T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1806 KARAR NO: 2026/66 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/97 KARAR NO: 2025/103 DAVA TARİHİ: 30/10/2024 KARAR TARİHİ: 11/02/2025 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçe…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2025/1806 KARAR NO: 2026/66 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO: 2025/97 KARAR NO: 2025/103 DAVA TARİHİ: 30/10/2024 KARAR TARİHİ: 11/02/2025 DAVA: İtirazın İptali KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların araçlarda meydana gelen her türlü hasarın onarımı ve bu araçların rutin bakımlarının yapılması hususlarında anlaştıklarını, taraflar arasında yapılan bu anlaşmaya binaen araçların onarımını yaparken ihtiyaç duyulan parçaların tedariğinin de dava dışı şirket ... aracılığıyla karşılanacağının davalının da bilgisi dahilinde olduğunu, davalı ile müvekkili arasındaki ticari ilişkiden dolayı taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi oluştuğunu, müvekkilinin davalının talep ettiği araçların bakım ve onarımını yaparak değişmesi gereken parçalarını değiştirdiğini, sunduğu hizmetin bedellerini faturalandırarak davalıya tebliğ etmiş ve aralarında fiilen de bir cari hesap ilişkisi meydana geldiğini, müvekkili tarafından usulüne uygun olarak düzenlenen faturalara davalı tarafından itiraz da edilmeyerek fatura muhtevalarının davalı tarafından kabul edildiğini, ancak davalının sözleşmede yer alan yükümlülüklerini yerine getirmeyerek ödeme yapmaması üzerine Kocaeli İcra Dairesi'nin... sayılı dosyası üzerinden icra takibine davalının haksız itiraz ettiğini beyanla, itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın takibini yetkisiz icra dairesinde başlattığını, huzurdaki davanın da yetkili mahkemede ikame edilmediğinden işbu davanın usulden reddi gerektiğini, itirazın iptali davası kısmi dava olarak açılamayacağından davacı yan tarafından kısmi dava şeklindeki taleplerin reddi gerektiğini, müvekkil şirket ile davacı şirket arasında herhangi bir borç, alacak ve hak ilişkisinin söz konusu olmadığını, taraflar arasında sözleşme maddesi uyarınca herhangi bir teklif ve onay süreci olmaması nedeniyle müvekkilinin hiçbir hizmetin bedelinden sorumlu olmadığını, faturaların hiçbirinin tebliğ edilmediğini, icra takibinin kötüniyetli başlatıldığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, ticari hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada, işbu dava dosyasının Mahkememizin 2024/667 Esas sayılı dava dosyasından tefrik edildiği, eldeki itirazın iptali davasına esas Kocaeli İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında davalı takip borçlusuna ödeme emri gönderildiği, davalı yasal süre içinde 13/06/2024 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edildiği, öte yandan ödeme emrine karşı itiraz dilekçesinde ayrıca ve açıkça yetki itirazında bulunulduğu, Kocaeli İcra Müdürlüğünün yetkisiz olduğunu, yetkili icra müdürlüğünün genel yetki kuralı uyarınca yerleşim yeri olan (Üsküdar / İstanbul) İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri olduğunu bildirdiği, somut olaya bakıldığında; HMK'nın 6. maddesi uyarınca genel yetkili mahkeme / icra müdürlüğü davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın / takibin açıldığı tarih itibariyle yerleşim yeri icra müdürlüğü olup, celp edilen ticaret sicil kayıtları uyarınca takip ve dava tarihi itibariyle davalının yerleşim yerinin Üsküdar / İstanbul olduğu belirlendiği, bu itibarla, HMK 6. maddesindeki genel yetki kuralı uyarınca İstanbul Anadolu İcra Müdürlükleri yetkili olduğunu, diğer taraftan, taraflar arasında açık hesap usulü işleyen cari hesap ile faturalardan doğan ticari hizmet sözleşmesi mevcut olup Davacı açık hesap usulüne dayanak oluşturan faturalara konu bedelleri talep ettiği, bu bakımdan HMK 10. maddesi uyarınca sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi / icra müdürlüğü de yetkili olacağını, davacı fatura bedellerinin tahsili için icra takibine giriştiğine göre, ifası istenen borç para alacağından kaynaklanmaktadır. 6098 s. TBK 89/1. maddesi uyarınca para alacaklarında, alacaklının yerleşim yeri mahkemesi / icra müdürlüğü de yetkili olacaktır. Dava dilekçesi, icra dosyası, ödeme emri, vekaletname ve davacı şirketin celp edilen ticaret sicil kayıtları uyarınca takip ve dava tarihi itibariyle davacının yerleşim yeri Sultangazi / İstanbul olduğu anlaşıldığı, Bu itibarla, HMK 10. maddesindeki özel yetki kuralı uyarınca da Gaziosmanpaşa İcra Müdürlükleri yetkili olduğu, öte yandan, taraflar arasında hizmet sözleşmesi akdedilmiş, işbu sözleşmenin 5. maddesinde sözleşmeden doğabilecek tüm anlaşmazlıkların çözümünde İstanbul İcra Dairelerinin yetkili olduğu kararlaştırıldığı, taraflar tacir olup yazılı şekilde yapılan yetki sözleşmesi geçerlidir ve takip hukuku bakımından İstanbul İcra Müdürlükleri de yetkili olduğu, ne var ki, hem genel hem de özel yetki kuralları uyarınca Koceali İcra Müdürlüklerinin yetkili olmadığı, davacının tamamen yetkisiz bir icra müdürlüğünde icra takibinde bulunduğu, somut olayda, Kocaeli İcra Müdürlüklerini yetkili kılan hiçbir yetki kuralı bulunmadığı gerekçesiyle Takibin başlatıldığı icra dairesinin yetkili olmaması nedeniyle usulüne uygun yetkili icra dairesinde başlatılmış bir icra takibi bulunmadığından özel dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nun 114/2. ve HMK 115. madde hükümleri uyarınca davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, Davanın usulden reddine karar verilmesi ve ayrıca yasal koşulların oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının takip tarihindeki TTSG kayıtları incelendiğinde yerleşim yeri adresinin Kocaeli olduğu ve icra takibinin yetkili yerde başlatıldığı izahtan vareste olmasına rağmen son derece hatalı bir kararla itirazın iptali davasında usulden red kararı verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE Dava, hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davaya konu Kocaeli İcra Dairesi'nin .. sayılı dosyası incelendiğinde; takip alacaklısının ... A.Ş., borçlunun ise ... A.Ş. olduğu, 993.304,71 TL cari hesap alacağı ve 1.408,32 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 994.713,03 TL üzerinden 06.06.2024 tarihinde başlatılan icra takibinde "Cari Hesap Alacağı" borcun sebebine dayanıldığı, ödeme emrinin takip borçlusuna 12.06.2024 tarihinde tebliğ edildiği, 13.06.2024 tarihinde yetkiye ve borca itiraz edildiği, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davasının açıldığı tespit edilmiştir.İlk Derece Mahkemesince tefrik edilen itiraz iptali dosyasına konu icra dairesinin yetkisine yapılan itiraz nedeniyle yapılan inceleme neticesinde yetkili icra dairesinde başlatılmış icra takibi bulunmadığından özel dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulması nedeniyle istinafa konu uyuşmazlık yetkili icra dairesinde takip yapılıp yapılmadığı ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.Taraflar arasındaki tarihsiz çerçeve sözleşmesi başlıklı anlaşmanın Uyuşmazlıkların Çözümü başlıklı 5. maddesi:"Taraflar, bu sözleşmeden doğabilecek tüm anlaşmazlıkların çözümünde Türk Hukuku'nun uygulanacağını ve taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça HMK hükümlerine göre; İstanbul Mahkemelerinin ve icra dairelerinin yetkili olduğunu kabul ederler." şeklindedir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.03.2021 tarih ve 2019/(13)3-2501 E., 2021/233 K. sayılı ilamı:"...İlâmsız icradaki yetki, bir ilâmsız icra takibine hangi yerdeki icra dairesi tarafından bakılacağının belirlenmesi demektir. HMK’daki yetki hükümleri (HMK m. 6-18), ilâmsız icradaki yetki hakkında kıyasen uygulanır [2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) m. 50, I]. Buna göre, ilâmsız icrada genel yetkili icra dairesi, borçlunun yerleşim yerindeki (TMK m.19-22) icra dairesidir (HMK m. 6). Bir icra takibinde borçlu sayısı birden fazla ise (borçlu tarafta birden fazla takip arkadaşı varsa), icra takibi bunlardan (borçlulardan) birinin yerleşim yerindeki icra dairesinde yapılabilir (HMK m. 7,1). HMK m. 8-16'daki hâllerde, icra daireleri özel yetkilidir. Bu özel yetkilerden en önemlisi, sözleşmeden doğan para borçları hakkındaki yetkidir; buna göre : a) Sözleşmeden doğan para borçları için, sözleşmenin yerine getirileceği (ifa edileceği) yerdeki icra dairesi de yetkilidir (HMK m. 10). Sözleşmenin yerine getirileceği (ifa) edileceği yer, ilk önce tarafların açık (sarih) veya kapalı (zımnî) arzularına göre belirlenir. Bu arzunun sözleşmeden anlaşılamadığı hâllerde, kanunî ifa yerine başvurulur [818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) m. 73 – 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 89]. İcra takibinin konusu sözleşmeden doğan bir para borcu ise ve sözleşmede de aksine bir şart yoksa, bu para borcu alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ödenir (BK m. 73/1 - TBK m. 89/1). Buna göre, bu para borcunun ifa yeri alacaklının yerleşim yeri olup, alacaklı kendi yerleşim yerinde icra takibi yapabilir. b) Sözleşmeden doğan para alacakları için, sözleşmenin yapıldığı yerdeki icra dairesinde de ilâmsız icra takibi yapılabilir (m. 50, I, c. 2). c) 01.10.2011 tarihine kadar, ihtiyatî hacizden sonraki icra takipleri (m. 264), ihtiyatî haciz kararını vermiş olan mahkemenin bulunduğu yerdeki icra dairesinde de yapılabilmekte idi [İİK m. 258, m. 50, I; 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HUMK) m. 12]. Buna karşılık, 01.10.2011 tarihinden sonra, eğer ihtiyatî haciz kararını veren mahkeme HMK m. 5-18 hükümlerine göre yetkili değil (yetkisiz bir mahkeme) ise, bu (yetkisiz) mahkemenin bulunduğu yerdeki icra dairesi, ihtiyatî hacizden sonra yapılacak icra takipleri için yetkili değildir. Çünkü, eski HUMK m. 12 hükmü, yeni HMK'na alınmamıştır. d) İcra dairesinin yetkisi, kamu düzenine ilişkin değildir. Bu nedenle, alacaklının yetkisiz bir icra dairesinde takip yapması hâlinde, icra dairesi yetkisizliğini kendiliğinden gözetemez; borçlunun, icra dairesinin yetkisiz olduğunu, (şikâyet değil) itiraz yolu (m. 62 vd) ile ileri sürmesi gerekir (Kuru, B. : İcra ve İflas Hukuku 2. Baskı, Ankara 2013, s. 177-179). İcra dairesinin yetkisiz olduğunu ileri sürmek, (şikâyet değil) itiraz yolu ile olur. İcra dairesi kendiliğinden yetkisizlik kararı veremez. Borçlu, yetki itirazını ödeme emrine itiraz süresi içinde icra dairesine bildirir. Yetki itirazı, esas hakkındaki itirazla (m. 62) birlikte yapılmalıdır (m. 50, II). Borçlu, süresi içinde ödeme emrine itiraz ederken, yetki itirazını da birlikte bildirmemişse, artık takibin bundan sonraki safhalarında yetki itirazında bulunamaz; icra dairesinin yetkisini kabul etmiş sayılır. Yani, alacaklı, borçlunun (esasa ilişkin) itirazının kaldırılması için icra mahkemesine başvurursa (m. 68 - 68/a), borçlu, icra mahkemesinde, icra dairesinin yetkisiz olduğunu ileri süremez (m. 63). Bunun gibi, icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiş olan borçlu, (esasa ilişkin) itirazın kaldırılması talebini inceleyen icra mahkemesinin yetkisizliğini de ileri süremez. Çünkü, icra mahkemesinin yetkisi, icra dairesinin yetkisine göre belirlenir; borçlu, icra dairesinin yetkisine itiraz etmemekle, icra dairesinin ve dolayısıyla onun (icra dairesinin) tâbi bulunduğu icra mahkemesinin yetkisini kabul etmiş sayılır. Fakat, icra dairesinin yetkisine itiraz etmemiş olan borçlu, hukuk mahkemesinin de yetkisini kabul etmiş sayılmaz. Yani, bu hâlde, alacaklı, aslında yetkisiz olan icra dairesinin bulunduğu yer hukuk mahkemesinde itirazın iptali davası açamaz; açarsa, borçlu, hukuk mahkemesinin yetkisine (ilk) itiraz edebilir (Kuru, s.180-181).Borçlu, yetki itirazında yetkili icra dairesinin hangisi olduğunu bildirmelidir (İİK m. 50,I; HMK m. 19/2). Birden fazla yetkili icra dairesi varsa, borçlu, yetki itirazında bu (yetkili) icra dairelerinden seçtiği icra dairesini (yalnız birini) yetkili olarak bildirebilir; aksi takdirde yetki itirazı dikkate alınmaz (İİK m. 50,1; HMK m,19/2,c.2). Yani, borçlu yetki itirazında yetkili icra dairesi olarak birden fazla icra dairesini gösterirse, yetkili icra dairesini kesin olarak bildirmemiş olduğundan, böyle bir yetki itirazı geçersizdir (Kuru, s.181)..." şeklindedir.Yargıtay 23. (Kapatılan) Hukuk Dairesinin 01.06.2020 tarih ve 2019/1058 E., 2020/1825 K. sayılı ilamı:"Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 38. maddesi ile uyuşmazlıklarda Ankara mahkemeleri yetkili kılınmıştır. Kaldı ki para alacağı söz konusu olduğundan HMK 10. madde yollamasıyla TBK 89/1. maddesine göre para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir..."şeklindedir. Somut uyuşmazlıkta, otomobil servis ve bakım hizmeti sözleşmesinden kaynaklı cari hesap ekstresi alacağın tahsili amacıyla başlatılan takipte yetkili icra dairesi İİK'nın 50. maddesinin yollamasıyla HMK'ya göre belirlenir. Tacir olan taraflar arasındaki sözleşmede HMK'nın 17. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak geçerli yetki sözleşmesi yapılarak İstanbul İcra Daireleri yetkili kılınmıştır. Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'ndeki 10.02.2023 tari 10767 sayı 262 sayfa da yer alan ilana göre de davalı şirket merkezinin "... Üsküdar/ İSTANBUL" adresinden "... Kartepe/ KOCAELİ" adresine taşındığı tespit edilmiştir. Davalı vekili icra takibindeki yetki itirazında ise yetkili icra dairesini İstanbul Anadolu İcra Dairesi olarak göstermiştir. Bu durumda taraflar arasındaki yetki sözleşmesi ile belirlenen İstanbul İcra Dairelerini davalı/borçlu vekili yetkili icra dairesi olarak göstermediğinden HMK'nın 19/2. maddesi uyarınca geçerli bir yetki itirazında bulunmadığından yetki itirazı dikkate alınamaz. Davalı/borçlu vekilince yetkili olarak gösterilen İstanbul Anadolu İcra Daireleri de icra takip tarihi olan 06.06.2024 itibariyle davalı şirketin muamele merkezi olmayıp HMK'nın 6. maddesi uyarınca da ayrıca yetkili değildir. Davacı/alacaklı tarafça takip tarihi itibariyle davalı/borçlu şirketin muamele merkezindeki yetkili Kocaeli İcra Dairesi'nde takip başlatıldığı gözetildiğinde aksi yöndeki karar usul ve yasaya aykırıdır.Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/97 E. 2025/103 K. sayılı 11/02/2025 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE, 3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvurma harcının Hazineye irat kaydına, 4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/01/2026