7. Hukuk Dairesi 2010/423 E. , 2010/360 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 106 ada 3 ve 129 ada 9 parsel sayılı sırasıyla 486,70 m², 177,67 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, miras hakkına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanı
**7. Hukuk Dairesi 2010/423 E. , 2010/360 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, dosyadaki belgeler okundu. Tetkik hakiminin açıklamaları dinlendi. Gereği görüşüldü: Kadastro sırasında 106 ada 3 ve 129 ada 9 parsel sayılı sırasıyla 486,70 m², 177,67 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, miras hakkına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı hazine, atık su kanalı olarak kullanılan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden bir kısmının taşınmaza ilave edildiği iddiasıyla dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir. Davacı hazine Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.6.2002 tarih 2001/454-2002/568 E.K. sayılı kesin hükmüne dayanmıştır. Mahkemece hazinenin dayandığı kesin hükme esas alınan dava dosyasındaki dava sebeplerinin ayrı olması nedeniyle kesin hüküm şartlarının oluşmadığı gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş ise de mahkemece varılan sonuç dosya içeriğine uygun düşmediği gibi yapılan araştırma ve inceleme de yetersizdir. Mülkiyet hakkına dayalı olarak açılan elatmanın önlenmesi davaları taşınmazların aynına ilişkin davalardandır. Hal böyle olunca kadastro mahkemesinde görülen davalarda mahkemece öncelikle elatmanın önlenmesi davası sonucunda verilmiş bir hüküm varsa bu hükmün dava konusu taşınmazı kapsayıp kapsamadığının belirlenmesi, yine kesin hüküm kapsamında kalan ve kadastro mahkemesinde görülen birden fazla taşınmaz ile ilgili birden fazla dava var ise bu dava dosyalarının HUMK’nun 45 ve devam eden maddeleri hükümlerine göre birleştirilmesinin düşünülmesi, taşınmazın kesin hüküm kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde uyuşmazlığın kesin hükme değer verilerek çözümlenmesi gerekir. Somut olayda davacı hazine kadastro mahkemesinde görülmekte olan 2009/83, 2006/480, 481 ve 493 esas sayılı dava dosyalarının tümünde Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.6.2002 tarih 2001/454-2002/568 E.K. sayılı elatmanın önlenmesi davası sonucu verilmiş ilama dayanmıştır. Az yukarıda açıklanan hukuksal olgu gözetildiğinde bu davalardan biri hakkında verilecek hükmün diğer davaların sonucunu etkileyebileceğinin kabulü gerekir. Hal böyle olunca davalar arasında fiili ve hukuki irtibatın varlığı kabul edilip anılan dava dosyalarının HUMK’un 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü gereğince birleştirilmesi ve birlikte sonuca bağlanması zorunludur. Bu hukuksal olgu davada sağlıklı bir sonuca varmanın temel koşulu olduğu gibi dava ekonomisine de uygundur. O halde mahkemece Milas Kadastro Mahkemesinin 2009/83, 2006/480, 481 ve 493 esas sayılı dava dosyaları birleştirilmeli, ondan sonra davacı hazine tarafından dayanılan Milas Asliye Hukuk Mahkemesinin 12.6.2002 tarih 2001/454-2002/568 E.K. sayılı kesin hükmün dayanağı ilam ve eki harita, taşınmazlar başında yeniden keşif yapılarak yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine sağlıklı biçimde uygulanmalı, uygulamada kadastro paftasının ölçeği ile kesin hükmün dayanağı haritanın ölçekleri eşitlenerek haritalarda tarif edilen belli poligon ve röper noktalar ile arz üzerindeki doğal yada yapay sınır üzerinden yararlanılarak her iki harita çakıştırılmak suretiyle yerine uygulanmalı, kesin hükmün dava konusu taşınmazları kapsayıp kapsamadığı, yanlar arasında koşulları usulün 237. maddesi hükmünde tarif edilen biçimde kesin hükmün var olup olmadığı duraksamasız belirlenmeli, kesin hükmün varlığı halinde kesin hükmün kamu düzenine ilişkin olumsuz dava koşulu olduğu, istek olmasa bile yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak uyuşmazlık önceki günlü kesin hükme göre çözümlenmeli, dava konusu taşınmazların tümünün yada bir bölümünün kesin hükmün kapsamı dışında kaldığının belirlenmesi halinde iddia ve savunma doğrultusunda toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece bu olgular göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı hazinenin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 26.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.