T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1553 KARAR NO : 2025/1369 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/689 TALEP TARİHİ: 25/09/2025 ARA KARAR TARİHİ : 03/10/2025 TALEP: Konkordato (Malvarlığının Terki Suretiyle Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 309/a İla 309/l)) KARAR TARİHİ: 03/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1553 KARAR NO : 2025/1369 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/689 TALEP TARİHİ: 25/09/2025 ARA KARAR TARİHİ : 03/10/2025 TALEP: Konkordato (Malvarlığının Terki Suretiyle Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 309/a İla 309/l)) KARAR TARİHİ: 03/12/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Konkordato talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; ... Gayrimenkul Yatırım ve Geliştirme Anonim Şirketi'nin şirketin kuruluşunun 07/12/2007 tarihinde tescil edildiğini, şirketin yönetim kurulu başkanının... ve yönetim kurulu başkan yardımcısının ... olduğunu, şirket sermayesinde ...'nun %1, ...'nun %37,36, ...'un %43,36, ... Yatırım Organizasyonu ve Danışmanlığı Ticaret Limited Şirketi'nin %18,27 paya sahip olduğunu, şirketin Bayrampaşa İstanbul lokasyonunda, kendi mülkiyetindeki 60.000 m2 arsa üzerinde yaklaşık 373.000 m2 yapı kullanım alanı kapsamında birisi 4 yıldızlı diğeri 3 yıldızlı olmak üzere otel, alışveriş merkezi, ardiye işletmesi, sinema kompleksi, eğlence merkezi, gösteri merkezi ile otoparklar fuar ve sergi alanlarından oluşan projenin inşaatını gerçekleştirmek ve işletmek üzere kurulduğunu, kurucuları tarafından kentsel eğlence ve alışveriş merkezi projesi olarak tanımlandığını, projenin en önemli kısmını alışveriş merkezi projesinin oluşturduğunu, G ve B blok olarak düzenlenen 250 dükkandan oluşan net kiralanabilir alanın 70.000 m2 civarında olan alışveriş merkezinin Avrupa yakasının en önemli alışveriş merkezi olmasının hedeflendiğini, alışveriş merkezinin B blok kısmının 2026 yılı Aralık ayında açılması hedefine uygun olarak 2025 yılında bir gelir ön görülmeden projenin düzenlendiğini, G blokun 2026 yılı Haziran ayında satışının ön görülmesi sebebiyle bu kısımla ilgili projede gelir öngörülmediğini, projenin zemin altı kodlarında bulunan toplam 60.000 m2 alanda ardiye işletmesinin tasarlandığını, bu alanın 25.000 m2 sinin işletmeye alındığını, geri kalan alanların talep doğrultusunda işletmeye alınmasının planlandığını, projede iki farklı konsept ile dizayn edilmiş iki otel projesi bulunduğunu, G-C ve D blokta tasarlandığını, 46.000 m2'lik fuar ve sergi alanı yapılmasının planlandığını, F blokta ... konseptinin öngörüldüğünü, şirketin inşaat çalışmalarına 2008 yılında başladığını, ...- Gösteri Merkezi Ve Fuar Sergi Alanları, ... ile alışveriş merkezinin 2011 yılı Ekim ayında, 3 yıldızlı otelin ise ... markası ile 2012 yılı Ocak ayında hizmete açıldığını, kredi veren kuruluşla yaşanan sorunlar ve bankanın krediyi ödeme vadesinden önce kat etmesi ve yatırımın henüz tamamlanmamış kısımlarının etkisiyle projenin tam kapasite ile çalıştırılamadığını, yaşanan bu gelişmelerin ardından işletme gelirlerine el konulması sebebiyle şirketin çalışamaz hale geldiğini, kredinin geri çağırılması döneminde döviz kurlarında sert çıkışlardan dolayı şirketin banka kredileri ve diğer finansman kaynaklarında kullanmakta zorlandığını, ülkedeki ekonomik beklentinin kötüleştiğinin ve turizm sektöründe yaşanan olumsuzlukların şirketi etkilediğini, şirketin 80 personel, 18 güvenlik görevlisi istihdam ettiğini, yatırımın %95'nin tamamlandığını, yeni yatırımcıların Türkiye'ye girişinin olumsuz etkilenmesi nedeniyle yeni kredi alınmasının imkansız hale geldiğini, şirketin finansman planlanmasında hatalar yapıldığını ve bu hataların domino etkisi yarattığını, konkordato projesinin uygulanmasına imkan verilmesi halinde borçların teklif edilen projeye göre ödeneceğini, müvekkili şirketten alacaklı olana ... Metal Ve Ahşap Mobilya Dekorasyon Turizm Ve İnşaat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi tarafından 22/07/2024 tarihinde müvekkili şirket hakkında konkordato talep edildiğini, mahkemece 24/01/2025 tarihinde 6 ay süre ile kesin mühlet kararı verildiğini, kesin mühletin uzatılması sonrasında duruşmasının 12/09/2025 tarihine bırakıldığını, konkordato komiser heyetinin revize proje sunulmasına yönelik görüşü doğrultusunda 09/09/2025 tarihinde revize projenin sunulduğunu, revize projede borçların tasdik kararının verilmesinden sonra 6 ay içinde %40 faizi ile birlikte ödenmesinin teklif edildiğini, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/444 Esas sayılı dosyasında 12/09/2025 tarihinde kesin mühletin kaldırılmasına karar verildiğini, adi konkordatonun reddedilmesi nedeniyle özellikle adi alacaklıların alacaklarını eksiksiz olarak alabilmesi için müvekkili şirkete ait malvarlığınını satılarak alacaklılar arasında eşitliliği koruyarak paylaştırılması için malvarlığının terki suretiyle konkordato teklif etme zorunluluğunun hasıl olduğunu, müvekkili şirketin adi konkordato teklifinin reddedilmesi üzerine daha önce başlatılan takip dosyalarından hacizler uygulanmaya başlandığını, müvekkili şirketin savunmasız hale geldiğini, iflas veya cebri icra yoluyla satışların yapılması durumunda adi alacaklıların alacaklarını tahsil edememe risklerinin oluştuğunu, borçlunun malvarlığının teklif edilen konkordato ile satılması halinde alacaklıların alacaklarına daha kısa sürede kavuşacaklarını, İİK 308 c maddesi uyarınca malvarlığının terki suretiyle konkordatonun tasdikine ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren borçlunun malları üzerindeki tasarruf yetkisinin sona ereceğini, mühletin tasdik kararının ilamına kadar devam edeceğini, İİK 309/ a-1 bentlerinde belirtilen zorunlu içeriklerin dilekçede özetlendiğini, buna göre alacaklıların malların tasfiyesi yada 3. Kişiye devri suretiyle karşılanamayan alacaklarından feragat edip etmedikleri, feragat etmiyorlarsa borçlunun sorumluluğunun ne olduğunun açıklanması gerektiğini, projede alacaklılardan vazgeçmeleri istenen bir tutar teklif edilmediğini, alacakların tamamının karşılanmasının teklif edildiğini, konkordato teklifine konu olmayan malların İstanbul ili Bayrampaşa ilçesi 4 pafta ... Ada 3 parselde kayıtlı Performans Merkezi (A blok), 4 pafta ... Ada 3 parselde kayıtlı Alışveriş Merkezi (B blok), 4 pafta ... Ada 3 parselde kayıtlı Sinema (E blok), 4 pafta ... Ada 3 parselde kayıtlı Temalı Park (F blok) olarak belirlendiğini, borçlu şirketin tüm taşınmazları üzerinde Ziraat Bankası A.Ş lehine 675.000.000 Euro bedelli ipotek bulunduğunu, rehinli alacaklardan sözleşme faizinin işlemeye devam etmesi sebebiyle konkordatoya tabi alacaklıların alacaklarını tam olarak almalarının mümkün olmayacağını, ancak müvekkilinin malvarlığını terki suretiyle konkordato teklif ettiğini, rehin alacaklısı Ziraat Bankası A.Ş'ye tasdik kararı ile beraber İstanbul ili Bayrampaşa ilçesi Çiftlik Caddesi 4 pafta ... ada 3 parsel C blokta yer alan Ortak Alan- Otel ve D blokta yer alan Ortak Alan ve Spor Merkezinin terk edileceğini, kamu alacaklılarına tasdik kararı ile beraber G blokta yer alan Ortak Alan ve Alışveriş Merkezinin terk edileceğini, adi alacaklılara ise H blokta yer alan Ortak Alan ve Otelin terk edileceğini beyan ederek, öncelikle geçici mühlet verilerek komiser atanmasını ve tedbir kararları verilmesini, ardından kesin mühlet verilmesini, nihayetinde konkordato talebinin kabulü ile konkordato projesinin tasdikine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 29/09/2025 tarihli kararı ile; "Borçlu şirket hakkındaki hukuk davaları ve icra takipleri bilgisi UYAP üzerinden sorgulanıp dosya içerisine alınmış; borçlu şirketin ilk olarak İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1190 Esas sayılı dosyasında iflasın ertelenmesi, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/444 Esas sayılı dosyasında adi konkordatonun tasdiki ve mahkememizin 2022/490 Esas sayılı dosyasında adi konkordatonun tasdiki talebinde bulunmuş olduğu anlaşılmıştır.İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1190 Esas (Kapatılan İstanbul 50. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/157 Esas) sayılı dosyasının tetkikinden; borçlu şirket hakkında ilk olarak 27/08/2012 tarihinde İİK 179/a maddesi kapsamında tedbir kararlarının verildiği, 17/09/2013 tarihinde borçlu şirketin iflasına karar verildiği, kararın temyizi sonrasında iflas kararının kaldırıldığı, dosyanın (kapatılan) İstanbul 38. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/58 Esas sayılı dosyası ile birleştirildiği, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/1190 Esas sayılı dosyasında borçlu şirket lehine bu kez 19/07/2013 tarihinde İİK (mülga) 179/a maddesi kapsamında tedbir kararının verildiği, tedbir kararlarının 5 yıllık süre dolmasına rağmen 15/09/2022 tarihinde ancak hüküm ile birlikte kaldırıldığı anlaşılmıştır.Mahkememizin 2022/490 Esas sayılı dosyasında borçlu şirketin adi konkordatonun tasdiki talebinde bulunduğu, borçlu şirket hakkında 17/06/2022 tarihinden itibaren 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, geçici mühletin 17/09/2022 tarihinden itibaren 2 ay süre ile uzatıldığı, borçlu şirket hakkında 17/11/2022 tarihinden itibaren 1 yıl süre ile kesin mühlet kararı verildiği, kesin mühletin 17/11/2023 tarihinden itibaren 6 ay süre ile uzatıldığı, kesin mühletin 17/05/2024 tarihinde sona ereceği ancak tasdik yargılaması için gereken işlemlerin 17/05/2024 tarihine kadar tamamlanamayacağı gerekçesiyle kesin mühletin 17/05/2024 tarihinden itibaren 3 ay süre ile uzatıldığı, borçlu şirketin adi konkordatonun tasdiki talebinin; ödenmesi talep edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığı gerekçesiyle reddedildiği, borçlu şirketin borca batık durumda olmaması sebebi ile hakkında iflas kararı verilmediği, mahkememizce adi konkordatonun tasdiki talebinin reddine ilişkin kararın İstinaf kanun yoluna başvurulmaması sebebiyle kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/444 Esas, 2025/778 K. Sayılı kararının ve anılan dosyanın tetkikinden borçlu şirket hakkında 06/09/2024 tarihli ile 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verildiği, geçici mühlet kararının 28/11/2024 tarihli karar ile 2 ay süre ile uzatıldığı, 24/01/2025 tarihinden itibaren borçlu şirket hakkında kesin mühlet kararı verildiği, kesin mühletin 12/09/2025 tarihine kadar devam ettiği ve borçlu şirketin teklif ettiği konkordato projesinin başarıya ulaşma ihtimalinin bulunmadığı, borçlu şirketin dürüstlük ilkesine aykırı olarak daha önce mahkememizce tasdik talebinin reddine dair verilen 18/07/2024 tarihinden kısa bir süre sonra yeniden talepte bulunmasına yönelik davranışının tedbirleri uzatmaya yönelik olduğu gerekçesiyle 12/09/2025 tarihinde kesin mühletin kaldırıldığı ve tasdik talebinin reddine karar verildiği, kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.Talep, malvarlığının terki suretiyle konkordatonun tasdiki istemine ilişkindir.Borçlu şirket, 25.09.2025 tarihli dilekçe ekinde İİK 286.maddesinde sayılan belgeleri ibraz ettiğini, malvarlığının bir kısmını terketmek suretiyle konkordato teklifinde bulunduğunu bildirerek, borçlu şirket hakkında geçici mühlet kararı verilmesini ve borçlunun malvarlığının muhafazası için gereken tedbirlere hükmedilmesini talep etmiştir....Uyuşmazlık, hakime takdir hakkı tanımadan ; 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak sunulduğunun tespiti halinde derhal geçici mühlet kararı verilmesine yönelik 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 287. maddesinde yer alan emredici nitelikteki bu düzenlemenin, Anayasa'nın 5.,9.,13.,14.,., 35.,138. maddelerine aykırı olup olmadığı konusunda toplanmıştır. Kanun koyucu, alacaklıların menfaatinin dengelenmesi amacıyla konkordato tasdik yargılamasının kısa sürede sonuçlanması için borçlu lehine tedbirlerin devam edeceği süreleri kısa tutarak İİK 287., 289 ve 304. maddelerinde açıkça belirtmiş; İcra ve İflas Kanunu'nun 304.maddesinde, kesin mühlet içerisinde konkordatonun tasdiki talebi hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerektiğine işaret etmiştir. İcra ve İflas Kanunu'nun 287. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, mahkemeye yalnız belgeleri şekli anlamda inceleme yetkisi veren "Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir " şeklindeki ifadenin; kanunun düzenleniş amacı ile ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 287/4.,289. ve 304.maddelerinde yer alan kesin sürelerle çeliştiği yine tasdik koşullarına dair İİK 305/1-a ve 305/1-b maddeleri ile de uyumlu olmadığı anlaşılmaktadır.Anayasa'nın 5. maddesi" Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." şeklindedir.Anayasa'nın 5. maddesi insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayı devletin temel amaç ve görevleri arasında saymıştır. Devlet, kişilerin mülkiyet hakkından tam anlamıyla yararlanabilmeleri ve etkili bir şekilde mülkiyet hakkının korunması amacıyla yasal, idari, mali, yargısal ve diğer önlemleri almak zorundadır.Anayasa'nın 35. maddesinde "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz. " denilmek suretiyle mülkiyet hakkı güvenceye bağlanmıştır.Anayasa'nın 5. ve 35. maddeleri uyarınca devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde -özel kişiler arası uyuşmazlıklar ile ilgili olsun ya da olmasın- alacakların tahsilinin düzenlenmesi ve kişilerin alacaklarına kavuşması bakımından etkili bir sistem kurma sorumluluğu bulunmaktadır. Özel kişiler arasındaki uyuşmazlıklarda devletin mülkiyet hakkına ilişkin pozitif yükümlülükleri, karşılıklı hak ve menfaatler dengesine dayanmaktadır. Alacakların tahsiline ilişkin süreç bakımından da durum böyledir. Konkordato sürecindeki borçludan olan alacaklar da Anayasa'mn 35. maddesine göre mülkiyet hakkının kapsamındadır. Dolayısıyla bir tarafta alacaklının mülkiyet hakkı kapsamında bulunan bir alacak söz konusudur. Diğer tarafta ise alacaklının bu alacağa kavuşması için başvuracağı borçlunun mülkiyet hakkı kapsamındaki mal varlığı bulunmaktadır. (Anayasa Mahkemesi'nin 2024/10 E, 2024/97 K. sayılı kararı)Anayasa'nın 9.maddesi" Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır."Anayasa'nın 13.maddesi" (Değişik: 3/10/2001-4709/2 md.)Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."Anayasa'nın 14.maddesi"(Değişik: 3/10/2001-4709/3 md.)Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz."Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz.Bu hükümlere aykırı faaliyette bulunanlar hakkında uygulanacak müeyyideler, kanunla düzenlenir."Anayasa'nın 35.maddesi" Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz."Anayasa'nın 138.maddesi" Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hâkimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz.Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz.Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez." şeklindedir.Somut talep açısından değerlendirme yapıldığında, 27/08/2012 tarihinden 25/09/2025 tarihine kadar iflasın ertelenmesi, geçici mühlet ve kesin mühlet tedbirlerinden faydalanmasına rağmen bu kez malvarlığının terki suretiyle konkordato teklifinde bulunan borçlu lehine olmak üzere - alacaklıların alacaklarını cebri icra yoluyla tahsil etme imkanını orantısız şekilde kısıtlayan, hakimin takdir yetkisini kaldıran, borçlunun daha önce geçici mühletten, kesin mühletten ve borcun ödenmesinin ertelenmesine ilişkin sair tedbirlerden faydalanıp faydalanmadığına; ödenmesi teklif edilen borçların muaccel olduğu tarihin üzerinden uzun süre geçip geçmediğine, konkordato projesinin inandırıcı olup olmadığına, teklifin dürüstlük ilkesine aykırı olup olmadığına bakılmasına imkan tanımadan - derhal geçici mühlet kararı verilmesi gerektiğini düzenleyen 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değiştirilen 287. maddesinin 1. fıkrasındaki "Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir " şeklindeki ifadenin, Anayasa'nın 5., 9., 13., 14., 35., 138. maddelerine aykırı olduğu..." kanaati ile;Anayasa'nın 152.maddesi uyarınca anılan ifadenin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yolu başvurusu yapılmasına ve Anayasa Mahkemesi'nin bu konuda vereceği karara kadar davanın geri bırakılmasına karar verilmiştir. Konkordato talep eden vekili 01/10/2025 tarihli dilekçesi ile; müvekkili şirketin adi konkordato talebinin reddedilmesi nedeniyle özellikle adi alacaklıların alacaklarını eksiksiz olarak alabilmesi için müvekkili şirkete ait malvarlığının Mahkemece atanacak komiser tarafından veya alacaklılar kurulu tarafından da yerinde satılarak alacaklılar arasında eşitliği koruyarak paylaştırılması için malvarlığının terki suretiyle konkordato teklif etme zorunluluğu hasıl olduğunundan malvarlığının terki suretiyle konkordato talep edildiğini, mahkemece 29/09/2025 tarihinde verilen kararla T.C. Anayasası’nın 152. maddesi uyarınca Anayasa Mahkemesi’ne itiraz yolu başvurusu yapılmasına, Anayasa Mahkemesi’nin bu konuda vereceği karara kadar davanın geri bırakılmasına karar verildiğini, Anayasa Mahkemesi iptal başvurusunu reddetse bile 5 aylık süre içinde korumasız kalan şirketin konkordato projesinin gerçekleşmesi için terki düşünülen malvarlığının cebri icra yoluyla satılması halinde telâfisi imkânsız bir durumla karşı karşıya kalarak ekonomik varlığının mahvına sebep olunacağını, bu nedenle müvekkili şirketin ekonomik varlığını sürdürebilmesi için tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Yine şirket yetkilileri 02/10/2025 tarihli dilekçeleri ile; şirket vekilinin beyanlarında belirtmiş olduğu hususları tekrar ederek geçici mühlet ve tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 03/10/2025 tarihli kararı ile; "Mahkememizin 29.09.2025 tarihli ara kararı ile ; 27/08/2012 tarihinden 25/09/2025 tarihine kadar iflasın ertelenmesi, geçici mühlet ve kesin mühlet tedbirlerinden faydalanmasına rağmen bu kez malvarlığının terki suretiyle konkordato teklifinde bulunan borçlu lehine olmak üzere - alacaklıların alacaklarını cebri icra yoluyla tahsil etme imkanını orantısız şekilde kısıtlayan, hakimin takdir yetkisini kaldıran, borçlunun daha önce geçici mühletten, kesin mühletten ve borcun ödenmesinin ertelenmesine ilişkin sair tedbirlerden faydalanıp faydalanmadığına; ödenmesi teklif edilen borçların muaccel olduğu tarihin üzerinden uzun süre geçip geçmediğine, konkordato projesinin inandırıcı olup olmadığına, teklifin dürüstlük ilkesine aykırı olup olmadığına bakılmasına imkan tanımadan - derhal geçici mühlet kararı verilmesi gerektiğini düzenleyen 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 28/2/2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun'un 15. maddesiyle değiştirilen 287. maddesinin 1. fıkrasındaki "Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir" şeklindeki ifadenin, Anayasa'nın 5., 9., 13., 14., 35., 138. maddelerine aykırı olduğu kanaatine varıldığından Anayasa'nın 152.maddesi uyarınca anılan ifadenin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne itiraz yolu başvurusu yapılmasına karar verilmiştir. Borçlu şirketin 27/08/2012 tarihinden 25/09/2025 tarihine kadar iflasın ertelenmesi, geçici mühlet ve kesin mühlet tedbirlerinden faydalanmasına rağmen bu kez malvarlığının kısmen terki suretiyle konkordato teklifinde bulunmasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğu bu nedenle borçlu hakkında geçici mühlet kararı verilmemesi gerektiği..." gerekçesiyle "Geçici mühlet ve tedbir taleplerinin reddine" karar verilmiştir.Konkordato talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; Geçici mühlet talebiyle ilgili İİK'nın 287/1. Maddesi hükmünün iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvuran mahkemenin, kararı beklemeden geçici mühlet talebini reddetmesinin yok hükmünde olduğunu, İİK'nın 4949 sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinde dürüstlük kuralı borçluya konkordato mühleti verilebilmesinin şartları arasında yer almaktayken, değişiklikle birlikte dürüstlük kuralı konkordato verilmesi şartları arasından yer almadığı için geçici mühletin dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle reddinin İİK'nın 287. Maddesine aykırı olduğunu, alacaklının birden fazla konkordato teklifinde bulunmasına yasal olarak hiçbir engel bulunmadığını, hukuki yarar bulunması koşuluyla birden fazla konkordato teklifinde bulunulması mümkün olduğundan mahkemenin teklifin dürüstlük kuralına aykırı olduğuna ilişkin gerekçesinin konkordatonun amacına ve ruhuna aykırı olduğunu, borçlunun ve alacaklıların daha önce yaptığı adi konkordato başvurusunun reddedilmiş olmasının malvarlığının terki suretiyle konkordato başvurusunun dürüstlük kuralına aykırı olduğu sonucunu doğurmayacağını, müvekkili şirketin alacaklıları zarara uğratacak, kötüniyetli ve dürüstlüğe aykırı hiçbir davranışı bulunmadığından ve mahkemece açık ve somut olarak ortaya konulamadığından, konkordato teklifinin reddedilmesinin daha sonra borçlunun malvarlığının terki suretiyle konkordato teklifinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu göstermeyeceğini, konkordatoda geçici mühlet verilmesi ile ilgili düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvuran mahkemenin ihtiyati tedbir taleplerini kabul etmesi gerekirken reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, geçici mühletle ilgili düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvurulmuş olsa bile konkordato talep eden şirketin ekonomik bütünlüğünün korunması, alacaklıların zarara uğramaması ve konkordato projesinin uygulanabilmesi için ihtiyati tedbir taleplerinin kabul edilmesi, iptal talebi karara bağlanıncaya kadar şirket malvarlığının korunması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini beyan ederek;İstanbul 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/689 E. Sayılı dosyasından verilen 03/10/2025 tarihli "geçici mühlet ve tedbir talebinin reddine" ilişkin kararının kaldırılmasına, Malvarlığının terki suretiyle konkordato teklif eden borçlu hakkında İİK m.285 vd. maddelerinde beklenen amacın gerçekleşmesi için ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü ile borçlu aleyhinde 6183 sayılı AATUHK’na ilişkin icra takipleri de dahil olmak üzere başlatılmış ve başlatılacak olan tüm icra ve iflas takiplerinin, haciz, e-haciz, ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir, muhafaza uygulamalarının tedbiren durdurulmasına ve yeni takip başlatılmamasına, rehnin paraya çevrilmesi yolu ile yapılmış ve yapılacak takiplerde İcra ve İflas Kanunu’nun 295. maddesi uyarınca, muhafaza ve yakalama tedbirlerinin durdurulması, rehinli mal satışının engellenmesi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan veya başlatılacak takiplerde de satışın durdurulmasına, konkordato projesinin uygulanabilmesi ve şirket ekonomik bütünlüğünün devam edebilmesi için alacaklılarca daha önce haczedilen ve muhafaza altına alınan hammadde, makine, tesis, teçhizat, araçlar ve iş makineleri ile kamyonların ve büro malzemelerinin üzerlerinde/kayıtlarında hacizler baki kalmak kaydıyla borçlu şirket yetkililerine yediemin olarak teslimine, banka hesapları üzerindeki blokelerin kaldırılmasına, İİK’nun 89. maddesi uyarınca 3. kişilerdeki hacizli hak ve alacakların borçlu şirkete teslimine karar verilmesini talep etmiştir. Talep, malvarlığının terki suretiyle konkordato istemine ilişkindir. Malvarlığının Terki Suretiyle Konkordato, İİK'nın 309/a vd maddelerinde düzenlenmiştir.İİK'nın 309/a maddesinde; "Malvarlığının terki suretiyle konkordato ile alacaklılara, borçlunun malvarlığı üzerinde tasarruf etmek veya bu malların tamamını ya da bir kısmını üçüncü kişiye devretmek yetkisi verilir.Alacaklılar haklarını konkordato tasfiye memurları ve alacaklılar kurulu aracılığıyla kullanırlar. Konkordato tasfiye memurları ve alacaklılar kurulu konkordato talebi hakkında karar veren alacaklılar tarafından seçilir. Konkordato tasfiye memuru asliye ticaret mahkemesinin seçime ilişkin kararı onaylamasından sonra göreve başlar. Konkordato komiseri de tasfiye memuru olabilir."Uygulanacak Ortak Hükümler" başlıklı 309/l maddesinde; "Niteliğine aykırı düşmedikçe 285 ilâ 308/g maddeleri malvarlığının terki suretiyle konkordatoda da uygulanır." hükmüne yer verilmiştir. Yani malvarlığının terki suretiyle konkordato talebinde adi konkordatoya ilişkin hükümlere atıf yapılmıştır. Bu durumda geçici mühlet ve tedbirler yönünden İİK'nın 285 vd. maddelerinin incelenmesi gerekmektedir. İİK'nın 286.maddesinde, konkordato talebinde hangi belgelerin sunulması gerektiği açıklanmıştır.İİK'nın 287/1.maddesinde ise konkordato talebi üzerine mahkemece 286. maddede belirtilen belgelerin eksiksiz şekilde mevcut olduğu tespit edildiği takdirde derhal geçici mühlet kararı verileceği ve 297. maddenin ikinci fıkrasındaki haller de dahil olmak üzere borçlunun malvarlığının muhafazası için gerekli görülen bütün tedbirlerin alınacağına işaret edilmiştir. Bu hükme göre mahkemenin geçici mühlet kararı verip vermemek hususunda bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Mahkemece incelenmesi gereken tek husus konkordato talebi ile birlikte İİK'nın 286.maddesinde işaret edilen belgelerin eksiksiz olarak sunulup sunulmadığıdır. Şayet belgelerde eksiklik yok ise geçici mühlet ile birlikte alınması gerekli tedbirlere karar verecektir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerde ileri sürülmesi" başlıklı 152.maddesi; "Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. Mahkeme, Anayasaya aykırılık iddiasını ciddi görmezse bu iddia, temyiz merciince esas hükümle birlikte karara bağlanır.Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse, mahkeme buna uymak zorundadır.Anayasa Mahkemesinin işin esasına girerek verdiği red kararının Resmî Gazetede yayımlanmasından sonra on yıl geçmedikçe aynı kanun hükmünün Anayasaya aykırılığı iddiasıyla tekrar başvuruda bulunulamaz."6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu Ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Anayasaya aykırılığın diğer mahkemelerce ileri sürülmesi" başlıklı 40.maddesinde; "(1) Bir davaya bakmakta olan mahkeme, bu davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümlerini Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa; a) İptali istenen kuralların Anayasanın hangi maddelerine aykırı olduklarını açıklayan gerekçeli başvuru kararının aslını,b) Başvuru kararına ilişkin tutanağın onaylı örneğini,c) Dava dilekçesi, iddianame veya davayı açan belgeler ile dosyanın ilgili bölümlerinin onaylı örneklerini, dizi listesine bağlayarak Anayasa Mahkemesine gönderir.(2) Taraflarca ileri sürülen Anayasaya aykırılık iddiası davaya bakan mahkemece ciddi görülmezse bu konudaki talep, gerekçeleri de gösterilmek suretiyle reddedilir. Bu husus esas hükümle birlikte temyiz konusu yapılabilir.(3) Genel Sekreterlik gelen evrakı kaleme havale eder ve keyfiyeti başvuran mahkemeye bir yazı ile bildirir.(4) Evrakın kayda girişinden itibaren on gün içinde başvurunun yöntemine uygun olup olmadığı incelenir. Açık bir şekilde dayanaktan yoksun veya yöntemine uygun olmayan itiraz başvuruları, Mahkeme tarafından esas incelemeye geçilmeksizin gerekçeleriyle reddedilir.(5) Anayasa Mahkemesi, işin kendisine noksansız olarak gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar. Bu süre içinde karar verilmezse ilgili mahkeme davayı yürürlükteki hükümlere göre sonuçlandırır. Ancak, Anayasa Mahkemesinin kararı, esas hakkındaki karar kesinleşinceye kadar gelirse mahkeme buna uymak zorundadır." şeklindedir. Anayasanın 152.maddesinde somut norm denetimi olarak da ifade edilen itiraz yolu, bir mahkemede görülmekte olan bir davanın karara bağlanmasının, o davada uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünün Anayasaya uygun olup olmadığının belirlenmesi ve bu belirlenmenin sonucuna bağlı olduğu durumlarda yapılan denetimdir. Bir davaya bakmakta olan mahkeme, uygulanacak bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükmünü Anayasaya aykırı görürse veya taraflardan birinin ileri sürdüğü aykırılık iddiasının ciddi olduğu kanısına varırsa, Anayasa Mahkemesinin bu konuda vereceği karara kadar davayı geri bırakır. Anayasa Mahkemesi, işin kendisine gelişinden başlamak üzere beş ay içinde kararını verir ve açıklar, şayet beş aylık sürede karar verilmezse mahkeme davayı yürürlükteki kanun hükümlerine göre sonuçlandırır.Somut dosya yönünden mahkemece İİK'nın 287.maddesinin 1.fıkrasında yer alan "Konkordato talebi üzerine mahkeme, 286 ncı maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhâl geçici mühlet kararı verir." hükmünün iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine, Anayasa'nın 152.maddesi uyarınca itiraz başvurusu yapılmıştır. Mahkemece 29/09/2025 tarihinde bu başvuru yapıldıktan sonra, konkordato talep eden vekili tarafından 01/10/2025 tarihli dilekçe ile ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. İşbu talep 03/10/2025 tarihli kararla geçici mühlet ve tedbir talebi reddedilmiş ise de Anayasanın 152.maddesi uyarınca somut norm denetimi için Anayasa Mahkemesine başvuru yapılmış olması sebebiyle dava geri bırakıldığından, herhangi bir karar verilmeksizin başvuru sonucunun beklenmesi, şayet beş aylık sürede karar verilmez ise yürürlükteki kanun hükümlerine göre değerlendirme gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır. Konkordato talep eden vekili malvarlığının korunması için tedbirlere hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de İİK'nın 287.maddesinde öngörülen tedbirler geçici mühlet kararı verilmesine bağlı olup bu aşamada geçici mühlet kararı yönünden dava geri bırakıldığına göre tedbirler hakkında da bir değerlendirme yapılamayacaktır. Açıklanan nedenlerle ilk derece mahkemesi tarafından somut norm denetimi için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulmasına ve dava geri bırakılmasına rağmen aynı zamanda geçici mühlet ve tedbir taleplerinin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Konkordato talep edenler vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/689 E. sayılı 03/10/2025 ara karar tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Konkordato talep eden tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Konkordato talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,4-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/12/2025