11. Hukuk Dairesi 2021/4566 E. , 2022/8644 K. MAHKEMESİ : ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Reyhanlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 08.01.2019 tarih ve 2017/95 E- 2019/5 K. sayılı kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-esastan kabulüne dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.11.2020 tarih ve 2019/789 E- 2020/1009 K. sayılı kar…
**11. Hukuk Dairesi 2021/4566 E. , 2022/8644 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Reyhanlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 08.01.2019 tarih ve 2017/95 E- 2019/5 K. sayılı kararın davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine-esastan kabulüne dair Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.11.2020 tarih ve 2019/789 E- 2020/1009 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, taraflar arasında 24/02/2014 tarihli protokolde davacının mülkiyetinde bulunan Hatay ili Reyhanlı ilçesi ...mahallesi 3826 sayılı parselde bulunan 10.857,57 m2'lik arsanın 7.000,00 m2'lik kısmının devri için anlaştıklarını, arsa devri karşılığında davalının kayıtlı sermayesi olan 1.000.000,00 TL'lik sermayenin 100.000,00 TL'sine tekabül eden hisse adedini devretmesini kararlaştırıldığını ve sözleşmenin ifa edilerek davacının davalı sermayesinin %10'una tekabül eden pay oranında ortak olduğunu, şirketin genel kurul toplantısında şirket sermayesinin 1.000.000,00 TL'den 3.200.000,00 TL'ye yükseltildiğini, 18/05/2015 tarihinde kurucu ortaklar ile müvekkil arasında yapılan anlaşma ile Ziraat Bankası'ndan kullanılacak olan her türlü krediye ve kredi için gerekli ipoteğe imza atmayı taahhüt etmesi karşılığında % 3 şirket payının daha müvekkiline devredilerek müvekkilinin hissesinin %13'e ulaştığını, sermaye artışına giderek paylaşlarından payları oranında sermaye getirmelerini istediklerini ve müvekkilin zor durumundan faydalanmak istediklerini, 12/12/2015 tarihli şirket genel kurulu kararı ile sermayenin 4.800.000,00 TL'ye, 13/02/2016 tarihinde şirket genel kurul kararı ile de 11.200.000,00 TL'ye yükseltildiğini, müvekkilinin sermaye arttırımından dolayı kendisine düşen payı ödemekte güçlük çektiğini ve 14/01/2017 tarihli protokolle 391.000,00 TL sermaye borcuna karşılık % 2 hissenin şirket ortaklarından ... ...'e 01/03/2017 tarihine kadar teminat olarak verilmesinin kararlaştırıldığını fakat söz konusu payın ... ...'e değil ...'ya verdirilmesinin sağlandığını, şirketin kötü niyetli olarak sözleşmede belirtilen ödeme tarihi dahi gelmeden tekrar sermaye arttırımına giderek 21/02/2017'de 18.000.000,00 TL'ye çıkarma kararı alındığını, sermaye arttırımları sürecinde davacının yönetim kurulu toplantılarına dahi çağrılmadığını, genel kurulda alınan sermaye artırım kararlarının davacının arttırılan sermaye miktarının payına düşen kısmını ödeyememesi sebebiyle tamamen kasıtlı, haksız ve kötü niyetli olarak alınan kararların küçük pay sahiplerinin paylarını daha da küçültme amacı taşıdığını ileri sürerek 10.857,57 m2'lik arsanın 7.000,00 m2'lik kısmının şimdiki değerinin tespiti ile bedelinin müvekkiline ödenmesini veya hisse değerleri ve taşınmazın değeri hesaplanarak karşılık gelen hisselerin müvekkiline verilmesine ve haksız ve kötü niyetli olarak gerçekleştirilen sermaye arttırımları sonucu müvekkilinin kaybetmiş olduğu hisselerin müvekkiline iade edilmesine, müvekkilin uğradığı hak kaybına karşılık dava tarihinden itibaren işletilecek avans faizi ile birlikte şimdilik 200.000,00 TL bedelin davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının talebi ayni mal olarak şirkete sermaye olarak konulan arsa devri işleminin iptali ise bu talep konusunda şirket tüzel kişiliğinin husumetinin bulunmadığını, eğer sermaye arttırımına ilişkin kararın iptali isteniyorsa genel kurul kararlarının iptalinin istenmesi gerektiğini ancak 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerektiğini, davanın reddi gerektiğini, davacının talep edebileceği hiçbir hak veya alacağının bulunmadığını, davacının sermaye arttırımının tamamlanmasını engellemekle şirketi zora soktuğunu, bankalar nezdinde şirketin büyük bir zarar görme ihtimali nedeniyle dava dilekçesinde anlatılan sorunlarının tümünün çözüme kavuşturulması için 18/05/2015 günü davacıya % 3'lük payın bedelsiz olarak verildiğini ancak davacının yine sorunlar çıkarmaya devam ettiğini, 02/12/2015 tarihli sözleşmede geriye dönük herhangi bir karşılık talep etmeyeceği ve dava haklarından da feragat ettiğini, davacının 08/07/2017 günü yapılan olağanüstü genel kurulda şirketin borçları nedeniyle sermayenin 38.000.000,00 TL'ye çıkarılmasını kendisinin önerdiğini, davacının herhangi bir hak kaybı olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacının genel kurul kararlarının iptali ve müvekkilin zararının karşılanmasına ilişkin ilk talebi yönünden; davacı TTK 446. maddede öngörüldüğü üzere sermaye artırımlarına ilişkin karara olumsuz oy vermediği gibi muhalefetini tutanağa geçirtmemiş, davanın 446. maddede öngörülen sürede açılmadığı, sermayenin sık sık ve kötü niyetli arttırıldığı iddiası yönünden ise; şirketin dava tarihine kadar 11.292.236,60 TL zarar ettiği ve sermaye arttırımının zorunlu olduğu, TTK 376. maddesine göre iyileştirici önlemlerin sunulması, sermayenin 1/3'ü ile yetinilmesi veya sermaye artırım kararı alınması gerektiği, zararın artması halinde, en önemli önlemlerden birisi olan sermaye artırım kararının alınmasının, bu sorunu ortadan kaldırdığı, sermaye artırım kararın haklı ve yasal olduğu, davacının ortaklıktan ayrılma talebi yönünden ise; söz konusu talebin, talebini açıklaması amacıyla verilen süre içerisinde sunulan dilekçede ortaklıktan ayrılma ve payın devrini talep ettiği, TTK kapsamında anonim şirket ortaklığından çıkma müessesesinin düzenlenmediği, yine ortaklıktan ayrılmayı gerektirir bir sebep mevcut olmadığı gibi talebinin şirketin feshini içerdiği düşünülse dahi bunun için A.Ş.'de en az 1/10 payını temsil eden pay sahibinin olması gerektiği ve davacının bu paya sahip olmadığı, sermaye olarak sunulan arazinin iadesi bu şartlarda mümkün olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince; 6102 sayılı TTK 445 ve 446. maddesi gereğince, davacının sermaye artırımlarının yapıldığı genel kurullarda karara olumsuz oy vermediği gibi muhalefetini tutanağa geçirtmediği ve davanın 446. maddede öngörülen 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre; davalı şirketin dava tarihine kadar 11.292.236,60 TL zarar ettiği ve sermaye arttırımının zorunlu olduğunun bildirildiğinden sermaye artırım kararlarının haklı ve yasal olduğu, 6102 sayılı TTK. kapsamında anonim şirket ortaklığından çıkma müessesesi düzenlenmediği, ortaklıktan ayrılmayı gerektirir haklı bir sebebin mevcudiyeti ispatlanmadığı gibi talebin şirketin feshini içerdiği düşünülse dahi bunun için A.Ş.'de en az 1/10 payını temsil eden pay sahibinin olması gerektiği ve davacının bu paya sahip olmadığı, sermaye olarak konulan arazinin iadesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, mahkemece davanın reddine karar verildiğine göre, davalı lehine dava değeri olan 200.000,00TL üzerinden AAÜT. hükümleri gereğince nispi vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf istemlerinin kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararını kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 05/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.