Hukuk Genel Kurulu 2024/123 E. , 2025/241 K. MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/394 E., 2021/1204 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.12.2020 tarihli ve 2019/107 Esas, 2020/6764 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı ... Belediyesinin davasının kabulüne, asli müdahil Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir. Kar…
**Hukuk Genel Kurulu 2024/123 E. , 2025/241 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/394 E., 2021/1204 K. ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 16.12.2020 tarihli ve 2019/107 Esas, 2020/6764 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davacı ... Belediyesinin davasının kabulüne, asli müdahil Hazinenin davasının reddine karar verilmiştir. Kararın asli müdahil Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asli müdahil Hazinenin davasının kabulüne, davacı ... Belediyesinin davasının reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... Belediyesi vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı davacı ... Belediyesi ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; Davalı ...’ın ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmadığı ve Bölge Adliye Mahkemesinin ilk kararını temyiz etmediği, Özel Dairece bozma kararında “davalı ...'un da, kooperatif üyesi olduğu, yolsuz tescili bilebilecek konumda bulunduğu, böylelikle TMK'nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağına ilişkin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır” tespitine yer verildiği anlaşılmıştır. Hukuki yarar dava şartı olduğu gibi temyiz istemi için de gereken bir şarttır. İlk derece mahkemesi kararını istinaf etmeyen ve Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyiz etmeyen davalı ... vekilinin direnme kararını temyiz etmekte hukuki yararı bulunmamaktadır. O hâlde davalı ... vekilinin direnme hükmüne yönelik temyiz isteminin hukuki yarar yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. Davacı ... Belediyesi vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra temyiz incelemesi sırasında duruşmanın düzenlendiği 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369. maddesinin direnme kararının temyizini kapsamadığı, direnmenin düzenlendiği aynı Kanun’un 373. maddesinde ise duruşmaya yer verilmediği gözetildiğinde direnme kararlarının temyiz incelemesinde duruşma yapılamayacağı kabul edilerek davacı ... Belediyesi vekilinin duruşma isteğinin reddine karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı ... Belediyesi (Belediye) vekili; Antalya Merkez ... Köyü 1990 ada 3, 1530 ada 1, 2, 3, 4, 5, 1537 ada 7 ve 8 parsel numaralı taşınmazların tamamı müvekkiline ait iken sahte encümen kararları ile davalı kooperatife satıldığını ve kooperatifinde bu parsellerin bır kısmını üyelerine tahsisen sattığını, satış tarihinden sonra yapılan imar uygulamaları ile bu parsellerin 6032 m² sinin 2035 ada 3 parsele, 150426 m² sinin de 2347 ada 1 parsele gittiğini, 2347 ada 1 parselin davalılar adına kayıtlı olduğunu, satış tarihinde görevde bulunan Belediye Başkanı ile bir kısım Belediye görevlileri hakkında yolsuz ve usulsüz satış işlemleri nedeniyle ceza davaları açıldığını, Belediyede taşınmaz satışına ilişkin herhangi bir ihale dosyası da bulunmadığını, ilk satış işlemi mutlak butlanla malul bulunduğundan davalılar iyiniyetli dahi olsa iktisabın hukuken korunmasının mümkün olmadığını ileri sürerek Antalya Merkez ... Köyü 2347 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile ... (eski...) Belediyesi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. 2. Asli Müdahil Hazine vekili; ... Köyü 2347 ada 1 parsel sayılı taşınmazın... hudutları içerisinde bulunan 1174, 1175 ve 3803 parsel sayılı taşınmazların imar görmesi ile oluştuğunu, bahse konu taşınmazların Maliye Bakanlığı ile... Belediyesi arasında tanzim edilen protokol ve buna bağlı ek protokol ile 2942 sayılı Kanun’un 30. maddesine göre Belediyeye satışının uygun görüldüğünü, taşınmazların devrindeki gayenin 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun öngördüğü şartlarla Belediye tarafından ihtiyaç ve hak sahiplerine devri olduğunu, bu bakımdan protokolün 4. maddesinde devredilen taşınmazların devir amaçları dışında kullanılamayacağı ancak Belediyenin devir amaçlarını gerçekleştirmek üzere bu taşınmazları usulüne uygun olarak üçüncü kişilere devredebileceği, devir amacı dışında kullanıldığı veya devir amacına aykırı olarak üçüncü kişilere satıldığı tespit edilen taşınmazlar hakkında Hazinenin geri alım davası açma hakkına sahip olduğu hükmünün yer aldığını, ceza dosyasından da anlaşılacağı üzere Belediye mensuplarının sahte encümen kararına istinaden ve hiçbir yasal prosedüre uymadan taşınmazları devredip haksız kazanç elde ettiklerini ileri sürerek asli müdahil davacı olarak davaya kabullerine ve ... Köyü 2347 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tapusunun iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili; davaya konu parsellerin geldisinin Hazine ile ilgisinin olmadığını dolayısıyla Hazine zararının bulunmadığını, müvekkilinin kooperatif üyesi olması nedeniyle adına tahsis yapıldığını, müvekkiline ait hissenin ilk sahibinin dava dışı ... Kooperatifi olduğunu, anılan kooperatif hakkında ise açılmış bir dava bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 04.05.2017 tarihli ve 2000/1750 Esas, 2017/125 Karar sayılı kararı ile; Belediyeye ait taşınmazların paravan olarak kurulan kooperatiflere devredildikten sonra üyelerine tahsisler yapıldığı, kooperatiflerin konut ya da arsa edindirme amacı dışında ticari amaçlarla kurulduğu ve Belediyeye ait taşınmazların devrine vasıta olarak kullanıldığı hususunda soruşturmalar yapılarak kamu davası açıldığı, davalının kooperatif ile eylem birliği içinde olduğu ve usulsüz işlemleri bilecek konumda olduğu gözetildiğinde tapuya itimat prensibinden yararlanamayacağı, bu nedenle dava konusu taşınmaz kaydının iptali ile davacı ... adına tescili gerektiği, ayrıca asli müdahil Hazine dava konusu parselin... Belediyesine Gecekondu Kanunu hükümlerine göre ihtiyaç ve hak sahiplerine verilebilmesi için devredildiği, ancak sahte belge ve işlemlerle kooperatiflere satıldığı, kooperatifler tarafından da üyelerine devredildiği ve bu şekilde tahsis amacına aykırı hareket edildiği iddiası ile davaya katılmış ise de çekişmeli taşınmazın sahte encümen kararına dayalı olarak satış sureti ile üçüncü kişiye devredildiği gözetildiğinde bu hususun davacı Belediyenin protokolde öngörülen amaç dışında tasarrufta bulunduğu şeklinde değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle asli müdahil Hazinenin davasının reddine, davacı ... Belediyesinin açmış olduğu davanın kabulüne, dava konusu 2347 ada 1 parsel sayılı taşınmazda davalılar adına olan hisselerin iptali ile davacı ... adına kayıt ve tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asli müdahil Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 11.04.2018 tarihli ve 2017/1291 Esas, 2018/408 Karar sayılı kararı ile; asli müdahil Hazinenin maliki olduğu taşınmazların 775 sayılı Gecekondu Kanunu hükümleri çerçevesinde değerlendirilmek üzere Hazine ile... Belediye Başkanlığı arasında düzenlenen protokol ve ek protokole dayalı olarak taşınmazların devir amacına aykırı olarak üçüncü kişilere satılması hâlinde Hazinenin geri alım davası açma hakkı saklı kalmak üzere 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 30. maddesi gereğince... Belediyesine satış yoluyla temlik edildiği, davacı ... kayıtlarında bulunmayan sahte encümen kararlarıyla taşınmazın paravan olarak kurulan davalı S.S. ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifine satıldığı ve davalı kooperatif yönetim kurulu üyesi harita ve kadastro teknisyeni davalı ...’a taşınmazın bir kısmının tahsis edildiği, Belediyeden sahte kararlara dayanılarak çok ucuza alınan arazilerin oldukça fazla fiyatlarla pazarlanarak önemli miktarlarda çıkar sağlanması şeklindeki eylemlerden dolayı davalı ...'ın Antalya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 17.06.2015 tarihli ve 2012/77 Esas, 2015/233 Karar sayılı kararı ile teselsülen nitelikli zimmet suçundan mahkumiyetine, resmî belgede sahtecilik suçundan açılan davanın zamanaşımı nedeniyle düşürülmesine karar verildiği, kararın Yargıtay 5. Ceza Dairesince onandığı, davacı Belediyenin kayden maliki olduğu çekişmeli taşınmazın, sahte belediye encümen kararı gereğince davalı S.S.... Konut Yapı Kooperatifine yapılan satış işlemi hukuken geçersiz olup bu şekilde oluşan sicil kaydının Türk Medeni Kanunu’nun 1025. maddesinde öngörülen yolsuz tescil niteliğinde olduğu, çekişmeli taşınmazın ilk el durumundaki davalı kooperatif tarafından yapılan devirler ve imar uygulaması ile tahsis sonucu 11/9600 hisse maliki olan davalı ...’in de davalı kooperatifin yönetim kurulu üyesi olması yanında olayın gelişim biçiminden ilk el durumundaki davalı kooperatif adına oluşan sicil kaydının yolsuz tescil niteliğinde bulunduğunu bilen kişi konumunda olduğu anlaşıldığından Türk Medeni Kanunu’nun 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağı ve tapu iptal ve tescil talebinin haklı olduğu, asli müdahilin açtığı dava sonunda dava konusu taşınmazın geldi kayıtlarından olan 1530 ada 2 parsel sayılı taşınmaza yönelik imar düzenlemesi neticesinde taşınmazın Belediye adına tahsis ve tesciline ilişkin idari işleminin Antalya 1. İdare Mahkemesinin 12.05.1999 tarihli ve 1998/591 Esas, 1999/414 Karar sayılı kararı ile iptal edilerek temyiz edilmeksizin 16.02.2001 günü kesinleştiğinden sicil kaydının Türk Medeni Kanunu’nun 1025. maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil durumuna düştüğü, imar uygulaması sonucu oluşan imar parsellerinin davalı kooperatife temlikine ilişkin dayanağını oluşturan 21.07.1997 tarih ve 260 sayılı Belediye Encümen Kararının sahteliğinin kesinleşen ceza mahkemesi ilâmı ile sabit olduğu, satışa ilişkin Belediye Meclis kararının bulunmadığı, ayrıca Hazine ile Belediye arasında düzenlenen protokol ve ek protokol hükümlerine göre 775 sayılı Gecekondu Kanunu’nun öngördüğü şartlar içinde ihtiyaç ve hak sahibi kişilere devredilmediği, ticari amaçla kurulan kooperatiflere usulsüz satışlarla devredilmesi hususunun sübut bulduğu gerekçesiyle asli müdahil vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davacı ... yönünden davanın reddine, asli müdahil Hazine yönünden davanın kabulü ile davalılar adına olan tapu kaydının iptal edilerek Hazine adına tesciline karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... Belediyesi vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Dosya içeriği ve toplanan delillere göre, davacı belediyenin maliki olduğu çekişme konusu taşınmazın belediye meclis kararı olmaksızın, kesinleşen mahkeme kararı ile sahteliği sabit olan belediye encümen kararı gereğince davalı kooperatife yapılan satış işlemi hukuken geçersiz olup, bu şekilde oluşan sicil kaydı 4721 sayılı TMK'nın 1025. maddesinde düzenlenen yolsuz tescil niteliğindedir. Ayrıca, davalı kooperatif tarafından taşınmazda adına pay tahsis edilen diğer davalı ...'un da, kooperatif üyesi olduğu, yolsuz tescili bilebilecek konumda bulunduğu, böylelikle TMK'nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağına ilişkin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ne var ki, Hazine, davacı ... ile aralarında düzenlenen protokol ve buna bağlı ek protokol ile 2942 sayılı Yasanın 30. maddesine göre taşınmazın geldisinin belediyeye satışının uygun görüldüğünü, ancak belediyenin, yaptığı imar uygulaması sonucu oluşan çekişme konusu 2347 ada 1 parsel sayılı taşınmazı, protokol hükümlerine ve devir amacına aykırı olarak davalı kooperatife devrettiğini, tahsis amacına aykırı hareket ettiğini ileri sürerek adına iptal - tescil isteğiyle davaya asli müdahil olarak katılmış ise de, Hazine’nin protokol uyarınca taşınmazını devredip taşınmazı ile hukuki bağını kopardığı gözetildiğinde, çekişmeli taşınmazın sahte belediye encümen kararına dayalı olarak satış suretiyle davalı kooperatife devredilmesinin, davacı belediyenin protokolde öngörülen amaç dışına çıkarak tasarrufta bulunduğu şeklinde değerlendirilemeyeceği, sahtecilik eylemi belediyenin tasarrufu olmayıp kurumda yer alan kişilerin sahtecilik eylemlerinin kurumların hukuki durumlarını etkilemeyeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca, davacı ... Belediyesinin davasının kabulüne, asli müdahil Hazine’nin davasının reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; aslı Hazineye ait olan taşınmazların görünüşte gecekondulaşmayı önleme amaçlı imar uygulamaları ile önce davacı ... adına ihdasen oluşturularak rant elde etme amacıyla ve kötüniyetli bu amaca ulaşmak için kurulan paravan kooperatifler aracılığıyla adeta yağmalandığı, kök taşınmazların alanı, bunlardan türetilen imar parsellerinin çok sayıda imar uygulaması ile oluşturularak yine çok sayıda tahsis ve devirler nedeniyle işin karmaşık hâle gelmesi neticesinde İmar Kanunu’na aykırılık nedeniyle başlatılan idari soruşturma, idari yargıda açılan imar planlarının iptali ve adli yargıdaki tapu iptali ve tescil davalarının akabinde davacı Belediyenin teklifi üzerine Hazine ile Belediye arasında protokol düzenlendiği; dosya kapsamı ile protokol içeriği birlikte değerlendirildiğinde açılan davaların protokolün düzenlenmesi ile birlikte takipsiz bırakıldığı ancak taşınmazların protokolde belirtilen devir amacına aykırı olarak üçüncü kişilere satıldığının ilerleyen süreçte başlatılan ceza soruşturması ile ortaya çıkması sonucu protokolde saklı tutulan dava hakkının eldeki dava ile kullanıldığı, dava konusu taşınmazın geldi kayıtlarının, protokol tarihinde Hazine adına olmadığı taraflarca bilinmekle birlikte kamu kurumu olan Belediyenin gecekondu önleme bölgesi amaçlarında kullanılacağı iradesine güvenilerek sorunun davaların derdest olduğu dönemde sulh yoluyla çözülmesi yoluna gidildiği, dolayısıyla taşınmazların gerçek hak sahibinin Hazine olduğunun Belediyenin de kabulünde olduğu hâlde yeniden yapılan imar uygulamaları ile taşınmazların paravan kooperatifler aracılığıyla protokole aykırı olarak Gecekondu Kanunu’nun öngördüğü şartlar dahilindeki ihtiyaç ve hak sahibi dışındaki kişilere devredildiği, bu hususun ortaya çıkması ile de protokol hükmü uyarınca saklı tuttuğu dava hakkını kullanan Hazinenin davasının haklı olduğu, Belediye tarafından protokolde belirtilen amaca uygun işlemler tesis edilip, denetlemek ve bu amaçtan sapacak eylemlerin önlenmesi için gerekli tedbirler alınarak işlem yapılması gerekirken bu yerlerin rant aracı hâline gelmesi ve taşınmazların belli kişiler elinde toplanmasına neden olacak biçimde işlemler yapıldığı, yapılan işlemlerin geçerli bir karara dayanmıyor olmasının sonucu değiştirmeyeceği, asli müdahil Hazinenin mülkiyet hakkına ve tarafların sözleşme iradesine aykırı durumu hukukun korumaması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde davacı ... Belediyesi vekilince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı ... vekili, dava konusu taşınmazın geldi parsellerinin asli müdahil Hazinenin yapmış olduğu işlemler neticesinde usul ve yasaya uygun olarak müvekkili belediye adına tescil edildiğini, asli müdahil Hazinenin taşınmaz ile hukuki bağının kalmadığını, taşınmazın müvekkili Belediyenin mülkiyetinden sahte belediye encümen kararına dayalı olarak yolsuz işlemler ile çıktığını, sahtecilik eyleminin müvekkili Belediyenin tasarrufu olmadığını, yapılan işlem yok hükmünde olup hiçbir şekilde belediyenin iradesini yansıtmadığını, söz konusu sahtecilik işlemleri ile ilgili kişiler hakkında ceza davaları açıldığı ve mahkumiyet kararları verildiğini, yöneticilerin kişisel suç ve kusurlarından dolayı müvekkil belediyenin hukuken sorumlu tutulmasının adalet ve hakkaniyet duygusu ile de bağdaşmadığını, emsal nitelikte müvekkili Belediye lehine verilmiş ve kesinleşmiş kararların yargılama aşamasında sunulduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mülkiyeti Hazineye ait olan ve imar planı uygulamasıyla düzenleme ortaklık payı olarak ayrılan alandan ihdasen Belediye adına tescil edilen dava konusu taşınmazın 775 sayılı Gecekondu Kanunu hükümleri çerçevesinde gecekondu önleme bölgelerinde kullanılmak üzere davacı ... ile asli müdahil Hazine arasında düzenlenen protokol ve buna bağlı ek protokol ile 2942 sayılı Kanun’un 30. maddesine göre davacı Belediyeye satışının uygun görüldüğü eldeki davada; davacı Belediyenin çekişmeli taşınmazı sahteliği sabit olan belediye encümen kararına dayalı olarak satış suretiyle davalı kooperatife devrettiği gözetildiğinde, çekişmeli taşınmazın devrinin davacı belediyenin protokolde öngörülen amaç dışına çıkarak tasarrufta bulunduğu şeklinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği buradan varılacak sonuca göre davacı ... Belediyesi yönünden davanın kabulüne, asli müdahil Hazine yönünden davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Gerekçe 1. İlgili Hukuk 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 1021 ilâ 1025. maddeleri. 2. Değerlendirme 1. Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. 2. Türk Medeni Kanunu’nun 1021. maddesine göre kurulması kanunen tescile tâbi aynî haklar, tescil edilmedikçe varlık kazanamaz. Kanun’un 1022/1. maddesine göre de aynî haklar, kütüğe tescil ile doğar; sıralarını ve tarihlerini tescile göre alır. Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere aynî hakların doğumu, devri, muhtevalarının değiştirilmesi ve ortadan kalkması kural olarak tapu siciline tescil şartına bağlanmış olup, tescil kurucu bir nitelik taşımaktadır. 3. Aynî haklar tescil ile doğmakla birlikte tapu kayıtlarının oluşumunda “illilik”, diğer bir anlatımla “sebebe bağlılık” prensibi esas alındığından, tescilin kendisinden beklenen hukuki sonucu doğurabilmesi için geçerli ve haklı bir sebebe dayanması gerekmektedir. Bu bakımdan tescil, hukuki sebebe bağlı bir tasarruf işlemidir. Tescilin geçerli bir hukuki sebebe dayanmaması, aynî hakkın doğumunda ve kazanılmasında kurucu unsur niteliğinde olan tescil işlemini temelde sakat hâle getirir. 4. Bu husus TMK’nın 1024. maddesinin 2. fıkrasında “Bağlayıcı olmayan bir hukukî işleme dayanan veya hukukî sebepten yoksun bulunan tescil yolsuzdur” şeklinde açıklanmıştır. Yasa maddesindeki bu tanımdan anlaşılacağı gibi gerçek hak durumuna uymayan tescil, yolsuz tescildir. Bu yolsuz tescil durumu, tescilin kurucu unsurlarından biri veya bir kaçının eksik olması nedeniyle başlangıçtan itibaren söz konusu olabileceği gibi sakat bir terkin veya tadil yüzünden sonradan da oluşabilir. 5. Tescilin yolsuz olması hâlinde, tescil işlemi gerçek hak sahipliğini ve hakkın kapsamını göstermez. Bu tür bir tescil yolsuzluğu nedeniyle hiçbir hüküm ve sonuç doğurmaz, diğer bir anlatımla geçerli bir sebebe dayanmayan tescil veya terkin işlemi taşınmaz üzerindeki aynî hakkın durumunu etkilemez ve böyle bir durumda gerçek hak sahipliğinde herhangi bir değişiklik meydana gelmez. Ancak, tapu sicilindeki bir kaydın gerçek hak durumunu yansıtmayıp, sadece şekli bir değer taşıması hâlinde, tapu sicilinin kendisinden beklenen fonksiyonu yerine getirmesi imkânı ortadan kalkar. 6. Bu nedenle aynî hak yolsuz olarak tescil edilmiş veya bir tescil yolsuz olarak terkin olunmuş ya da değiştirilmiş ise bu yüzden aynî hakkı zedelenen kimse, TMK’nın 1025. maddesine göre tapu sicilinin düzeltilmesini dava edebilir. Uygulamada ise bu davaya, eldeki davada olduğu gibi tapu iptali ve tescil davası denilmektedir. 7. Bu aşamada 08.11.1983 tarihinde yürürlüğe giren 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'na ilişkin açıklama yapmakta fayda vardır . 8. Bir kamu tüzel kişisinin veya kurumunun sahip olduğu taşınmaza, diğer bir kamu tüzelkişisi veya kurumunun ihtiyacı olduğunda izlenmesi gereken yöntem ve uyulması gereken süreler, Kamulaştırma Kanunu'nun 30. maddesinde düzenlenmiş, kamu tüzel kişiler ve kurumlarının sahip oldukları taşınmaz mal, kaynak veya irtifak haklarının diğer bir kamu tüzel kişisi veya kurumu tarafından kamulaştırılamayacağı buyrulduktan sonra devamında bir kamu kurumu veya tüzelkişisine ait taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkının ne şekilde el değiştireceği ve çıkan anlaşmazlığın ne şekilde giderileceği açıklanmıştır. 9. Somut olayda... Belediyesi (... Belediyesi) sınırları içerisinde yer alan mülkiyeti Hazineye ait kamu arazilerinin... Belediye Meclisince alınan karar uyarınca 775 sayılı Kanun kapsamında Gecekondu Önleme Bölgesi olarak ilan edildiği, Antalya ilinde kurulan aralarında davalı kooperatifin de bulunduğu sayıca çok fazla olan kooperatiflerin gecekondu önleme bölgesinden arsa edinmek amacıyla... Belediyesine başvurduğu, ... Belediyesi tarafından Hazineye ait parsellere yönelik üst üste kısa aralıklarla gerçekleştirilen birden fazla imar uygulamaları yapıldığı, yapılan imar uygulamaları sonucu Özel Dairenin de kabulünde olduğu üzere dava konusu 2347 ada 1 parsel sayılı taşınmazın meydana geldiği ve bu durumun bozma kapsamı dışında kalarak kesinleştiği, yapılan tüm bu işlemler neticesinde idari yargıda açılan imar planlarının iptali ve bazı taşınmazların yapılan devirleri nedeniyle adli yargıdaki tapu iptali ve tescil davalarının akabinde davacı Belediyenin uzlaşma teklifi üzerine Hazine ile Belediye arasında protokol ve ek protokol düzenlendiği, protokol kapsamında devir amacı dışında kullanıldığı veya devir amacına aykırı olarak üçüncü kişilere satıldığı tespit edilen taşınmazlar hakkında Hazinenin geri alım davası açma hakkı saklı olmak üzere 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 30. maddesi gereğince aralarında dava konusu taşınmazın da yer aldığı birden fazla taşınmazın... Belediyesine satış yoluyla temlik edildiği, uyuşmazlık konusu taşınmazın sahteliği ceza davası kararları neticesinde sabit olan... Belediyesi encümen kararları ile davalı kooperatife satış yoluyla devredildiği ve davalı kooperatif yönetim kurulu üyesi davalı ...'ın davalı kooperatif tarafından yapılan tahsis sonucu 11/9600 hisse maliki olduğu anlaşılmaktadır. 10. Yukarıda yer verilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; çarpık kentleşme ve gecekondu yapılaşmasını önleme amacıyla Belediye ile Hazine arasında düzenlenen protokol kapsamında Belediyeye satışı gerçekleştirilen taşınmazın Gecekondu Kanunu’nun öngördüğü şartlar çerçevesinde ihtiyaç ve hak sahibi kişiler yerine sahte belediye encümen kararları gereğince davalı kooperatife yapılan satış işleminin TMK'nın 1025. maddesinde düzenlenen yolsuz tescil niteliğinde olduğu, çekişmeli taşınmazın davalı kooperatif tarafından yapılan devirler ve imar uygulaması ile tahsis sonucu 11/9600 hisse maliki olan davalı ...’ın da davalı kooperatifin yönetim kurulu üyesi olduğu gözetildiğinde ilk el durumundaki kooperatif adına oluşan sicil kaydının yolsuz tescil niteliğinde bulunduğunu bilen kişi konumunda olduğu anlaşıldığından TMK'nın 1023. maddesi koruyuculuğundan yararlanamayacağı, kaldı ki bu tescilin yolsuz olduğu konusunda verilen hükmün Özel Dairenin kabulünde olduğu ve uyuşmazlık dışı kaldığı, tüm bu yolsuz tescil işlemlerinin Belediyeyi temsile yetkili kişiler eliyle gerçekleştirildiği ve bu yolsuzluk eylemlerinin çekişmeli taşınmazın Belediye tarafından Hazinenin taşınmazı devir amacı dışında kullandığının kabulü için yeterli olduğu, devir amacı dışında kullanıldığı ve devir amacına aykırı olarak üçüncü kişilere satıldığı tespit edilen eldeki taşınmaz yönünden Hazinenin protokol kapsamında yer alan geri alım davası açma hakkını eldeki dava ile kullandığı bu durumda Hazinenin mülkiyet hakkına ve tarafların protokol iradelerine aykırı durumun hukuken korunmasına imkân bulunmadığından taşınmazın Hazineye dönmesi gerektiği açıktır. 11. Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; dava konusu parseli oluşturan taşınmazlardan 1530 ada 1 ilâ 5 sayılı parseller ile 1990 ada 2 sayılı parsel protokolde belirtildiğinden bu parsellerden 2347 ada 1 sayılı parsele giden kısımlar itibariyle Özel Dairenin "..çekişmeli taşınmazın sahte belediye encümen kararına dayalı olarak satış suretiyle davalı kooperatife devredilmesinin, davacı belediyenin protokolde öngörülen amaç dışına çıkarak tasarrufta bulunduğu şeklinde değerlendirilemeyeceği, sahtecilik eylemi belediyenin tasarrufu olmayıp kurumda yer alan kişilerin sahtecilik eylemlerinin kurumların hukuki durumlarını etkilemeyeceği..." yönündeki bozma gerekçesinin yerinde olduğu, dava konusu 2347 ada 1 sayılı imar parseli oluşturan diğer 2290 ada 1 ve geldisi 1990 ada 3; 2290 ada 2 parselin geldilerinden 2210 ada 4 ve onun geldileri 1307 ada 4, 1309 ada 2, 1335 ada 3, 1493 ada 4, 1494 ada 3; 2230 ada 5 parselin geldilerinden 1309 ada 2 ve 2030 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar bakımından ise bu taşınmazların protokol ve ek protokol kapsamında yer almadıkları ve Hazinenin bu taşınmazların maliki olmadığı, bu parsellerden 2347 ada 1 sayılı parsele giden kısımlar itibariyle asli müdahil Hazinenin davasının reddine karar verilmesi gerektiği, bu nedenlerle direnme kararının ilaveli gerekçe ile bozulması gerektiği ileri sürülmüş ise de Kurul çoğunluğu tarafından bu görüş benimsenmemiştir. 12. Hâl böyle olunca Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan hususlara değinilerek verilen direnme kararı usul ve yasaya uygun olup yerindedir. 13. Ne var ki, Özel Dairece sair hususlar incelenmediğinden dosya Özel Daireye gönderilmelidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Direnme uygun bulunduğundan davacı ... Belediyesi vekilinin sair hususlara yönelik diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 16.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. ''K A R Ş I O Y'' Dava, sahtecilikten kaynaklanan yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Davacı ... tarafından açılan eldeki davada; çekişmeli 2347 ada 1 parsel sayılı taşınmazın imar uygulaması öncesinde sahte Belediye Encümen Kararları ile davalı kooperatife satıldığının Cumhuriyet Başsavcılığının yaptığı soruşturmayla tespit edildiği ileri sürülerek tapu iptali ve dava konusu taşınmazın davacı ... adına tescili istenmiş; asli müdahil Hazine tarafından ise, çekişmeli taşınmazın 1174,1175 ve 3803 sayılı parsellerin imar uygulamasıyla oluştuğu, bu taşınmazların Maliye Bakanlığı ile... Belediyesi arasında düzenlenen protokol ve ek protokol ile Gecekondu Önleme Bölgesi amaçlarında kullanılmak üzere 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 30. maddesine göre Belediyeye satışının uygun görüldüğü ve devir amacı dışında kullanım hâlinde Hazinenin geri alım davası açma hakkının saklı tutulduğu, Belediye mensupları tarafından meclis kararı olmadan ve sahte Encümen kararları ile taşınmazların devredilip haksız kazanç sağlanmasından dolayı Hazinenin protokol hükümlerine dayalı asli müdahale talep ettiği belirtilerek, dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tescili isteğinde bulunulmuştur. Uyuşmazlık; mülkiyeti Hazineye ait olan ve imar planı uygulamasıyla düzenleme ortaklık payı olarak ayrılan alandan ihdasen Belediye adına tescil edilen bazı taşınmazların 775 sayılı Gecekondu Kanunu hükümleri çerçevesinde gecekondu önleme bölgelerinde kullanılmak üzere davacı ... ile asli müdahil Hazine arasında düzenlenen protokol ve buna bağlı ek protokol ile 2942 sayılı Kanun’un 30. maddesine göre davacı Belediyeye satışının uygun görüldüğü; davacı Belediyenin de bazı taşınmazları sahteliği sabit olan belediye encümen kararlarına dayalı olarak satış suretiyle davalı kooperatife devrettiği; bu bağlamda, çekişmeli taşınmazın devrinin davacı belediyenin protokolde öngörülen amaç dışına çıkarak tasarrufta bulunduğu şeklinde değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, buradan varılacak sonuca göre davacı ... Belediyesi yönünden davanın kabulüne, asli müdahil Hazine yönünden davanın reddine karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle, imar uygulaması ile meydana getirilmiş olan dava konusu 2347 ada 1 parsel sayılı taşınmazın kök taşınmazlarının ve sahtecilik suretiyle el değişiklikleri öncesinde maliklerinin tespiti ile asli müdahil Hazinenin dayandığı protokol kapsamının belirlenmesi gereklidir. Dava konusu 2347 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tedavüllü tapu kayıtları incelendiğinde; çekişmeli 2347 ada 1 parsel sayılı taşınmazın, 03.12.1999 tarihinde imar uygulaması ile meydana getirildiği ve geldilerinin 2290 ada 1 ve 2 sayılı imar parselleri oldukları; farklı bir ifadeyle, 2290 ada 1 ve 2 sayılı parsellerde yapılan imar düzenlemesiyle oluşturulduğu; 2290 ada 1 sayılı parselin de 07.04.1999 tarihinde 1990 ada 3 sayılı parselde yapılan imar uygulamasıyla meydana getirildiği; 1990 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ise ihdastan 10.02.1999 tarihinde şuyulandırmayla... Belediyesi adına tescil edilip, 09.03.1999 tarihinde satış suretiyle davalı kooperatife temlik edildiği; 07.04.1999 tarihinde imar düzenlemesiyle oluşturulan 2290 ada 2 sayılı parselin geldilerinin ise 1990 ada 2, 1530 ada 6, 2030 ada 2, 3, 4, 5 ve 2210 ada 4 sayılı imar parselleri olduğu; 1990 ada 2 sayılı parselin, 05.12.1997 tarihinde imar uygulaması ile 1537 ada 7 ve 8 sayılı imar parsellerinden oluşturulduğu; 1537 ada 7 ve 8 sayılı imar parsellerinin de ihdastan 11.08.1997 tarihinde şuyulandırmayla... Belediyesi adına tescil edilip, 13.08.1997 tarihinde satış suretiyle davalı kooperatife devredildikleri; 1530 ada 6 sayılı imar parselinin, 1530 ada 1, 2 ve 3 sayılı; 2030 ada 2 sayılı imar parselinin, 1530 ada 3 ve 4 sayılı; 2030 ada 3 sayılı imar parselinin, 1530 ada 5 sayılı; 2030 ada 4 sayılı imar parselinin, 1530 ada 4 ve 5 sayılı; 2030 ada 5 sayılı imar parselinin, 1309 ada 2, 1530 ada 3 ve 2030 ada 1 sayılı; 2210 ada 4 sayılı imar parselinin, 1307 ada 4, 1309 ada 2, 1335 ada 3, 1493 ada 4, 1494 ada 3 sayılı imar parsellerinden 10.02.1999 tarihinde imar uygulamasıyla meydana getirildikleri; 1530 ada 1, 2, 3, 4 ve 5 sayılı imar parsellerinin ihdastan 11.08.1997 tarihinde şuyulandırmayla... Belediyesi adına tescil edilip, 13.08.1997 tarihinde satış suretiyle davalı kooperatife temlik edildikleri; 1307 ada 4 ve 1309 ada 2 sayılı imar parselllerinin ise yoldan 26.06.1997 tarihinde şuyulandırmayla... Belediyesi adına tescil edildikten sonra 23.07.1997 tarihinde dava dışı S.S. ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifine satış suretiyle devredildikleri; 2030 ada 1 sayılı imar parselinin de ihdastan ve 2019 ada 1 ilâ 7, 2020 ada 1 ilâ 9, 2021 ada 1 ilâ 9, 2022 ada 1 ilâ 15 sayılı imar parsellerinde yapılan şuyulandırmayla 03.04.1998 tarihinde meydana getirilmiş olup, ... Belediyesi adına imar ile kayıtlı 1284/2400 payın 10.06.1998 tarihinde dava dışı S.S. ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifine satış yoluyla temlik edildiği; 2019 ada 1 ilâ 7, 2020 ada 1 ilâ 9, 2021 ada 1 ilâ 9, 2022 ada 1 ilâ 15 sayılı imar parsellerinin ihdastan şuyulandırmayla 18.12.1997 tarihinde... Belediyesi adına tescilden sonra 31.12.1997 tarihinde satış suretiyle dava dışı S.S.... Konut Yapı Kooperatifine devredildikleri; 1335 ada 3, 1493 ada 4, 1494 ada 3 sayılı imar parsellerinin de ihdastan 03.04.1998 tarihinde imar uygulamasıyla oluşturulup, ... Belediyesi adına tescil edildikten sonra 10.06.1998 tarihinde dava dışı S.S. ... Arsa ve Konut Yapı Kooperatifine satış yoluyla temlik edildikleri anlaşılmaktadır. Ayrıca; çekişmeli taşınmazın geldilerinden 1530 ada 2 sayılı imar parselinin oluşumuna esas imar uygulamasının sadece bu parselle ilgili kısmının idari yargı yerinde iptaline karar verilmiş ise de; bu parselin sonradan yeni imar uygulamalarına tâbi tutulduğu görülmekte olup, çekişmeli taşınmazın dayanağı olan imar uygulamasının idari yargı yerinde iptal edildiği yönünde herhangi bir iddia olmadığı gibi dosya kapsamında İdare Mahkemesi iptal kararı da bulunmamaktadır. Bilindiği üzere; tapu kaydının dayanağı olan imar uygulamasının hukuka uygun olmadığından bahisle açılan tapu iptal ve tescil davalarının, anılan idari işlem idari yargı yerinde iptal edilmediği sürece dinlenme olanağı yoktur. Ayrıca; sicilin illetini teşkil eden son imar uygulaması hukuki geçerliliğini koruduğu sürece, bu uygulama öncesinde yapılan imar düzenlemesinin iptali kararı da uygulanma olanağını yitirmiş olacaktır. Öte yandan; asli müdahil Hazine ile davacı... Belediyesi arasında düzenlenen protokol ve ek protokolle; “mülkiyeti Hazineye ait olan 1174, 1175 ve 3803 parsellerin (“söz konusu taşınmaz mallar imar sonucu 1530 ada 1 ilâ 5 parsel, 1534 ada 1 ilâ 6 parsel, 1535 ada 9 parsel , 1539 ada 1 ilâ 12 parsel, 1990 ada 1 ve 2 parsel, 1994 ada 1parsel, 1535 ada 10 parsel, 1537 ada 6 parsel, 1537 ada 9 parsel ve 1990 ada 1 parseller olmuştur” açıklamasıyla) Gecekondu Önleme Bölgesi amaçlarında kullanılmak üzere 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 30. maddesine göre Belediyeye satışının uygun görüldüğü” ve 360.000.000.000 TL devir bedelinin 09.12.1998 tarihinde... Belediyesi tarafından ödendiği görülmektedir. Yukarıda açıklanan dava konusu 2347 ada 1 parsel sayılı taşınmazın tedavüllü tapu kayıtları ile asli müdahilin dayandığı protokol kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; protokol konusu 1174, 1175 ve 3803 parsel sayılı Hazine taşınmazlarının, Belediyece yapılan imar uygulamaları ile dava konusu 2347 ada 1 sayılı parsele gitmedikleri; diğer bir deyişle, çekişmeli 2347 ada 1 sayılı imar parselinin, 1174, 1175 ve 3803 sayılı Hazine parsellerinden oluşturulmadığı geldi kayıtlarıyla sabittir. Asli müdahilin dayandığı prokolde 1174, 1175 ve 3083 parsellerin gittileri olarak açıklanan parsellerden sadece 1530 ada 1 ilâ 5 sayılı parseller ile 1990 ada 2 sayılı parselin; kayden 1174, 1175 ve 3083 sayılı Hazine parsellerinden gelmeseler de ilk tesisleri ihdas olup, imar uygulamaları ile 2347 ada 1 sayılı imar parseline gittikleri görülmektedir. 2347 ada 1 sayılı imar parselini oluşturan diğer “2290 ada 1 ve geldisi 1990 ada 3; 2290 ada 2 parselin geldilerinden 2210 ada 4 ve onun geldileri 1307 ada 4, 1309 ada 2, 1335 ada 3, 1493 ada 4, 1494 ada 3; 2230 ada 5 parselin geldilerinden 1309 ada 2 ve 2030 ada 1 parsel sayılı” taşınmazlarla asli müdahil Hazinenin mülkiyet bağı bulunmadığı gibi bu parsellerin protokol kapsamında da olmadıkları açıktır. Çekişmeli 2347 ada 1 sayılı parseli oluşturan taşınmazlardan 2290 ada 1 sayılı parselin öncesi itbariyle ilk tesis tarihi dahi protokol sonrası olup, protokol kapsamında bulunmadığı tartışmasızdır. Diğer taraftan; somut olayda, dava konusu taşınmazın davalılar adlarına olan tescillerinin sahtecilik nedeniyle yolsuz olduğu açık olup, bu hususta bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Yine, sahteciliğin Belediye çalışanları tarafından yapıldığı dosya kapsamıyla sabittir. Ayrıca Belediyece yapılan idari işlemler ve gecekodu önleme bölgesi ilanı ile imar planları idari yargı yerinde iptal edilmiş değildir. Davacı ... tarafından 775 sayılı Yasa hükümleri uyarınca işlem yapma olanağı mevcudiyetini korumaktadır. O hâlde; 2347 ada 1 sayılı imar parselini oluşturan taşınmazlardan 1530 ada 1 ilâ 5 sayılı parseller ile 1990 ada 2 sayılı parsel asli müdahilin dayandığı protokolde belirtildiklerinden, bu parsellerden 2347 ada 1 sayılı parsele giden kısımlar itibariyle Özel Dairenin “...çekişmeli taşınmazın sahte belediye encümen kararına dayalı olarak satış suretiyle davalı kooperatife devredilmesinin, davacı belediyenin protokolde öngörülen amaç dışına çıkarak tasarrufta bulunduğu şeklinde değerlendirilemeyeceği, sahtecilik eylemi belediyenin tasarrufu olmayıp kurumda yer alan kişilerin sahtecilik eylemlerinin kurumların hukuki durumlarını etkilemeyeceği kuşkusuzdur...” şeklindeki bozma gerekçesi kanımızca yerindedir. Dava konusu 2347 ada 1 sayılı imar parselini oluşturan diğer “2290 ada 1 ve geldisi 1990 ada 3; 2290 ada 2 parselin geldilerinden 2210 ada 4 ve onun geldileri 1307 ada 4, 1309 ada 2, 1335 ada 3, 1493 ada 4, 1494 ada 3; 2230 ada 5 parselin geldilerinden 1309 ada 2 ve 2030 ada 1 parsel sayılı” taşınmazlar bakımından ise; bu taşınmazların asli müdahil Hazinenin dayandığı protokol ve ek protokol kapsamında yer almadıkları ve Hazinenin bu taşınmazların maliki olmadığı gözetilerek, bu parsellerden 2347 ada 1 sayılı parsele giden kısımlar itibariyle asli müdahil Hazinenin davasının bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Hâl böyle olunca; Özel Daire bozma kararının yukarıda açıklanan ilave gerekçelerle yerinde olduğu ve davacı Belediyenin davasının kabulüne, asli müdahil Hazinenin davasının reddine karar verilmesi gerektiği görüşünde olduğumuzdan Sayın Çoğunluğun onama kararına katılamıyoruz.