T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2024 KARAR NO : 2025/1038 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/09/2024 NUMARASI : 2023/930 Esas - 2024/717 Karar DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 01/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Dav…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2024/2024 KARAR NO : 2025/1038 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/09/2024 NUMARASI : 2023/930 Esas - 2024/717 Karar DAVANIN KONUSU: İflas (Adi Takipten Doğan İflas (İİK 156)) KARAR TARİHİ: 01/10/2025 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkil ile davalı ... ... İşletmeleri Turizm İnşaat Ticaret Anonim Şirketi'nin tarafı olduğu Yalova 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 2023/177 Esas, 2023/784 Karar sayılı dosyada 20.468,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiz ile birlikte, 92,50 TL yargılama gideri ve 5.803,20 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine yönünde hüküm kurulduğunu, mahkememizce verilen karar İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü ...Esas sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyada öncelikle ilamların icrası yolu denenmişse de herhangi bir sonuç alınamadığını, İİK m.43/2 uyarınca takibin iflas yolu ile yapılması talep edildiğini, bu nedenle alacağın tahsili için davalı nezdinde bulunan tüm malvarlığı, hak ve alacaklara ihtiyati haciz konulması ve davalının iflasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı şirkete usulüne uygun olarak dava dilekçesi tebliğine rağmen süresi içinde cevap dilekçesi sunmamıştır. İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece, " ... İİK 158.maddesi gereği icra müdürlüğü tarafından gönderilen güncel kapak hesabı nazara alınarak davalı şirkete depo emri düzenlenmesine karar verilmiş ve 05/07/2024 tarihli muhtıra düzenlenerek davalıya ve davalı vekiline 13/07/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, bu tebliğden sonra 24/09/2024 tarihinde borcun ödendiği ve davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Davanın konusuz kalması halinde yargılama giderlerinin, davanın açıldığı andaki haklılık durumuna göre belirlenmesi gerekir. Davalının takip borcunu icra emrinin tebliğinden ve davadan sonra ödemiş olduğu görülmüş, davacının dava tarihi itibariyle haklı olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı, yargılama gideri ve avukatlık ücretinden sorumlu tutulmuştur." gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ Davalı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf talebinde; Davacı alacağını icrai yoldan tahsil etmek açısından herhangi bir işlem yapmadan, yerel mahkeme huzurundaki davayı ikame ettiğini, icra dosyasında haciz ve başkaca işlem yapılmadan müvekkilin borca batık bir şirket olduğu iddiaları ile müvekkilin iflasının istenmesi, ilgili yasa ve yönetmeliklere aykırı olduğu gibi, müvekkilin ticari itibarı zedelendiğini, hem kendisinden hizmet bekleyen başkaca kimselerin hem de bünyesinde çalışmakta olan personellerinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini, ayrıca yargılamaya sebebiyet vermeyen müvekkil aleyhine ve sırf iflas takibini ve davasını tahsilat için zorlayıcı bir yol olarak benimseyen davacı lehine bu şekilde hüküm kurulması hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmüştür. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzeni ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; Dava, İİK'nun 154 vd maddelerinde düzenlenmiş olan, İİK 43/2 maddesi gereğince değiştirilen iflas yoluyla takipten kaynaklanan iflas davasıdır.2004 Sayılı İİK nun 154 vd maddelerinde iflas yoluyla takip düzenlenmiştir. Maddede, İflas yolu ile takipte yetkili merciinin, borçlunun muamele merkezinde bulunan icra dairesi olduğu, 154/3.fıkrada ise, borçlu ile alacaklının yetkili icra dairesini yazılı anlaşma ile tayin etmişlerse, o yerin icra dairesinin dahi iflas takibi için yetkili sayılacağı, iflas davaları için yetki sözleşmesinin yapılamayacağı, iflas davasının mutlaka borçlunun muamele merkezinin bulunduğu yer ticaret mahkemesinde açılacağına yer verilmiştir. Maddedeki iflas davasının açılacağı yetkili yer mahkemesinin yetkisi, mutlak yetki olup, kamu düzenine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 114/1- ç bendinde, yetkinin kesin olduğu hallerde, mahkemenin yetkili bulunması dava şartları arasında sayılmıştır. Yani aynı yasanın 115.maddesinde belirtildiği gibi, mahkemece, davanın her aşamasında ve kendiliğinden araştırılması gerekir. Bu açıklamalar sonrasında somut olay değerlendirildiğinde, dava, davalı borçlunun sicil adresinin yetki çevresinde bulunan Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmıştır.Dosya kapsamına göre; davacı tarafça Yalova 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 12/07/2023 tarih 2023/177 Esas, 2023/784 K. sayılı ilamına istinaden davalı aleyhinde 19/09/2023 tarihinde İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı dosyası ile 20.468,00 TL asıl alacak, 92,50 TL yargılama gideri, 5.803,20 TL ilam vekalet ücreti, 1.828,39 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.192,09 TL alacağın tahsili amacıyla ilamı icra takibi başlatıldığı, alacaklı vekili İİK 43/2 maddesi uyarınca sunmuş olduğu 10/10/2023 tarihli dilekçe ile takip yolunun değiştirilerek, takip yoluna ''iflas'' olarak devam etmek istediğini bildirirek, borçluya iflas ödeme emri gönderilmesini talep etmesi üzerine, bu talebe ilişkin olarak iflas yolu ile adi takibe ilişkin ödeme emrinin davalı şirkete tebliğe çıkartıldığı anlaşılmıştır.İİK’nın 43. maddesine göre, iflasa tabi borçlu aleyhine haciz veya iflas yollarından birinin seçilmesi mümkündür. Bu yollardan birini seçen alacaklı, bir defaya mahsus olmak üzere takip yolunu değiştirebilir. Bu imkanı kullanmak isteyen alacaklının takip yolunu değiştirdiğine ilişkin dilekçe vermesi yeterlidir. Başvuruyu alan icra müdürü, önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun olarak bir ödeme emri düzenleyip borçlu veya borçlulara göndermelidir.Somut olayda, davacı, İİK 43/2 maddesi uyarınca haciz veya iflas yollarından birini seçen alacaklının bir defaya mahsus haciz yolunu değiştirmesi mümkün olup davacı tarafından açılan ilama bağlı alacağa istinaden takip başlatıldıktan sonra, takip yolu değiştirilerek iflas yolu ile adi takibe geçilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca "hukuki yarar" dava şartı olduğundan, Dairemizce öncelikle davacının işbu dava yönünden hukuki yararının olup olmadığı hususunun re'sen incelenmesi gerekmiştir. Zira davacı tarafından ilama dayalı alacağın icra emriyle istenmesine rağmen ödenmemesi üzerine İİK 177.maddesi uyarınca doğrudan iflas davası açılmamış, ilamlı takip İİK'nın 43/2.maddesi uyarınca iflas yoluyla takibe çevrilerek, iflas yoluyla takibin kesinleşmesi nedeniyle eldeki iflas davası açılmıştır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 10/07/2017 tarihli ve 2017/2 E. 2017/3 K. sayılı kararında ilama dayalı bir alacağın ilamsız takip konusu yapılmasında hukuki yarar olmadığına dair karar verilmiştir. 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45/5.maddesinde "İçtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda Yargıtay Genel Kurullarını, dairelerini ve adliye mahkemelerini bağlar." hükmü gereği içtihadı birleştirme kararları mahkemeler yönünden bağlayıcıdır. Ancak bu bağlayıcılık içtihadı birleştirme kararına konu edilen uyuşmazlıkla benzer hukuki konulara ilişkindir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun anılan kararında "ilama bağlanmış para alacakları için genel haciz yoluyla takip yapılıp yapılamayacağı" yani "ilamlı takip" ile "genel haciz yoluyla takip" tartışılmıştır. Eldeki dosyada ise "alacağı ilama bağlanmış bir alacaklının iflas yoluyla adi takip yapması" hali söz konusu olduğundan somut dosya yönünden bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Zira genel haciz yoluyla ilamsız icra takibi ile iflas yoluyla takibin hükümleri farklıdır.İİK'nın "Ödeme emri ve münderecatı" başlıklı 155. maddesinde; "Borçlu iflas yoliyle takibe tabi şahıslardan olup da alacaklı isterse ödeme emrine yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde alacaklının mahkemeye müracaatla iflas talebinde bulunabileceği ve borçlunun gerek borcu olmadığına ve gerek kendisinin iflasa tabi kimselerden bulunmadığına dair itirazı varsa bu müddet içinde dilekçe ile icra dairesine bildirmesi lüzumu ve konkordato teklif edebileceği ilave olunur.""İflas talebi ve müddeti" başlığını taşıyan 156. maddesinde ise; "Ödeme emrindeki müddet içinde borçlu tarafından itiraz olunmamışsa alacaklı bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden iflas kararı isteyebilir.Bu dilekçeye borçlunun ödeme emrine itiraz etmediğini mübeyyin ödeme emri nüshasının raptedilmesi lazımdır.Borçlu ödeme emrine itiraz etmişse takip durur ve alacaklı bu itirazın kaldırılması ile beraber borçlunun iflasına karar verilmesini bir dilekçe ile Ticaret Mahkemesinden isteyebilir.İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer." hükümleri yer almaktadır.İBHGK kararında genel haciz yoluyla yapılan takipte, borçlunun takibe itiraz etmesi üzerine, alacaklının icra hukuk mahkemesinde İİK m.68 uyarınca açacağı itirazın kaldırılması davası yada İİK m.67 uyarınca açacağı itirazın iptali davası neticesinde alacağın tekrar ilama bağlanması halinin gündeme geleceği, bu durumun ise gerek hukuki yarar gerekse kesin hüküm veya derdestlik sorunu ile karşılaşacağı açıklanmıştır. Oysa iflas yoluyla takip başlatılması halinde takibe itiraz edilsin yada edilmesin, dosya borcu ödenmez ise alacaklının ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren İİK m. 156/4 uyarınca 1 senelik hak düşürücü süre içerisinde yetkili ticaret mahkemesinde iflas davası açması gerekmektedir yani bu halde açılacak dava İİK m.68 uyarınca itirazın kaldırılması davası yada İİK m.67 uyarınca itirazın iptali davası değildir. Ayrıca alacaklının tercih hakkını doğrudan iflas davası açarak değil adi iflas yoluyla takip başlatarak kullandığı ve iflas yoluyla takipte gönderilen ödeme emrine borçlunun bir itirazının olmaması sebebiyle takibin kesinleştiği eldeki davada ara karar niteliğinde olsa dahi mahkemece "itirazın kaldırılması" yönünde bir karar da verilmeyecektir. Bu nedenle ilama bağlı bir alacağın tekrar ilama bağlanması hali bulunmamaktadır. İflas yoluyla takibe itiraz edilmiş olunması ihtimalinde dahi, açılan iflas davasında verilecek "itirazın kaldırılması" kararı bir "ara karar" niteliğinde olduğundan ilam niteliği taşımamaktadır.Alacak bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye bağlı ise, alacaklı doğrudan doğruya iflas yoluna başvurabilir (m.37;177/4). Fakat alacaklı, böyle bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanarak, (özellikle m.32'ye göre bir ilamlı icra takibi yapmadan) genel iflas yoluna da başvurabilir. (Prof. Dr. Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara 2013, s.1110).İlamlı icrada da, iflasa tabi olan bir borçlu süresi içinde borcunu ödemezse, alacaklı haciz veya iflas yolundan birini tercih edebilir. Ancak alacaklı, ilamlı icra takip talebinde haciz istediğini bildirmiş olsa bile, icra emrindeki süre geçince iflas isteyebilir (m.37). İİK'nın 43.maddesi gereğince takip yolu değiştirilince, terk edilen takipte, takibin kesinleşmiş olması veya hacizlerin yapılmış olmasına bakılmaksızın yeni takip yoluna mahsus ödeme emrinin borçluya tebliğ edilmesi zorunludur. (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2019, s.376) Genel iflas yolu, alacaklının icra dairesine yapacağı bir iflas takip talebi ile başlar. Bunun üzerine, icra dairesi borçluya bir iflas ödeme emri gönderir. Borçlu, yedi gün içinde borcunu öderse iflas takibi son bulur. Ödemezse, alacaklı ticaret mahkemesine iflas davası açarak borçlunun iflasına karar verilmesini ister. Takip talebi ve ödeme emri safhaları, kural olarak genel haciz yolundaki takip talebi ve ödeme emri safhalarına benzer... Alacaklının alacağı bir ilama veya ilam niteliğindeki belgeye dayanmakta ise alacaklı doğrudan doğruya iflas yoluna (m.177/4) başvurabileceği gibi ilam veya ilam niteliğindeki belgeye dayanarak, genel iflas yoluna da başvurabilir. (s.385)Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 10/09/2012 tarihli 2012/3216 E. 2012/4983 K. sayılı kararında; "...Davalı şirket hakkında başlatılan ilamlı takip, borcun ödenmemesi üzerine iflas yoluyla adi takibe çevrilmiş, İİK'nun 155. maddesi hükmü uyarınca düzenlenen iflas yoluyla adi takiplere ilişkin ödeme emrine itiraz edilmemesi üzerine, davacı tarafça iflas istemli işbu dava açılmıştır. İflas kararı verilebilmesi için İİK'nun 158. madde hükmü uyarınca borçluya, depo emrinin verildiği güne kadar bu alacağın ulaştığı tutarı ve bunun eklentilerini, ödeme süresini ve depo emrine uyulmamasının sonuçlarını gösteren usulüne uygun depo emri çıkartılması, depo emri tebliğine rağmen borcun ödenmemiş olması gerekir. Ödeme emrinin dayanağı olan alacak, ilama dayalı ise de davacı tarafça İİK'nun 177/4. maddesi hükmünden yararlanılmamış olmasına göre, mahkemece İİK'nun 177/4. maddesi hükmündeki usule göre iflas hükmü kurulması doğru görülmemiştir." şeklinde karar verilmiştir. Diğer bir husus İİK m.37'de yer alan "İcra emrinde yazılı müddet geçtiği halde borcunu ödemiyenlerin malları haczolunur yahut borçlu iflasa tabi eşhastan olupta alacaklı isterse salahiyetli ticaret mahkemesince iflasına karar verilir." hükmüdür. Bu hüküm uyarınca icra emrine konu borç ödenmediği takdirde alacaklı ya haciz yoluna gidecek yada isterse mahkemece iflasına karar verilecektir. Anılan hüküm iflas yoluyla takip ile çelişkili değildir. İİK m. 156/4 uyarınca iflas yoluyla takip başlatılması halinde de şayet borç ödenmez ise takibe itiraz edilsin yada edilmesin, cebri icraya yönelik herhangi bir işlem yapılmadan/yapılamadan alacaklının ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren 1 senelik hak düşürücü süre içerisinde iflas davası açması gerekmektedir. Zira Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 16/10/2014 tarihli 2014/20190 E. 2014/23928 K. sayılı kararında; "...Kambiyo senetlerine özgü iflas yoluyla takiplere ilişkin İİK’nun 171/4 ve 173/1. maddelerinde; örnek 12 iflas ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun yasal 5 günlük sürede borcu ödememesi, itiraz ve şikayette de bulunmaması halinde, alacaklının bu durumu tevsik eden ödeme emri nüshası ile Ticaret Mahkemesi’nden borçlunun iflasına karar verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Takibin şekline göre iflas takibi kesinleşse bile Ticaret Mahkemesince borçlunun iflasına karar verilmediği sürece bu dosyadan işlem yapılamaz. Pek tabiidir ki, borçlunun iflasına karar verilmesinden sonra, taşınmazına iflas şerhi konması halinde taşınmazın haline münasip meskeni olduğunu ileri sürerek İİK’nun 211. maddesi göndermesi ile aynı kanunun 82/12. maddesi kapsamında İcra Mahkemesi nezdinde şikayet konusu yapabilecektir. Bu durumda, ortada haciz yolu ile yapılan bir icra takibi bulunmadığına ve İflas yolu ile yapılan takipte haciz mümkün olmadığına göre haczin yasal dayanağı yoktur. Dairemizin 2012/25829 Esas, 2013/2437 Karar Sayılı ve 28.01.2013 tarihli bozma ilamı maddi hataya dayalı olup, belirtilen bu hususların süresiz şikayete tabi ve kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re’sen gözetilmesi gerektiği dikkate alındığında, bozmaya uyulmuş olması taraflar lehine usulü kazanılmış hak oluşturmaz. O halde Mahkemece; şikayetin kabulü ile yasaya aykırı, yok hükmündeki haczin kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup kararın bu nedenlerle bozulması gerekirken, Dairemizce onandığı anlaşılmakla karar düzeltme isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir..." açıklaması ile iflas yoluyla takipte haciz uygulanmasının mümkün olmadığına, uygulanacak hacizlerin ise yok hükmünde olduğuna, iflas takibi kesinleşse bile Ticaret Mahkemesince borçlunun iflasına karar verilmediği sürece dosyadan işlem yapılamayacağına, bu takip yolunda alacaklının ancak iflas davası açarak borçlunun iflasını isteyebileceğine işaret edilmiştir. Yani iflas yoluyla takipte ödeme emrinin tebliğinden sonra genel haciz yolunda olduğu gibi cebri icraya yönelik herhangi bir işlem yapılamayacak sadece iflas davası açılabilecektir ki bu durumda İİK m. 37'ye aykırı bir husus olmadığı gibi İİK m. 37'deki düzenleme ile aynı doğrultudadır. Alacaklının ilama dayalı alacağının icra emriyle istenmesine rağmen ödenmemesi halinde başvurulacak tek yolun İİK m. 177 uyarınca açılacak doğrudan iflas davası olduğunun kabulü halinde, bu durum gerek alacaklının gerekse borçlunun menfaatine de uygun düşmeyecektir. Öncelikle İİK m. 177 uyarınca açılacak doğrudan iflas davasında depo emri çıkartılmamaktadır. İflas yoluyla takip nedeniyle açılan iflas davasında ise depo kararı verilmektedir. Depo emri verilmesindeki amaç borçluya borcunu ödemesi ve iflastan kurtulması için son bir fırsatın verilmek istenmesidir. Zira iflas yoluyla takip başlatılması akabinde açılacak iflas davasında mahkemece depo emri gönderileceğinden, somut olayda olduğu gibi depo emrinin borçlu tarafından yerine getirilmesi halinde hem alacaklının alacağına kavuşmasına hem de borçlunun iflastan kurtulmasına imkan varken, bu yol kabul edilmeyerek alacaklının İİK m.177 uyarınca doğrudan iflas davası açmaya mecbur bırakılması halinde, şayet takibin dayanağı ilam için icranın geri bırakılması kararı getirilmediği takdirde ticaret mahkemesi ilamın kesinleşmesini beklemeden ve depo kararı çıkartmadan yapacağı şekli inceleme ile icra emrine rağmen borcun ödenmediği için iflas kararı verecektir. Bu halde ise alacaklının ulaşmak istediği amaca yani alacağına kavuşmasına engel olunacağı gibi borçlu açısından ise ağır bir sonuç doğuran iflasa sebebiyet verilecektir. Borçlunun iflası halinde alacaklının, alacağına tam olarak kavuşup kavuşamayacağı meçhul olduğu gibi alacağına ne zaman kavuşacağı ise belli değildir. Ayrıca eldeki dosya davalısı ... ... İşletmeleri Turizm İnşaat Ticaret Anonim Şirketi hakkında, seri halde, farklı davacılar tarafından ilamlı icra takibinin İİK m. 43/2 uyarınca iflas yoluyla takibe çevrilmesi neticesinde pek çok iflas davası açılmış, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin denetiminden geçmiştir. Örnek olarak Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/996 E. 2025/2434 K. sayılı kararında; "...Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirketin tarafı olduğu Yalova 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2023/28 Esas, 2023/289 Karar sayılı dosyada 44.995,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işletilecek avans faiz ile birlikte, 148,14 TL yargılama gideri ve 8.879,20 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine yönünde hüküm kurulduğunu, kararın İstanbul Anadolu 18. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile öncelikle ilamların icrası yolu ile takibe konulduğu, herhangi bir sonuç alınamadığını, İİK'nın m.43/2 uyarınca takibin iflas yolu ile yapılması talep edildiği, ödeme emrinin tebliğ edildiği, davalının itiraz etmediğini ileri sürerek davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir....İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile depo emrinin tebliğinden sonra borcun icraya ödendiği ve davaya konu takibin infazen kapatılarak davanın konusuz kaldığı, bu durumda yargılama giderlerinin, davanın açıldığı andaki haklılık durumuna göre belirlenmesi gerektiği, davacının ise dava tarihi itibariyle haklı olduğu gerekçelerine istinaden konusuz kalan davada karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. ...İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. ...Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca onanmasına..." karar verilmiştir. Yine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2025/997 E. 2025/2124 K., 2025/903 E. 2025/1591 K., 2025/901 E. 2025/1589 K. sayılı kararları da aynı yöndedir. Açıklanan nedenlerle davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının olduğu kanaatine varılarak dosyanın esastan incelemesine geçilmiştir; İİK m. 43. uyarınca takip yolunun, iflas yolu ile takiple değiştirmesi halinde, takip yolunu değiştirmek isteyen alacaklının başvurusu üzerine icra müdürünün önceki takip talebi ve ödeme emrine uygun bir ödeme emri düzenleyip borçluya göndermesi ve Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 24/04/2013 tarih 2013/1941 E. 2013/2626 K. sayılı ilamında açıklandığı gibi yeniden gönderilecek ödeme emrinin aynı alacak kalemlerini içeresi gerekmektedir. Somut dosyada; ilamlı takibe ilişkin ödeme emri ile takip yolunun değiştirilmesi üzerine gönderilen iflas yoluyla takibe ilişkin ödeme emrindeki alacak kalemleri ve miktarlar aynı olup, İİK m. 43/2'de öngörülen usule uygundur.İİK m.156/4'te "İflas istemek hakkı ödeme emrinin tebliği tarihinden bir sene sonra düşer." düzenlemesi yer almaktadır. Davacı tarafından iflasın, ödeme emrinin tebliğ tarihinden itibaren bir senelik hak düşürücü süre içerisinde istenmesi gerekmektedir. İflas ödeme emri davalı vekiline 17/10/2023 tarihinde tebliğ edilmiş, dava hak düşürücü süre içinde 12/01/2024 tarihinde açılmıştır.İİK m. 158'de iflas yoluyla takip başlatılması halinde açılacak iflas davasının yargılama usulü belirlenmiştir. Yasal ilanlar yapılmış, İİK m. 160 uyarınca davacı tarafından iflas avansı yatırılmıştır.Mahkemece; İİK 158.maddesi uyarınca 29.636,80 tl takipte kesinleşen miktar, 2.696,95 TL tahsil harcı, 179,90 TL başvurma harcı, 4.741,89 TL vekalet ücreti, 9.488,85 TL toplam faiz ve 75,60 TL masraflar olmak üzere toplam 46.819,99 TL depo tutarının 7 günlük kesin süre içinde yatırılması aksi halde iflas kararı verileceğine dair muhtıra düzenlenerek davalı vekiline tebliğe çıkartılmıştır.Borçlu, yedi günlük depo süresi içinde faiz ve giderleri ile birlikte borcunu bizzat alacaklıya ödediğini kesin delillerle mahkemede ispat eder yada borç mahkeme veznesine depo edilirse ticaret mahkemesi iflas davasının reddine karar verir... Borçlu, depo kararındaki süreden sonra fakat nihai karardan önce, takip konusu borcu davacıya tamamen ödemişse, mahkemenin "konusu kalmayan davanın reddine" karar vermesi gerekir. (Mahmut Coşkun, Konkordato ve İflas, 2. Baskı, sayfa 442). Davalı tarafa depo emri 17/09/2024 tarihinde tebliğ edilmiş, 24/09/2024 tarihinde icra dosyasına ödeme yapılmıştır. Bu durumda 7 günlük süre içerisinde ödeme yapıldığından iflas davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi hatalıdır. Ancak bu husus istinaf konusu yapılmamıştır. Emsal nitelikte İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 16/01/2025 tarihli 2024/1630 E. 2025/100 K. sayılı; "...Somut olayda, depo emrine esas tutarın tebliğden itibaren 7 günlük süre içinde ödendiği anlaşılmakla iflas talebinin reddine karar verilmesi gerekirken Mahkemece konusuz kaldığından bahisle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi doğru olmamıştır. Nitekim Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 2016/9096 Esas 2020/580 Karar sayılı ilamı da bu yöndedir. Ne var ki istinaf incelemesinin istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılacağı ve bu konuda bir istinaf sebebinin olmadığı da gözetilerek sadece bu yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir..." gerekçesiyle verdiği karar Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 18/06/2025 tarihli 2025/996 E. 2025/2434 K. sayılı kararıyla onanmıştır. Bu nedenlerle anılan hususa yönelik istinaf talebi olmadığı da nazara alınarak eleştiri konusu yapılmıştır. Ayrıca davacı işbu davayı açmakta haklı olup, davalı tarafından depo kararının yerine getirilmesi sebebiyle yazılı şekilde karar verildiği için davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinde ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesinde ise bir isabetsizlik görülmemiştir. Sonuç olarak; 2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 45/5.maddesi gereğince içtihadı birleştirme kararları benzer hukuki konularda bağlayıcı ise de, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu'nun 10/07/2017 tarihli ve 2017/2 E., 2017/3 K. sayılı kararında kararında "ilama bağlanmış para alacakları için genel haciz yoluyla takip yapılıp yapılamayacağı" sorunu tartışılmakla, somut dosyada genel haciz yoluyla değil iflas yoluyla takip yapılması hali mevcut olduğundan eldeki dosya yönünden bağlayıcı olmadığı, ilamlı icra takibi başlatan alacaklının İİK m. 43/2 uyarınca takibi iflas yoluyla takibe çevirmesinde İİK m. 37'ye aykırı bir yön bulunmadığı gibi davacı alacaklının dava şartı niteliğinde olan hukuki yararının ise mevcut olduğu kanaatine varılmış, davalı vekilinin istinaf istemi açıklanan nedenlerle yerinde görülmediğinden istinaf isteminin 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi, 7499 sayılı Yasa'nın 37/1.a maddesi ile değişik 2004 sayılı İİK'nın 164. maddesi uyarınca, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.01/10/2025