T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/138 KARAR NO:2026/376 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:11/12/2025 NUMARASI:2025/820 Esas - 2025/1204 Karar DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ:11/03/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/138 KARAR NO:2026/376 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:11/12/2025 NUMARASI:2025/820 Esas - 2025/1204 Karar DAVANIN KONUSU:Konkordato (Adi Konkordatodan Kaynaklanan (İİK 285 İla 308/h)) KARAR TARİHİ:11/03/2026 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle ; 287. Maddesinde belirtilen 3 ay süre ile geçici mühlet kararı verilmesine, İİK 287/2 gereği geçici komiser tayini kararı verilmesine, davacı şirketin İİK nın 297/2. Maddesinin doğrultusunda, malvarlıklarının korunmasına yönelik tedbirlerin alınmasına karar verilmesini ve İcra İflas Kanununda belirlenen kesin süre içinde yapılacak yargılama sonucu konkordatonun tasdikine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;''....Borçlu tarafından sunulan konkordato ön projesinde yer alan proforma gelir tablosunda; 2025 yılı (6 aylık) dönem için 308.105,05 TL, 2026 yılı için 816.241,38 TL, 2027 yılı için 2.930.376,06 TL, 2028 yılı için 5.560.800,79 TL, 2029 yılı için ise 11.492.871,25 TL net kâr hedeflerine yer verildiği görülmektedir.Ne var ki, 01.01.2025 – 31.10.2025 döneminde fiilen gerçekleşen mali sonuç -4.218.591,96 TL zarar olup, bu gerçekleşme ile projeksiyonlar arasında son derece ciddi ve izah edilemeyen bir sapma bulunmaktadır. Yukarıda yer verilen tabloda da açıkça görüleceği üzere, Net Kâr / Net Satış Oranları, her ne kadar satış hacmi artmış görünse dahi, 2025 yılından itibaren negatif seyretmekte ve işletmenin zarar üretmeye başladığını göstermektedir. Bu durum, davacının yalnızca bu mali göstergesi itibarıyla dahi, ön projenin gerçeklikten ve ikna edicilikten uzak olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.Özellikle 2025 yılı (6 aylık) ve izleyen yıllar için öngörülen net kâr hedeflerinin, mevcut mali yapı, faaliyet sonuçları, piyasa koşulları ve borçlunun geçmiş performansı dikkate alındığında afaki, temelsiz ve ulaşılması mümkün olmayan varsayımlara dayandığı net biçimde anlaşılmaktadır. Bu itibarla, sunulan konkordato ön projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı kanaatine varılmıştır........ konkordato ön projesi ekinde sunulan Proforma Nakit Akış Tablosu ve Konkordato Kaynakları Tablosu incelendiğinde; 6.035.654,07 TL tutarındaki ticari alacağın tahsiline ve ayrıca 9.900.700,00 TL tutarında stokların nakde dönüştürülmesine (ticari mal satışı) dayalı bir finansman öngörüldüğü görülmektedir. Ancak söz konusu ticari alacakların 18.09.2025 tedbir tarihi itibarıyla fiilen mevcut olmaması, projede ciddi ve giderilemeyen bir kaynak açığı bulunduğunu açıkça ortaya koymaktadır........Tüm bu değerlendirmeler ışığında, borçlu şirketin konkordato projesinde sunulan kaynakların fiilen mevcut olmadığı, projenin mali temellerinin çöktüğü, şirketin borca batık durumda bulunduğu, faaliyetlerini sürdürebilecek bir yapısının kalmadığı ve konkordatonun alacaklıların menfaatini koruyacak nitelikte olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenle konkordato projesinin başarıya ulaşmasının mümkün olmadığı belirlenmiştir.İİK'nun 292.madde de, konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması halinde konkordato talebinin reddi ile iflasa tabi borçlunun iflasına karar verileceği düzenlenmiş olup, komiser raporları ve dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgelerden, borçlu yönünden konkordatonun başarıya ulaşmayacağının anlaşılması ve borçlu şirketin borca batık olması nedeniyle İİK'nın 292 nci maddesinde belirtilen koşulların oluşması dikkate alınara iflasının açılmasının alacaklılar açısından daha avantajlı olduğu anlaşıldığından mahkememizce borçluya verilen geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine borçlu şirketin iflasına,İİK m.308/2 hükmü uyarınca, tasfiyenin basit tasfiye usulüne göre yürütülmesine karar verilmemesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur." dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; Mahkemenin hükme esas alınan komiser nihai raporunun hatalı bir biçimde hazırlandığını, komiser raporunun gerçeğe aykırı bilgiler ile hazırlandığını, iflas koşulları oluşmadan iflas kararı verildiğini, iflas kararı en son başvurulması gereken tedbir olması gerekirken salt komiser raporuna dayanılarak iflas kararı verilmesinin ölçülülük ve hakkaniyet kurallarına aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından gerek şirket temsilcisi bizzat dinlemeksizin hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, gerekse en son çare olarak başvurulması gereken iflas kararının yalnızca komiser raporuna dayanılarak tesis edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE:HMK'nun 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Talep, İİK'nın 285. vd. maddeleri uyarınca geçici ve kesin mühlet kararları verilmesi ve konkordato projesinin tasdiki istemine ilişkindir.Konkordato, tacir yahut gerçek veya tüzel kişi bir borçlunun, borçlarını ödeme şekliyle ilgili yaptığı teklifin, kanunda öngörülen çoğunlukla alacaklılar tarafından kabul edilmesi ve yetkili mahkeme tarafından tasdik edilmesi sonucunda, borçlunun tüm adi borçlarını ödeyebileceği koşullar göz önüne alınarak, kararlaştırılan sürede ve/veya miktarda ödemesini mümkün kılan bir hukuki müessesedir.İİK'nın 285/3 fıkrası uyarınca konkordato talebinde iflasa tabi olan borçlu için İİK 154. maddesinin birinci veya ikinci fıkradaki yazılı yerlerdeki asliye ticaret mahkemesi, iflasa tabi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesi yetkilidir. Somut olayda dava görevli ve yetkili mahkemece açılmıştır. HMK'nın 74 maddesi, 114/1.f bendi ve TBK'nın 504/3 bendi uyarınca müvekkili adına dava açıp konkordato teklifinde bulunan vekilin, vekaletnamesinde özel olarak yetkilendirilmiş olması zorunludur. Sunulan vekaletname ile talep eden vekilinin yasal düzenlemelere uygun olarak konkordato yönünden özel olarak yetkilendirildiği anlaşılmıştır.Mahkeme tarafından 17.09.2025 tarihli tensip tutanağı ile davacı hakkında 18/09/2025 tarihinden itibaren üç ay süre ile geçici mühlet verilmiştir.Ön projede; 30.06.2025 tarihi nazara alındığında rayiç değerinin (-)20.518.521,36 TL ve borca batık olduğu, varlıklar toplamının (+)19.490.030,17 TL olarak tespit edildiği, şirketin iflası halinde alacaklıların alacağına kavuşma oranının %24,18 seviyesinde olduğu, şirketin herhangi bir rehinli/ipotekli alacaklısı bulunmadığı, şirketin borcunu ödemek için herhangi bir duran varlığını satmayacağı, konkordato tasdik kararından itibaren 3yıl (36 ay) içinde tüm borçların ödeneceği belirtilmiştir.Geçici Konkordato komiser heyeti raporlarında; Geçici Konkordato komiser heyeti tarafından düzenlenen 04.10.2025 tarihli ön raporda, davacının personel, öğrenci gibi grup servis taşımacılığı işlini üstlendiği, İİK 286. Madde uyarınca belgelerinde eksiklik olmadığı, 30.06.2015 tarihli rayiç değer bilançosuna göre borca batık olduğu belirtilmiştir.26/11/2025 tarihli geçici mühlet nihai raporunu özetle ; Borçlu ....'nun ...vergi kimlik numaralı gelir vergisi mükellefi olup, gerçek kişi tacir sıfatıyla hareket ettiği, konkordato talebine dayanak yapılan 30.06.2025 tarihli gelir tablosunda 235.357,74 TL kar raporladığı, 18.10.2025 geçici mühlet ve 31.10.2025 tarihli mali verilerinde ise - 4.218.591,96 TL zarar raporladığı, hazırlanan 31.10.2025 tarihli rayiç bilançoya göre borçlunun rayiç özvarlıklarının ( -) 29.060.859,53 TL olduğu ve borca batık olduğu, borçlu tarafından konkordatonun başarı ihtimalini ortaya koyan yeni bir proje ve buna dayanak veriler sunulmadığı, zira; salt mali verilerin sunulmasının konkordato bakımından tek başına anlam ifade etmediği, konkordato ön projesinde yer alan proforma gelir tablosunda 2025 (6Aylık ) için 308.105,05 TL, 2026 yılı için 816.241,38 TL, 2027 yılı için 2.930.376,06 TL, 2028 yılı için 5.560.800,79 TL ve 2029 için 11.492.871,25 net kar hedefine yer verildiği, ancak; 01.01.2025 – 31.10.2025 döneminde - 4.218.591,96 TL zarar gerçekleştiği, Net Kar/ Net Satış Oranları yıllara sair satışları artmasına rağmen 2025 yılından itibaren zarar raporlayan davacının sırf bu verisinin bile ön projenin inandırıcılıktan uzak olduğunu gösterdiği, 2025 (6 aylık) yılı ve devamı yıllar için ön gördüğü; yukarıda sıralanan – net kar hedeflerinin afaki olduğunun net bir şekilde anlaşıldığı, dolayısıyla sunulan konkordato ön projesinin başarıya ulaşmasının mümkün gözükmediği, borçlunun ait son 3 yıllık bilanço incelendiğinde 2022 ve 2023 yılları sonunda piyasadan ticari alacağının bulunmadığı, 31.12.2024 döneminde 387.654,07 TL, 30.06.2025 tarihinde 6.035.654,07 TL, olan alacağının 18.09.2025 tedbir tarihinde ise kalmağı, başka bir anlatım ile; tedbir tarihinde borçlunun piyasan herhangi bir alacağının olmadığı, dolayısı ile Ön proje ile sunulan Proforma Nakit Akış Tablosu ve Konkordato kaynakları tablolarında 6.035.654,07 TL tutarındaki ticari alacağının tahsili ile birlikte 9.900.700,00 TL tutarında Stokların Nakde Dönüşmesine (Ticari Mal Satışı) yer verilmiş olup, işbu alacak tutarlarının 18.09.2025 tedbir tarihinde kalmamış olması nedeniyle kaynak açığı olduğu görülmüş olup, konkordato tasdik şartları içerisinde yer alan “teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olması “(İİK md 305/1,b) şartını karşılamadığı, konkordatonun başarıya ulaşmasının mümkün olmasını sağlayacak yeterli kaynağın sağlanamayacağı, geçici mühletten bu yana yaklaşık 69 günlük bir zamanın geçmesine rağmen borçlunun konkordato ön projesinde ön gördüğü şekilde faaliyette bulunduğuna ve kaynak yarattığına dair tespit yapmaya yarayacak (ödeme onayı, ödeme ve tahsilat listesi, satış raporu v.b.) bilgi ve belge ulaştırılmadığı, geçici mühletten sonra doğan işletme gideri borçları konkordatoya tabi olmadığından ve bu borçların olası bir iflas halinde masa borcu olarak telakki edileceğinden, borçlunun geçici mühletten faydalandığı her gün alacaklıların durumunun daha da kötüye gittiği, İcra ve İflas Kanununun 292.maddesinde kesin mühlet içerisinde maddede sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, komiserin yazılı raporu üzerine mahkemenin kesin mühleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve borçlunun iflasına resen karar vereceğinin düzenlendiği, Kanun’un 288.maddesinin ilk fıkrasında yapılan atıf gereğince, 292.maddenin geçici mühlette de uygulanacağı, yukarıda yer verilen tespit ve açıklamaların İİK’nın 292.maddesinin (a) ve (b) bentlerinin kapsamında değerlendirilebileceği, mahkemece iflas koşullarının oluştuğuna kanaat getirilmesi durumunda, İİK m.308, f.2 uyarınca tasfiyenin basit tasfiye usulüne göre yürütülmesine karar verilebileceği belirtilmiştir. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda , davanın reddi ile davacı şirketin iflasına dair karar verilmiş ve davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:İstinaf yoluna başvuran davacının istinaf başvurusunun süresinde olup/ olmadığına ve istinaf hakkı olup /olmadığına ilişkin inceleme;12.03.2024 tarih ve 32487 sayılı Resmi Gazetede, 02.03.2024 kabul tarihli ve 7499 no lu Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 37. maddesi'nde 2004 sayılı Kanunun, 308/a maddesinde birinci fıkrasında yer alan ''on gün ''ibaresinin ''iki hafta '' şeklinde değiştirildiği belirtilmiştir.Anılan düzenleme uyarınca davacının yasal sürede istinaf yasa yoluna başvurup/başvurmadığı konusu incelendiğinde, konkordato tasdik kararının davacı vekiline 17/12/2025 tarihinde tebliğ edildiği ve davacılar vekili tarafından 29/12/2025 tarihinde yani yasal süresinde istinaf yasa yoluna başvurulduğu tespit edilmiştir. Esasa dair inceleme:Konkordato, borçlarını vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlunun, vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak için başvurabileceği kendine özgü bir cebri icra kurumudur. Konkordatoda amaç, elinde olmayan nedenlerle işleri iyi gitmeyen, mali durumu bozulmuş olan ve borçlarını ödeyip faaliyetlerini devam ettirmek isteyen dürüst borçluyu koruyarak mali durumunun iyileşmesini sağlamak ve alacaklıların, borçlunun muhtemel bir iflasına nazaran, daha fazla ölçüde alacaklarına kavuşma olanağı yaratmaktır. Konkordato ile alacaklılar, alacaklarının bir kısmından vazgeçerler ve/veya borçluya, ödeme konusunda belirli bir vade tanırlar. Borçlunun borcun belli bir yüzdesini ödemeyi taahhüt ettiği ve alacaklıların da kalan alacaklarından vazgeçtiği durumda tenzilat konkordatosu söz konusu olur. İçinde bulunduğu mali koşullara göre borçluya borçlarını belirli bir oran ve/veya vadeyle ödeme imkanı verilmesi hem borçlu bakımından ve hem de alacaklılar bakımından olumlu sonuçlar doğurur. Aksi halde bu durumdaki borçlunun iflas etmesi, faaliyetlerinin tümüyle sona ermesine ve alacaklıların alacaklarını büyük oranda tahsil edememelerine neden olacaktır (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 05/10//2023, 2023/3061 E., 2023/3144 K.)Somut davada, davacının borca batık olduğu, başarı ihtimalini ortaya koyacak yeni projenin sunulmadığı, 2025 yılından itibaren zarar raporlayan davacının ön projesinin inandırıcılıktan uzak olduğu, borçların karşılanmasına yetecek malvarlığı bulunmadığı, borçlunun tahsilat ve borçlara ilişkin vadeleri yönünden nakit dengesini yitirdiği, konkordatonun tasdiki halinde adi alacakların tamamının faizsiz olarak sadece ana para ödemesinin yapılmasının planlandığı, teklif edilen tutarın borçlunun kaynakları ile orantılı olmadığı anlaşılmakla konkordato talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığına dair karar vermek gerekmiştir. 6100 sayılı HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.l bendi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davacı tarafından yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin ilk derece mahkemesince davacıdan tahsiline, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nin 361/1. Maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.d maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 308/a maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 11/03/2026