T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1917 Esas KARAR NO : 2025/1933 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2023/128 Esas-2025/589 Karar TARİH: 14/07/2025 DAVA: İstirdat KARAR TARİHİ: 20/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1917 Esas KARAR NO : 2025/1933 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi NUMARASI : 2023/128 Esas-2025/589 Karar TARİH: 14/07/2025 DAVA: İstirdat KARAR TARİHİ: 20/11/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin 1976 yılında ... Giyim San. ve Tic. A.Ş. ticaret unvanı ile kurulduğunu, Şirket ünvanının Şirket Yönetim Kurulu'nun 04.08.2010 tarih ve 271 sayılı toplantısında ... Yatırım Holding A.Ş., 25.05.2012 tarih ve 337 sayılı toplantısında ise ... Yatırım Holding A.Ş. olarak değiştirildiğini, Şirket Yönetim Kurulu'nun 12.11.2012 tarih ve 350 sayılı toplantısında; ortaklık devralma yoluyla ... ... İplik Tekstil Turizm İnş. San. ve Tic. A.Ş. ile birleşilmesine karar verildiğini, şirket tarafından işletilen Bodrum Otelinin, Bodrum 2. İcra Dairesi tarafından 21.03.2017 tarihinde gerçekleştirilen ihale sonucunda 47.150.975,77 TL bedelle alacaklarına mahsuben ... Varlık Yönetimi A.Ş.'ye satıldığını, 24.07.1997 tarihinden itibaren Borsa’da işlem gören Şirket payları, ...l A.Ş.'nin 30.04.2015 tarihli toplantısında alınan karar ile 05.05.2015 tarihinden itibaren Ana Pazar kaydından çıkarılarak Yakın İzleme Pazarına alınmış olduğunu, Denetleme Raporu tarihi itibarıyla ve halen Yakın İzleme Pazarında işlem görmeye devam ettiğini, şirket imza sirkülerleri üzerinde yapılan incelemede 17.06.2013-08.03.2017 tarihleri arasında ... ... ve ... ...'ın şirket kaşesi altına atacakları münferit imzalarıyla her biri ayrı ayrı olmak üzere şirketi sınırsız bir şekilde idare, temsil ve ilzama yetkili olduğunu, 08.03.2017 tarihinde tescil edilen 19.12.2016 tarihli yönetim kurulu kararı ile ... ...'ın şirketi tek başına temsil yetkisinin kaldırıldığını, Denetleme Raporu tarihi itibarıyla şirketin ... ... tarafından Şirket kaşesi altına atacağı münferit imzayla veya ... ... ve ... ... tarafından Şirket kaşesi altına atılacak müşterek imzayla idare, temsil ve ilzam edildiği tespit edildiğini, şirket nezdinde yürütülen denetim çalışmaları sırasında Şirketin büyük ölçüde ... ... tarafından sevk ve idare edildiği, önemli nitelikteki sözleşme ve diğer belgelerin birçoğunda Şirket kaşesi altında sadece ... ...'ın imzasının yer aldığını, şirket aktifindeki ... Bodrum Oteli'nin 21.03.2017 tarihinde icradan ... Varlık'a satılması sonrasında, Şirket ve Şirket'in hâkim ortağı ... tarafından 27.03.2017 tarihli dilekçe ile ... Varlık aleyhine Bodrum İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde ihalenin feshi için dava açıldığını, mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, Şirket yönetim kurulunun 19.12.2016 tarihli toplantısında, yönetim kurulu başkanı ... ...'ın Şirket aleyhine olumsuz eylemleri nedeniyle münferit imza yetkisinin kaldırılmasına karar verildiğini, 31.12.2013-31.12.2015 döneminde şirketin ortaklık yapısında halka açık kısmın %15,10’dan %25,24’e yükselmesi dışında önemli bir değişiklik olmadığını, 31.12.2015 tarihi itibarıyla Şirket paylarının %67,15’i ...’e, %7,46’sı ...’e ait olduğunu, payların %25,24’ü halka açık olduğunu, 31.12.2015 tarihi itibarıyla Şirket sermayesinde %7,46 ortaklık payına sahip olan ...’in sermayesinin %99,97’si şirkete ait bulunduğundan, ...in şirket sermayesindeki toplam ortaklık payı %72,15 düzeyinde olduğunu, şirketin 2015 yıl sonu itibarıyla 5 adet bağlı ortaklığı bulunduğunu, 2014 yılı içerisinde şirketin iştiraki olan ... 15.07.2015 tarihinde ...'na, ortaklığı olan ... ise 17.03.2015 tarihinde ...Holding A.Ş.'ye satıldığını, 31.12.2015 tarihi itibariyle, Grup'un bağlı ortaklıklarına ait solo mali tablolarına ilişkin varlık toplamları, özkaynak toplamları, düzeltilmiş sermaye ve dönem net kar zararına ilişkin Denetleme Raporunda Şirket 2013-2015 döneminde, turizm sektöründe yürüttüğü faaliyetlerden kar elde etmesine rağmen, tekstil sektöründe yürütülen faaliyetlerinden elde edilen zararın daha yüksek olması nedeniyle 2013, 2014 ve 2015 yıllarında esas faaliyetlerinden zarar etmiş olduğu, aynı dönemde finansman giderlerinin artış kaydetmesi şirketin finansal durumunun daha kötüye gitmesine sebep olduğunu, şirket 2013 yılında 74.704.128 TL, 2014 yılında 22.426.223 TL ve 2015 yılında 65.635.597 TL dönem zararı açıkladığını, şirketin söz konusu dönemler itibarıyla zarar etmesi, Şirket sermayesinin karşılıksız kalmasına ve sermaye kaybına neden olduğunu, sermaye kaybının 2013’de %55, 2014’de %62 ve 2015’de ise %55 oranında gerçekleştiğinin tespit edildiğini, şirketin 2013, 2014 ve 2015 yıllarında net işletme sermayesi açığı verdiğinin tespit edildiğini, net işletme sermayesi, dönen varlıklardan kısa vadeli yükümlülüklerin çıkarılmasıyla hesaplandığını, bu farkın pozitif olması işletmeninin faaliyetlerini devam ettirebileceğini, net işletme sermayesinin negatif olması ise kısa vadede işletmenin faaliyetleri ve yükümlülükleri ile ilgili sorunlar yaşayabileceğine işaret ettiğini, eksi yönde artan net işletme sermayesi işletmenin düşük verimlilik ile faaliyet gösterdiğinin bir göstergesi olduğunu, çok yüksek net işletme sermayesi açığı işletmenin iflas etmesine sebep olabileceğini, şirket bilançoları incelendiğinde kısa vadeli yükümlülüklerin dönen varlıklardan 31.12.2014 tarihi itibariyle 81.109.955 TL, 31.12.2015 tarih itibarıyla 134.278.672 TL yüksek olduğunu, bu husus Grup’un işletme sermayesi açığı vermesine neden olduğunu, şirketin 2013 ve 2014 yıllarındaki finansal tablolarına ilişkin hazırlanan bağımsız denetim raporlarında şartlı görüş verilmesinin, 2015 yılı finansal tablolarına ilişkin hazırlanan bağımsız denetim raporunda görüş vermekten kaçınılmasının en önemli sebeplerinden birisi şirketin finansal borç ve yükümlülüklerini yerine getirmekte yaşadığı zorluklar olduğunu, şirketin 2013, 2014 ve 2015 yılı hesap dönemlerindeki finansal durumu genel olarak değerlendirildiğinde şirketin finansal sıkıntı içerisinde olduğunu, her hesap döneminde zarar edilmesi nedeniyle şirketin sermaye kaybı yaşadığını, net işletme sermayesi açığı verdiğini, finansal borç ve yükümlülüklerini yerine getirmekte zorlandığını, banka ve varlık yönetim şirketlerine ödenemeyen borçlar dolayısıyla şirketin icra takibine uğradığını, şirket yöneticilerinin açıklamalarına göre ihtiyaç duyulan işletme sermayesinin temini için Grup gayrimenkullerinin rayiç değerlerinin altında fiyatlara satıldığını, gerçek ve tüzel kişilerden olan alacaklara ilişkin Şirket ve Şirket bağlı ortaklıklarının muhasebe kayıtları ve konu ile ilgili temin edilen diğer belgeler kapsamında Denetleme Raporu’nun 2.5.1 ila 2.5.10 numaralı bölümlerinde yer verilen incelemeler neticesinde, ... Tekstil, ... Tekstil, ... Tekstil,... Otel, ... Turizm, ... Tekstil, Komak Isı, Begdem Tekstil, ... Kumaşçılık ve ...’dan olan alacakların oluşmasının en önemli sebebinin, karşılığında herhangi bir mal, hizmet satın alınmadan, menfaat temin edilmeden, ilgili şahıslara/şirketlere çek keşide/ciro edilerek ve/veya bankalardan para göndererek finansman sağlanmasından kaynaklandığını, Finansman sağlanan şirketlerden ... Tekstil, ... Tekstil, ... Tekstil, ... Turizm, ... Tekstil, ..Isı, ... Kumaşçılık'ın finansman sağlanan dönemlerde dolaylı olarak ... Holding’in kontrolünde olduğunu, bu şirketlerin yönetim bakımından ... Holding ile ilişkili olduğunu, Finansal kriz içerisinde olunmasına, kredi anapara ve faiz borçlarının dahi ödenememesine, net işletme sermayesi açığı verilmesine, maddi varlık satışları ile finansman yaratılmaya çalışılmasına, alacaklılar tarafından Şirket aleyhine icra takipler yürütülmesine rağmen cari hesapta alacaklı olunan şirketlere, karşılığında herhangi bir menfaat temin edilmeden finansman sağlanmaya ve mal satışı gerçekleştirmeye devam edilmesinin, bu şekilde alacak tutarının artırılmasının, söz konusu alacakların tahsili için yasal takip yollarına başvurulmamasının ticari hayatın olağan akışına, basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olduğunu, şirketlerden olan alacakların tahsil kabiliyetinin zayıf olduğunu, bazı şirketlerin cari hesap bakiyeleri ile mutabık olmadığını, dolayısıyla cari hesapta söz konusu şirketlerden olan alacak tutarı kadar Şirketin zarara uğratıldığı sonucuna ulaşıldığını, ... Holding tarafından bahse konu şirketlere/şahıslara karşılıksız olarak finansman sağlanması ve bu şekilde alacak tutarının artırılması, Şirketin finansal olarak zor durumda olduğu dikkate alındığında piyasa teamüllerine, ticari hayatın olağan akışına, basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olduğunu, Şirketin sermaye kaybı yaşadığı, net işletme sermayesi açığı verdiğini, finansal borç ve yükümlülüklerini dahi yerine getirmekte zorlandığını, banka ve varlık yönetim şirketlerine ödenemeyen borçlar dolayısıyla icra takibine uğradığını, ihtiyaç duyulan işletme sermayesinin temini için Grup gayrimenkullerinin rayiç değerlerinin altında fiyatlara satıldığı dikkate alındığında, bu şartlar altında, Şirketçe karşılığında herhangi bir menfaat elde etmeden, kar amacı gütmeden üçüncü kişilere/şirketlere finansman sağlanmaya devam edilmesi ticari hayatın olağan akışına, piyasa teamüllerine, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırılık taşıdığını, ... Tekstil'in 2013 yılı ve sonrasında ... Holding'in bağlı ortaklığı ... ... Dokuma, Boya, İplik Sanayi ve Tic. A.Ş. ile gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin, ... Dokumanın 12010A085 ve 12010A002 muhasebe kodlu hesaplarda muhasebeleştirildiği, ... Tekstil'den 31.07.2013 tarihinde 4.674.215,76 TL olan alacakların, 31.12.2015 tarihinde 19.037.943,69 TL'ye yükseldiği, ... Tekstil'in ... ...'ın yönetim kurulu üyeliğini bıraktığı 28.08.2015 tarihine kadar yönetim bakımından dolaylı olarak ... Holding ile ilişkili olduğunu, Şirketin bağlı ortaklığı olan ... Dokuma'nın ... Tekstil ile gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin, ... Dokumanın 12014V001 ve 120010V030 no'lu muavin hesaplarda takip edildiği, ... Tekstil'den 31.07.2013 tarihinde 15.534.345,49 TL olan alacakların, 31.12.2015 tarihinde 24.823.461,52 TL'ye yükseldiğini, ... Tekstil'in bankaya karşı doğmuş ve doğabilecek borçlarının 1.250.000 TL'sine kadar olan kısmının teminatını teşkil etmek üzere, 1. dereceden ipotek tesis edilmesine karar verilmesi nedenleriyle ... Tekstil'in yönetim bakımından ... Holding ile ilişkili olduğunu, ... Tekstil ile ... Dokuma arasındaki işlemlerin Verilen Sipariş Avansları Hesabı altındaki 159010001 no'lu ve Ticari Alacaklar Hesabı altındaki 120100048 no'lu hesaplarda takip edildiği, 31.12.2013 tarihi itibarıyla 5.821,76 TL olan ... Tekstil'den olan alacakların 31.12.2015 tarihinde 11.957.818,19 TL'ye yükseldiği, ... ...'ın yönetim kurulu üyeliğini bıraktığı 28.08.2015 tarihine kadar ... Tekstil'in yönetim bakımından dolaylı olarak ... Holding ile ilişkili olduğunu, ... Turizm'in Şirket'in bağlı ortaklığı olan ... Dokuma ile gerçekleştirdiği iş ve işlemlerin, ... Dokumanın 15910K100 muhasebe kodlu Verilen Sipariş Avansları Hesabında muhasebeleştirildiğini, 31.12.2015 tarihi itibarıyla 15910K100 no'lu hesabın borç bakiyesinin 5.077.550 TL olduğunu, ... Turizm'in ... ...'ın şirket yönetim kurulu üyeliğini bıraktığı 28.08.2015 tarihine kadar yönetim bakımından dolaylı olarak ... Holding ile ilişkili olduğunu, ... Tekstil'in, ... Turizm'in de sahibi olan ...'ın eşi olan ... tarafından 15.04.2015 tarihinde kurulduğunu, ... Tekstil ile ... Dokuma arasındaki işlemlerin ... Dokumanın 15901A001 no'lu hesapta takip edildiğini, hesabın 31.12.2015 tarihinde 1.275.000 TL, 30.09.2016 tarihinde 490.100 TL borç bakiye verdiğini, ... ...'ın şirket yönetim kurulu üyeliğini bıraktığı 28.08.2015 tarihine kadar ... Tekstil'in yönetim bakımından dolaylı olarak ... Holding ile ilişkili olduğunu, ... Kumaşçılık'ın ... isimli şahıs tarafından 27.10.2014 tarihinde kurulduğunu, ... kardeşi olduğunu, ... Tekstil'in dolaylı olarak ... Holding tarafından kontrol edilen ... Kumaşçılık'ın da yönetim bakımından dolaylı olarak ... Holding ile ilişkili olduğunu, ... Kumaşçılık ile gerçekleştirilen işlemlerin niteliğinin de söz konusu şirketin yönetim bakımından dolaylı olarak ... Holding ile ilişkili olduğunu, ... Kumaşçılık'ın Şirket'in bağlı ortaklığı olan ... Dokuma ile gerçekleştirdiği işlemlerin, ... Dokuma nezdinde Verilen Sipariş Avansları altında 15901K002 no'lu hesapta muhasebeleştirildiği, 31.12.2015 tarihi itibarıyla, 15901K002 no'lu hesabın borç bakiyesinin 1.440.500 TL olduğunu, ... Tekstil, ... Tekstil, ... Tekstil, ... Turizm, ... Tekstil ve ... Kumaşçılık’tan olan alacakların oluşmasının en önemli sebebinin, karşılığında herhangi bir mal, hizmet satın alınmadan, menfaat temin edilmeden, ilgili şirketlere çek keşide ciro edilerek veya bankalardan para göndererek finansman sağlanmasından kaynaklandığını, şirketlerin finansman sağlanan dönemlerde dolaylı olarak ... Holding’in kontrolünde olduğunu, bu sebeple yönetim bakımından dolaylı olarak ... Holding ile ilişkili olduğunu, karşılıksız kaynak aktarımı yapıldığını gizlemek için şirketlerle birbirine benzer noter huzurunda düzenlenmemiş adi sözleşmelerin akdedildiğini, tarafların şirketle gerçekleştirdiği geçmiş tarihli işlemlerde üzerlerine düşen edimleri yerine getiremediğini, sözleşmelerde belirtilen projelerin başarıyla tamamlanması ihtimalinin çok düşük olmasına rağmen ... Holding tarafından bu şirketlere kaynak aktarımı yapılmaya devam edildiğini, aktarılan tutarların nerelerde kullanıldığına, projelerin tamamlanıp tamamlanamayacağı hususuna ilişkin basiretli bir tacirden beklenen takip işlemlerinin Şirket yönetimi tarafından yerine getirilmediğini, şirketin ticari yaşamına devam edebilmek için acil nakit girişine ihtiyaç duymasına, finansal kriz içerisinde olunmasına, kredi anapara ve faiz borçlarının ödenememesine, net işletme sermayesi açığı verilmesine, maddi varlık satışları ile finansman yaratılmaya çalışılmasına, alacaklılar tarafından Şirket aleyhine icra takipler yürütülmesine rağmen cari hesapta alacaklı olunan şirketlere, karşılığında herhangi bir menfaat temin edilmeden finansman sağlanmaya ve mal satışı gerçekleştirmeye devam edilmesinin, bu şekilde alacak tutarının artırılmasının, söz konusu alacakların tahsili için yasal takip yollarına başvurulmamasının ticari hayatın olağan akışına ve teamüllerine, basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olduğunu, şirketlerden olan alacakların tahsil kabiliyetinin zayıf olduğunu, bazı şirketlerin cari hesap bakiyeleri ile mutabık olmadığını, dolayısıyla cari hesapta anılan şirketlerden olan alacak tutarları kadar şirketin zarara uğratıldığını, şirket yönetiminin ticari hayatın olağan akışına aykırı söz konusu uygulamalarının bir sonucu olarak şirketin uğradığı zararın toplam 62.827.373,40 TL olduğu sonucuna ulaşıldığını, davalılar ... ... ve ... ... hakkında açılan davada, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30.11.2022 tarih ve E.2020/59, K.2022/770 sayılı kararı ile “... Holding AŞ'nin 31/12/2013 tarihinde ... Tekstil, ... Tekstil'den olan alacakları genel toplamının 46.783.969TL, 31/12/2014 tarihinde ... Tekstil, ... Tekstil, ... Tekstil, ... Otel, ...Isı, ...u'dan olan alacakları genel toplamının 51.550.4366TL, 31/12/2015 tarihinde ... Tekstil, ... Tekstil, ... Tekstil, ... Turizm, ... Tekstil, ... Kumaşçılık,...l, ...Tekstil, ...'dan olan alacakları genel toplamının 100.270.157,00TL olduğu, ... Tekstil, ... Tekstil, ... Tekstil, ... Otel, ... Turizm, ... Tekstil, Komak Isı, ... Tekstil, ... Kumaşçılık ve ...'dan olan alacakların oluşmasının en önemli sebebinin, karşılığında herhangi bir mal, hizmet satın alınmadan, menfaat temin edilmeden, ilgili şahıslara/şirketlere çek keşide/ciro edilerek ve/veya bankalardan para göndererek finansman sağlanmasından kaynaklandığı, finansman sağlanan şirketlerin finansman sağlanan dönemlerde dolaylı olarak ... Holding'in kontrolünde olduğu, bu şirketlerin yönetim bakımından da dolaylı olarak ... Holding ile ilişkili oldukları, karşılıksız kaynak aktarımı yapıldığı gizlemek için şirketlere noter huzurunda düzenlenmemiş birbirine benzer adi sözleşmelerin akdedildiği, sözleşme akdedilen tarafların şirketle gerçekleştirdiği geçmiş tarihli işlemlerde üzerlerine düşen edimlerine yerine getirmediği dikkate alındığında, sözleşmelerde belirtilen projelerin başarıyla tamamlanması ihtimalinin çok düşük olmasına rağmen ... Holding tarafından bu şirketlere kaynak aktarılmaya devam edildiği, aktarılan tutarların nerelerde kullanıldığı ve projelerin tamamlanıp tamamlanmayacağı hususuna ilişkin basiretli bir tacirden beklenen takip işlemlerinin şirket yönetimi tarafından yerine getirilmediği, bazı şirketlerin cari hesap bakiyeleri ile mutabık olmadığı, dolayısıyla cari hesapta söz konusu şirketlerden olan alacak tutarı kadar şirketi zarara uğrattıkları, ... Holding AŞ ve bağlı ortaklıklarının varlıkları, şirketin diğer yönetim kurul üyesi olan ... ... ile ilişkili dış şirketlere herhangi bir mal ve hizmet alınmadan değişik yöntemler ile aktarıldığı, aktarımların içeriğinde tutar yazılmayan, noter onayından geçirilmemiş sözleşme ve ön protokol düzenlenerek yapıldığı, dışarıya aktarılan bu tutarların şirkete ne tutar ne mal ne de hizmet olarak geri döndüğü, 31/12/2015 tarihi itibariyle faiz hariç 62.827.373TL olan zararın mevcut olduğu, adı geçen işlemlerin şirketin yönetim kurulu başkanı ... ... ve şirkette 09/05/2013-28/08/2015 tarihleri arasında yönetim kurulu başkan yardımcılığı yapmış olan ... ... döneminde meydana geldiği ve davalıların zarara sebep olduklarından müteselsilen sorumlu olmaları gerektiği kanaatine varıldığını, SPK.'nun 94.1 maddesine göre, örtülü kazanç aktarımının tespiti ve iadenin talep edilmesi için kazancı aktarılan tarafa gerekli sürenin verilmesinin yanı sıra Kurulun, mal varlığında veya karında azalma meydana gelen ortaklıklardan denetim sonuçlarının pay sahiplerine duyurulmasını isteyebilecek ve tayin edilen süre içinde aktarılan kaynağın iadesi gerçekleşmezse yine belirlediği tutarın iadesi için dava açabileceğini, işlemler ilişkili taraf işlemi olduğu halde iade için hukuki takibe girişilme ihtiyacı duyulması, bu takiplerin başlatılma tarihleri göz önünde bulundurulduğunda aradan geçen uzun süreye rağmen iadenin gerçekleşmiş olduğuna ilişkin dosyaya belge sunulmadığını, SPK'nun 21/4. maddesine göre kazanç gerçekleşmiş olduğuna ilişkin dosyaya belge sunulmadığını, SPK'nun 21/4. maddesine göre kazanç aktarılan taraflardan aktarılan tutarın iadesini isteyebileceğini, 92/1 maddesi uyarınca ise ilgililerden ayrılıkların giderilmesi için tedbir alınmasının ve ön görülen işlemlerin yapılmasının isteneceği düzenlendiğini, mal varlığının azalmasına yol açan işlemlerin tarafları olduğunu, ... Holding A.Ş. ile ilişkili taraflar arasında gerçekleşen işlemler bakımından ... Holding'in zarara uğratıldığını, SPK madde 21. koşulların sağlandığını, davacının davasının kabulü ile 100.000TL'nin tahsilde tekerrür olmamak şartıyla davalılardan müteselsilen tahsili ile dava dışı ... Holding A.Ş.'ne ödenmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis olunmuştur. gerekçesiyle, davanın kabulü ile, 100.000,00 TL'nin tahsilde mükerrer olmamak şartıyla davalılardan müteselsilen tahsili ile dava dışı ... Holding'e ödenmesine karar verildiğini, karara karşı davalılar tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, istinaf incelemesinin devam ettiğini, mahkeme kararı ile iadesine karar verilen 100.000 TL’lik tutar dışında, saklı tutulan haklar için huzurdaki işbu ek davanın açıldığını, dava konusu olayda, ... Holding tarafından ... Tekstil, ... Tekstil, ... Tekstil, ... Turizm, ... Tekstil ve ... Kumaşçılık’tan olan mevcut alacaklarının tahsil edilememesine rağmen, ilgili şirketlere karşılığında hiçbir menfaat temin edilmeksizin finansman sağlanmaya devam edilmesi ve bu şirketlerden olan alacakların tahsil ve takibine yönelik gerekli hukuki işlemlerin yapılmaması SPK’nun 21. ve 110. maddelerinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı kapsamına girdiğini, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30.11.2022 tarih ve E.2020/59, K.2022/770 sayılı kararında da ayrıntılı olarak ifade edildiğini, kurulun dava açma yetkisi kanun ile tanındığını, Kurul Karar Organının 08.09.2017 tarih ve 33/1115 sayılı kararı ile malvarlığının azaltıldığı sonucuna ulaşılan ... Holdinge verilen süre içinde faiz hariç 62.827.373,40 TL tutarındaki iadenin yapılmaması halinde SPK’nun 94. maddesi uyarınca 62.827.373,40 TL’nin yasal faiziyle beraber ... Holding’e iadesine yönelik dava açılmasına karar verildiğini, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi Kararı işbu davada kesin hüküm teşkil ettiğini, kurulun her türlü harç ve teminattan muaf olduğunu, sonuç olarak, davalılar ... ... ve ... ... tarafından, halka açık ... Yatırım Holding A.Ş.’nin ilişkili olduğu ... Tekstil Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Tekstil Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Tekstil İplik İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Turizm İletişim Gıda İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Kumaşçılık Tekstil ve İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Tekstil Turizm İnş, San. ve Tic. Ltd. Şti.'den olan mevcut alacaklarının tahsil edilememesine rağmen, ilgili şirketlere karşılığında hiçbir menfaat temin edilmeksizin finansman sağlanmaya devam edilmesini, bu şirketlerden olan alacakların tahsil ve takibine yönelik gerekli hukuki işlemlerin yapılmaması sonucunda, toplam 62.827.373,40 TL zarara uğratılması nedeniyle, hukuka aykırı olarak aktarılan 62.827.373,40 TL ile kanuni faizinin, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30.11.2022 tarih ve E. 2020/59, K. 2022/770 sayılı kararı ile saklı tutulmuş olan 62.727.373,40 TL’sinin kanuni faiziyle birlikte mal varlığı azaltılan ... Holding’e iadesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretininde davalı tarafına yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın örtülü kazanç aktarımı yapıldığı iddiasıyla 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu madde 21/4. uyarınca huzurdaki davanın açıldığını, davacının tamamen aynı maddi vakıaya dayalı olarak SPK madde 110. uyarınca müvekkili hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/165775 soruşturma sayılı dosyası ile müvekkili hakkında şikayette bulunulmasından dolayı İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/941 esas sayılı dosyasında ceza yargılaması devam ettiğini ve müvekkili hakkında beraat kararı verilmesi halinde müvekkilinin örtülü kazanç aktarımı yapmadığı ve böyle bir fiili işlemediğinin net olarak açığa çıkacağını, Yerel Mahkemeden İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/941 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, SPK.'nın 21/4. Maddesi uyarınca işbu davanın yöneltilebileceğini, kişilerin kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar olduğunu, davacının kazanç aktarımı iddiasını kabul etmemekle birlikte bu kabul edilse dahi müvekkili kendisine kazanç aktarımı yapılan tarafta da olmadığını, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davacı tarafın huzurdaki davada kesin hüküm teşkil ettiğini iddia edilen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/59 esas sayılı kararın kesinleşmediğini ve kararın istinaf incelemesinde olduğunu, 31.12.2015 tarihi itibariyle, ... Teks. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den olan 19.037.943,69 TL, ... Tekstil Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti’den olan 24.823.461,52 TL, ... Tekstil İplik İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den olan 11.957.818,19 TL, ... Turizm İletişim Gıda İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den olan 5.077.550 TL, ... Kumaşçılık Teks. ve İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’den olan 1.440.500 TL, 28.0.2016 tarihi itibariyle ... Tekstil Turz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den olan 490.100 TL olmak üzere toplamda 62.827.373,40 TL alacağın tahsili için gerekli hukuki takip ve önlemlerin alınmasına ilişkin karardan itibaren 3 ay içerisinde harekete geçilmesi için uyarı yapıldığını, ... tarafından kurul kararı doğrultusunda alacağı olduğunu, tüm borçlularından bu alacakları tahsil etmek amacıyla işlemlere başladığını, .... ... Dokuma Boya İplik San. ve Tic. A.Ş. tarafından ..., ..., ..., ..., ... ve ... aleyhine davalar ikame edildiğini, müvekkili aleyhine ileri sürülen örtülü kazanç aktarımı yoluyla şirket malvarlığının azaltılması yönündeki iddialar gerçek olmadığını, müvekkili tarafından üçüncü kişilere karşı başlatılan hukuki girişimler de bu durumu kanıtladığını, kazanç aktarma saiki ile hareket etmeyen müvekkilinin gerçek amacı, ticari usuller çerçevesinde şirketin sektörel alanlarını genişletmek ve yaşanan ekonomik daralmanın önüne geçmek olduğunu, ancak müvekkili üzerine düşen tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davacı tarafından bu hususların dava dilekçesinde belirtilmediğini, somut olayda müvekkili ... ...’ın kusuru veya örtülü kazanç aktarımı saiki bulunmadığını, müvekkili gelişen ticari sürece uygun ticari kararlar almış olduğunu, müvekkilinin malvarlığında bu dönemde herhangi bir artış olmadığını, sonuç olarak, öncelikle dosyadaki maddi vakıayla aynı sebeple açılan ve yargılaması süren İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/941 esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılmasını, davacının iddialarının aksine İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/59 esas, 2022/770 karar sayılı kararın istinaf incelemesinde olduğunu, bu nedenle dosyanın kesinleşmediğinden davacının dava dilekçesinin dayanağı olan denetleme raporunun kabulünün mümkün olmadığını, müvekkili ... ... aleyhine ileri sürülen iddiaların tümüyle haksız ve hatalı olduğunu savunarak davanın reddi ile yargılama masrafları ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesini istemiştir. Davalı ... ...'da dava dilekçesi ve tensip zaptı ekli davetiye usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen cevap dilekçesi sunulmamıştır. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/07/2025 tarih, 2023/128 esas ve 2025/589 karar sayılı kararında;"Dava, davalılar tarafından ... Holding'in ilişkili olduğu dava dışı şirketlerden olan alacakların tahsil edilememesine rağmen ilgili şirketlerden olan alacakların tahsiline ve takibine yönelik gerekli işlemlerin yapılmayarak örtülü kazanç aktarımına sebep olunduğu iddiasına dayalı olarak İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/59 esas, 2022/770 karar sayılı dosyasında saklı tutulan 62.727.373,40 TL'nin ... Holding'e iadesine ilişkin olarak açılan istirdat davasıdır.Mahkememizce, taraflarca sunulan ve hasredilen deliller toplanarak hep birlikte incelenmiştir.Örtülü kazanç aktarımı yasağı 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu 21. maddesinde düzenlenmiş olup, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun Örtülü kazanç aktarımı yasağı başlıklı 21. maddesi; "(1) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının; yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmaları yasaktır.(2) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının, esas sözleşmeleri veya iç tüzükleri çerçevesinde basiretli ve dürüst bir tacir olarak veya piyasa teamülleri uyarınca kârlarını ya da malvarlıklarını korumak veya artırmak için yapmaları beklenen faaliyetleri yapmamaları yoluyla ilişkili oldukları gerçek veya tüzel kişilerin kârlarının ya da malvarlıklarının artmasını sağlamaları da örtülü kazanç aktarımı sayılır.(3) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları, ilişkili taraf işlemlerinin emsallerine, piyasa teamüllerine, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine uygun şartlarda gerçekleştirilmiş olduğunu belgelemek ve bu durumu tevsik edici bilgi ve belgeleri en az sekiz yıl süre ile saklamak zorundadırlar. Birinci fıkrada belirtilen ilkelere aykırılığın tespitinde izlenmesi gereken usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.(4) Kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep eder. Kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorundadır. Örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili 94 üncü ve 110 uncu maddeler ile ilgili mevzuatta öngörülen hukuki, cezai ve idari yaptırımlar saklıdır." hükmünü içermektedir. Söz konusu madde kapsamında SPK'ya verilen iade talebi yetkisiyle bir tür düzeltme/denkleştirme işleminin yapılması amaçlanmakta, zarara uğrayan tarafların zararlarının telafisi için idari bir önlem öngörülmektedir.Aynı kanunun İhraççıların hukuka aykırı işlemleri ile sermayeyi veya mal varlığını azaltıcı işlemlerinde uygulanacak tedbirler başlıklı 92. maddesi; "(1) Bu Kanuna tabi ihraççıların, kanuna, sermaye piyasası mevzuatına, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine veya işletme maksat ve mevzuuna aykırı görülen durum ve işlemleri sebebiyle sermayenin veya mal varlığının azalmasına veya kaybına yol açtığının Kurulca tespit edilmesi hâlinde, Kurul;a) 6102 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir almasını ve öngörülen işlemleri yapmasını istemeye ve gerektiğinde durumu ilgili mercilere intikal ettirmeye,b) Bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya,c) Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerini kaldırmaya, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgilileri görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerini atamaya, yetkilidir.(2) Halka açık bankalar hakkında bu maddeye göre işlem tesis edilmeden önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görüşü alınır.(3) (Ek: 2/1/2017-KHK-684/6 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7074/6 md.) Bu madde kapsamında Kurul tarafından açılan dava ve takipler ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde Kurul her türlü harç ve teminattan muaftır." şeklinde düzenlenmiştir.Aynı kanunun Örtülü kazanç aktarımında uygulanacak tedbirler başlıklı 94. maddesi de; "(1) Kurul, 21 inci maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkilidir.(2) (Değişik: 2/1/2017-KHK-684/7 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7074/7 md.) 92 nci maddenin birinci ve üçüncü fıkraları bu madde bakımından da uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir. Mahkememiz dosyası ile benzer mahiyette bulunan dosyada verilen kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 2025/86 esas, 2025/670 karar sayılı 28/04/2025 tarihli kararında "6362 sayılı kanunun 21/4 maddesinde, örtülü olarak aktarılan tutarın iade edilmesi için gereken sürenin SPK tarafından belirleneceği ifade edilmiş, ancak iadenin gerçekleşmemesi hâlinde Kurul’un açacağı davanın süresinden bahsedilmemiştir. Aynı kanunun 94/1 maddesinde de Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yine Kurul’un yetkili olduğu belirtilmiş, ancak iade davası açma süresine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda kanunun 94/2 maddesinde yapılan atıf nedeniyle, süre bakımından 92/1-b maddesi hükmünün uygulanması gerekir. Söz konusu hükümde ise Kurul’un, bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir. Buna göre örtülü kazanç aktarımına konu tutarın ilgili şirkete iadesi için davacı kurum tarafından açılacak dava, durumun Kurul'un yetkili karar organınca tespiti tarihinden itibaren 3 aylık süreye tabi olup, hak düşürücü süre niteliğindeki bu sürenin mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda Kurul'un yetkili karar organınca alınan karar tarihi 08.09.2017 olup, şirkete zararın tahsili için yazılan 20.09.2017 tarihli yazıda verilen şirkete verilen 3 aylık süre sonrasında işlemeye başlayan 3 aylık hak düşürücü süre, işbu dava tarihi olan 05.06.2023 itibariyle dolmuştur. Bu nedenle mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde olup, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir." gerekçesi ile iade davası için 6362 sayılı kanunun 92/1-b maddesi hükmünün uygulanması gerektiği, bu durumda hukuka aykırılığın kurulca tespit tarihinden itibaren 3 aylık süreye tabi olduğu ve sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu hükme bağlanmıştır.Yukarıda özetlenen istinaf ilamı ve söz konusu yasal düzenlemeler dikkate alındığında SPK'nın, 6362 Sayılı Kanunun 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlal edildiğini tespit etmesi halinde gerekli tedbirleri almaya ve kurulca belirlenecek tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili olduğu açıktır. 6362 Sayılı Kanun, açılacak iade davası için ise 6098 Sayılı TBK ve 6102 Sayılı TTK hükümlerinden ayrı olarak düzenlemeler getirmiş ve Kanunun 94/2. fıkrası ile, iade davaları için aynı Kanun'un 92. maddesi birinci ve üçüncü fıkralarına atıf yaparak, iade davasının 6362 Sayılı Kanunun 92/1-b maddesinde düzenlenen süre içinde açılacağını belirtmiştir. Buna göre, 6362 Sayılı Kanunun 92. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca SPK, işlemlerin hukuka aykırılığını tespit ettiği tarihi izleyen 3 ay içinde, her halde işlemin veya durumun meydana geldiği tarihten itibaren 3 yıl içinde iade davası açmaya yetkili bulunmaktadır. 6362 Sayılı Kanunun 94/2. maddesi yollamasıyla 92/1-b maddesinde, SPK'nın iade davası açma süresi düzenlenmişse de, söz konusu maddede düzenlenen sürenin zamanaşımı süresi mi, yoksa hak düşürücü süre mi olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, söz konusu madde ile öngörülen dava açma süresinin zamanaşımı süresi mi, yoksa hak düşürücü süre mi olduğu hususu, yasal mevzuatlarımızdaki düzenlemelere göre değerlendirilecektir. 6098 Sayılı TBK'nun "Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri"ne ilişkin tazminat istemindeki süreye ilişkin 72. maddesinde, öngörülen sürenin bir "zamanaşımı" süresi olduğu açıkça belirtilmiş bulunmaktadır. Aynı Kanunun "Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri"ne ilişkin istem hakkındaki süreye ilişkin 82. Maddesinde, öngörülen sürenin bir "zamanaşımı" süresi olduğu açıkça belirtilmiştir. Yine aynı Kanunun "Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı" başlıklı 131 ve devamı maddeleri sonunda 146 ve 147. maddelerinde, çeşitli alacak çeşitleri için talep etme süreleri öngörülmüş ve sürelerin birer "zamanaşımı" süresi olduğu açıkça belirtilmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 56. maddesi gereğince haksız rekabete ilişkin olarak açılacak davalar için süreleri düzenleyen 60. maddesi, bu maddede düzenlenen sürelerin "zamanaşımı" süresi olduğunu açıkça belirtmiştir. Yine TTK'nun 264. maddesi, 285. maddesi, 396. maddesi, 560. maddesi bu maddeler ile öngörülen sürelerin birer zamanaşımı süresi olduğunu açıkça belirtmiştir. Aynı şekilde 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109 maddesinde, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler bakımından süreler öngörülmüş, bu sürelerin zamanaşımı süresi olduğu açıkça belirtilmiştir. Buna karşılık 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu 67/1. maddesinde, 6102 Sayılı TTK'nun 34, 437/5, 438, 445, 640/2 maddelerinde, bu maddeler gereğince açılacak davalar için sürelere ilişkin düzenlemeler getirilmiş, ancak bu sürelerin hak düşürücü süre mi, zamanaşımı süresi mi olduğuna ilişkin bir açıklama yapılmamasına rağmen, gerek Yargıtay uygulamalarında, gerekse doktrinde, bu maddelerdeki sürelerin birer hak düşürücü süre oldukları kabul edilerek, buna göre değerlendirme yapılmaktadır. Görüldüğü üzere, kanun koyucu, bir hak talebi için öngörülen sürenin bir zamanaşımı süresi olduğunu kabul ettiğinde, ilgili maddede bu sürenin bir zamanaşımı süresi olduğunu açıkça belirtmektedir. Ancak hak düşürücü süre söz konusu olduğunda, böyle bir belirtmede bulunmamaktadır. Bu bakımdan gerek SPK'nın yapısı ve işleyişi, görev ve yetkileri, gerek 6362 Sayılı Kanun 92 ve 94. maddesindeki düzenlemelerin içeriği gerekse, kanun koyucu tarafından, bir hak talebi için öngörülen sürenin zamanaşımı süresi olması halinde, bu sürenin zamanaşımı süresi oluğuna ilişkin açık belirtmede bulunması dikkate alındığına, örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali halinde açılacak iade davası için 6362 Sayılı Kanunun 94/2. maddesi yoluyla uygulanacak 92/1-b maddesinde öngörülen sürenin bir hak düşürücü süre olduğu Mahkememizce değerlendirilmiştir. 6362 Sayılı Kanunun 92/1-b maddesi uyarınca, süre, bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren başlayacaktır. Dosya kapsamı dikkate alındığında, SPK yetkilileri tarafından düzenlenen denetleme raporu sonrasında, SPK Kurul Karar Organı tarafından, 08/09/2017 tarih ve 33/1115 sayılı toplantıda, örtülü kazanç aktarımı yapıldığının tespitine karar verildiği ve ilgililer hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunma kararı alındığı anlaşılmakla, kurul için dava açma süresinin bu tarih itibariyle başlayacağı anlaşılmaktadır. Eldeki iade davası, 23/02/2023 tarihide açılmış bulunmaktadır. Bu durumda eldeki davanın, 6362 Sayılı Kanunun 94/2. Maddesi yollamasıyla 92/1-b maddesinde öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğu anlaşılmakla, açılan davanın, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''1-Davacı tarafça davalılar hakkında açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı ... ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Kurul Karar Organı’nın 08.09.2017 tarihli ve 33/1115 sayılı kararı ile; davalılar ... ... ve ... ... tarafından, halka açık ... Yatırım Holding A.Ş.’nin (... Holding) ilişkili olduğu ... Tekstil Pazarlama San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Tekstil Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Tekstil İplik İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Turizm İletişim Gıda İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti., ... Kumaşçılık Tekstil ve İnşaat San. Tic. Ltd. Şti. ve ... Tekstil Turizm İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti.'den olan mevcut alacaklarının tahsil edilememesine rağmen, ilgili şirketlere karşılığında hiçbir menfaat temin edilmeksizin finansman sağlanmaya devam edilmesi ve bu şirketlerden olan alacakların tahsil ve takibine yönelik gerekli hukuki işlemlerin yapılmaması sonucunda, toplam 62.827.373,40 TL zarara uğratılması nedeniyle, hukuka aykırı olarak aktarılan 62.827.373,40 TL ile kanuni faizinin, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak şimdilik 100.000 TL’sinin ... ile ...’ın bağlı ortaklık ve iştiraklerine iadesi talebiyle İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E.2018/352 sayılı dosyası nezdinde 20.04.2018 tarihinde dava açıldığını, söz konusu davanın bağlantı sebebiyle İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2018/345 sayılı dosyası üzerinde birleştirilmesine karar verildiğinş, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından ise, huzurdaki davanın, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin E.2020/59 esas sayılı dosyası nezdinde görülmeye başlandığını, yargılama neticesinde, Mahkeme’nin 30.11.2022 tarihli ve K.2022/770 sayılı kararıyla davanın kabulüne ve 100.000,00 TL'nin tahsilde mükerrer olmamak şartıyla davalılardan müteselsilen tahsili ile dava dışı ... Holding’e ödenmesine karar verildiğini, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin söz konusu kararı neticesinde saklı tutulmuş olan 62.727.373,40 TL’nin kanuni faiziyle birlikte mal varlığı azaltılan ... Holding’e iadesine ilişkin Kurulumuzca İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/128 sayılı dosyası nezdinde dava açıldığını, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 14.07.2025 tarihli ve K. 2025/589 sayılı kararı ile davanın hak düşürücü süre sebebiyle reddine karar verildiğini, söz konusu kararın hukuka aykırı olduğunu, kurul tarafından açılacak iade davalarının 3 aylık süre tabi olmadığını, İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin istinaf talebimize konu kararında, Kurulumuzun SPKn md. 92/1-(b) bendi uyarınca örtülü kazanç aktarımı işlemleri için hukuka aykırılığın tespit edildiği tarihi izleyen 3 ay içinde iptal davası açma yetkisi olduğu ve 3 aylık sürenin hak düşürücü süre niteliğinde olduğu değerlendirmesine dayanılarak davanın reddine karar verilmişse de anılan değerlendirmenin bütünüyle hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, SPK’nun md.21/4 hükmü son cümlesi ile örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili SPKn’nun 94 üncü maddesi ve 110 uncu maddesi hükümlerinin saklı tutulmuş olup, SPKn’nun 94 üncü maddesinde ise Kurulun, belirlenen tutarın tayin edilen süre içerisinde iadesi için dava açmaya yetkili kılındığı gibi, SPKn’nun 92 nci maddesinin birinci fıkrasının da, bu madde bakımından uygulanacağının hüküm altına alındığını, SPK’nun “Örtülü kazanç aktarımında uygulanacak tedbirler” başlıklı 94 üncü maddesiyle ise Kurulun, örtülü kazanç aktarımı fiilinin tespiti halinde iade davası açmaya yetkili kılındığını SPKn md. 94’te yer alan hükmü uyarınca Kurulun, halka açık şirketin malvarlığından örtülü olarak aktarılan ve Kurulca belirlenen miktarın yine Kurulca tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili kılındığını, işbu davanın hukuki dayanağının da anılan hüküm olduğunu, Mahkeme tarafından yanlış yorumlanan SPKn md. 94 hükmünün ikinci fıkrasındaki atfın, SPKn md. 92 hükmünde yer alan birtakım tedbirlerin (imza yetkisinin kaldırılması, yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması vs.) örtülü kazanç aktarımı işlemlerinde de uygulanabilmesine olanak tanıma amacını taşıdığını, SPKn md.94’e dayanılarak açılan örtülü kazancın iadesi davası yanında Kurulun örtülü kazanç aktarımının bir başka bakış açısıyla halka açık şirketin malvarlığının azalması sonucunu doğuran hukuka aykırı bir işlem olmasından dolayı, SPKn md. 92/1 hükmünde öngörülen tedbirlere de işin niteliğine uygun düştüğü ölçüde müracaat edebileceğini, işbu davaya konu olayda herhangi bir hukuka aykırı işlemin iptali veya yokluğunun/butlanının tespiti taleplerinin bulunmadığını, davanın doğrudan 94 üncü madde kapsamında, örtülü olarak aktarılan tutarın şirkete iadesi için açıldığını, doktrinde de halka açık ortaklıkların malvarlığının korunması noktasında Kurul’un açabileceği davaların SPKn md. 92 ve 94 hükümlerinde ayrı ayrı düzenlendiğini, SPKn’nun 92 nci maddesinde düzenlenen davaların ihraççıların işlemleri ile ilgili genel nitelik taşıdığını, SPKn’nun 94 üncü madde hükmünde ise örtülü kazanç aktarımına özgü ayrı bir dava türü düzenlendiğini, SPKn’nun md. 94 hükmündeki iade istemli dava yetkisinin SPKn’nun 21/4 hükmüyle bir arada yorumlanması gerektiğini, SPKn md. 21/4 hükmünde örtülü kazanç aktarımı oluştuktan sonraki iade isteminin düzenlendiğini ve Kurulca verilen üç aylık süre içerisinde iade gerçekleşmezse SPKn md. 94 çerçevesinde iade istemli dava açılabildiğinin ifade edildiğini, SPKn md. 92’de belirtilen sürelerin, yalnızca ihraççıların kanun, esas sözleşmeye aykırı malvarlığını azaltıcı nitelikteki işlemlerinin iptali, butlan ve yokluğunun tespiti davaları için geçerli olduğunu, somut olaydaki borcun kaynağının haksız fiil olduğunu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) md. 72 hükmünde, haksız fiile ilişkin fiil ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresinin işlemeye başlayacağı ve her halükarda zarara yol açan fiilin meydana gelmesinden itibaren işleyecek sürenin ise 10 yılı aşamayacağı açıkça düzenlendiğini, ihbar edilen haksız fiilin mevcut olup olmadığının yapılan denetim sonucunda ortaya çıktığını ve Kurul Karar Organı’nın 08.09.2017 tarihli kararıyla karara bağlandığından, 22.02.2023 tarihinde açılan ek davanın gerek kısa zamanaşımı gerek işlemden itibaren hesaplanacak 10 yıllık uzun zamanaşımı süresi geçmeden açıldığını, TBK md. 72/2 hükmünde haksız fiilin ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğması halinde, bu zamanaşımı süresinin uygulanacağının da düzenlendiğini, Şirket’in yönetim kurulu başkanı ... ... ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olan ... ... hakkında SPKn’nun “Güveni kötüye kullanma ve sahtecilik” başlıklı 110 uncu maddesinin birinci fıkrasının c bendi kapsamında yapılan suç duyurusu üzerine İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin E.2019/1165 sayılı dosyası nezdinde kamu davası açıldığını, yargılamanın devam ettiğini, yargılama aşamasında alınan 09.01.2023 tarihli Bilirkişi Kök Raporu, 02.01.2024 tarihli İkinci Bilirkişi Raporu ve 31.01.2025 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda da Şirketin, bağlı ortaklıkları ve iştiraklerinin zarara uğramasından ötürü yönetim kurulu başkanı ... ... ve yönetim kurulu başkan yardımcısı ... ...’ın sorumlu olduğunu ve anılan kişiler tarafından gerçekleştirilen işlemlerin hizmet nedeniyle güveni kötüye kulanma fiillerine sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini, İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesi nezdindeki yargılamanın sonuçlanması neticesinde davalıların SPKn md. 110/1-b-c hükümleri uyarınca cezalandırılacağının, güveni kötüye kullanma fiiline uygulanan zamanaşımı süresinin somut olaya uygulanması gerektiğini, güveni kötüye kullanma fiilinin nitelikli hali için zamanaşımı süresi on beş yıl olup, ek dava tarihinde on beş yıllık sürenin dolmadığını, somut olayda SPKn md.94 kapsamında açılacak örtülü kazanç aktarımının iadesi davasında geçerli olacak sürelerin TBK’da düzenlenen genel hükümler kapsamındaki süreler olduğunu, bu nedenle ilk derece mahkemesinin kararının hatalı olduğunu, somut olayla benzer mahiyette olan emsal davalarında lehlerine karar verildiğini, SPK md. 92 uygulama alanı bulsa dahi huzurdaki davada hak düşürücü süre dolmadığından davanın kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, ilk derece mahkemesi tarafından SPKn md. 94 kapsamında hak düşürücü süre olarak nitelendirilen SPKn md. 92 hükmünde düzenlenen süre kavramına ilişkin detaylı bir değerlendirme yapılmamış olup bu hususun bir bozma sebebi olduğunu, söz konusu hükmün hak düşürücü süre olarak nitelendirilmesinde hukuka aykırılığın Kurulca tespitinden itibaren somut olayın niteliğine göre “3 ay ve her halde 3 yıl” ya da “3 ay ve her halde 5 yıl” şeklinde değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini, huzurdaki davaya uygulanacak hak düşürücü süre bakımından ilk derece mahkemesi tarafından öncelikle somut olayın SPKn md. 92 hükmü kapsamında iptal davası olarak mı, yoksa butlan veya yokluğun tespiti davası olarak mı tasnif edildiği belirtilerek yapılan tespit sonrasında, somut olayın hangi hak düşürücü süre kapsamında incelenmesi gerektiğinin ayrıca açıklanması gerektiğini, huzurdaki davanın bir iptal davası olduğu izlenimi yaratıldığını, ancak davanın açıkça bir iptal davası olduğu tespiti yapılamamış olup bu durumda neden “3 ay ve her halde 5 yıl” şeklindeki sürenin uygulanmadığının da ayrıca açıklanmadığını, dolayısıyla huzurdaki davanın niteliği itibariyle iptal davası olmayıp somut olayda anılan hak düşürücü sürelerin uygulanmasının da söz konusu olmayacağını, huzurdaki dava ek dava niteliğinde olup, kısmi dava ise Kurul Karar Organı’nın 08.09.2017 tarihli ve 33/1115 sayılı kararı doğrultusunda 20.04.2018 tarihinde açıldığını, bu bağlamda açılan kısmi davanın, örtülü kazanç işlemlerinin Kurulca tespitinden itibaren 3 aylık süre içerisinde açılmamış olsa da örtülü kazanca konu fiillerin vuku bulduğu 31.12.2015 tarihinden itibaren 3 yıl geçmeden açıldığını, kısmi davanın ek davaya etkisi bakımından, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.3.2015 tarih ve E.2013/7-1728, K.2015/1036 sayılı kararıyla, kısmi davanın tespite ilişkin bölümünün ek davada kesin hüküm teşkil ettiğinin kabul edildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı müvekkili lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle kararın bu yönüyle kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. maddesi ihlal edilerek halka açık ... Yatırım Holding A.Ş.’nin ilişkili olduğu şirketlerden olan mevcut alacaklarının tahsil edilememesine rağmen, ilgili şirketlere karşılığında hiçbir menfaat temin edilmeksizin finansman sağlanmaya devam edilmesi ve bu şirketlerden olan alacakların tahsil ve takibine yönelik gerekli hukuki işlemlerin yapılmaması suretiyle örtülü kazanç aktarımı yoluyla mal varlığı/kârı azaltıldığı iddiası ile aynı Kanun'un 94 maddesi uyarınca aktarılan meblağın şirkete iadesi talebine ilişkindir. Mahkemece 6362 Sayılı Kanunu'nun 94/2 maddesi atfından dolayı 92/1-b maddesinde öngörülen 3 aylık hak düşürücü sürenin örtülü kazanç aktarımı bedelinin iadesine ilişkin davada da uygulanacağı gerekçesi ile davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.Mahkemece gerekçeli kararında da belirtildiği üzere örtülü kazanç aktarımı 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 21. Maddesinde düzenlenmiştir. Örtülü kazanç aktarımına dair tespit edilen hukuka aykırılıklar nedeniyle dava açma yetkisi ise kanunun 94. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan 94/1 uyarınca Kurul; 21 inci maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili kılınmıştır. Örtülü kazanç aktarımının iadesi davası için maddede açıkça bir süre öngörülmemiştir.Ayrıca SPK 94/2’de yapılan atıf gereği, Kurul’un, sermayenin veya malvarlığının azalmasına veya kaybına neden olan işlemleri tespit etmesi durumunda; ilk olarak 6102 sayılı TTK hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir alınmasını ve öngörülen işlemlerin yapılmasını isteme ve gerekirse durumu ilgili mercilere intikal ettirme yetkisi bulunmaktadır (SerPK m. 92/1-a). Ayrıca Kurul tarafından, sermayeyi veya malvarlığını azaltıcı işlemlerin hukuka aykırılığının tespiti hâlinde, Kurul'un tespit tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin gerçekleşmesinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açma yetkisi bulunmaktadır (SerPK m. 92/1-b). Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerinin kaldırılması, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgililerin görevden alınması, ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerinin atanması hususunda da Kurul yetkili kılınmıştır (SerPK m. 92/1-c). Söz konusu yasal düzenlemeler dikkate alındığında her ne kadar örtülü kazanç aktarımının iadesi davası için maddede açıkça bir süre öngörülmemiş ise de, Kanunun 94/2 maddesinin 92/1 maddesine yaptığı atfın maddedeki tüm düzenlemelere ilişkin olduğu, herhangi bir istisna belirlemediği ve Sermaye Piyasası Kanunu'ndaki sistematik düzenlemeye göre Kurulun yapacağı tüm işlemlerin süreye tabi tutulduğu, dolayısıyla söz konusu atıf ile örtülü kazanç aktarımının iadesi davasının Kanunun 92/1-b maddesinde öngörülen süre içerisinde açılmasının da kabulünün gerektiği, Mahkemece de gerekçeli kararda ayrıntılı bir şekilde irdelendiği üzere Kanunlardaki normatif düzenlemelere göre, kanun koyucunun öngördüğü sürenin zamanaşımı süresi olduğunu benimsemesi halinde bunu açıkça belirttiği, ancak öngördüğü sürenin hak düşürücü süre olarak benimsemesi halinde bunu açıkça belirtmediği, söz konusu normatif düzenleme dikkate alındığında somut uyuşmazlıkta belirtilen sürelerin hak düşürücü süre olduğunun kabulü gerektiği anlaşılmakla; Mahkemece bu yönde yapılan tespitler Dairemizce de benimsenmiş olup, davacı vekilinin örtülü kazanç aktarımının iadesi için hak düşürücü süre öngörülmediğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Kurul'un davalı şirkete örtülü kazanç aktarımı işlemlerini Kurul karar tarihi olan 08/09/2017 tarihi itibariyle öğrenilmiştir. Kanun'un 21/4 maddesinde "Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep eder."hükmünün düzenlendiği, bu halde öncelikle Kurul tarafından belirlenecek süre içinde öncelikle iadenin aktarım yapılan tarafdan şirkete iadesini talep etme zorunluluğunun bulunduğu, Kurul tarafından belirlenecek sürede iade talep edilmesi ve iade edilmediği takdirde dava açılabileceği, Kurulca dava konusu edilen tutarın iadesi için ilgili şirkete verilen süre dolmadan hak düşürücü sürenin işlemeye başlayacağının kabul edilemeyeceği ve hak düşürücü sürenin verilecek sürenin bitiminden itibaren başlayacağı açıktır. Bu sebeple Mahkemece hak düşürücü sürenin kurul karar tarihinden itibaren başladığına ilişkin tespiti doğru olmamıştır. Bununla birlikte Kurul'un yetkili karar organınca alınan karar tarihi 08.09.2017 olup, şirkete zararın tahsili için yazılan ve 22.09.2017 tarihinde tebliğ edilen 20.09.2017 tarihli yazıda verilen şirkete verilen 3 aylık süre sonrasında işlemeye başlayan 3 aylık hak düşürücü süre, dava açılmayan kısma ilişkin hak düşürücü süre işlemeye devam ettiğinden işbu dava tarihi olan 23.02.2023 itibariyle dolmuştur. Bu nedenle mahkemece sonuç itibariyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde olup, davacı vekilinin aksi istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Dava, örtülü kazanç aktarımı yoluyla dava dışı şirketin uğradığı zararın tazminine ilişkin olup, İlk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4. maddesinde, maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücretinin, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunacağı düzenlendiğinden Mahkemece bu hüküm uyarınca davalı lehine maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmesi isabetli olup, davalı vekilinin aksi istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmayıp kamu düzenine aykırılık da tespit edilmediğinden davacının ve davalı ... ...'ın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalı ...'ın istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalı ... tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye ayrı ayrı gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcı istinaf eden davacı ve davalı ... tarafından ayrı ayrı peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı ve davalı ... üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde kararın kesinleşmesine müteakiben yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 20/11/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.