7. Hukuk Dairesi 2014/7019 E. , 2014/11748 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi : İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi Tarihi : 13/12/2012 Numarası : 2010/656-2012/1182 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Davalı M.. B.. yönünden; Dava Sancaktepe İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne açılmış olup Dairemizin geri çevirme kararı üzerine gerekçeli karar doğ
**7. Hukuk Dairesi 2014/7019 E. , 2014/11748 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : İstanbul Anadolu 7. İş Mahkemesi Tarihi : 13/12/2012 Numarası : 2010/656-2012/1182 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalılar tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşılmakla, dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Davalı M.. B.. yönünden; Dava Sancaktepe İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne açılmış olup Dairemizin geri çevirme kararı üzerine gerekçeli karar doğru hasım olan M.. B..na tebliğ edilmiş ve karar davalı M.. B.. tarafından tebliğ edilmiştir. Davalı M.. B.. davacının işvereni olmayıp davacının işvereni Özel Y. Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezidir. Davalı M.. B..nın görev ve yetkisi özel eğitim kurumu olan diğer davalıyı denetlemektir. Davalı M.. B.. yönünden açılan davanın husumet yokluğundan reddi gerekirken kabulü hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. 2-Diğer davalının temyizine gelince; Dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı Özel Y. Özel Eğitim Rehabilitasyon Merkezinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 3-Davacı, iş sözleşmesinin 11.03.2010 tarihinde işinde başarısız olduğu gerekçesiyle feshedildiğini ileri sürerek, bakiye süre ücreti ile manevi tazminat alacaklarının tahsilini istemiştir. Davalı Özel Y.Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, husumet itirazları olduğunu, kurum işlemlerinin resmi makamların denetim ve onayına tabi olduğunu bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı işçinin davalı işverenlikler işçisi olarak çalışmakta iken iş akdinin sona erdirildiği, davacının dava dilekçesinde tutunduğu haksız fesih iddiasına karşı davalıların beyanda bulunmadıkları, fesih yazısında davacının bir kaç defa sözlü olarak uyarılmasına rağmen olumlu bir gelişme olmadığı, ders işleyişinde gerekli düzeni sağlayamadığı, ders işleyişinde verimli olmadığı, verdiği eğitimin düzensiz olması gibi soyut beyanlarda bulunulduğu, dosya içeriğinde davacının görev yaptığı süre zarfında hakkında tutulan hiçbir tutanak vs. olmamakla birlikte davacıya yapılmış yazılı bir uyarının da mevcut olmadığı, ayrıca 11/05/2010 tarihli tebliğ tebellüğ belgesi başlıklı yazıda davacıya ihbar öneli verildiğinin belirtilmiş olduğu ve bu durumda da feshin tazminat ödemesini gerektirir şekilde son bulduğu, ayrıca manevi tazminat isteminin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce feshine dayalı olarak işverence ödenmesi gereken kalan süreye ait ücretler konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır. Borçlar Kanununun 325 inci maddesinde, “İş sahibi işi kabulde temerrüt ederse, işçi taahhüt ettiği işi yapmaya mecbur olmaksızın mukaveledeki ücreti isteyebilir” şeklinde kurala yer verilerek işçinin kalan süre ücretini talep hakkı olduğu belirtilmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 408. maddesinde işverenin işi kabuldeki temerrüdü sebebiyle işçinin iş görememesi halinde ücret hakkının olduğu açıklanmıştır. İşçinin iş görme edimini yerine getirememesi halinde yapmaktan kurtulduğu giderler ile başka bir işi yaparak kazandığı veya kasten kaçındığı yararlarının indirileceği de hükme bağlanmıştır. Bakiye süre ücretinin istenebilmesi için, iş sözleşmesinin haklı bir neden bulunmaksızın işverence feshedilmiş olması gerekir. İşverenin feshi 4857 sayılı İş Kanununun 25 inci maddesinde yazılı sağlık sebeplerine, ahlâk ve iyi niyet kuralları ile benzerlerine uymayan hallere veya zorlayıcı sebeplere dayanması halinde, sözleşmenin kalan süresine ait ücretler yönünden işçinin talep hakkı doğmaz. 15.03.2003 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 15.03.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4773 sayılı Yasa ile “geçerli fesih” kavramı iş hukukunda yerini almıştır. Her ne kadar geçerli fesih gerek yukarıda değinilen Yasa ve gerekse 4857 sayılı İş Kanununda belirsiz süreli iş sözleşmeleri için öngörülmüş olsa da, belirli süreli iş sözleşmesi bakımından da tartışılmasında yarar bulunmaktadır. Geçerli neden ister işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklansın, isterse işçinin yeterliliği ve davranışlarına dayansın, belirli süreli iş sözleşmesinin süresinden önce işverence feshi için gerekçe oluşturmamalıdır. Gerçekten, belirli süreli iş sözleşmesi düzenleyerek taraflar fesih iradelerini sürenin sonuna kadar askıya almış sayılmalıdır. Bu itibarla geçerli nedenlerin varlığına rağmen belirli süreli iş sözleşmesi ile çalışan işçinin iş sözleşmesi süresinden önce haklı bir neden olmaksızın feshedildiğinde kalan süreye ait ücretinin ödenmesi gerekir. Belirli süreli iş sözleşmesinde, feshin Borçlar Kanunun 117 nci maddesinde (6098 Sayılı TBK 136) sözü edilen ifa imkânsızlığına dayanması halinde bakiye süre ücreti ödenmesi gerekmez. İfa imkânsızlığı, edimin içeriği değişmeksizin borcun aynen yerine getirilmesinin olanaksız hale gelmesi olarak açıklanabilir. İşçinin iş görme edimini ifa edememesinin, işverenin temerrüdünden kaynaklanması durumunda, sanki sözleşme devam ediyormuş gibi kalan süreye ait ücret ve diğer hakların ödemesi gerekecektir. İş Hukukunda ücret kural olarak çalışma karşılığı ödenir. Aksinin kanunda öngörülmesi ya da taraflarca açık biçimde kararlaştırılması gerekir. Bakiye süre ücreti eylemli bir çalışmanın karşılığı olmadığından, 4857 sayılı Yasanın 34 üncü maddesinde öngörülen özel faiz uygulanmaz ve bu ücretlere ilişkin olarak sigorta primi ödenmesi de gerekmez. Borçlar Kanununun 325 inci maddesine (6098 Sayılı TBK 408) göre işçinin, sözleşme kapsamındaki işi yapmaması sebebiyle tasarruf ettiği miktar ile diğer bir işten elde ettiği gelirleri veya kazanmaktan kasten feragat ettiği şeyler kalan süreye ait ücretler toplamından indirilmelidir. Bu konuda gerekli araştırmaya gidilmeli, işçinin sözleşmenin feshinden sonraki dönem içinde başka bir işten gelir elde edip etmediği ya da iş arayıp aramadığı araştırılarak indirim yapılmalıdır. İşçiye belirli süreli iş sözleşmesinin varlığına rağmen ihbar tazminatı ödenmişse bu tutarın, bakiye süre ücretinden gerekli indirimler yapıldıktan sonra kalan miktar üzerinden mahsup edilmesi gerekir. Somut olayda; davacının iş sözleşmesinin feshi nedeniyle bakiye süre ücreti talep ettiği anlaşılmakta olup davacının bakiye süre içinde başka işyerlerindeki çalışmaları nedeniyle söz konusu çalışmalarına ilişkin ücretleri bakiye süre ücretinden mahsup edilmiş ise de davacının bakiye süre içinde başka işyerinde çalışmadığı döneme ilişkin bakiye süre ücretinden davacının çalışmamakla yapmaktan kurtulduğu giderler için Mahkemece uygun oranda bir hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken hakkaniyet indirimi yapılmaması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, M.. B.. yönünden bozma nedenine göre sair temyiz itiarzlarının incelenmesine yer olmadığına peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı şirkete iadesine, 29/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.