretiyle 18.08.2008 tarihinde davalı ... adına tescil edildikleri; yerinde yapılan uygulama sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, “kadastral pafta ve krokilerde 2254 sayılı parselin taşlık-kayalık, 2258 sayılı parselin kayalık, 2257 sayılı parselin ise 179.57 m²'lik bölümünün yol vasfında gözüktüğü ve 2257 parselin anılan bölümünün günümüzde kapanmış olan yollardan olup imar planında yolun kapalı olduğu, diğer 571.83 m²'lik kısmının kadastral pafta ve krokisinde yol ve yol boşluğu vasfında olmadığı ve imar planında yeşil alan olarak düzenlendiği, çekişmeli taşınmazların Belediye adına tescillerinin hiç bir hukuki dayanağının bulunmadığı” hususlarının belirtildiği görülmektedir. O halde, eldeki davada davalı ... tarafından 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18. maddesi uyarınca veya 2981 sayılı Yasa'nın 10/c. maddesi gereğince yapılan imar uygulaması bulunmamaktadır. Davadaki istek de, kadastral parselin ihyası olmayıp, Belediyece yapılan “ihdas” işleminin yolsuz olduğu ileri sürüldüğünden yolsuz tescile dayalı tapu iptali ve tescildir. İmar uygulaması bulunmadığına ve kadastral parselin ihyası da istenmediğine göre somut olayda, 20 Şubat 2020 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 14.02.2020 kabul tarihli 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 7. maddesiyle, 3194 sayılı Kanun'un 18 inci maddesine yirmi birinci fıkrasından sonra gelmek üzere eklenen fıkranın uygulanma olanağı bulunmadığı gibi, imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edilip edilmediği yönünde araştırma yapılmasına da gerek de yoktur. Bu bağlamda; Dairemizin imar uygulamasının iptal edilip edilmediğinin araştırılması hususuna değinen bozma ilamına uyulmuş olması anılan maddi hata nedeniyle usulü kazanılmış hak meydana getirmez. Hâl böyle olunca; çekişmeli taşınmazların, ihdasen tescilleri öncesi nitelikleri gözetilerek ve devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin koşullarının varlığı halinde mülkiyetinin bedelsiz olarak Belediyeye geçeceğine ilişkin 775 sayılı Yasa'nın mülga 3. maddesi gereğince Belediyeye devri gereken yerlerden olup olmadığı da tespit edilerek, davalı ... adına tescillerin yolsuz olup olmadığı yönünde işin esası bakımından karar verilmesi gerekirken; yazılı olduğu üzere, dava konusu taşınmazların imar uygulaması ile oluşturulmadığı belirlenmesine rağmen imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edilmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesiyle bozma görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun onama kararına katılamıyorum.