7. Hukuk Dairesi 2014/9778 E. , 2014/15652 K. Mahkemesi : Mersin 4. İş Mahkemesi Tarihi : 20/03/2014 Numarası : 2013/111-2014/89 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden i…
**7. Hukuk Dairesi 2014/9778 E. , 2014/15652 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi : Mersin 4. İş Mahkemesi Tarihi : 20/03/2014 Numarası : 2013/111-2014/89 Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, dosya incelendi, gereği görüşüldü: 1-Dosyadaki yazılara, hükmün uyulan önceki Yargıtay bozma ilamına uygun biçimde verilmiş olmasına, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça ve yasaca cevaz bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine, 2-Davacı vekili, davacının davalıya ait işyerinde çalıştığını, fazla mesai yaptığını, hafta tatilleri ile milli bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile iş akdini haklı nedenle feshettiğini iddia ederek kıdem tazminatı ile bazı işçilik alacaklarının tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili davanın reddini istemiştir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 15.04.2013 tarihli ilamı ile özetle, “...Somut olayda, davacının şahsi sicil dosyasında çalışma döneminin tamamını kapsar şekilde puantaj kayıtlarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Fazla çalışma ve hafta tatili çalışmalarının yazılı belge ile ispatının mümkün olması durumunda tanık beyanlarına itibar edilemez. Hesaplamanın kayda dayanarak yapılması halinde fazla mesai ve tatil çalışmaları karşılığı ücret alacaklarından indirim yapılmaması gerekir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek tanık beyanlarına itibarla hesap yapan bilirkişi raporunun hükme esas alınması hatalı olup bozma nedenidir. Ayrıca davacının elektrik teknisyeni olması karşısında her ne kadar işyerine vardiyalı çalışma varsa da davacının bu vardiya sistemine dahil olup olmadığının araştırılarak hesaplama buna göre yapılmalıdır.” gerekçesi ile bozulmuştur. Mahkeme bozma kararına uymuş, davacının vardiya düzenine tabi çalışıp çalışmadığını araştırmış, ek hesap raporu aldıktan sonra davanın kabulüne karar vermiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istkirar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki easaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir. (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) Mahkemenin, Yargıtay'ın bozma kararına uyulması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK). Kazanılmış haklar Hukuk Devleti kavramının temelini oluşturan en önemli unsurlardandır. Kazanılmış hakları ortadan kaldırıcı nitelikte sonuçlara yol açan yorumlar Anayasa'nın 2.maddesinde açıklanan “Türkiye Cumhuriyeti sosyal bir hukuk devletidir.” hükmüne aykırılık oluşturacağı gibi toplumsal kararlılığı, hukuksal güvenceyi ortadan kaldırır, belirsizlik ortamına neden olur ve kabul edilemez. Yargıtay içtihatları ile kabul edilen “usuli kazıanılmış hak” olgusunun, bir çok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmakadır: Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir içtihadı birleştirme kararı (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK) ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş olmakla oluşan usuli kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde; uygulanması gereken bir kanun hükmü, karar kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesi'nce iptal edilirse usuli kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir. (HGK'nun 21.01.2004 gün, 2004/10-44 E, 19 K.). Bu sayılanların dışında ayrıca; görev konusu, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Baki Kuru, Hukuk Mahkemeleri Usulü-6.Baskı, cilt 5, 2001). Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada, ya taraflar ya mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. Somut olayda; mahkemenin bozma öncesi hükmüne esas aldığı T.. K..tarafından hazırlanan 23.12.2009 tarihli raporda haftalık 18 saat üzerinden fazla mesai ücreti hesap edilmiştir. Karar davalı vekilinin temyizi üzerine davalı lehine bozulduğuna göre haftalık 18 saati aşan bir süre üzerinden fazla mesai ücretinin hesap edilmesi usuli kazanılmış hakkın ihlali olup mahkemenin bozma sonrası hükme esas aldığı bilirkişi raporunda ise haftalık 21 saat üzerinden fazla mesai ücretinin hesap edilmesi hatalı olmuştur. O halde davalı vekilinin bu yönü amaçlayan temyiz itirazı kabul edilmeli, karar bozulmalıdır. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde davalıya iadesine, 08.07.2014 gününde oybirliği ile karar verildi.