7. Hukuk Dairesi 2023/5735 E. , 2024/4823 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1904 E., 2023/1532 K. DAVACILAR : ... vekili Avukat ..., ... DAVALILAR : ... vekili Avukat ..., ... ...vd. İHBAR OLUNAN : ...Belediye Başkanlığı vekili Avukat ... ... DAVA TARİHİ : 20.06.2017 KARAR : Esastan ret TEMYİZ EDENLER : Davacı ... vekili ile davacı ... İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/137 E., 2022/225 K. Taraflar
**7. Hukuk Dairesi 2023/5735 E. , 2024/4823 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1904 E., 2023/1532 K. DAVACILAR : ... vekili Avukat ..., ... DAVALILAR : ... vekili Avukat ..., ... ...vd. İHBAR OLUNAN : ...Belediye Başkanlığı vekili Avukat ... ... DAVA TARİHİ : 20.06.2017 KARAR : Esastan ret TEMYİZ EDENLER : Davacı ... vekili ile davacı ... İLK DERECE MAHKEMESİ : KDZ.Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/137 E., 2022/225 K. Taraflar arasındaki komşuluk hukukundan kaynaklanan el atmanın önlenmesi, kâl ve ecrimisil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ... vekili ve davacı ... tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili ve davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı ... vekili ve davacı ... ortak verdikleri dava dilekçesinde özetle; müvekkili ve davacı ...'in Zonguldak ili, ...ilçesi, ... Mah. 5 ada 12 parsel sayılı gayrimenkulün hissedarları olduğunu, davalıların ise 5 ada 346 parsel sayılı taşınmazın malikleri olduğunu, davalılara ait olan 346 parsele inşaat yapılmakta olduğunu, bu inşaatı yapmak için arazi sınırına hafriyat yaptıklarını, yapılan hafriyatın araziler arasında yaklaşık olarak 20 metre civarında kot farkı oluşturduğunu, sonrasında bu sınıra istinat duvarı yapmaya başladıklarını, arazinin en üst seviyesindeki 5 metreye kadar olan kot boyutunda yapılan istinat duvarına ankraj kazıkları çakıldığını, ankraj kazıklarının niteliği gereği yatay şekilde, minimum 25 metre delerek içine çelik ve beton monte edilerek yapıldığını, yapılan ankraj kazıklarının davacılara ait araziye 25 metre tecavüz ettiğini, ayrıca bu kazıkların çakıldığı istinat boyunun yaklaşık 70 metre olduğunu, minimum 50 adet ankraj kazığının davacıların arazisine çakıldığını, hissedar davacı ...’in bu durumu tespit ettiğini ve durumu ...Belediye Başkanlığına 09.05.2017 tarihinde bildirdiğini, Belediye Başkanlığı tarafından 13.06.2017 tarihinde verilen cevabi yazıda, ankraj kazıklarının müvekkilline ait olan parsele geçtiğinin kabul edildiğini, ancak bu hususla ilgili imar mevzuatında bir hüküm olmadığından dolayı inşaatı durdurmadığını, mevcut ankraj kazıklama işleminin devam etmesi halinde telafisi imkansız zararlar oluşacağını, taşınmaza tecavüz edildiği açıkça belli olan bu kazıklama işleminin sökülmesinin çok ağır ve meşakkatli bir yıkım gerektireceğini, bunun da çok ağır bir ekonomik maliyet ortaya çıkartacağını, davalılarca yapılan bu istinat duvarı ve ankraj kazıklama işlemi sonucunda müvekkillerinin gayrimenkulüne davalılar tarafından tecavüz edildiğinin aşikar olduğunu, davalılar tarafından yapılan kazıklamaların sökülerek tecavüzün önlenmesini, müvekkili ve davacı ...'in, davalıları bir çok kez uyarmasına rağmen davalıların tecavüzü sonlandırmadığını, davalıların taşınmaza müdahalelerinin önlenmesi ve oluşan kaybın (ecrimisil) telafisi için iş bu davayı açmak zorunda kaldıklarını, açıklanan nedenlerle; davacı ... ve müvekkilinin taşınmazına yapılan müdahalenin men'ini, yapılan ankraj kazıklarının sökülmesini, dava tarihinden önce Eylül 2016 tarihinden itibaren oluşan kullanımdan dolayı ecrimisil takdirine karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava değerinin çok düşük gösterildiğini, davacı taşınmazı ile müvekkilinin taşınmazı arasında en az 15 metre genişliğinde imar yolu olduğunu, davacıların taşınmazlarına inşaat yapmaları halinde yoldan en az 5 metre çekmek zorunda olduklarını, dolayısıyla müvekkilinin sınırından 20 metre mesafeye inşaat yapamaya hakları olduğunu, müvekkilinin çaktığı kazıkların 19 metre olduğunu, kaldı ki müvekkilinin çakmış olduğu kazıkların davacıların da menfaatine olduğunu, davacıların taşınmazının da bu kazıklar sayesinde inşaata elverişli hale geldiğini, davacı tarafın belediyeye müracaat ederek inşaatın durdurulmasını talep ettiğini ancak belediyenin davacı tarafın iddialarını reddettiğini, davacının dava açmada menfaati olmadığını, davacıların taşınmazına herhangi bir müdahalenin olmadığını, müvekkiline ait taşınmazın projesinin ankrajlı istinat duvarı yapılmak suretiyle kabul edilerek yapı ruhsatı verildiğini, müvekkilinin almış olduğu yapı ruhsatının usule ve kanuna uygun olduğunu, açıklanan nedenlerle davacıların davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. 2. Davalılar ... ve ... davaya cevap vermemişlerdir. 3. İhbar olunan ...Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin söz konusu olayda kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, ihbarda bulunma şartlarının oluşması için ise davayı ihbar eden ile ihbar olunan arasında rücu hakkının olması gerektiğini, davanın tamamıyla tarafları ilgilendiren bir dava olduğunu, mülkiyeti ... ve müştereklerine ait taşınmaz üzerinde yapılması amaçlanan inşai faaliyet için yapılan başvuru üzerine, müvekkili idare tarafından gerekli inceleme yapılmak suretiyle 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ve 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca 07.1.2015 tarih ve 167-167 sayıları ile yapı ve istinat duvarına ait ruhsatlar düzenlendiğini, müvekkili idarenin gerekli incelemeyi yaparak usulüne uygun ruhsat düzenlediğini, ruhsat verildikten sonra her türlü sorumluluğun ruhsat sahibine ait olduğunu, söz konusu ankrajlı istinat duvarının yatayda ankraj uzunlukları ruhsatlı proje ve eklerine göre 12 metre ile 19 metre arasında değişmekte ve kazı alt kotu ile üst kotu arasında 21.70 metrelik kot farkı bulunduğunu, ankrajlı perde duvarının projelendirme ve uygulamasında, yerinde görülmekte olan teknik uygulanmakta olup birçok parselde örnekleriyle karşılaşılmakta olduğunu, diğer taraftan ankraj çubukların uzantısının komşu parsel sınırına geçmesi hususunda projelendirmeye dayanak olan yasalardan 3194 sayılı İmar Kanunu, 4708 sayılı Yapı Denetimi Hakkında Kanun ve Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği ve diğer yasalarda herhangi bir düzenleme bulunmadığını, müvekkili belediye aleyhine hüküm kurulmaması gerektiğini, açıklanan nedenlerle müvekkilinin davaya dahil edilmemesini, müvekkili idare yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; yapılan yargılama, icra edilen keşif ve tanzim edilen bilirkişi raporları sonucunda; 31.08.2018 tarihli bilirkişi heyeti kök raporu, 08.03.2019 ve 20.12.2019 tarihli bilirkişi heyeti ek raporlarıyla; ankraj kazıklarının davacı tarafından ileride yapılacak imalatlara herhangi bir zararının olmadığı, ankrajların ve yatay kazıkların davacı parseline zarar vermediği, yapılan imalatların mevcut yolun ve davacı parselinin can ve mal güvenliğini sağladığı, araziler arasındaki kot farkı ve kaya yapısı nedeni ile bu kazıkların yapılmasının zorunlu olduğu kanaatine varıldığı ve zarar doğmadığı gerekçesiyle sübuta ermeyen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ile davacı ... istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. B. İstinaf Sebepleri Davacı ... vekili ile davacı ... istinaf dilekçesinde özetle; yerel Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, davalının inşaat çalışması nedeniyle araziler arasında yüksek miktarda kot farkı oluştuğunu, bu nedenle davalı tarafça istinat duvarı yapılmaya başlandığını, aldırılan fen bilirkişi raporu ile işgalin belirlendiğini ve raporda gösterildiğini, ankraj kazıklama işleminin devamı halinde telafisi imkansız zararlar oluşacağını, 2021 yılında istinat duvarında çökmeler meydana geldiğini, bilirkişi raporlarının eksik ve yanlış hazırlandığını, ecrimisile yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, müvekkillerinin mülkiyet haklarının engellendiğini, heyelan riskinin bulunduğunu, itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmişlerdir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında özetle; dava açılışında davacılara ait 5 ada 12 parsel No.lu taşınmazın tapuda tarla vasfında olduğu, davacıların paydaşlardan olduğu, dava dışı çok sayıda paydaş olduğu, komşu 5 ada 346 No.lu parselin tapuda arsa vasfında olduğu, davalıların bu taşınmazda paydaş oldukları başkaca dava dışı paydaş olmadığı, yargılama sırasında 5 ada 12 No.lu parselde imar uygulaması yapıldığı, arsa vasfı ile 2743 ada 1 No.lu parselle, 2744 ada 1 No.lu parselin oluştuğu, her iki parselde de davacıların paydaşlardan olduğu, yine yargılama sırasında davalı 5 ada 346 No.lu parselin yenileme kadastrosu görüp, 2673 ada 53 No.lu parsel haline geldiği, aldırılan ziraat bilirkişisi raporu ve sunulan fen bilirkişisi raporu sonrasında, davacı tarafça açılan davanın ecrimisil yönünden 4.432,42 TL üzerinden, el atmanın önlenmesi yönünden ise; 152.746,00 TL üzerinden harçlandırıldığı, aldırılan inşaat bilirkişisi ve jeoloji yüksek mühendisi bilirkişisinin kök ve ek raporlarına göre; davalı parselinde yapılacak inşaat için öncesinde gerekli yapı ruhsatlarının alındığı, bu doğrultuda davalı tarafça inşaat çalışmasına başlandığı, kot farkı ve arazinin yapısı nedeniyle davalı tarafça ankrajlı betonarme istinat duvarının yapıldığı, davalı tarafça yaptırılan ankrajların ve yatay kazıkların davacı parseline zarar vermediği hususunun anlaşıldığı, kot farkı ve arazi yapısı nedeniyle bu işlemin yapılıp, keyfilik taşımadığı gerekçesiyle davacıların istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... vekili ile davacı ... temyiz isteminde bulunmuşlardır. B. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili ile davacı ... birlikte sundukları temyiz dilekçesinde özetle; 1. Yerel Mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, 2. Davalının inşaat çalışması ve dökülen hafriyat nedeniyle araziler arasında yüksek miktarda kot farkı oluştuğunu, bu nedenle davalı tarafça istinat duvarı yapılmaya başlandığını, 3. Aldırılan fen bilirkişi raporu ile işgalin belirlendiğini ve raporda gösterildiğini, ankraj kazıklama işleminin devamı halinde telafisi imkansız zararların oluşacağını, ilgili belediyeye durum bildirilmesine rağmen belediyece hiçbir işlem yapılmadığını, 4. 2021 yılında istinat duvarında çökmeler meydana geldiğini, 5. Bilirkişi raporlarının eksik ve yanlış hazırlandığını, belediyeden alınan cevabi yazıların dikkate alınmadığını, hatalı olarak düzenlenen raporlara yaptıkları itirazlar dikkate alınmadan karar verildiğini, 6. Ecrimisile yönelik itirazlarının dikkate alınmadığını, kendilerine ait parsel, imar alanında olmasına rağmen ziraat bilirkişisinden rapor alınmasının hatalı olduğunu, 7. Yapılan işlem ile müvekkillerinin mülkiyet haklarının engellendiğini, kendi taşınmazlarının altına dört katlı bir otopark yapmak istediklerinde, kazıklar nedeniyle bunun mümkün olamayacağını belirterek, tüm bu gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacılara ait parsele yapıldığı iddia edilen müdahalenin men'i, kâl ve ecrimisil istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683, 722 ve 995 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekili ve davacı ... tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.10.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) K A R Ş I O Y Davalılar tarafından inşa edilen duvarın ankraj kazıklarının, davacılara ait taşınmaza geçmiş olduğundan, davacılar tarafından açılan dava ile el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve kal’e karar verilmesi istenmiştir. TMK m. 683 deki "Bir şeye malik olan kimse, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız elatmanın önlenmesini de dava edebilir” hükmü ile mülkiyet hakkının kanunla toplum yararına kısıtlanabileceği temel ilke olarak kabul edilmiştir. Aynı maddenin ikinci fıkrasında, mülkiyet hakkının nasıl korunacağı hükme bağlanmış, 730 ve 737. maddeleriyle de taşınmaz malikinin başkalarına zarar vermesinin önlenmesi hedeflenmiştir. Yapma, kaçınma, katlanma olarak özetlenebilecek bu sınırlamaların önemli bir bölümü TMK’nın "komşu hakkı" başlığı altında, 737 ile 750. maddelerinde düzenlenmiş, 751 ile 761. maddelerinde de yine malikin yapması ve katlanması gereken hususlar belirtilmiştir. Komşuluk hukukundan kaynaklanan zorunlu geçit hakkı TMK’nın 747. maddesinde, diğer geçit haklarından olan “komşu taşınmaza geçici olarak girme hakkı” ise TMK’nın 748. maddesinde düzenlenmiştir. Haksız el atmada davranışların haksız olması, davalının bir hakka dayanmaması gerekli ve yeterlidir. Komşu parsel malikleri tarafından imalat gerçekleştirilen taşınmaz maliklerinin muvafakatı alınmamış, mahkemeden de TMK’nın 748. maddesi gereğince geçici izin kararı da alınmamıştır. El atma olgusu sabit olduğundan, el atmanın önlenmesine karar verilmesi gerekir. Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı bu sebeple doğru olmadığından Sayın çoğunluğun onama kararına iştirak edememekteyiz.