11. Hukuk Dairesi 2013/8846 E. , 2013/12479 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/06/2009 tarih ve 2009/820-2009/820 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi itiraz eden borçlular vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tut…
**11. Hukuk Dairesi 2013/8846 E. , 2013/12479 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03/06/2009 tarih ve 2009/820-2009/820 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi itiraz eden borçlular vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: İhtiyati hacze itiraz eden borçlular vekili, alacağın yaklaşık olarak ispat edildiği gerekçe gösterilerek verilen ihtiyati haciz kararının yerinde olmadığını, dosya üzerindeki bilirkişi incelemesi tamamlanmadan alacak iddiasının ispatlandığının kabul edilmesi ve buna bağlı olarak ihtiyati haciz kararı verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, ayrıca borçluların mal kaçırmasının söz konusu olmadığı gibi bu hususta somut deliller de bulunmadığından ihtiyati haciz kararı verilebilmesinin koşullarının oluşmadığını ileri sürerek, ihtiyati haciz kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İhtiyati haciz isteyen alacaklı vekili, ileri sürülen itirazların yersiz olduğunu savunarak, itirazın reddini istemiştir. Mahkemece, duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda, ihtiyati haciz kararına itirazın reddine karar verilmiştir. Kararı, itiraz eden borçlular vekili temyiz etmiştir. 1- Alacaklı ... ... Bankası T.A.O tarafından açılan alacak davasında ihtiyati haciz kararının kaldırılması borçlu davalılar vekilince talep edilmiş olup, bu istemin duruşma ara kararı ile reddine karar verilmiş, ancak ayrı bir gerekçeli karar yazılmamıştır. 6100 Sayılı HMK’nun 391/3 maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddi halinde kanun yoluna başvurma olanağı getirilmiştir. Ancak temyiz edilen bir kararın Yargıtay tarafından temyiz incelemesinin yapılabilmesi için öncelikle kararın taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmesi ve süresi içerisinde temyiz edilmiş olması gerekmektedir. Bundan başka, ihtiyati tedbir kararının HMK’nun 391/2 maddesi uyarınca gerekçeli karar şeklinde yazılması gerekmekte olup, esasen Yargıtay denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. 1982 Anayasası’nın 141. maddesine göre, tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Temyiz edilen kısa karar, bu hususları kapsamadığından, temyiz denetimi mümkün değildir. Bu durumda, mahkemece, ihtiyati haciz talebinin reddine dair karar verilmesi üzerine, HMK.'nun 391/2 maddesine uygun olarak, gerekçeli karar yazılmamış olduğundan kararın bozulması gerekmiştir. 2- Bozma sebep ve şekline göre, ihtiyati hacze itiraz eden (davalılar) vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle ihtiyati hacze itiraz eden (davalılar) vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 17.06.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi. KARŞI OY YAZISI Bir dava içerisinde ihtiyati tedbir ve/veya ihtiyati haciz talebinde bulunulması veyahut yine bir dava içinde ve bu yolda verilmiş ihtiyati tedbir ve/veya ihtiyati haciz kararlarına itiraz edilmesi halinde, bu gibi istemlerin reddine dair kararlar “ara kararı” niteliğinde olup bu nitelikteki ara kararlarının eğer infazı söz konusu değilse gerekçeli karar formatında yazılmasına gerek yoktur. HMK’nın 391/2. maddesi ihtiyati tedbir talebinin kabulü haline, bir diğer söyleyişle infazı gereken ihtiyati tedbir kararlarına ilişkin olup ancak bu nitelikteki kararlarda bulunması zorunlu unsurlara işaret eden bir yasa maddesi niteliğindedir. Bu nedenle, ihtiyati haciz kararına itiraz üzerine verilen istemin reddine ilişkin ara kararları bakımından da söz konusu yasa hükmünün geçerli olduğu kabul edilemeyeceği gibi bu gibi kararlar usule veya esasa ilişkin nihai karar mahiyetinde bulunmadıklarından HMK’nın 294 ve 297. maddesindeki “hüküm” niteliğindeki kararlarda yer alması gereken unsurların bu nevi ara kararlarında da bulunması gerektiğinden söz edilemez.. Keza, HMK’nın Uygulama Yönetmeliği’nde de, bu nitelikteki kararlar bakımından, Daire çoğunluğunun aradığı nitelikte bir format öngörülmemiştir. İİK’nın konuyla ilgili 265. maddesinde de bu yolda bir zorlayıcı hüküm bulunmamaktadır. Elbette ki, Anayasa’nın 141/3. maddesi uyarınca mahkemelerin verdiği her türlü kararın ve bu arada somut olayımızda olduğu gibi ihtiyati hacze itirazın reddine ilişkin ara kararlarının da gerekçe taşıması gerekir. Yargıtay’ın müstakilen temyiz yolu açık bulunan ara kararı niteliğindeki bu gibi kararlar üzerindeki temyiz incelemesinin de söz konusu ara kararında da yer alması gereken işbu “gerekçe” üzerinden gerçekleştirilmesi gerekli ve yeterlidir. Öte yandan, somut dava bakımından, temyize konu edilen söz konusu ara kararı taraf vekillerinin yüzüne karşı tefhim ve tevdi edilmiş bulunmakla, Tebligat Kanunu’nun 36. maddesi uyarınca tebliğ işleminin de gerçekleştirilmiş olduğu ortadadır. Tüm bu yasal, gerektirici ve mantiki nedenler karşısında, Dairemiz çoğunluğunun temyize konu kararın gerekçeli karar formatında yazılması gerektiği yolundaki bozma gerekçesine katılmayı olanaklı görmüyorum. Ancak, mahkemece verilen ihtiyati haciz kararına itirazın reddine dair ara kararının Anayasa’nın 141. maddesine uygun bir gerekçe taşımadığı, mahkemece itirazın reddine yönelik olarak gösterilen gerekçenin yasanın aradığı anlamda yeterli, doyurucu ve geçerli bir gerekçe olarak kabulünün mümkün olmadığı kanısında olduğumdan, istemin reddine dair kararın bu nedenle bozulması görüşündeyim.