T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/37 KARAR NO : 2026/138 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2021 NUMARASI : 2019/306 Esas - 2021/1087 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DA…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/37 KARAR NO : 2026/138 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/10/2021 NUMARASI : 2019/306 Esas - 2021/1087 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 28/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesi ile; ; müvekkili ile davalı arasında ... ... ... Sitesi Projesi için tedarikçi ve montaj sözleşmesi yapıldığını, müvekkilince sözleşme gereği mevcut araziden geçen enerji hattının deplase edilmesi işinin malzeme dahil üstlenildiğini, müvekkilinin sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini tamamen yerine getirdiğini, sözleşme gereği davalı yana hak ediş tutarının fatura edildiğini, davalı yanın faturaya itirazda bulunmadığını, faturanın 28.659,18 TL'sinin haricindeki kısmının ödendiğini, yapılan işin ... tarafından geçici kabulünün yapıldığını, davalı tarafından bakiye hakediş tutarının ödenmemesi nedeniyle İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, takibe haksız olarak itiraz edildiğini belirterek; itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranından az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile; müvekkili ile davalı arasında yapılan sözleşme ile müvekkili tarafından yapımının üstlenildiği ... sitesine ilişkin araziden geçen enerji hattının deplase edilmesi işinin davacı tarafından anahtar teslim olarak üstlenildiğini, işin 45 günlük mutad sürede bitirilmesi gerektiğini, ancak davacı ile yapılan sözleşmenin imzalanmasından sonra davacıya yapılan peşinat ödemelerinden sonra işin geciktirildiğini, 20/07/2016 tarihli tutanak ile davacının gerekli tedbirleri almadığından kazaya neden olduğunun tespit edildiğini, dava konusu parsele ilişkin ... ruhsatının davacının gecikmeleri nedeniyle 1 yıl gecikme ile 22/08/2016 tarihinde alındığını, davacı tarafından işin 1 yıl geciktirildiğini, işin halen davacı tarafından tamamlanmadığını, bir kısım alt ... ve açıkta kalan kabloların bir kısmının müvekkilince 10.000,00 TL harcama yapılarak kapatıldığını, halen açıkta kalan kabloların mevcut olduğunu, ... ruhsatı alabilmek için ... Ankara nezdindeki işlemlerin teknik takibi ve projelerin ikmali hususunda 20.000,00 TL ekstra ödeme yapıldığını, bu nedenlerle müvekkilinin kat maliklerine daha uzun süre kira bedeli ödemek zorunda kaldığını, ekstra personel ve ekipman giderleri yapmak zorunda kaldıklarını, bu nedenlerle müvekkilinin zarara uğradığını, bunların davacı alacağından mahsubunun gerektiğini, davacı alacağının zamanaşımına uğradığını, davacının faiz talebinin fahiş olduğunu, takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu savunarak; davanın reddine ve %20 oranından az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, " ...Taraflar arasında imzalanan sözleşme niteliği itibariyle eser sözleşmesi olup, eser sözleşmelerinden kaynaklanan alacak haklarının 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 04/08/2015 tarihli olduğu, davacı tarafından 22/05/2018 tarihinde icra takibi başlatılmış olduğu dikkate alınarak, davalı yanın zamanaşımı itirazına itibar edilmemiştir.Taraflar arasında imzalanan sözleşmede işe "İşyeri Teslim Tutanağı" düzenlenmesi ile başlanacağının belirtildiği ve teslim için herhangi bir süre kararlaştırılmadığı görülmektedir. Esasen işin süresinde teslim edildiğinin ispatı davacı yüklenicide olmakla birlikte; davalı işveren, işyerinin işin başlanılmasına uygun şekilde davacı yükleniciye teslim edildiğini ispat etmekle yükümlüdür. Ancak dosya kapsamında taraflar arasında düzenlenmiş herhangi bir işyeri teslim tutanağı dosyaya sunulmamıştır. Bu hali ile işyeri tesliminin davacının işe başladığı tarih olarak kabulü gerekmektedir. Sözleşmede işin teslimi için herhangi bir süre kararlaştırılmamış olduğundan, teslim süresinin işin teknik ve fenni koşullarına göre tespit edilmesi gerekmektedir. Yine işin eksiksiz olarak teslim edildiğinin ispatı davacı taraf üzerindedir. Dosya kapsamından davacı tarafından işe hangi tarihte başlanıldığı tam olarak anlaşılamıyor ise de, ... tarafından gönderilen yazı cevapları ile alınan bilirkişi raporu ile ... Merkezi projesinin 12/12/2015 tarihli olduğu, ... tarafından 01/06/2016 tarihinde onaylandığı, iş bitimi sonrası davalı tarafından geçici kabul talebinin ...'a 13/06/2016 tarihinde iletildiği, 08/11/2016 tarihinde geçici kabulün yapıldığı tespit edilmiştir. Yine bilirkişi raporu ile işin makul sürede tamamlandığı, projenin onaylanmasının uzun sürmesinin bürokrasiye bağlı olduğu, ... tarafından geçici kabulün herhangi bir eksik bulunmadan yapıldığı tespit edilmiştir. Davalı tarafından da işin eksik yapıldığına dair davacı yana herhangi bir ihtarname vs. Gönderilmediği gibi dosyaya da buna ilişkin olarak herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu nedenlerle davacının bakiye hakediş alacağına hak kazandığı kanaatine varılmıştır.Davalı tarafından, eksik bırakılan işlerin müvekkilince üçüncü kişilere tamamlattırıldığı, gecikme nedeniyle kat maliklerine fazladan kira ödemeleri yapıldığı ve ... ruhsatı alabilmek için ekstra ödeme yapıldığı belirtilerek, işbu tutarların davacı alacağından mahsubu gerektiği savunulmuş ise de; dosya kapsamında üçüncü kişilere ve yapılan masraflara ilişkin herhangi bir yazılı delilin sunulmadığı, bunlara ilişkin davalı yanın ticari defterlerinde de herhangi bir kaydın tespit edilmediği anlaşılmakla, davalının takas mahsup talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Tarafların tacir olduğu, yapılan işin ticari iş niteliğinde olduğu, davalı yanın başlatılan icra takibi ile temerrüde düştüğü dikkate alınarak; davacı alacağına takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesi yerinde görülmüştür.Davacının alacağının faturaya dayalı olduğu, davalı tarafından da faturaya itiraz edilmeyerek faturanın ticari defter ve kayıtlarına kaydedildiği, bu hali ile alacağın likit olduğu kanaatine varılmakla" davanın kabulü ile sabit olan 28.659,18 TL alacağın takip tarihinden itibaren artan azalan oranlarda uygulanacak avans faizi ile birlikte ve isabet eden takip giderleri ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmek üzere borçlu davalının İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin devamına, asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Söz konusu sözleşmenin 14. maddesinde; sözleşmenin taraflarca imzalandığı tarihe yer verilmiş olup söz konusu sözleşme 04.08.2015 tarihinde imzalandığını, ... A.Ş. Yönetim Kurulu 09/06/2015 tarihli 9-194 nolu kararı ile trafonun deplase edilmesine onay verdiğini, iş bu onayın akabinde 2 ay içerisinde davacı taraf ile sözleşme akdedildiğini, iş bu onayın ardından 2 ay içerisinde sözleşme imzalanmış olması normal ve makul olduğunu, kaldı ki incelenen ticari defterlerde müvekkil şirket tarafından davacı tarafa 07.08.2015 tarihinde "... içindir" açıklama kaydıyla 29.000 TL bedel gönderilmiş olduğu gözüktüğü iş bu husustan da anlaşılabileceği üzere taraflar arasındaki sözleşme ağustos 2015 tarihinde imzalandığını, her ne kadar gerekçeli kararda işin başlama ve bitiş tarihine ilişkin bir anlaşma olmadığı ileri sürülse de; taraflar söz konusu deplase işinin 45 günlük süre içerisinde tamamlanacağı hususunda anlaşıldığını, iş bu anlaşmaya rağmen davacı taraf işi aksattığını ve tamamlamadığını, iş bu 45 günlük tamamlama süresi de söz konusu işin bitirilmesi için makul bir süre olup hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılması gereken işin kaç günlük makul sürede tamamlanabileceğine dahi yer verilmediğini, gerekçeli kararda işin geçici kabulünün 08/11/2016 tarihinde yapıldığı ve bürokrasi sebebiyle gecikmenin olduğu belirtilmiş ise de iş bu gerekçenin kabul edilmesi mümkün olmadığını, davacının bürokrasi sebebiyle gecikme olduğuna dar bir iddiası dahi yokken adeta davacı tarafın gecikmesinin haklı çıkartılması için bir gerekçe sunulduğunu, sözleşmesi 04/08/2015 tarihinde imzalanan ve en fazla 2 ayda sona erecek olan bir işin 08/11/2016 tarihinde bitirilmesi gecikmenin açık kanıtı olduğunu, kaldı ki söz konusu iş müvekkil tarafından üçüncü bir kişiye tamamlattırıldığını, zamanaşımı ve takas mahsup defimiz de dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan hak ediş bedeli alacağına istinaden faturaya dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul Anadolu 8. İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının fatura ve cari hesap bakiyesine dayalı 28.659,18 TL asıl alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamına göre; taraflar arasında, ... ... ... Sitesi Projesi'ne ait mevcut araziden geçen enerji hattının deplase edilmesi işinin malzeme dahil anahtar teslimi konusunda 04/08/2015 tarihli "Tedarikçi ve Montaj Sözleşmesi" imzalanmış olup iş bedelinin 135.000,00 TL + KDV olduğu, ayrıca yükleniciye birim fiyat listesinin 10. Maddesinde bulunan kablo imalatları için ekstra kablo bedeli olarak toplamda 1.500,00 TL ilave bedel nakit veya çek ile iş bitimi ödeme yapılacağı, "İşin Süresi" başlıklı 15. Maddesinde ise; işin iş yeri teslim tutanağı ile başlayacağı, yükleniciden kaynaklı sebepler hariç kamu dairelerinde çıkabilecek aksaklıklar işin süresini etkilemesi halinde süreye ilave edileceği, belirlenen süre içerisinde teslimi yapılmayan imalatın geciken her gün için yüklenici, 500,00 TL günlük gecikme cezası ödeyeceği kararlaştırılmıştır.Elektrik mühendisi, inşaat mühendisi, mali müşavir ve hesap uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan 04/06/2021 tarihli raporda özetle;"Davacı yanın incelenen ticari defterlerine göre; davacı tarafından davalı yana 06.03.2017 tarihli ... numaralı 158.659,18 TL tutarında fatura düzenlendiği, davalı yan tarafından davacı yana 3 parça halinde toplam 110.00,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, taraflar arası 15.09.2017 tarihinden sonra başkaca ticari ilişki olmadığı, davacı yanın davalı yandan takip tarihi olan 22.05.2018 tarihi itibarıyla 48.659,18 TL alacaklı olduğu, Davalı yanın incelenen ticari defterlerine göre; davacı tarafından davalı yana 06.03.2017 tarihinde 158.659,18 TL tutarında fatura düzenlendiği, davalı yan tarafından davacı yana 4 parça halinde toplam 129.000,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, taraflar arasında 15.09.2017 tarihinden sonra ticari ilişki olmadığı, takip tarihi olan 22.05.2018 tarihi itibarıyla davalı yanın davacı yana 29.659,18 TL borçlu olduğu,Bu farkın davalı yanın ticari defterlerinde 07.08.2019 tarihli “bankadan gönderilen havale-... İçin" açıklamalı 29.000,00 TL'nin ve 21.04.2016 tarihli 2229-2251 nolu çek ödemesi” açıklamalı 40.000,00 TL olmak üzere, davalı yan tarafından davacı yana yapılan toplam 69.000,00 TL tutarlı ödemenin davacı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı yanın ticari defterlerinde ise 01.04.2016 tarihli “... ... Ödeme" açıklaması ile gözüken 50.000,00 TL tutarlı davalı ödemesinin ise davalı yanın ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, taraflar arası 19.000,00 TL cari hesap farkının örtüşmeyen davalı ödemelerinden (69.000,00 TL - 50.000,00 TL) kaynaklandığı tespit edildiği, Davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen, 06.03.2017 tarihli ... numaralı 158.659,18 TL tutarında faturadan kalan 28.659,18 TL bakiyenin takibe konu edildiği, diğer bir ifade ile davalı yan tarafından fatura bedelinin (158.659,18 TL Fatura Tutarı - 28.659,18 TL takibe konu edilen tutar) 130.000,00 TL'sinin ödendiğinin davacı yanın kabulünde olduğu,Davalı yan tarafından fatura muhteviyatındaki “... merkezinin deplase işinin, davacı yan tarafından ayıplı ve eksik ifa edildiğini, yine davacı yanın açıkta kaplo bırakmasına ilişkin 10.000,-TL ödeme yapılarak eksikliğin giderildiği, ... ruhsatı alabilmek için ekstra 20.000,00 TL ödeme yapmak zorunda kaldığı iddiaların mevcut olduğu, buna ilişkin cevap dilekçesi ekinde 20.07.2016 tarihli “tutanak” başlıklı, davalı firma yetkili olduğu anlaşılan... ... imzalı “zamin üstü kablo” fotoğrafının sunulduğu, Yine ...'ın “... Yer değişikli hakkında” konulu 09.06.2015 tarihli kararının sunulduğu, tarafımızdan görüldüğü, davalı yan tarafından zikredilen kusurun davacı yanın imalatından kaynaklandığına ilişkin, açık kabloların dava dışı 3. şahsa yaptırıldığına ilişkin fatura ve yada bu tadilata ilişkin bir belgenin dosyaya sunulmadığı, yine davacı yanın kusuru iliyedi ile ... ruhsatı için ekstre 20.000,00 TL ödendiğine ilişkin dosyaya somut bir belgede sunulmadığı, davalı yan tarafından davacı yanın eksik ve ayıplı ifasına ilişkin, huzurdaki davaya konu takip tarihine kadar, D.İş tespit raporu, davacı yana gönderilen ayıp ve eksik işlerin bitdirildiği bir ihtarname, davacı yana atıları ayıp içerikli bir mail ve ayıblı ve eksik ifanın tespitine ilişkin davacı yanın imzasını içeren somut bir belgenin de dosyaya sunulmadığı, tarafımızdan görüldüğünden davalı yanın ayıp iddiasının ispata muhtaç olduğu,Teknik Değerlendirmede ; Davaya konu iş yapım sözleşmesinde tarih olmadığı için sözleşmenin ne zaman başlayacağı, aynı zamanda iş yapım süresi olarak belirli bir süre belirtilmediği için sözleşmeden kaynaklı davalı tarafın gecikme iddialarına iş bu sözleşme delil mahiyeti taşımadığı, davalı tarafın davacı tarafından yerine getirmediği için yapmak zorunda olduğu masraflar sadece iddia olup onu destekleyen delil ve belge dava dosyasında bulunmadığı dava dosyasına sunulan ... Merkezi projesi yapan tarafından 12.12.2015 tarihli olup ... tarafından 01.06.2016 tarihinde onaylandığı, iş bitimi sonrası davalı tarafından geçici kabul talebi ...'a 13.06.2016 tarihinde iletildiği, oluşturulan kabul heyeti incelemeleri yaparak 08.11.2016 tarihinde herhangi bir eksik bulmadan tesisin kabul tutanağını imzaladığı, 01.06.2016 da imzalanan böyle bir proje 12 günde yapılması mümkün olmadığı, demek ki yapılan projeye dayalı imalat ve tedarik süreci başlatılmış olup projenin onaylanması sonrası geçici kabule ancak başvurulabildiği, projenin bu kadar uzun sürede onaylanması bürokrasiye bağlı olup davacı tarafa bu nedenle kusur yüklenemeyeceği, iş yapım sözleşmesinde de projenin onaylanması esnasında gecikilen süreler işyapım süresine eklenir diye bir ibare de bulunduğu, dava dosyasındaki belge ve delillere göre davacı taraf yükümlülüklerini sözleşme yükümlülüklerine göre yerine getirmiş olup davalı tarafça iddia edilen herhangi bir kusuru olmaksızın sözleşme konusu ... merkezini zamanında yapıp teslim ettiği, davalı tarafça iddia edilen eksik ve kusurlu imalata dair davacıya iletilmiş herhangi uyarı ve talep mektubu bulunmadığı, davalı tarafça yapıldı iddia edilen eksik imalata dair delil ve belge dava dosyasında bulunmadığı," yönünde tespit ve görüşe yer verilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesinde:"Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 26.12.2024 tarih ve 2023/1909 E., 2024/5226 K. sayılı ilamı:"Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması ise birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse ise, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Mahkemece yapılan 16.12.2019 tarihli bilirkişi incelemesi neticesinde; davalı tarafından davacı tarafından düzenlenen iki adet malzeme satış faturalarına itiraz edilmediği, davacının faturalarının tamamının davalının ticari defterlerine işlendiği tespit edilmiştir.Bu durumda, mahkemece yapılacak iş, davacının temyize konu ettiği 2.896.631,32-TL bedelli kurşun geçirmez malzeme faturası, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, HMK 222. maddesi uyarınca aleyhe delil olduğundan, 20.05.2020 tarihli bilirkişi ek raporunda, temyiz konusu fatura da dikkate alınarak alacak hesaplandığına göre, davanın, bilirkişi raporunda belirlenen 571.396,96-TL üzerinden kabulü gerekirken, yazılı şekilde reddi doğru olmamış,..." şeklindedir.Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2021 tarih ve 2021/421 E., 2021/2017 K. sayılı ilamı:"...bb-) Ticari defterlerin sahibi aleyhine delil olması: TTK'nın 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları sahibi aleyhine delil olur. Ticari defterleri aleyhine delil olarak kullanan taraf defterlerindeki kayıtların aksini iddia ve ispat edebilir. Ancak karşı tarafın kendi aleyhine delil olan ticari defterlerindeki kayıtların aksini sadece kesin delillerle ispatı gerekmektedir. Yine bir tarafın ticari defterlerinin tamamı kanuna ve usulüne uygun tutulmakla birlikte içerdikleri kayıtlar yönünden karşı tarafın iddialarını doğrulaması halinde bu kayıtlarda sahibi aleyhine delil teşkil eder. Örneğin, satım sözleşmesinde satıma konu faturanın alıcı defterlerinde kayıtlı olması faturaya konu emtianın ve faturanın alıcıya teslim edildiği iddiası bakımından defter sahibi aleyhine teşkil eder. Bunun aksini defter sahibinin başkaca kesin delillerle ispatı gerekir..." şeklindedir.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 11/11/2020 tarihli 2019/3926 E. 2020/2954 K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Diğer yandan ; Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3447 Esas 2022/3634 Karar sayılı ilamı). 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür. Her ne kadar tarafların ticari ve defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesinin yasa değişikliği öncesinde yapılmış ve davalı bilirkişi incelemesi için defterlerini sunmamış ise de davalıya HMK 222. Maddesine uygun olarak ticari defterlerini sunmaması için usulüne uygun ihtar yapılmadığı ve yargılama sırasında HMK 222. maddesinde yasa değişiklik yapıldığı görülmüştür.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2023 tarih 2022/2881 E. 2023/5134 K. Sayılı ilamında ifade edildiği gibi; 7251 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Taraflar arasındaki somut uyuşmazlık; İnşaat Taahhüt Sözleşmesinden kaynaklı hak ediş bedeli alacağına ilişkin olduğundan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 147/6. maddesi uyarınca, eser sözleşmesi nedeniyle hak talepleri 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu düzenleme, hem yüklenicinin iş bedelini talep hakkı hem de iş sahibinin ayıplı esere ilişkin taleplerini kapsamaktadır. Türk Borçlar Kanunu'nun 149. maddesi gereğince zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Eser sözleşmelerinde bu prensip, eserin tamamlanıp teslim edildiği tarihten itibaren uygulanmaktadır. Yargıtay 14. Hukuk Dairesi'nin 2020/7466 sayılı kararında da belirtildiği üzere, zamanaşımı süresi eserin teslim tarihinden itibaren başlar. (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 30/09/2025 tarih 2025/527 E. 2025/3191 K. Sayılı ilamı da bu doğrultudadır) Diğer yandan TBK 154. Maddesinin birinci bendinde, borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa yada kefil göstermişse, ikinci bendinde ise alacaklı, dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa zamanaşımının kesileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre; işin 08/11/2016 tarihinde tamamlanıp teslim edildiği dikkate alındığında dava tarihi itibariyle beş yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmıştır.Belirtilen yasal düzenlemeler ve açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı taraf, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında üzerine düşen edimini yerine getirdiğinden bahisle sözleşme ile kararlaştırılan bakiye hakediş bedelini talep etmiştir. Takip konusu alacağın dayanağını oluşturan faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup söz konusu bakiye fatura bedelinin ödenmediği, nitekim davalının ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacı yana 29.659,18 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf ise davacının üstlendiği işleri geç, eksik ve ayıplı teslim ettiğini ileri sürerek gecikme ve eksiklikler nedeniyle oluşan zararının mahsubunu talep etmiştir.Davalı tarafça her ne kadar bir kısım işlerin eksik ve ayıplı yapıldığı, açıkta bırakıldığı iddia olunan kablolar için 10.000,00 TL harcama yapıldığı, davacının kusuru nedeniyle ... ruhsatı alınabilmesi için ekstra 20.000,00 TL ödendiği ileri sürülmüş ise de dosyaya sunulan geçici kabul tutanağı ile takibe dayanak yapılan faturanın davalının ticari defterlerinde kayıtlı olması, faturaya ve sözleşmeye konu hizmetin ifa edildiğine karine oluşturmakta olup aksi davalı tarafça ispatlanması gerekmektedir. Öte yandan Yargıtay HGK. 25/05/2016 tarih ve 2014/19-861 Esas, 2016632 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 20. maddesinde tacir olmanın bağlandığı genel hükümler düzenlenmiş olup, tacirler arasındaki ihbar veya ihtarların ne şekilde yapılacağı bu genel hükümler arasında yer almaktadır. 6762 sayılı TTK'nin 20/3. fıkrasında diğer tarafı temerrüde düşürmek veya sözleşmeyi fesih yahut ondan rücu amacıyla yapılacak ihbar veya ihtarların muteber olması için bu işlemlerin noter marifetiyle veya iadeli taahhütlü bir mektupla yahut telgrafla yapılmasının şart olduğu hüküm altına alınmıştır. Taraflar TTK 16. madde hükmünce tacir olduğundan Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/10/2015 tarih ve 2015/8094 Esas, 2015/12630 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği üzere ayıp ihbarının TTK’nin 23/3. maddesinde öngörülen süreler içinde yapılması gerektiği gözetildiğinde, davalının ayıp iddiasını ve ayıp ihbarının yasal süre içerisinde ve TTK'nin belirttiği şekilde geçerli olarak yapıldığını kanıtlaması gereklidir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere açıkta bırakıldığı iddia olunan kabloların dava dışı 3. şahsa yaptırıldığına ilişkin fatura ve yada bu tadilata ilişkin bir belgenin dosyaya sunulmadığı, yine davacı yanın kusuru ile ... ruhsatı için ekstre 20.000,00 TL ödendiğine ilişkin dosyaya somut bir belge de sunulmadığı, ayrıca hizmetin ayıplı verildiği iddiasına ilişkin dava tarihine kadar ayıp ihbarının yapıldığına dair bir delil de sunulmadığı, bu durumda yasal süre içerisinde ayıp ihbarında bulunulduğu ve hizmetin eksik verildiği ispata elverişli yasal delillerle kanıtlanamamıştır.Diğer yandan, davalı işin geç teslim edilmesi nedeniyle ... ruhsatı alınmasının 1 yıl gecikmesine neden olduğu, bu sebeple davalının, mağdur olan kat maliklerine daha uzun süre kira bedeli ödemek zorunda kaldığını, ekstra personel ve ekipman gideri yapmak zorunda kaldığından bahisle uğranılan zararın tazmini talep etmiş olup söz konusu deplase işinin 45 günlük süre içerisinde tamamlanacağı hususunda tarafların anlaştığını iddia etmiştir. Ancak taraflar arasında imzalanan sözleşmede işin ne kadar sürede tamamlanacağına ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. "İşin Süresi" başlıklı 15. Maddesinde; işin iş yeri teslim tutanağı ile başlayacağı, yükleniciden kaynaklı sebepler hariç kamu dairelerinde çıkabilecek aksaklıklar işin süresini etkilemesi halinde süreye ilave edileceği kararlaştırılmıştır. Ancak mahkemenin gerekçesinde de belirtildiği gibi dosya kapsamında taraflar arasında düzenlenmiş herhangi bir işyeri teslim tutanağı dosyaya sunulmadığından bu hali ile işyeri tesliminin davacının işe başladığı tarih olarak kabulü gerekmektedir. Sözleşmede işin teslimi için herhangi bir süre de kararlaştırılmamış olduğundan, teslim süresinin işin teknik ve fenni koşullarına göre tespit edilmesi gerekmektedir. Dosya kapsamından davacı tarafından işe hangi tarihte başlanıldığı tam olarak anlaşılamıyor ise de, ... tarafından gönderilen yazı cevapları ile alınan bilirkişi raporu ile ... Merkezi projesinin 12/12/2015 tarihli olduğu, ... tarafından 01/06/2016 tarihinde onaylandığı, iş bitimi sonrası davalı tarafından geçici kabul talebinin ...'a 13/06/2016 tarihinde iletildiği, 08/11/2016 tarihinde geçici kabulün yapıldığı tespit edilmiştir. Bu durumda projenin makul sürede bitirildiği, ... tarafından geçici kabulün herhangi bir eksik bulunmadan yapıldığı, ancak projenin onaylanması için bürokrasiyle bağlı bir gecikmenin olduğu görülmüştür. Sözleşmede, yükleniciden kaynaklı sebepler hariç kamu dairelerinde çıkabilecek aksaklıklar işin süresini etkilemesi halinde süreye ilave edileceği kararlaştırılmış olmakla söz konusu gecikmenin davacıdan kaynaklandığı ispatlanmadığından davalının bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Kaldı ki işin geç teslim edilmesi nedeniyle iddia olunan zarara ilişkin dosyaya sunulmuş herhangi bir delil, belge bulunmadığından zarar iddiası da ispatlanamamıştır.Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiştir.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 489,43 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 242,57 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.28/01/2026