T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1748 - 2025/1719 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1748 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS KARAR NO : 2025/1719 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/219 E - 2023/509 K DAVANIN KONUSU : Ta…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1748 - 2025/1719 T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ ESAS NO : 2023/1748 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN ESAS KARAR NO : 2025/1719 HAKKINDA KARAR VERİLMESİ) T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/06/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/219 E - 2023/509 K DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 29/12/2025 YAZILDIĞI TARİH : 20/01/2026 Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıdan noterde yapılan satış sözleşmesi ile ikinci el araç satın aldığını, davalının müvekkiline verdiği ekspertiz raporunda aracın orijinal olduğunu, değişen, düzeltilen ve boyalı hiçbir yerinin bulunmadığının belirttiğini, davalının verdiği ekspertiz raporu ve davalının kurumsal kimliğine güvenilerek aracın satın alındığını, oto galerici olan müvekkilinin aracı satmak istediğinde alıcı olan kişi tarafından ekspertiz yaptırıldığını, rapora göre aracın sağ arka kapısının boyalı, sağ ve sol ön çamurlukta çekik ile doğrultma ve boya, ön tamponda boya olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin ayıplı ürün nedeni ile zarara uğradığını, araç için davalıya değerinden fazla ödeme yapıldığını belirterek belirsiz alacak olarak 1.000,00 TL değer kaybı, 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olduğunu, manevi tazminat yönünden arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, hak düşürücü süre ve zamanaşımı yönünden davanın reddi gerektiğini, ihbar yükümlülüğüne uyulmadığını, noter satış sözleşmesine göre aracın ekspertiz raporunun olmadığını ve davacının aracı görüp beğenerek satın aldığını, davacı tarafından sunulan ancak kim tarafından düzenlendiği dahi sarih olmayan evrakın kabul edilemeyeceğini, davacının ekspertiz raporu olmadan aracı satın aldığının noter satış sözleşmesi ile sabit olduğunu, resmi belgenin aksini iddia eden davacının iş bu hususu ispat etmesi gerektiğini, davacının aracı mevcut halini bilerek satın aldığını, kasko bedeli 265.375,00 TL olan aracın 245.000,00 TL'ye satılmasının nedeninin de davacının araçta olduğunu ve sonradan öğrendiğini iddia ettiği hususlar olduğunu, davacının dava konusu aracı davalıdan satın aldıktan hemen sonra yüksek fiyattan satış ilanına koyduğunu, zararının olmadığını, manevi tazminat için hukuka aykırılığın gerçekleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ Mahkemece toplanan delillere, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafın ayıbın gizli olduğu, yeniden satış esnasında sonradan ortaya çıktığı ve 28/06/2021 tarihli ekspertiz raporu ile durumdan haberdar oldukları yönde beyanda bulunduğu, davacının 29/06/2021 tarihinde arabulucuya başvuru tarihi dikkate alındığında davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, davacı taraf aracın satılması nedeniyle dosya kapsamındaki delillere göre rapor alınmasını talep ettiğinden dosya kapsamında toplanan delillere göre bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, aracın ilana konulduğu tarih itibariyle aracın satış tarihindeki 2.nci el piyasa rayiç değeri ortalamasının 271.670,00 TL olduğu, aracın davalı tarafından davacıya 245.000,00 TL bedelle satıldığı, araç fiyatının davacıya satış tarihindeki fiyatının 270.000,00 TL olduğunun kabulü halinde dahi aracın davacıya (270.000,00 TL – 245.000,00 TL) = 25.000,00 TL daha düşük bir bedelle satıldığı, davalı tarafından verilen ilanda aracın hasarsız-orijinal olarak belirtildiği, aracın davacıya satışı esnasında ekspertiz yapılmadığı, davacının aracı satın alındıktan 3 gün sonra 28/06/2021 tarihinde ekspertiz yaptırdığı, ekspertizle davalı tarafından “Hasarsız-Orijinal” şeklinde belirtilen hususun doğrulandığı, aracın 4 yıllık bir araç olup, ufak tefek gamze göçükleri ile noktasal eziklerin hemen hemen çoğu araçta görülebilecek hususlar olduğu, davacının da araç alım-satım işi ile iştigal ettiği, aracı mevcut haliyle görerek en az 25.000,00 TL daha ucuza satın aldığı, davalıdan değer düşüklüğü / değer kaybı talebinde bulunamayacağı, basiretli tacir olması gereken davacının satın aldığı aracı teslim alarak kabul ettiği, hatasız rayicine göre daha düşük bedelle satın aldığı, araçta ayıbın gizlenerek satıldığını ve zarara uğradığını yöntemince ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; araç satımından 2 gün öncesine ait davalının müvekkiline verdiği ekspertiz raporunda aracın orjinal olduğu, değişen, düzeltilen ve boyalı yerinin olmadığının belirtildiği, ekspertiz raporuna güvenilerek aracın satın alındığını, araç alındıktan sonra tekrar satılmak istendiğinde alıcının ekspertiz raporu istediğini, bunun üzerine alınan ekspertiz raporunda aracın sağ arka kapısında boya, sağ ve sol ön çamurlukta çekik ile doğrultma ve boya, ön tamponunda boya, sair yerlerinde ezik ve göçük olduğunun tespit edildiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda ekspertiz raporundan alıntı yapıldığı, göçük ve çiziklerin değerlendirildiğini, boyalı olan kısımların dikkate alınmadığını, hatalı görüş belirtildiğini, rapora itirazların dikkate alınmadığını, aracın daha sonra gizlenen ayıplar nedeniyle zararına 230.000,00 TL'ye satılabildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminat talep ettiğini, davanın reddi ile birlikte hem maddi hem de manevi tazminat için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken 1.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık, ikinci el araç satımına konu aracın ayıplı olup olmadığı, ayıbın davalı tarafından gizlenip gizlenmediği, değer kaybı ve manevi tazminat talebinin yerinde olup olmadığı, kabule göre de davanın reddi ile birlikte davalı lehine hükmedilen vekalet ücretinin usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, tazminat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Davacı satım tarihinden önce 24/06/2021 tarihinde davalı tarafından düzenlenen ekspertiz raporunda aracın hatasız orjinal olduğunun belirtilmesine rağmen satımdan sonra alınan 28/06/2021 tarihli ekspertiz raporunda aracın muhtelif yerlerinde boya ve düzeltme işlemlerinin yapıldığının tespit edildiğini, ekspertiz raporuna ve davalının kurumsal kimliğine güvenilerek aracın satın alındığını, durumun gizlenmesi nedeniyle aracın değerinden fazlaya satın alındığını, bu nedenle zarara uğradığını belirterek değer kaybı ve manevi tazminat isteminde bulunmuş, davalı ise iddia olunan ekspertiz raporuna itiraz ederek noter satış sözleşmesinde belirtildiği üzere davacının aracı hali hazır durumu ile görerek beğenilerek satın alındığını savunmuştur. 25/06/2021 tarihli noter satış sözleşmesine göre; davalının davacıya davaya konu ikinci el aracı 245.000,00 TL bedelle sattığı, noter satış sözleşmesinde aracın ekspertiz raporunun bulunmadığı belirtilerek davacının aracı halihazır durumu ile görerek beğenerek satın aldığının yazılı olduğu, noter satış sözleşmesinde ekspertiz raporunun olmadığı belirtildiğinden aksinin aynı kuvvetle belge ile ispat edilmesi gerektiği, bu hususun davacı tarafından usulüne uygun delillerle ispat edilemediği, aracın yargılama sırasında 3.kişiye satılması nedeniyle araç üzerinde inceleme yapılmadan dosya kapsamındaki deliller değerlendirilmek suretiyle alınan bilirkişi heyet raporunda, aracın davalıya satışı sırasında ekspertiz raporu alınmadığı, davalıya aracın satılmasından 3 gün sonra 28/06/2021 tarihinde alınan ekspertiz raporundaki tespitler değerlendirildiğinde davalı tarafından hasarsız orjinal şeklinde belirtilen hususların doğrulandığı, davaya konu aracın 4 yıllık araç olup ufak tefek gamze göçükler ile noktasal eziklerin hemen hemen çoğu araçta görülebileceği, davacının araç alım satımı ile iştigal ettiği, aracı mevcut hali ile görerek en az 25.00,00 TL daha ucuza aldığı, değer kaybı talebinde bulunamayacağı yönünde görüş belirtildiği anlaşılmıştır. Konu ile ilgili Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 08/06/2017 Tarih, 2016/10734 Esas, 2017/4683 Karar sayılı ilamında; "Davacı ile davalı arasındaki resmi satış sözleşmesi 12.03.2013 tarihli olup sözleşmede “alıcının bu aracı halihazır durumu ile görüp beğenerek ve bedelini tamamen ödeyerek teslim aldığı” şeklinde düzenleme mevcut olup davacı, aracı mevcut hali ile satın almıştır. Diğer yandan satış ikinci el araç satışı olup satıcı tarafından ayrıca bir garanti taahhüdü verildiğinin davacı alıcı tarafından kanıtlanması gerekir. Somut olayda sunulan deliller dikkate alındığında, davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçelerine, Yine aynı dairenin 09/06/2015 Tarih, 2014/18404 Esas, 2015/8509 Karar sayılı ilamında da; "Kabule göre de, davacı, davalıdan satın aldığı ikinci el aracın ayıplı olduğunu iddia etmektedir. 03.09.2009 tarihli Düziçi Noterliğinde düzenlenen Araç Satış Sözleşmesi’nde alıcı olan davacı ...'ın dava konusu aracı “halihazır durumu ile görüp beğenerek” teslim aldığı kabul ve beyan edilmiştir. Davacının bu beyanı karşısında artık satışa konu ikinci el aracın mevcut hali ile benimsendiğinin kabulü gerekir. Somut olayda iğfal konusunda bir iddiaya da yer verilmediğine göre ayıp iddiası dinlenemez. Mahkemece bu yönler gözetilmeden somut olay bakımından delillerin değerlendirmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir. " gerekçelerine yer verilmiştir. Davacı tarafın istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede, mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle ikinci el araç satışında noter satış sözleşmesinde aracın halihazır durumu görülerek beğenilerek satın alındığının yazılı olmasına, davalı tarafından davacının iğfal edildiğinin veya davalı satıcı tarafından ayrıca garanti verildiğinin ispatlanamamasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. Davalı tarafın istinaf itirazları yönünden yapılan değerlendirmede ise, Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 10.maddesinde; "(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." hükmü, 13. Maddesinde; " (1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez. (3) Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." hükmü bulunmaktadır. Davacı dava dilekçesi ile 1.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuş olup mahkemece davanın reddi ile birlikte davalı lehine maddi ve manevi tazminat davasında manevi tazminat tutarı vekalet ücretinin maddi tazminat tutarını aşamayacağı gerekçesine yer verilerek 1.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; davanın reddi halinde hem maddi hemde manevi tazminat talebi yönünden kendini vekille temsil ettiren davalı lehine yukarıda bahsedilen AAÜT 10/3, 10/4 ve 13/4 maddeleri gereğince ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı yararına tek ve eksik vekalet ücreti takdiri usul ve yasaya aykırı olup davalının istinaf itirazlarının kabulü ile kararın vekalet ücreti yönünden düzeltilmek suretiyle HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; 3-Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi 2022/219 Esas 2023/509 Karar ve 22/06/2023 tarihli kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE, a-Davanın REDDİNE, b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 179,90 TL maktu karar ve ilam harcının, peşin alınan 102,47 TL mahsubu ile noksan olan 77,43 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, c-Arabuluculuk aşamasında harcanan 1.320,00 TL giderin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT tarifesi uyarınca kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine, red edilen maddi tazminat için 1.000,00 TL, red edilen manevi tazminat için 5.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, e-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, d-HMK'nun 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf aşamasında yapılan harç ve masraflar yönünden ; 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40TL harçtan peşin alınan 269,85TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55TL harcın davacıdan alınarak Hazineye İrat Kaydına, 5-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde yatıran davalı tarafa iadesine, 6-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan 122,50TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 9-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 10-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere 29/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan ¸e-imza Üye ¸e-imza Üye ¸e-imza Katip ¸e-imza NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."