T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/244 Esas KARAR NO : 2026/291 DAVA : Tahkim (Hakem) DAVA TARİHİ : 23/03/2026 KARAR TARİHİ : 27/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tahkim (Hakem) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 410. maddesi, 15.03.2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile değiştirilmiş olup; tahkim yargılamasında mahkeme tarafından yapı…
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2026/244 Esas KARAR NO : 2026/291 DAVA : Tahkim (Hakem) DAVA TARİHİ : 23/03/2026 KARAR TARİHİ : 27/04/2026 Mahkememizde görülmekte olan Tahkim (Hakem) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 410. maddesi, 15.03.2018 tarihli ve 7101 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile değiştirilmiş olup; tahkim yargılamasında mahkeme tarafından yapılacağı belirtilen işlerde görevli ve yetkili mahkemenin, konusuna göre asliye hukuk veya asliye ticaret mahkemesi olduğu hükme bağlandığını, huzurdaki uyuşmazlık, iki ticari şirket arasında akdedilen Yeminli Mali Müşavirlik Tasdik Sözleşmesi’nden kaynaklanmakta olup ticari dava niteliğinde olduğunu, bu nedenle, reddi hakem talebinin reddine dair ara kararın kaldırılması istemli başvuruda görevli ve yetkili mahkeme İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, HMK m. 418/3 uyarınca; "Ret talebinin kabul edilmediğini öğrenen taraf, bu tarihten itibaren bir ay içinde mahkemeye başvurarak bu kararın kaldırılmasını ve hakem veya hakemlerin reddine ilişkin talep hakkında karar verilmesini isteyebilir." İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası Hakem Heyeti tarafından tesis edilen 11.02.2026 tarihli ret kararı 23.02.2026, müvekkil şirkete usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş olup; işbu dava yasal bir aylık hak düşürücü süre içerisinde ikame edilmekte olduğunu, Tahkim yargılaması devam ederken, Hakem Heyeti Başkanı ..., henüz deliller tam olarak toplanmadan ve yargılama süreci tamamlanmadan müvekkil şirket aleyhine peşin hüküm niteliğinde beyanlarda bulunduğunu, heyet başkanı, kararını şimdiden verdiğini, alacağın belli olduğunu ve gerisinin teferruat olduğunu açıkça ifade ederek ihsas-ı rey yaptığını ayrıca davacı tarafın 306.260,55 TL tutarındaki talebiyle bağlı kalmayarak, usulüne uygun bir ıslah olmaksızın alacağı resen 411.000 TL olarak hesaplamış ve davacı vekili gibi hareket ettiğini, bununla birlikte, yeminli mali müşavirlik mevzuatının emredici kurallarından olan karşıt inceleme zorunluluğunu davacı lehine kasten göz ardı ettiğini, 6100 sayılı Kanun madde 417/1 uyarınca hakem, tarafsızlığından ve bağımsızlığından şüphe edilmeyi haklı gösteren durum ve koşullar gerçekleştiği takdirde reddedilebilir. İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 30.01.2025 tarihli... Esas ve...Karar sayılı ilamında vurgulandığı üzere, "Hakem, hakemlik görevini kabul etmeden önce veya görevi kabul ettikten sonra ortaya çıkan tarafsızlık ve bağımsızlığından şüphe edilmeyi haklı gösteren durum ve koşulları açıklamak zorundadır." Somut olayda hakem heyeti başkanı bu yükümlülüklerini ağır şekilde ihlal ettiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 06.02.2025 tarihli, 2024/4087 Esas ve 2025/620 Karar sayılı içtihadında da belirtildiği gibi, "Bu yükümlülük hakeme görevin teklif edilmesiyle başlayıp tahkim yargılamasının sonuna kadar devam eder. Bu yükümlülük sadece görevi kabulden önceki döneme ilişkin olmayıp yargılama sırasında ortaya çıkan durumlar için de geçerlidir." Heyet başkanının yargılama sırasındaki tutum ve beyanları, tarafsızlık ve bağımsızlık vasfını tamamen ortadan kaldırıldığını, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 13.12.2018 tarihli, ...Esas ve ... Karar sayılı ilamında da benimsendiği üzere, "Taraflar arasında gelişen bu durum karşısında, artık hakemin tarafsızlık ve bağımsızlığından şüphe edilmeyi haklı gösteren durum ve koşulların gerçekleştiğinin kabulü gerekir." olduğunu, davacı şirket tarafından 19.01.2026 tarihinde sunulan reddi hakem talebi üzerine, Hakem Heyeti 11.02.2026 tarihinde bir ara karar tesis ettiğini, bu kararda, üye hakemlerden biri reddi hakem talebimizi kabul etmiş, diğeri ise reddettiğini ancak hukukun en temel ilkelerinden olan hiç kimsenin kendi davasında yargıç olamayacağı kuralı ayaklar altına alınarak, bizzat reddi istenen Hakem Heyeti Başkanı ...oylamaya katılmış ve kendi reddi talebine karşı ret oyu kullanarak taleplerini oyçokluğu ile reddettiğini, kendi reddi hakkında kendisi karar veren bir hakemin bulunduğu bu ara kararın hukuken korunması mümkün olmadığını, HMK madde 418/3 gereğince, ret talebinin kabul edilmediğini öğrenen taraf, bir ay içinde mahkemeye başvurarak bu kararın kaldırılmasını isteyebildiğini, bugün itibarıyla bir aylık yasal başvuru süremizin son günü olduğunu, Tahkim heyetinin, reddi hakem talebinin mahkemece incelenmesi sürecini beklemesi ve yargılamayı durdurması gerekirken; sırf müvekkilin mahkemeye başvuru hakkını işlevsiz kılmak ve yasal süreyi dolanmak amacıyla, başvuru süremiz henüz dolmadan aceleyle nihai karar tesis edildiğini, oysa usule uygun yürütülen tahkim yargılamalarında hakem heyetlerinin devlet mahkemesinin kararını beklemesi gerektiğini, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.06.2022 tarihli, 2021/8979 Esas ve 2022/5142 Karar sayılı ilamında, usulüne uygun davranan bir hakem heyetinin süreci nasıl yönettiği, "hakem heyetinin 09.01.2020 tarihli ve 9 numaralı ara kararıyla red talebinin mahkemeye yöneltilmesi gerektiğinin bildirildiğini" şeklindeki tespitle ifade edildiğini, somut olayda ise hakem heyeti, mahkemeye yönelmelerini beklemeden ve yargılamayı bekletici mesele yapmadan, sakat bir heyet oluşumu ile esasa girip nihai karar vermiştir. Reddi gereken bir hakemin katılımıyla ve yasal mahkemeye başvuru süresi içinde yangından mal kaçırırcasına verilen bu nihai karar, HMK madde 439 kapsamında hakem kurulunun usulüne uygun oluşmadığı ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği gerekçeleriyle açıkça geçersiz olduğunu, Mahkemece hakem heyeti başkanının reddi talebimiz kabul edildiğinde, üç kişilik heyetin karar çoğunluğu etkileneceğini, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.10.2021 tarihli, ...Esas ve ... Karar sayılı ilamında da vurgulandığı üzere, "karar çoğunluğunu ortadan kaldıracak sayıda hakemin ret talebi kabul edilmiş olmakla HMK 418/5 maddesi gereğince tahkim sona erdiğin tespiti de gerekmektedir". bu doğrultuda, heyet başkanının reddi ile birlikte, usulsüz teşekkül eden heyet tarafından mahkemeye başvuru süremiz içinde haksızca tesis edilen 04.03.2026 tarihli nihai kararın da hükümsüzlüğüne karar verilmesinin zorunlu olduğunu belirterek haklı davanın ve taleplerinin kabulüne, İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odası Hakem Heyetinin ... E. sayılı dosyasında verilen 11.02.2026 tarihli reddi hakem talebimizin reddine dair ara kararın kaldırılmasına, tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitiren Hakem Heyeti Başkanı...'in reddine, yasal mahkemeye başvuru süremiz dolmadan, reddi gereken hakemin katılımıyla ve yetkisizce tesis edilen nihai tahkim kararının geçersizliğinin ve yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DELİLLER VE GEREKÇE: Dava, hakemin reddi talebidir. İstanbul Yeminli Mali Müşavirler Odasına yazılan müzekkere ile 2024/07 Hakem dosyasının bir sureti dosyamız içerisine alınmıştır. Eldeki dava hakem heyetinin esas hakkında karar vermesinden sonra açılmıştır. (Davacının red talebi kesinleşmeden hakem dosyası karara çıkarıldığından, davacıya aksi yönde hareket etme imkanı bırakılmadığı kuşkusuzdur.) Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nın 435/2.m göre hakemlerin görevi karar vermekle sona erer. Hakemlerin, mahkemelerde olduğu gibi karardan sonra bozma ya da başka surette dosyayı yeniden ele alma imkanı bulunmamaktadır. O halde davacı, karar vermekle dosyadan el çekmiş olan hakem hakkında mahkemece karar verilmesini talep etmektedir. Hakemler karar vermekle dosyadan el çektiklerinden, hakemlerden biri hakkında red talebinin mahkemece değerlendirilmesinin hukuken davacı lehine sağlayacağı bir fayda kalmamıştır. Bunun içindir ki davacı dava dilekçesinin netice-i talep kısmında sadece hakemin reddini talep etmekle kalmamış, bununla beraber nihai hakem kararının geçersizliğinin ve yok hükmünde olduğunun tespitini de istemiştir. Ne var ki, hakem kararlarının denetiminin ilk derece mahkemesi tarafından yapılması mümkün değildir. Hakem kararlarına karşı ancak HMK 439.m göre Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde iptal davası açılması mümkündür. O halde, davacının da zımnen kabul ettiği üzere, dosyadan el çekmiş hakem hakkında ilk derece mahkemesinin HMK 417 ve devamı maddelerine göre red kararı vermesinde davacının hukuki yararı bulunmadığından, davacının şartları var ise taleplerinin ancak HMK 439 ve devamı maddelerine göre iptal davasında değerlendirilmesinin mümkün olacağı nazara alınarak, HMK 114/1-h maddesine göre talebin usulden reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan ancak kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran taraflara İADESİNE, Dair, taraf vekillerinin yokluğunda, dosya üzerinden yapılan incelene sonunda, oy birliğiyle, kesin olmak üzere karar verildi.27/04/2026 Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır