T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2389 - 2026/400 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2389 KARAR NO : 2026/400 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/05/2024 NUMARASI : 2021/32 E. - 2024/175 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fik…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/2389 - 2026/400 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/2389 KARAR NO : 2026/400 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 02/05/2024 NUMARASI : 2021/32 E. - 2024/175 K. DAVANIN KONUSU : Marka ile İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/05/2024 tarih ve 2021/32 Esas - 2024/175 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, bu markaları mesnet göstererek, davalı şahsın 2019/104477 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2020-M-10006 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, başvurusunun müvekkiline ait markalar ile hem sınıfsal hem de ibaresel olarak iltibas oluşturacak düzeyde benzer olduğunu, SMK'nın 6/5. maddesi uyarınca da başvurunun tümden reddinin gerektiğini, başvurunun tescilinin haksız rekabete sebebiyet vereceğini ileri sürerek, YİDK'nın 2020-M-10006 sayılı kararının iptaline ve tescil işleminin tamamlanmış olması halinde ise 2019/104477 numaralı "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şahıs vekili, müvekkili şahıs markası ile davacı firma adına tescilli markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, müvekkilinin markasının bir bütün olarak dikkate alınması gerektiğini, mesnet markanın tanınmış marka olduğundan ve müvekkilinin markası nedeniyle zarara uğrayacağından söz edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, YİDK iptal talebi bakımından; davaya konu markanın 19, 20 ve 35. sınıfta yer alan tüm mal ve hizmetlerinin davacı şirketin itirazına dayanak 2014/56225 sayılı markasında yer alan mallar ile aynı/aynı tür veya benzer olduğu; hükümsüzlük istemi açısından, davaya konu markanın 19, 20. ve 35. sınıfta yer alan tüm mal ve hizmetlerinin davacı şirketin itirazına dayanak 96/000699, 2000/05246, 2000/10004, 2002/34888, 2003/37883, 2006/07920, 2007/71125, 2012/22625, 2014/56225 sayılı markalarında yer alan mallar ile aynı/aynı tür veya benzer olduğu; davaya konu markanın "..." ve "..." ibarelerinden oluştuğu, "..." ibaresinin "modern Şanlıurfa şehrinin yerinde kurulu olan antik kent" anlamına geldiği, özel ad olduğu, "..." ibaresinin de Türkçe'de kullanılan erkek ismi olduğu, davacı yanın itiraz ve hükümsüzlük taleplerine mesnet "..." / "..." ve "..." markalarının ise belli bir anlamlarının olmadığı, taraf markalarının anlamlarına bakıldığında, tescili talep edilen sınıflar açısından belli bir ayırt ediciliğe sahip olduğu, zayıf markalar olarak kabul edilemeyeceği, bu hali ile taraf markalarının anlamsal olarak birbirlerinden farklılaştığı, sesçil benzerliğin taraf markalarını birbirlerine yaklaştırmadığı, görsel olarak taraf markalarında ortak kabul edilecek tek unsurun bir kısım harf dizilimi olabileceği, bunun da davaya konu markada yer alan "..." ibaresi içinde yer aldığı, "..."-"..." şeklinde kelimeler içerisinde yer alan bir kısım benzerliğin, tek başına markaları benzer hale getiremeyeceği, taraf markalarının bu hali ile karıştırılma ihtimaline neden olabilecek derecede benzer olmadıkları; işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının başvuru markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı; iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK'nın 6/5. maddesinin uygulama alanı bulmayacağı; öte yandan davacı şirketin dosyaya sunmuş olduğu deliller içerisinde, davaya konu markayı, davalı şahsın başvurusundan öncesine ait olacak şekilde kullandığı gösterir bilgi ve belgeye rastlanmadığı ve davaya konu marka ile davacı yan markaları arasında işaretsel olarak benzerlik bulunmadığından davacı şirket lehine 6/3. maddesi koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka vasfı taşıdığını, dava konusu markasının müvekkilinin markası olarak algılanacağını, kararın gerekçesiz olduğunu, dilekçelerinde ileri sürdükleri hususların tartışılmadığını, markalar arasında bütüncül değerlendirme yapılmadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1- Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf marka işaretleri arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, zira, dava konusu marka ile mesnet markaların özellikle görsel ve kavramsal olarak ve bütünsel algıları bakımından yeterince farklılaştıkları, taraf markalarının ikinci, üçüncü ve dördüncü harflerinin ortaklığının iltibasa sebebiyet verebilecek mahiyette olmadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 01.04.2015 tarih ve 2015/6-4576 E.-K. sayılı kararı ile 07.12.2015 tarih ve 2015/5565-13026 E.-K. sayılı kararında "..." ibaresinin davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmadığı; öte yandan, taraf markaları benzer olmadığından davacı tarafın tanınmışlık iddiasının da somut uyuşmazlığa bir etkisinin bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2-Ancak, dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına karar verilmesi de doğru değildir. Zira aynı mahkeme tarafından aynı yönde verilen bir karar da Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin emsal nitelikteki 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile "yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu" gerekçesiyle doğru görülmemiştir ve düzeltilerek onanmıştır. Dairemizin kararları da bu yöndedir. HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 02/05/2024 gün ve 2021/32 Esas - 2024/175 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 59,30-TL harçtan mahsubu ile bakiye 672,70-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, davalılarca ilk derece mahkemesi kararı istinaf edilmediğinden, ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 20/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 10/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.