7. Hukuk Dairesi 2022/5272 E. , 2023/6402 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/638 E., 2022/619 K. KARAR : Davacı tarafın istinaf talebinin esastan reddine, davalı tarafın istinaf talebinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/247 E., 2021/147 K. Taraflar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısm
**7. Hukuk Dairesi 2022/5272 E. , 2023/6402 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/638 E., 2022/619 K. KARAR : Davacı tarafın istinaf talebinin esastan reddine, davalı tarafın istinaf talebinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 10. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/247 E., 2021/147 K. Taraflar arasındaki ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı tarafın istinaf talebinin esastan reddine, davalı tarafın istinaf talebinin miktar itibarıyla kesinlik nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; müvekkilinin, murislerinden intikal eden 127, 143, 160, 166, 167, 180, 186, 187, 209, 228, 239, 240, 241, 248, 254, 599, 607, 609, 610, 612, 613, 621, 623, 661, 663, 654, 670, 672, 673, 675, 694, 696, 697, 735, 737, 743, 745, 753, 760, 762, 763, 785, 787, 793, 795, 798, 802, 825, 852, 854, 855, 856, 863, 865, 870, 880, 882, 1057 ve 1059 parsel sayılı taşınmazların, yine mirasçı olan davalılar tarafından 5 yılı aşkın süredir haksız olarak kullanıldığını, taşınmazları kullanmasına izin verilmediğini, daha önce feragat beyanında bulunmuş ise de beyanının gerçeği yansıtmadığını, iradesinin fesada uğratıldığını, feragat beyanından vazgeçtiğini, feragat sözleşmesinin bağlayıcı olmadığını, taşınmazlarda fiili taksim bulunmadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 2015-2019 tarihleri arası 5 yıllık ecrimisil bedeli olan 10.000,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama esnasında talebini 364.878,51 TL'ye ıslah etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 673, 675, 880 ve 882 parsel sayılı taşınmazlarda davacının paydaş olmadığı, çekişme konusu 52 adet taşınmazın davalılar tarafından kullanıldığının ispatlanamadığı, 143 ve 735 parsel sayılı taşınmazların davalı ..., 762 parsel sayılı taşınmazın ise davalı ... tarafından kullanıldığının anlaşıldığı, feragat beyanının 2018 yılı sonrasını kapsadığı, 2017 yılına ilişkin 143, 735 ve 762 parseller yönünden ecrimisil istenebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı ...'in toplam 4.883,54 TL, davalı Hadi'nin 1.700,99 TL ecrimisil ödemesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; murisinden intikal eden taşınmazların davalılar tarafından haksız olarak kullanıldığını, tanık beyanlarının dikkate alınarak iddianın ispatlanamadığı gerekçesinin hatalı olduğunu, dinlenilen tanıkların uzun yıllardır o bölgede yaşadıklarını, tarlaların kim tarafından kullanıldığını bilmemelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tanıkların tarafları tanıdığını, aralarında akraba ilişkisi bulunduğunu, tanık beyanları arasında çelişki olduğunu, aldırılan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, il veya ilçe müdürlüğünden gerekli bilgilerin getirtilmesi gerektiğini, feragat beyanına yönelik iradesinin fesada uğratıldığını, konuyla ilgili soruşturma yürütüldüğünü, eksik inceleme ile karar verildiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında anlaşma yapıldığını, kararlaştırılan bedelin ödendiğini, sözleşmede 2018 tarihinden itibaren denilmiş ise de geçmişe yönelik tüm yılların ibra edildiğini, dava şartının bulunmadığını, hakkın kötüye kullanıldığını, kararda çelişkiye düşüldüğünü, karar içeriğinde ispatlanamadığından reddine denilmişken hüküm bölümünde usulden reddi yönünden hüküm kurulduğunu, vekalet ücretinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamı ve feragat beyanı gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 inci maddesi uyarınca esastan reddine, davalıların istinaf başvurusunun ise; davalılar ... ve ... aleyhine kabul edilen tutarın karar tarihi itibariyle kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL'nin altında kaldığı, miktar itibariyle kesin nitelikteki mahkeme kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurma ... bulunmadığı gerekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341(2), 346(1) ve 352(1)-b hükümleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki, aşamalardaki ve istinaf başvurusundaki beyanlarını takrarla belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, paydaşlar arası ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. Bilindiği üzere ecrimisil; malikin, kötüniyetli zilyetten isteyebileceği bir nevi haksız işgal tazminatıdır. 2. Hemen belirtilmelidir ki, dava konu taşınmazda taraflar paydaştırlar. Paylı mülkiyette taşınmazdan yararlanamayan paydaş, engel olan öteki paydaş veya paydaşlardan her zaman payına vaki el atmanın önlenilmesini ve/veya ecrimisil istiyebilir. Elbirliği mülkiyetinde de paydaşlardan biri öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan ortaklar aleyhine ecrimisil davası açabilir. Ancak, o paydaşın, payına karşılık çekişmesiz olarak kullandığı bir kısım yer varsa açacağı ecrimisil davasının dinlenme olanağı yoktur. Yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına ve aynı doğrultudaki bilimsel görüşlere göre payından az yer kullandığını ileri süren paydaşın sorununu, kesin sonuç getiren taksim veya ortaklığın satış yoluyla giderilmesi davası açmak suretiyle çözümlemesi gerekmektedir. 3. Kural olarak, men edilmedikçe paydaşlar birbirlerinden ecrimisil isteyemezler. İntifadan men koşulunun gerçekleşmesi de, ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğinin davalı paydaşa bildirilmiş olmasına bağlıdır. Ancak, bu kuralın yerleşik yargısal uygulamalarla ortaya çıkmış bir takım istisnaları vardır. Bunlar; davaya konu taşınmazın kamu malı olması, ecrimisil istenen taşınmazın (bağ, bahçe gibi) doğal ürün veren yada (işyeri, konut gibi) kiraya verilerek hukuksal semere elde edilen yerlerden olması, paylı taşınmazı işgal eden paydaşın bu yerin tamamında hak iddiası ve diğerlerinin paydaşlığını inkar etmesi, paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belirli bulunması, davacı tarafından diğer paydaşlar aleyhine daha önce bu taşınmaza ilişkin, elatmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri davalar açılması veya icra takibi yapılmış olması halleridir. Bundan ayrı, taşınmazın getirdiği ürün itibariyle de, kendiliğinden oluşan ürünler; biçilen ot, toplanan fındık, çay yahut muris tarafından kurulan işletmenin yahut, başlı başına gelir getiren işletmelerin işgali halinde intifadan men koşulunun oluşmasına gerek bulunmamaktadır. 4. Yine paydaşlar arasında yapılan kullanım anlaşması sonucu her paydaşın yararlanacağı ortak taşınmaz veya bölümlerinin belli bulunması durumunda, davacı paydaş tarafından davalı paydaş aleyhine bu taşınmaza ilişkin el atmanın önlenmesi, ortaklığın giderilmesi, ecrimisil ve benzeri dava açılması hallerinde yine intifadan men koşulu aranmaz. 5. Bu nedenle, davaya konu taşınmazlar yönünden sayılan istisnalar dışında intifadan men koşulunun gerçekleşmesi aranacak ve intifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiası, her türlü delille kanıtlanabilecektir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.02.2002 gün ve 2002/3-131 Esas, 2002/114 Karar sayılı ilamı) 6. 25.05.1938 tarih ve 29/10 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı ve Yargıtay'ın aynı yoldaki yerleşmiş içtihatları uyarınca ecrimisil davaları beş yıllık zamanaşımına tabi olup bu beş yıllık süre dava tarihinden geriye doğru işlemeye başlar. 3. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,20.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.