T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1139 Esas KARAR NO : 2025/2233 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2021/217 Esas - 2022/680 Karar TARİHİ: 15/09/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1139 Esas KARAR NO : 2025/2233 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi ESAS NO: 2021/217 Esas - 2022/680 Karar TARİHİ: 15/09/2022 DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 25/12/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul Anadolu 25.İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalı tarafından itiraz edilmesi üzerine durdurulan takibin devamına, %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkil şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını, davacının iddialarının haksız olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 15/09/2022 tarih ve 2021/217 Esas - 2022/680 Karar sayılı kararında;"......Tüm dosya kapsamı, taraf iddia ve savunmaları, alınan bilirkişi raporları ve bütün deliller birlikte değerlendirildiğinde; BAM kaldırma ilamı sonrasında alınan kök ve ek bilirkişi raporu gereğince davacı ve davalının ticari defterlerindeki 2014 yılı açılış bakiyesinde farklılığın bulunduğu, davacının ticari defter ve kayıtları ile BA-BS formlarında uyumsuzluk bulunması sebebiyle açılış bakiyesindeki lehine olan fark yönünden alacağını ispat etmesi gerektiği, dosya kapsamında bu yönde sunulmuş herhangi bir belgenin olmadığı dikkate alındığında davalı ticari defterlerindeki açılış bakiyesi olan 769.550,39.-TL nın taraflar arasındaki 2014 açılış bakiyesi olarak kabul edilmesi gerektiği, 2014 yılında davacı tarafından davalıya toplam 464.397,36.-TL tutarında fatura düzenlediği, iş bu faturalara dayanak olan ürünlerin davalıya teslim edildiğinin BAM kaldırma ilamı öncesinde alınan bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olup, bu hususta taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, her ne kadar davalı ticari defterlerinde 2014 yılı için 9.639,41.-TL tutarında fark bulunmakta ise de, davacı tarafından ürünlerin davalıya teslim edilmesi sebebiyle davacı ticari defterindeki kayıtların esas alınması gerektiği, aksi yöndeki davalı beyanlarının yerinde olmadığı, BAM kaldırma ilamında belirtilen (3 adet fatura) toplam 55.294,86.-TL faturanın iade faturası olmadığı, davalı tarafından satış faturası (e-fatura ) olarak düzenlendiği ve iş bu faturaların elektronik olarak davacıya tebliği edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı tarafından iş bu faturalardan 39.766,25.-TL tutarını iade ettiğini beyan etmiş ise de; dosya kapsamında davacının iddiasını ispata yönelik herhangi bir belge olmaması sebebiyle davacı iddialarının yerinde olmadığı ve mahkememizce davacının bu yöndeki beyanlarına itibar edilmediği, davacının anılan faturalardan sorumlu olması ve alacağından bu miktarın mahsup edilmesi gerektiği anlaşılmış, netice olarak davacının takip tarihi itibariyle 18.195,00.-TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. Davalı tarafından takip tarihinden sonra (05.03.2015) davacıya 8.555,59.-TL asıl alacak için ödeme yaptığı, yapılan ödemenin takip tarihinden sonra dava tarihinden önce olması sebebiyle asıl alacak tutarından düşülmesi gerektiği (benzer yönde bknz; Yargıtay 11. HD. 2020/2729 Esas 2020/5106 Karar sayılı ilamı) davacının bakiye alacak miktarının 9.639,41.-TL olduğu, davacı tarafından takip talebinde faiz oranı belirtilmediğinden yasal faiz talep edebileceği anlaşılmış, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile, 9.639,41-TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi üzerinden takibin devamına, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.İtirazın iptali davalarında davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun itirazında haksız olması ve alacağın likit olması şarttır. (Adem Albayrak, Asliye Hukuk Davaları, Adalet Yayınevi, Ankara 2016 basım, sf; 1287 ) Dosyaya konu alacağın faturaya dayanması sebebiyle alacağın likit ve davalının haksız olduğu anlaşıldığından, hükmedilen asıl alacak miktarı (Yargıtay 9. HD. 12.10.2020 tarih 2016/26775 Esas 2020/11341 Karar sayılı ilamı) üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davanın KISMEN KABULÜNE,-Davalının İstanbul Anadolu 25. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu İTİRAZIN KISMEN İPTALİ ile, 9.639,41-TL asıl alacak ve takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi üzerinden takibin DEVAMINA,-Davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE,2-Hükmedilen asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil şirket tarafından ürün teslimatı yapıldığını ve müvekkil şirketin sözleşmesel yükümlülüğünü gerektiği gibi yerine getirdiğini, bunu kanıtlar nitelikteki belgelerin de dosyaya sunulduğunu, taraflar arasında imzalanan 2014 Yılı Ticari Şartlar Anlaşması uyarınca müvekkil şirketin sözleşme kapsamındaki aydınlatma ürünlerini ve işbu ürünlere ilişkin faturaları davalıya eksiksiz teslim ettiğini, her ne kadar mahkemece alacağın sözleşmeye dayanmadığı yönünde hatalı şekilde hüküm kurulmuşsa da alacağın sözleşmesel ilişki kapsamında teslim edilen ürünlere ilişkin olduğunu,Müvekkil şirketin 63.259,41 TL alacaklı olduğunu gösterir sözleşme, faturalar, sevk irsaliyeleri ile müvekkil şirketin ticari defter ve kayıtlarının dosyaya sunulduğunu, buna rağmen mahkeme kararının dayandığı bilirkişi raporunda 3 adet faturanın iade faturası olmadığı, satış faturası olarak düzenlendiği, işbu faturalardan 39.766,25 TL’nin müvekkil şirket tarafından iade edildiğinin belirtildiğini, fakat faturaların iade edildiğine dair dosyaya belge bulunmadığını, bu nedenle müvekkil şirketin iddiasını ispatlayamadığı şeklinde görüş bildirmesi ve mahkemece de bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmasının son derece hatalı olduğunu, zira müvekkil şirket tarafından kabul edilmeyip iade edilen 3 adet faturanın iade edildiğine dair delillerin dosyaya sunulmuş olduğunu, yerel mahkemece eksik inceleme yapılan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulduğunu, Müvekkil şirket tarafından kayda alınmayıp iade edilen ve davalı tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı gibi işbu tarihe kadar talep konusu dahi edilmeyen söz konusu fatura tutarlarının müvekkil şirket alacağına dahil olduğunu, dolayısıyla yalnızca bu hususun dahi müvekkil şirket alacağının 39.766,25 TL’lik kısmını ispat ettiğini, Yerel mahkemece tarafların ticari defterlerindeki açılış bakiyesi farkının müvekkil şirket tarafından ispatlanamadığı ve bu nedenle davalının açılış bakiyesinin kabul edilmesi gerektiği yönünde bilirkişi raporunda yapılan hatalı tespitlere itibar edilerek hüküm kurulduğunu, taraflarınca itiraz edilen mesnetsiz tespitlere dayanarak hüküm kurulmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, taraflarınca sözleşme kapsamındaki ürünlerin teslim edildiğine ilişkin sevk irsaliyesi ve faturalar da dahil olmak üzere somut deliller dosyaya sunulmuş olmasına karşın davalının aksi yöndeki itirazlarını da aynı şekilde somut delillerle ispat etmesi gerekirken davalı tarafından tek taraflı ve kötü niyetli olarak eksik tutulan, hiçbir resmiyet içermeyen cari hesap dökümü ve kayıtların delil olarak değerlendirilmesi ve davalının soyut, gerekçesiz, genel geçer ve kötü niyetli itirazlarının kabul edilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğini, davalı tarafından faturalara karşı süresi içinde herhangi bir itirazda dahi bulunulmadığını, müvekkil şirket tarafından davalıya sözleşmeye uygun bir şekilde faturalar gönderildiğini, gönderilen faturaların müvekkil şirket kayıtlarına alındığını, fatura muhtevasını oluşturan tüm ürünlerin davalıya sevk irsaliyeleri ile teslim edildiğini, davalı müvekkil şirketin teslim etmiş olduğu ürünler karşılığında faizler hariç olmak üzere müvekkile 63.259,41 TL borçlu olduğunu, bu durumun usulüne uygun tutulmuş müvekkil şirket ticari defterler ve kayıtları ile yerel mahkemece yapılan ilk inceleme neticesinde verilen 29.06.2018 tarihli karar ile de sabit olduğunu, Yerel mahkemece deliller toplanmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, sözleşme, faturalar, sevk irsaliyeleri ile alacaklarını tevsik eden tüm belgeler dosyaya sunulmuş olmakla beraber, alınan bilirkişi raporuna istinaden, müvekkil şirketin sözleşme kapsamında faturalarını gönderdiği, faturaları kayıtlarına aldığı ve sevk irsaliyeleri ile teslim ettiği ürünlere istinaden müvekkil şirketin alacağının tespiti için yeni bir bilirkişiden yeni bir rapor alınmasının talep edildiğini, bu taleplerinin hem 10.01.2022 tarihli hem de 31.05.2022 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde belirtildiğini, ancak mahkemece söz konusu taleplerinin değerlendirmeye dahi alınmadığını, dolayısıyla deliller toplanmaksızın müvekkil şirketin ispat hakkı sınırlandırılmak suretiyle eksik inceleme ile hatalı hüküm kurulduğunu, Faturanın davalıya tebliğ edilip edilmemesinin müvekkil şirketin alacaklı olduğu gerçeğini değiştirmediğini, işbu dava konusu fatura davalıya tebliğ edilmiş olmakla birlikte bir an için faturanın tebliğ edilmemiş olduğunun kabul edilecek olması halinde dahi bu durumun müvekkil şirketin davalıya teslim ettiği ürünlere ilişkin sözleşmeden doğan fatura bedellerine hak kazandığı gerçeğini değiştirmediğini, dolayısıyla faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği tartışmasının işbu davanın sonucuna etkisi bulunmadığını, işbu davada önemli olan hususun müvekkil şirket tarafından sözleşmeden kaynaklanan aydınlatma ürünü teslim yükümlülüğünün yerine getirildiği olduğunu, dolayısıyla yerel mahkeme gerekçesinin hatalı olduğunu, Yerel mahkemenin müvekkil şirket tarafından yasal faiz talep edilebileceği yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinde asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesinin talep edildiğini, bu hususun yerel mahkemece dikkate alınmadığını ve haksız bir şekilde yasal faize hükmedildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DAVALI VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; dosya kapsamında alınan bilirkişi heyet raporu ve ek rapora itiraz dilekçelerinin sunulmuş olduğunu, taraflarınca itiraza uğrayan, eksik ve hatalı inceleme ile tesis edilen bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporlarında itirazları doğrultusunda eksik inceleme ve çelişkilerin giderilmesi amacıyla bilirkişi raporu aldırılması gerekirken itirazları değerlendirilmeden hatalı raporlar dikkate alınarak tesis edilen mahkeme kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda davalı müvekkil şirket kayıtlarına göre davalının davacıya takip tarihi itibariyle 8.555,59 TL borçlu olduğu ve bu miktarın davalı tarafça takip tarihinden sonra davacıya ödendiğinin haklı şekilde tespit edildiğini, takip tarihi itibariyle tespit edilen tutarın dava dayanağı takip dosyasına ödenmiş olması sebebiyle, dava tarihi itibariyle davalı müvekkil şirketin davacıya herhangi bir borcunun ve alacağının olmadığının da defter kayıtları ile sabit olduğunu, dolayısıyla davacının davalı müvekkil şirket nezdinde herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, yerel mahkeme tarafından bilirkişilerce yapılan bu tespit göz ardı edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Hükme esas alınan bilirkişi heyet ve ek raporda bilirkişilerce davacının, davalının davacıya düzenlemiş olduğu faturalardan 39.766,25 TL tutarını iade ettiği iddiasını kanıtlayamadığına dair tespiti neticesinde davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, Bilirkişi heyet raporunda davacı ve davalı ticari defterlerine göre taraf cari hesapları arasındaki farkın raporda yer alan tablodaki gibi olması gerektiğine yer verilmiş ise de bu kapsamda yapılan incelemenin kabulünün mümkün olmadığına dair itirazları değerlendirilmeden eksik inceleme neticesinde oluşturulan rapora istinaden davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararın kaldırılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda incelemede dikkate alınan tabloda bakiye borcun ne şekilde tespit edildiğinin anlaşılamadığını, söz konusu kayıtların arkın sebebini açıklamaktan uzak olduğunu, muhasebe tekniğine aykırı şekilde talep edilen ödemenin dayanağının ne olduğuna dair en ufak bir veri yer almadığını, dolayısıyla denetime elverişli ve kendi içinde çelişki barındırmayan bir rapor aldırılmaksızın tesis edilen yerel mahkeme kararının bu sebeple usul ve yasaya aykırı olduğunu, kaldı ki bilirkişi ek raporunda davacının 2014 yılı ticari defterlerindeki alış kayıtları ile 2014 yılı BA form bildirimlerinin uyumsuz olduğu, davacının 2014 yılı BA formunu yanlış bildirdiğinin tespit edildiğini belirtmiş olduğunu, bu halde davacının ticari defterleri hüküm tesisine elverişli olmadığından müvekkil şirket kayıtlarına göre davanın külliyen reddine karar verilmesi gerektiğini, Davacının müvekkil şirket aleyhine icra takibi başlattığı tarihlerde müvekkil şirket nezdinde 8.555,59 TL tutarında alacağı bulunduğunu, söz konusu tutarın icra dosyasına ödendiği de düşünüldüğünde şayet müvekkil şirketin davacıya daha fazla borcu olsaydı icra dosyasına ödeme yapacağı, bakiye kısma haksız olarak itiraz etmeyeceğinin aşikar olduğunu, bu husus irdelenmeksizin tesis edilen yerel mahkeme kararının kaldırılmasın gerektiğini, davacının o tarihlerde müvekkil şirket nezdinde 8.555,59 TL tutarında alacağı bulunmakta olduğunu ve söz konusu tutarın da tüm faiz ve masraflarıyla birlikte İstanbul Anadolu 25. İcra Müdürlüğünün ... Esas dosyasına ödendiğini, şayet müvekkil şirketin davacıya 8.555,59 TL tutar haricinde borcu olsaydı söz konusu tutarın da icra dosyasına ödemesinin gerçekleşeceğini, ticari hayatının olağan akışı içerisinde başlatılan icra takibinde belli bir borcu kabul ederek icra dosyasına ödedikten sonra bakiyeye haksız olarak itiraz edilmesinin düşünülemeyeceğini, dolayısıyla davacının davalı müvekkil şirket nezdinde herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dairemizin 25/02/2021 tarih ve 2019/736 Esas - 2021/254 Karar sayılı kaldırma kararımızdan sonra yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, açık hesap ticari ilişkiden kaynaklı bakiye alacağın tahsili için yapılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Dairemizin kaldırma kararı uyarınca davalı tarafça verilen beyan dilekçesinde açıkça; davalı şirket tarafından davacıya kesilen 31/12/2014 tarihli 21.815,57 TL tutarındaki “Ciro Primi” açıklamalı faturanın, taraflar arasındaki dosyada mübrez ‘2014 yılı Ticari Şartlar Anlaşması ve tadil protokolü" nün Koşulsuz Primler başlıklı bölümünde koşulsuz %5 olarak belirtilen ciro primine istinaden keşide edildiğini, 31/07/2014 tarihli 15.528,61-TL tutarındaki ve 31/08/2014 tarihli 17.950,68-TL. tutarındaki “Satınalma Hizmet Bedel” açıklamalı faturaların ise taraflar arasındaki dosyada mübrez ‘2014 yılı Ticari Şartlar Anlaşması ve tadil protokolü" nün Aktivite primine istinaden keşide edildiğinin belirtildiği halde mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davalı tarafından düzenlenen bu faturaların dosyada mübrez ‘2014 yılı Ticari Şartlar Anlaşması ve tadil protokolü" ne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediğinin incelenip değerlendirilmediği, bilirkişi raporunda bu faturaların elektronik olarak davacıya tebliğ edildiği, davacının iş bu faturaları iade ettiğini beyan ettiği halde dava dosyasında iade edildiğine dair herhangi bir evrakın bulunmadığından davalı tarafça düzenlenen bu faturaların davacı alacağından düşülmesi gerektiği belirtilmiş ise de, TTK 21/2 gereği 8 gün içerisinde faturanın içeriğine bir itirazda bulunmayan tacirin bu içeriği kabul etmiş sayılacağına karine oluştursa da bu faturalardan kaynaklı alacaklı olduğunu faturaları düzenleyen davalı tarafça ispat edilmesi gerekmektedir. Davalı tarafça düzenlenen bu faturalar davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığından dairemiz kaldırma kararında da açıkça belirtildiği üzere dosyada mübrez taraflar arasında imzalanan ‘2014 yılı Ticari Şartlar Anlaşması ve tadil protokolü" de incelenerek, davalı vekilinin beyanında belirttiği üzere bu faturaların 2014 yılı Ticari Şartlar Anlaşması ve tadil protokolü" ne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği ve sonucuna göre davacı ticari defterlerinde kayıtlı olmayan bu fatura bedellerinin davacı alacağından mahsubunun gerekip gerekmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekirken dairemiz kaldırma kararı uyarınca dosyada mübrez taraflar arasında imzalanan ‘2014 yılı Ticari Şartlar Anlaşması ve tadil protokolü" incelenip değerlendirilmeden eksik incelemeye dayalı alınan bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi yerinde görülmemiştir.Davacı tarafça, davaya konu icra takibinde takip tarihinden itibaren asıl alacağa faiz işletilmesi talebi olduğu halde faiz oranı ve faizin türü konusunda bir açıklama olmadığı, dava dilekçesinde ise açıkça avans faizi talebi olduğunu belirttiği halde mahkemece verilen hükümde yasal faize hükmedildiği halde neden yasal faize hükmedildiğinin hüküm gerekçesinde tartışılıp değerlendirilmemesi yerinde görülmemiştir.Bu durumda mahkemece, davalı şirket tarafından davacıya kesilen 31/12/2014 tarihli 21.815,57 TL tutarındaki “Ciro Primi” açıklamalı faturanın, taraflar arasında imzalanan dosyada mübrez ‘2014 yılı Ticari Şartlar Anlaşması ve tadil protokolü" nün Koşulsuz Primler başlıklı bölümünde koşulsuz %5 olarak belirtilen ciro primine istinaden, 31/07/2014 tarihli 15.528,61-TL tutarındaki ve 31/08/2014 tarihli 17.950,68-TL. tutarındaki “Satınalma Hizmet Bedel” açıklamalı faturaların ise ‘2014 yılı Ticari Şartlar Anlaşması ve tadil protokolü" nün Aktivite primine istinaden düzenlenmesinin yerinde olup olmadığı ve sonucuna göre bu fatura bedellerinin davacı alacağından mahsup edilmesi gerekip gerekmeyeceği yönünde yukarıdaki açıklamalarda gözetilerek ve tarafların bilirkişi raporlarına karşı verdiği beyan dilekçelerindeki itirazlarda değerlendirilerek istinaf denetimine elverişli rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.Sonuç itibariyle, tarafların istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi gereğince kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde işlem yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2022 tarih ve 2021/217 Esas - 2022/680 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminatın talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/12/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.