T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/141 KARAR NO: 2026/42 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/12/2021 NUMARASI: 2019/456 Esas - 2021/1328 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Dava…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/141 KARAR NO: 2026/42 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 09/12/2021 NUMARASI: 2019/456 Esas - 2021/1328 Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; davacının, davalı ile arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan alacağı olduğunu, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, icra takibine davalı tarafından itiraz edildiğini, itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek; itirazın 30.155,13 TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalıya usulüne uygun yapılan dava dilekçesi tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, "...Davacı yanın ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu, davalı tarafından ticari defter ve belgelerin ibraz edilmediği, ancak davacı tarafından düzenlenen ve KDV hariç 5.000,00 TL tutarının üzerinde kalan fatura bedellerinin BA formları ile davalı tarafından vergi dairesine bildirildiği, BA formları ticari defter kayıtlarının uzantısı olduğundan anılan faturaların davalı yanın ticari defterlerine kayıt edildiğinin kabul edilmesi gerektiği, davalı tarafından bildirime konu edilen faturalara itiraz edildiğine dair herhangi bir delilin dosyaya ibraz edilmediği, anılan Yargıtay içtihatında da belirtildiği üzere, işbu faturalara konu hizmetin davacı tarafından verildiğinin kabulü gerektiği, alınan bilirkişi raporu ile BA bildirimine konu edilen faturaların tutarının 14.773,60 TL olarak tespit edildiği, davalı tarafından 08/03/2019 tarihli 1.000,00 TL tutarlı ödemenin davacı alacağından düşülmesi gerektiği savunulmuş ise de, taraflar arasında geçmiş yıllara dayanan bir ticari ilişki mevcut olduğu, taraflar arasındaki ilişkinin açık hesap şeklinde işlediği, anılan ödemenin fatura bedellerini karşılamadığı, kısmi ödeme olarak kabulünün gerektiği, ödemenin takip konusu faturalara istinaden yapıldığına dair dosyaya herhangi bir delilin ibraz edilmediği, bu nedenle takip konusu edilmeyen faturalara istinaden yapıldığının kabulü ile davacı alacağından düşülemeyeceği, bu hali ile dava alacağının 14.773,60 TL olduğu kanaatine varılmıştır.Her ne kadar bilirkişi raporu ile BA-BS formları ile bildirilmeyen faturalar yönünden taraflar arasında muhasebesel çekişme olmadığı ve hizmetin verildiği belirtilerek anılan faturalar nedeniyle de davacı yanın alacaklı olduğu kanaatine varıldığı bildirilmiş ise de; davalı tarafından süresi içinde cevap dilekçesi sunulmayarak dava dilekçesindeki vakıaların inkar edildiği, yargılama sırasında da hizmetin verildiğine dair herhangi bir ikrar beyanının sunulmadığı, davalı yanın defterlerine münhasır delil olarak dayanılmadığından davacı yanın ticari defter kayıtlarının tek başına ispata yeterli olmadığı, verilen kesin süreye rağmen fatura konusu hizmetin verildiğine dair herhangi bir servis raporu vs delilin dosyaya ibraz edilmediği, davacı tarafça verilen kesin süreye rağmen yemin deliline de başvurulmadığı, bu hali ile davacı alacağının ispat edilemediği anlaşıldığından, bildirime konu edilmeyen faturalar yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir.Tarafların tacir olduğu, taraflar arasında yapılan işin ticari iş olduğu anlaşılmakla; icra takibi ile talep edilen avans faizinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak davacı tarafça takip talebinde ve ödeme emrinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 oranında avans faizi isteminde bulunmuştur. Bu hali ile davacının talebi HMK md. 26 uyarınca aşılamayacağından (Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2015/5003 Esas 2015/16638 Karar Sayılı İlamı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2018/1094 Esas 2019/3453 Karar Sayılı İlamı, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/18450 Esas 2017/10141 Karar Sayılı İlamı); taleple bağlılık ilkesi gereğince; asıl alacağa takip tarihinden itibaren artan azalan oranlarda uygulanacak ve yıllık %19,50 avans faizi oranını aşmayacak şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.Kabul edilen kısım yönünden, takibe konu alacağın miktarı kesin ve belirli olduğu gibi hesaplanması bir tespit yapılmasını gerektirmediğinden davalının haksız itirazı nedeniyle alacaklının alacağına geç kavuşmasına neden olduğu kanaatine varılmıştır. " gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 14.773,60 TL alacağın, takip tarihinden itibaren artan azalan oranlarda uygulanacak ve yıllık %19,50 oranını aşmayacak avans faizi ile ve isabet eden takip giderleri ile birlikte, davalıdan alınıp davacıya verilmek üzere, borçlu davalının İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin belirtilen şekilde devamına, aşan istemin reddine, kabul olunan asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde; Davalı yanın ticari defter ve kayıtları da müvekkilin delilleri arasında olduğu, zira müvekkil tarafından açılmış olan davada, delil listesinde "ticari defter ve kayıtlar" denmek sureti ile her iki tarafın ticari defter ve kayıtlarına dayanıldığını, mahkemece tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına ilişkin ara kararın davalıya tebliğ edildiğini, söz konusu ara kararda belirlenen inceleme gününde ticari defter ve kayıtların sunulmadığı takdirde ibrazdan kaçınılmış sayılacağının ihtar edildiği buna rağmen davalı taraf ticari defterlerini ibrazından kaçındığını için müvekkilin iddiasını ispat ettiği kabul edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, servis hizmetinden kaynaklanan hizmet bedeli alacağına istinaden düzenlenen faturalara dayalı başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul Anadolu 24. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyası incelendiğinde; davacının davaya konu hizmet bedeli alacağına istinaden 30.155,13 TL asıl alacak, 931,04 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 31.086,17 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece tarafların ilişki dönemlerine ait ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup bir mali müşavir bilirkişisinden alınan 20/05/2020 tarihli kök rapor ile 27/06/2021 tarihli ek raporda özetle; "...Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde; 2017 yılı açılış fişinde (2016 yılından devir) davalı yandan 5.387,43 TL alacaklı olduğu, davacı yan tarafından davalı yana 92 adet toplam 101.733,70 TL tutarında fatura düzenlendiği, davalı yan tarafından davacı yana 7 parça halinde toplam 76.966,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, taraflar arası 28.03.2019 tarihinden sonra başkaca ticari ilişki olmadığı, davacının takip tarihi itibariyle 30.155,13 TL alacaklı olduğu, davalıya usulüne uygun ihtar yapılmasına rağmen davalının incelemeye gelmediği, ticari defterlerini sunmadığı, davacı yan tarafından davalı yana ihtara ilişkin herhangi bir belgeye rastlanmadığı, bu nedenle takipten önce işlemiş faiz hesaplaması yapılmadığı.."Davacı defterlerinde kayıtlı bu alacağın davacı yan tarafından davalı yana 02.10.2018 -25.03.2019 tarihleri arasında düzenlenen son 26 faturadan kaynaklandığı, Diğer bir ifade takibe konu edilen cari hesap döneminin 2018-2019 yılları olduğu, faturaların teslim alan kısmında imzaların olmadığı, dosyada tarafların Ba- Bs Formlarının olduğu, BA-BS formları üzerinde yapılan incelmede;2018 yılında, davacı yan tarafından davalı yana 19 adet fatura ile toplam 22.040,00 TL (KDV Hariç) satış yapıldığının bildirildiği, davalı yan tarafından da aynı adet ve tutarda alış yapıldığının bildirildiği, 2019 yılında ise davacı yan tarafından davalı yana 7 adet fatura ile toplam 6.030,00 TL (KDV Hariç) satış yapıldığının bildirildiği, davalı yan tarafından ise aynı dönemde 8 adet fatura ile toplam 7.230,00 TL tutarlı alış yapıldığının bildirildiği, (davalı yan tarafından bildirilen fazlanın, 16.02.2019 tarihli ... numaralı 1.416,00 TL (KDV Hariç 1.200,00 TL) tutarlı davacı faturasının 01.03.2019 tarihine işlenmesi ile 2019-Mart BA Bildirimine dahil edilmesinden kaynaklandığı) tarafımızdan tespit edildiği, diğer bir ifade ile davacı yan tarafından davalı yana düzenlenen BA-BS bildirim sınırı üzerinde olan tüm faturaların davalı yan tarafından eksiksiz bildirildiği, ticari defter incelememizde de cari hesabın sıfırlandığı da (0,73 TL olduğu), tarafımızdan görüldüğünden, taraflar arası muhasebesel çekişme olmadığı, taraflar arası ticari ilişkinin ihtilafsız olduğu, fatura muhteviyatlarındaki araç servis hizmet davacı yan tarafından davalı eksiksiz verildiği ve faturaların teslim edildiği, faturalara davalı yanın ettiğine dair dosyada mevcut belge bilgi olmadığından, davacı yanın davalı yandan takip tarihi olan 22.05.2019 tar itibarıyla 30.155,13 TL alacaklı olduğu,Mahkemeniz tarafından bilirkişi görüşü aksine; davacı yanın sadece BA-BS bildirimine konu fatura teslimini ispatladığı, hükmün bu noktada, yani teslimi ihtilafsız faturalar dikkate alınarak kurulması gerektiği kanaatine varılması halinde ise; davacı yanın alacağının 14.773,60 TL olduğu, (bu tutardan davacı yanın ticari defterlerinde 08.03.2019 tarihli 1.000,00 TL davalı ödemesinin (havale) düşülüp-düşülmemesi gerektiği noktasında da takdirin sayın mahkemenize ait olduğu) " şeklinde tespitte bulunmuştur.Somut olayda ispat külfeti davacı alacaklıda olup, takip ve dava konusu hizmetin ifa edildiğini ispatlamakla yükümlüdür. Salt fatura düzenlenmiş olması alacağın varlığı için yeterli değildir. Bu nedenle davalı tarafça Vergi Dairesi'ne bildirilmeyen faturalar yönünden hizmetin verildiğini ispatlanması gerekmektedir.Diğer yandan ; Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 2021/3447 Esas 2022/3634 Karar sayılı ilamı). 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür. Her ne kadar tarafların ticari ve defter kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesinin yasa değişikliği öncesinde yapılmış ve davalı bilirkişi incelemesi için defterlerini sunmamış ise de yargılama sırasında özellikle ek rapor alınmasından önce HMK 222. maddesinde yasa değişiklik yapıldığı görülmüştür.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/09/2023 tarih 2022/2881 E. 2023/5134 K. Sayılı ilamında ifade edildiği gibi; 7251 sayılı Yasa ile değişik 6100 sayılı Kanun'un 222 nci maddesinin birinci fıkrası gereğince mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. Aynı Kanun'un 222 nci maddesinin üçüncü fıkrası gereğince, ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Diğer tarafın belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. O halde mahkemece; davalıya HMK'nın 222/3 üncü maddesi uyarınca kanuna uygun olarak tutulmuş defterlerini ibraz etmesi, etmediği takdirde davacının defterlerindeki kayıtların davacı yararına delil olarak kabul edileceği ihtarına havi aynı Kanun'un 94 üncü maddesi gereğince kesin süre verilip süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarının da bildirilerek ihtar edilmesi ve sonucuna göre inceleme yapılarak davacının takibe dayanak yapılan faturalardan kaynaklanan hizmet bedeli alacağı bulunup bulunmadığına karar verilmesi gerekmektedir.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 09/12/2021 tarihli ve 2019/456 Esas 2021/1328 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davacının tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacıya iadesine, 4-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/01/2026