İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2025 Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı kurum ar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/85 KARAR NO : 2025/1179 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 26/10/2021 NUMARASI : 2019/219 Esas - 2021/945 Karar DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 23/09/2025 Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabul kısmen reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı kurum arasında 29/11/2013 tarihinde dava dışı 3.şahıs ... ... San. Tic. Ltd.Şti firmasının alacaklarının devrinin konu eden Alacağın devri Vaadi sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kapsamında davalı kurum ... ... San. Tic. Ltd.Şti firmasından olan alacaklarının vekalet ücreti dahil 1.620.037.-TL tutar karşılığında davacı müvekkile devrettiği, müvekkil sözleşme gereğince planlanan ödeme planı çerçevesinde 01/03/2015 tarihine kadar her ay düzenli olarak davalı kuruma ödemesi gereken miktarı ödediği, ancak müvekkilin işlerinde yaşadığı bazı mali kaynaklı sıkıntılardan dolayı 01/03/2015 tarihinde ödemesi gereken 70.000,00.-TL tutarın 38.000,00.-TL sini ödeyebildiğini, müvekkilinin mali olarak zor duruma girmesi üzerine bankayla tekrar görüşüp yeniden bir ödeme planı yapılmasını talep ettiği, davalı kurumun ise 01/03/2015 tarihine kadar ödenen toplam 818.000,00.-TL nin ... ... San. Tic. Ltd.Şti firmasının borcundan mahsup edilmesi şartıyla tekrar bir yapılandırma yapabileceklerini belirttikleri, 409.000,00-TL sini müvekkile iade ettiğini, geri kalan %50 kısmı olan 409.000,00.-TL ye ise cezai şart diye haksız bir şekilde el koyduğunu belirterek, 409.000,00-TL nin bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsiline bu olmadığı takdirde yargılama sırasında tenkisine karar verilen kısmın, bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Kozyatağı Ticari Şubesi ile dava dışı ... ... San. ve Tic. Ltd. Şti arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri imzalanmış ve bu kapsamda anılan firmaya krediler kullandırıldığı, söz konusu kredi borçlarının ödenmemesi üzerine anılan firmadan olan alacakların tasfiyesine ilişkin olarak borcu ödemeyi taahhüt eden davacı ... ile bankaları arasında 29.11.2013 tarihinde "Alacağın Devri Vaadi sözleşmesi” imzalandığını, tarafların serbest iradesi ile imzalanmış bulunan söz konusu sözleşmenin 3. Maddesinde * Birinci Maddede belirtilen ödemelerin öngörülen tarihlerde nakden ve tam olarak ödenmesi esastır. Söz konusu ödemelerin vadesinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda, ödenmeyen yada eksik ödenen meblağın ödeme vadesinden itibaren 7 gün içinde ve ödeme vadesinden ödenme tarihine kadar geçecek süre içinde ödenmeyen veya eksik ödeme tutarı üzerinden yıllık 96 54 oranından hesaplanacak gecikme faizi ve diğer ferileri ile birlikte ödenmesi kaydıyla alacağın Devrini Vaad eden tarafından bu ödeme zamanında yapılmış bir ödeme olarak kabul edilecektir. İşbu sözleşmede öngörülen ödemlerden ve/veya yükümlülüklerden herhangi birinin alacağı Devralmayı Taahhüt eden tarafından işbu sözleşmede öngörüldüğü şekilde tam ve zamanında yerine getirilmemesi halinde herhangi bir bildirime ihtarname, protesto keşidesine, hüküm istihsaline gerek kalmaksızın işbu alacağın devri vaadi sözleşmesi kendiliğinden geçersiz hale gelecek olup, bu durumda Alacağın Devrini Vaad edene yapılmış ödemelerin % 50'sinin cezai şart olarak Bankada kalacağını, bu ödemelerden dolayı alacak, tazminat, sebepsiz zenginleşme istirdat tazminat ve benzeri zarar ziyan, munzam zarar, faiz adı altında hiçbir hal ve koşulda iade veya herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunamayacağını, kısmi ödeme yaptığı vb. gerekçelerle alacakların taraflarına kısmen veya tamamen devrini talep etmeyeceğini, alacağın devrinin ifasını ancak ödemelerin tam ve eksiksiz olarak süresinde tamamlanmasından sonra talep edilebileceğini, ödemelerin tamamlanmasından önce alacağın devrinin hiçbir sonuç doğurmayacağını, bu konularda hiçbir talep ve dava hakkının bulunmadığını/kalmadığını ve bu haklardan tamamen feragat ettiklerini, alacağın devrini vaad edeni bütün bu işlemlerinden dolayı en geniş çerçevede her yönüyle kayıtsız ve şartsız olarak ibra ettiğini, cezai şartın tenkisini isteme hakkından şimdiden feragat ettiklerini, gayrikabili rücu olarak kabul, beyan ve taahhüt eder. şeklinde hüküm tesis edildiğini, işbu sözleşme gereği davacı tarafça kısmi ödemler yapıldığını, sonrasında ödemelerde gecikme yaşandığı ve davacı tarafça artık ödeme yapılamayacağının bankalarına bildirildiğini, bunun üzerine de bankalarınca anılan sözleşmenin yuk. verilen 3. Maddesinde yer alan cezai şart hükmüne dayanılarak o güne kadar yapılan ödemelerin toplam tutarı olan 818.342-TL'nin yarısı 409.171,- TL Bankalarınca alınarak diğer yarısı davacının Bankaları Kozyatağı 1206-Kozyatağı şubesi nezdindeki hesabına iade edilmek üzere alacak kaydedildiği ve durumun noter aracılığı ile gönderilen ihtarname ile kendisine bildirildiğini, davacı tarafın sözleşmenin Banka lehine hükümler içerdiğini, ve bu durumun hakkaniyete aykırı olduğunu iddia ettiğini, davacı tarafın bankaları müşterisi dava dışı ... ... San. ve Tic. Ltd. Şti'den olan bankaları alacaklarını devralmak için kendi serbest iradesi ile bir sözleşme imzaladığını, yani davacı tarafın ne bankalarına borçlu ne de kredi talep eden bir müşteri konumunda olmadığını, tacir konumunda olan davacı firmanın hiçbir mecburiyeti olmadığı halde bankaları müşterisi olan bir firmanın alacaklarını devralmak için imzaladığı sözleşmenin hükümlerini imzaladıktan yaklaşık 5 yıl sonra hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürmesinin tamamen kötü niyetli olduğunu, davacı tarafın sözleşmede öngörülen cezai şartın kendilerinin iktisaden mahvına sebep olacağını ileri sürmüşse de bankaca söz konusu cezai şart 2016 yılında tahsil edilmiş olduğunu, söz konusu işlem tarihinden 2 yıl sonra yapılacak bir bilirkişi incelemesinde o dönemim şartları göz önünde bulundurularak doğru bir şekilde değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığını, sözleşmenin genel işlem koşullarına aykırı olmadığını, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...öncelikle taraflar arasında 29/11/2013 tarihli Alacağın Devri Vaadi Sözleşmesi imzalandığı, davacının alacağın devrini almayı taahhüt eden, davalı bankanın ise alacağın devrini vaat eden konumunda olduğu, sözleşmenin konusunun davalı bankanın dava dışı ... ... Sanayi Ticaret Limited Şirketinden olan alacaklarını davacıya 1.620.037-TL bedel karşılığında devretmeyi taahhüt altına girdiğini buna karşı davacı tarafından da 1.620.037-TL bedelin sözleşmede belirtilen şekilde ödenmesinin üstlenildiği anlaşılmış olup, nitekim bu hususta taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Anılan sözleşmenin 3. Maddesinde, “ Birinci Maddede belirtilen ödemelerin öngörülen tarihlerde nakden ve tam olarak ödenmesi esastır. Söz konusu ödemelerin vadesinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda, ödenmeyen yada eksik ödenen meblağın ödeme vadesinden itibaren 7 gün içinde ve ödeme vadesinden ödenme tarihine kadar geçecek süre içinde ödenmeyen veya eksik ödeme tutarı üzerinden yıllık % 54 oranından hesaplanacak gecikme faizi ve diğer ferileri ile birlikte ödenmesi kaydıyla alacağın Devrini Vaad eden tarafından bu ödeme zamanında yapılmış bir ödeme olarak kabul edilecektir. İşbu sözleşmede öngörülen ödemlerden ve/veya yükümlülüklerden herhangi birinin alacağı Devralmayı Taahhüt eden tarafından işbu sözleşmede öngörüldüğü şekilde tam ve zamanında yerine getirilmemesi halinde herhangi bir bildirime ihtarname, protesto keşidesine, hüküm istihsaline gerek kalmaksızın işbu alacağın devri vaadi sözleşmesi kendiliğinden geçersiz hale gelecek olup, bu durumda Alacağın Devrini Vaad edene yapılmış ödemelerin % 50’sinin cezai şart olarak Bankada kalacağını, bu ödemelerden dolayı alacak, tazminat, sebepsiz zenginleşme istirdat tazminat ve benzeri zarar ziyan, munzam zarar, faiz adı altında hiçbir hal ve koşulda iade veya herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunamayacağını, kısmi ödeme yaptığı vb. gerekçelerle alacakların taraflarına kısmen veya tamamen devrini talep etmeyeceğini, alacağın devrinin ifasını ancak ödemelerin tam ve eksiksiz olarak süresinde tamamlanmasından sonra talep edilebileceğini, ödemelerin tamamlanmasından önce alacağın devrinin hiçbir sonuç doğurmayacağını, bu konularda hiçbir talep ve dava hakkının bulunmadığını/kalmadığını ve bu haklardan tamamen feragat ettiklerini, Alacağın devrini Vaad Edeni bütün bu işlemlerinden dolayı en geniş çerçevede her yönüyle kayıtsız ve şartsız olarak ibra ettiğini, cezai şartın tenkisini isteme hakkından şimdiden feragat ettiklerini, gayrikabili rücu olarak kabul beyan ve taahhüt eder'' yönünde düzenleme mevcuttur. Davacı tarafından sözleşme kapsamında davalı bankaya farklı tarih ve miktarlarda toplam 818.342- TL ödediği, kalan bakiyeye ilişkin ödemelerin ödeme planında kararlaştırıldığı şekilde yapılmadığı ve davalı banka tarafından sözleşmenin 3. Maddesi gereği sözleşme feshedilerek, ödenen 818.342- TL bedelin 1/2 oranında olan 409.171-TL'nin davacıya iade edildiği, kalan bakiye 409.171-TL'nin ise cezai şart olarak iade edilmediği ve banka nezdinde bırakıldığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından iş bu dava ile cezai şart maddesinin geçersiz ve genel işlem koşullarına aykırı olduğu, davalı banka tarafından haksız olarak tahsilat sağlandığı iddia edilerek öncelikle sözleşmenin cezai şart maddesinin geçersiz olduğunun tespiti ile 409.000-TL'nin iadesine aksi halde Türk Borçlar Kanunu 182/3 gereği fahiş olan bedelin tenkis edilerek belirlenecek tutarın iadesini talep etmiş, davalı tarafça ise davacı tarafın kendi iradesi ile sözleşme imzaladığı, cezai şartın açıkça kararlaştırıldığı, belirlenen tutarın fahiş olmadığı yönünde savunmada bulunulmuş olup taraflar arasındaki uyuşmazlık cezai şart maddesinin geçersiz olup olmadığı , geçerli olması halinde Türk Borçlar Kanunu 182/3 gereği indirilmesi hususunda yasal koşulların oluşup oluşmadığı hususlarında toplanmaktadır. Öncelikle taraflar arasında imzalanan sözleşme Türk Borçlar Kanunu 183 ve devamı maddeleri gereği yazılı şekilde yapılmış ve tarafların karşılıklı olarak imzaları da içermekle geçerli bir sözleşme olup nitekim tarafların da kabulündedir. Bilindiği üzere hukukumuzda sözleşmeye bağlılık ilkesi (Ahde Vefa- Pacta Sunta Servanda) yanında sözleşme serbestisi ilkeleri kabul edilmiştir. Bu kurala göre sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalı ve hükümlerine riayet edilmelidir. Sözleşmeye bağlılık ilkesi hukuki güvenlik, doğruluk ve dürüstlük kuralının bir gereği olarak, sözleşme hukukunun temel ilkelerinden biridir. Karşılıklı edimleri içeren sözleşmelerde, edimler arasında mevcut olan denge şartlarının sözleşmenin tümü, birlikte yorumlanarak değerlendirilmelidir. Borçlar Kanunundaki genel kural; tarafların bu sözleşme ile gerçek ve ortak amacın varlığını ortaya koyabilecek şekilde bir düzenleme ve yorum, tüm sözleşmede belirlenen amaç da gözönüne alınarak yapılmalıdır. Cezai şart ise Türk Borçlar Kanununun 179/1 (BK.nun 158/1) maddesinde düzenlenmiş olup, anılan madde de ; "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir." hükmünü içermektedir. Aynı kanunun 182/1.(BK.nun 161/1) maddesinde; "Taraflar, cezanın mikarını serbestçe belirleyebilirler." denilmekte ise de bu serbestlik sınırsız değildir. Maddenin son fıkrasında yer alan; "Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir." hükmü gereğince, hakim taraflarca kararlaştırılan cezai şart miktarının fahiş olup olmadığını re'sen incelemek, fahiş ise ceza miktarını tenkis etmekle (indirmekle) görevlidir. Yargıtay kararların da belirtildiği üzere bir davada, cezai şart miktarının fahiş olup olmadığı; tarafların ekonomik durumları, özel olarak borçlunun ödeme gücü, sözleşmenin süresi, alacaklının asıl borcun ifa edilmesi halinde elde edeceği yarar ile cezai şartın ödenmesinin sağlayacağı yarar arasındaki makul (adil) ölçü, sözleşmeye aykırı davranılması yüzünden alacaklının uğradığı zarar, borçlunun borcunu yerine getirmemek suretiyle sağladığı yarar, borçlunun kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı esas alınarak belirlenmelidir. Cezai şartın indirilmesini gerektiren hallerde, hakim her şeyden önce alacaklının menfaatini gözönünde tutmalı, menfaatlerin ne dereceye kadar ihlal edildiğini araştırmalı, davalının kusurunun ağırlığını ve tarafların içinde bulunduğu durum gözönünde tutmalıdır. Ceza, alacaklının uğradığı zarar ile ihlal edilen menfaatlerle makul bir surette mütenasip olmalıdır. Somut olaya dönüldüğünde her ne kadar davacı tarafından sözleşmenin banka tarafından kendi lehine olacak şekilde matbu şekilde hazırlanan sözleşmelerden olduğu, içeriği hakkında davacıya bilgi verilmediği yönünde iddialarda bulunulmuş ise de sözleşmenin içeriği ve düzenleniş amacı dikkate alındığında özel olarak taraf iradeleri esas alınarak düzenlenen bir sözleşme olduğu, matbu bir sözleşme olmadığı anlaşılmış olup, dava konusu cezai şartın da taraflar arasında sözleşme serbestisine dayanarak düzenlenmiş ve seçimlik cezai şart niteliği kapsamında kaldığı kanaatine varılmış, aksi yönde davacı iddia ve talepleri yerinde görülmemiştir. Yasanın 182/3 maddesi kapsamında yapılan incelemede ise 181/1'de her ne kadar ''Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler." denilmekte ise de bu serbestlik sınırsız değildir. Yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde raporda belirtildiği üzere davalı bankanın dava dışı şirketten sözleşme tarihi itibariyle hangi miktarda alacağının olduğunun yazılı olmadığı görülmüş, banka tarafından bilirkişi raporuna beyan ve itiraz dilekçesinde 1.924,697-TL alacağının olduğu beyan edilmiştir. İncelenen İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün 2012/20145 sayılı dosyasında davalı bankanın dava dışı şirketten takipte 2.226.082,80-TL alacağının kesinleştiği ferileriyle birlikte toplam alacak miktarının 4.416.877,87-TL'ye ulaştığı ve 744.581,72-TL tahsilat sağladığı bakiye 3.672.296,15-TL borcun kaldığı görülmüş, İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında ise toplam 1.225.032,72-TL üzerinden ipotekli takip başlatıldığı takibe tonu taşınmazın 910.000-TL bedelden ihale edildiği, muhtelif tarih ve miktarlarda toplam 870.226,64-TL tahsilat sağladığı görülmüştür. Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin feshi ile birlikte davalı bankanın davacıdan 818.324,00-TL tahsilatı sağladığı geri kalan tahsilatı sağlayamadığı ancak alacaklarını da davacıya devretme borcundan kurtulduğu , dava dışı şirketten de bir kısım tahsilatları sağladığı ve sağlamaya devam etiği görülmekle birlikte davacının kendi beyanı ile de kabulünde olduğu üzere ekonomik olarak sıkıntıya uğraması sebebi ile taksitleri ödeyememesi ve sözleşmenin feshedilmesi karşısında bu sözleşmeden hiçbir menfaat elde edemediği açıktır. Davacı tarafın gerçek kişi tacir olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmenin 3. Maddesinde kararlaştırılan cezai şartın fahiş olup, davacının mahvına sebep olabileceği ve sözleşmedeki edimler dengesi ve yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler dikkate alınarak Türk Borçlar Kanunu'nun 182/3. maddesi uyarınca aşırı olan cezai şart miktarında hakkaniyete uygun tenzilat yapılması gerektiği kanaatine varılmakla, tahakkuk edecek faiz miktarı da göz önüne alındığında, cezai şart miktarı olarak hesaplanan 409.171,00-TL'nin takdiren %60 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak, 245.502,06-TL yönünden davanın kısmen kabulüne, temerrüt yönünden dava dilekçesinde açıkça bir talepte bulunulmadığı göz önüne alınarak dava tarihi olan 25/10/2018 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine , fazlaya ilişkin istemin reddine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili Bankanın Kozyatağı Ticari Şubesi ile dava dışı ... ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmeleri imzalandığını ve bu kapsamda anılan firmaya krediler kullandırıldığını, söz konusu kredi borçlarının geri ödenmemesi üzerine anılan firmadan olan alacaklarının tasfiyesine ilişkin olarak borcu ödemeyi taahhüt eden ... ... ile bankaları arasında 29.11.2013 tarihinde “Alacağın Devri Vaadi Sözleşmesi” imzalandığını, iş bu sözleşme gereği davacı tarafça bir kısım ödemeler yapıldığını ancak sonrasında ödemelerde gecikme yaşandığını ve davacı tarafça artık ödeme yapılamayacağının bankalarına bildirildiğini, bunun üzerine de anılan sözleşmesinin 3. maddesinde yer alan cezai şart hükmüne dayanılarak o güne kadar yapılan ödemelerin toplam tutarı olan 818.342,00-TL’nin yarısı 409.171,00-TL banka tarafından alınarak, diğer yarısı davacının hesabına iade edilmek üzere alacak kaydedildiğini ve bu durumun noter aracılığıyla gönderilen ihtarname ile kendisine bildirildiğini, davacı tarafın, taraflar arasındaki akdedilen sözleşmenin banka lehine hükümler içerdiğini ve bu durumun hakkaniyete aykırı olduğunu iddia ettiğini, gerçek kişi tacir konumunda olan davacı taraf müvekkili bankanın ne kredi kullanacak müşterisi ne de borçlusu konumunda olduğunu, kendi serbest iradesi ile banka borçlusu firmadan olan alacaklarını devralmak istediğini ve bunun neticesinde kendisi ile münferit bir sözleşme imzalandığnı, dolayısı ile dava konusu sözleşmeyi mecbur kaldığı için imzaladığı iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişinin herhangi veri sunmaksızın cezai tutarın fahiş olduğu iddiasının ve ½ oranında indirilmesi yönündeki görüşünün somut bir dayanağı bulunmadığını, cezai koşulun miktarının ne zaman aşırı kabul edileceğinin takdiri bilirkişilerin yetkileri dışında kaldığını, arz ve izah olunan nedenlerle; mahkeme kararının kaldırılarak istinaf başvurularının kabulü ile davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 29.11.2013 tarihinde dava dışı 3. Şahıs ... ... San. Tic. Ltd. Şti. firmasının alacaklarının devrini konu eden Alacağın Devri Vaadi Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşme kapsamında davalı kurum ... ... San. Tic. Ltd. Şti. firmasından olan alacaklarının vekalet ücreti dahil 1.620.037 TL tutar karşılığında müvekkiline devrettiğini, müvekkilinin işbu sözleşme gereğince planlanan ödeme planı çerçevesinde 01.03.2015 tarihine kadar her ay düzenli olarak davalı kuruma ödemesi gereken miktarı ödediğini, ancak müvekkilinin işlerinde yaşadığı bazı mali kaynaklı sıkıntılardan dolayı 01.03.2015 tarihinde ödemesi gereken 70.000 TL tutarın 38.000 TL'si ödeyebildiğini, müvekkilinin mali olarak zor duruma girmesi üzerine bankayla tekrar görüşüp yeniden bir ödeme planı yapılmasını talep ettiğini, ancak davalı kurumun ise kötüniyetli olarak 01.03.2015 tarihine kadar ödenen toplam 818.000 TL'nin ... ... San. Tic. Ltd. Şti. firmasının borcundan mahsup edilmesi şartıyla tekrar bir yapılandırma yapabileceklerini belirttiklerini, yani bankanın burada yasal olmayan bir teklif yaparak müvekkilinin ... ... San. Tic. Ltd. Şti. Firması lehine kendi alacağından feragat etmesini talep ettiğini, müvekkilinin de kendi ödemeleri başladığı için yapmış olduğu bu ödemeleri ... ... San. Tic. Ltd. Şti. Firması lehine feda etmeyeceğini bunun haksız olduğunu söyleyince davalı kurumla anlaşma sağlanamadığını, bunun üzerine davalı kurum 06.07.2016 tarihinde müvekkilin o güne kadar yapmış olduğu 818.000.00 TL'lik ödemenin %50'si olan 409.000.00 TL'sini müvekkiline iade etmiş; geri kalan %50 kısmı olan 409.000,00-TL'ye ise cezai şart diye el haksız bir şekilde el koyduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin baştan sona davalı kurum lehine düzenlenmiş olup, sözleşmede yer alan bütün hükümler müvekkilinin aleyhine olduğunu, cezai şartın geçerli olabilmesi için bir takım unsurları taşıması gerektiğini,hüküm altına alınan tenkis miktarı müvekkil aleyhine çok düşük kaldığından istinaf etmek gerektiğini, Mahkemece yasal faize hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, dava dilekçesinde istenildiği üzere, bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizine hükmedilmemiş olmasının adalet duygusuna aykırı olduğunu, davanın tümden kabulü gerekmekle birlikte aksi varsayımda dahi Mahkemece hakkaniyet indirimi nedeniyle reddedilen kısım yönünden vekalet ücretine hükmedilmemesinin usule uygun ise de aynı husus gözetilerek aleyhe yargılama giderine hükmedilmemesi gerekirken bu hususun gözetilmemesinin de usule ve hukuka, hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla istinaf istemlerinin kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmesini talep etmiştir. GEREKÇE :Dava, alacağın devri vaadi sözleşmesinden kaynaklı cezai şartın geçersizliğinin tespiti, olmadığı takdirde cezai şartın tenkis edilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından tahsil edilen cezai şartın iadesi, aksi taktirde cezai şart olarak kararlaştırılan bedelin tenkisi ile belirlenecek tutarın tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü ile takdiren 245.502,60 TL'nin 25/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davalı banka ile dava dışı ... ... San. Tic. Ltd. Şti arasında genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmeleri imzalanmış ve dava dışı ... ... San. Tic. Ltd. Şti'ne kredi kullandırılmış olup, 29.11.2013 tarihinde düzenlenen ve ... ... San. Tic. Ltd. Şti'nin borç miktarı konusunda bilgi içermeyen “Alacağın Devri Vaadi Sözleşmesi” ile davalı banka ... ... San. Tic. Ltd. Şti. 'nden olan alacağını, vekalet ücreti dahil 1.620.037 TL tutarındaki ivaz bedelinin belirlenen ödeme planı çerçevesinde ödenmesi halinde, alacağın devri anındaki teminatları ile birlikte davacıya devretmeyi kabul ve taahhüt etmiştir,Alacağın devri Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 183 ve 184. maddelerinde düzenlenmiştir. TBK'nın 183.maddesinde“Kanun, sözleşme veya işin niteliği engel olmadıkça alacaklı, borçlunun rızasını aramaksızın alacağını üçüncü bir kişiye devredebilir. Borçlu, devir yasağı içermeyen yazılı bir borç tanımasına güvenerek alacağı devralmış olan üçüncü kişiye karşı, alacağın devredilemeyeceğinin kararlaştırılmış bulunduğu savunmasını ileri süremez." hükmünü, TBK'nın 184.maddesi ise "Alacağın devrinin geçerliliği, yazılı şekilde yapılmış olmasına bağlıdır. Alacağın devri sözü verme, şekle bağlı değildir.” hükmünü içermektedir. Taraflar arasında düzenlenen sözleşme, TBK'nın 184.madesinde karşılığını bulan alacağın devri sözü verme niteliğinde olup, alacağın temlikinin şartlara bağlı olarak taahhüt edildiği bir sözleşmedir.Sözleşmenin 1.maddesi: "Alacağın Devrini Vaad Eden, Alacağı Devralmayı Taahhüt Edenin, Vekalet ücreti dahil 1.620.037 TL tutarındaki ivaz bedelini, aşağıdaki ödeme planı çerçevesinde Alacağın Devrini Vaad Edene ödemesi halinde, ... ... San. Tic. Ltd. Şti. firmasından olan alacaklarını her türlü masraf Alacağı Devralmayı Taahhüt Edene ait olmak üzere, alacağın devri anındaki teminatları ile birlikte Alacağı Devralmayı Taahhüt Edene Türk Borçlar Kanununun 183. ve devamı maddelerinde düzenlenen alacağın devri hükümleri uyarınca devretmeyi kabul ve taahhüt eder."Sözleşmenin 2.maddesi:"Alacağın Devrini Vaad Eden, Devire konu alacağın borçlu veya üçüncü kişi tarafından kısmen ödenmesi halinde, yapılan tahsilat tutarındaki alacağını devretmeyeceğini ve devir bedelinin de yapılan tahsilatın toplam alacaktaki payı ile orantılı olarak azalacağını kabul beyan ve taahhüt eder." şeklindedir.Sözleşmenin 3. maddesinde “Birinci Maddede belirtilen ödemelerin öngörülen tarihlerde nakden ve tam olarak ödenmesi esastır. Söz konusu ödemelerin vadesinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi durumunda, ödenmeyen yada eksik ödenen meblağın ödeme vadesinden itibaren 7 gün içinde ve ödeme vadesinden ödenme tarihine kadar geçecek süre içinde ödenmeyen veya eksik ödeme tutarı üzerinden yıllık % 54 oranından hesaplanacak gecikme faizi ve diğer ferileri ile birlikte ödenmesi kaydıyla alacağın devrini vaad eden tarafından bu ödeme zamanında yapılmış bir ödeme olarak kabul edilecektir. İşbu sözleşmede öngörülen ödemelerden ve/veya yükümlülüklerden herhangi birinin alacağı devralmayı taahhüt eden tarafından iş bu sözleşmede öngörüldüğü şekilde tam ve zamanında yerine getirilmemesi halinde herhangi bir bildirime, ihtarname, protesto keşidesine, hüküm istihsaline gerek kalmaksızın işbu alacağın devri vaadi sözleşmesi kendiliğinden geçersiz hale gelecek olup, bu durumda alacağı devralmayı taahhüt eden işbu sözleşmenin geçersiz hale gelmesi tarihine kadar alacağın devrini vaad edene yapılmış ödemelerin %50sinin cezai şart olarak bankada kalacağını, bu ödemelerden dolayı alacak, tazminat, sebepsiz zenginleşme, istirdat tazminat vb zarar ziyan, munzam zarar, faiz adı altında hiçbir hal ve koşulda iade veya herhangi bir hak ve alacak talebinde bulunamayacağını, kısmi ödeme yaptığı vb. gerekçelerle alacakların taraflarına kısmen veya tamamen devrini talep etmeyeceğini, alacağın devrinin ifasını ancak ödemelerin tam ve eksiksiz olarak süresinde tamamlanmasından sonra talep edilebileceğini, ödemelerin tamamlanmasından önce alacağın devrinin hiçbir sonuç doğurmayacağını, bu konularda hiçbir talep ve dava hakkının bulunmadığını/kalmadığını ve bu haklardan tamamen feragat ettiklerini, Alacağın devrini Vaad Edeni bütün işlemlerinden dolayı en geniş çerçevede her yönüyle kayıtsız ve şartsız olarak ibra ettiğini, cezai şartın tenkisini isteme hakkından şimdiden feragat ettiklerini, gayrikabili rücu olarak kabul, beyan ve taahhüt eder" düzenlemesi mevcuttur.Somut olayda davacı tarafından davalı bankaya toplamda 818.342 TL ödenmiş olup, davacının 01.03.2015 tarihinde ödemesi gereken 70.000 TL'lik taksit tutarının sadece 38.000 TL'lik kısmını ödediği, geri kalan kısmı ödeyemediği, buna göre ödeme planında yer alan ödemelerin sözleşmeye uygun şekilde gerçekleştirilmediği ihtilafsızdır. Davalı tarafça Kadıköy 29. Noterliğinin 07.06.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı yazısında 29.11.2013 tarihli alacağın devri vaadi sözleşmesinin, sözleşme koşullarına uyulmadığından geçerliliğini yitirdiği, anılan sözleşmenin 3. maddesi uyarınca sözleşme kapsamında yapılan ödemelerin % 50 kadarı olan 409.171 TL'nin cezai şart olarak banka uhdesinde tutulacağı, bakiye 409.171 TL ise iade edileceği davacıya bildirilmiş ve ödenen tutarın yarısı olan 409.171 TL, 01.07.2016 tarihinde davacının davalı banka nezdindeki hesabına gönderilmiştir. Cezai şart, borçlunun alacaklıya karşı mevcut bir borcu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ödemeyi vaat ettiği, hukuki işlem ile belirlenmiş ekonomik değeri olan bir edimdir. Cezai şartın amacı, borçluyu borca uygun davranmaya sevk etmektir. 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 179. Maddesinde, "Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışsa, aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça, alacaklı, ya borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir. Ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir. Borçlunun, kararlaştırılan cezayı ifa ederek sözleşmeyi, dönme veya fesih suretiyle sona erdirmeye yetkili olduğunu ispat etme hakkı saklıdır." şeklinde düzenleme mevcuttur.Kanunda yer alan düzenlemenin emredici olmaması sebebiyle söz konusu durumun dışında, taraflarca da seçimlik cezai şart kararlaştırılabilir.TBK'nun 179/2 maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi, ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nun 179/2.maddesi hükmü emredici yapıda olmayıp, düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler. (Bkz. Tunçomağ Kenan; age sh. 875 vd.; Eren Fikret age sh. 1173 vd. ; Kılıçoğlu M. Ahmet age sh. 579 vd.; Günay Cevdet İlhan, Cezai Şart Ankara 2002 sh. 83 vd.; Uygur Turgut; Açıklamalı – İçtihatlı Borçlar Kanunu Genel Hükümler, İkinci Cilt 1990 sh. 740) Somut olayda taraflar arasında düzenlenen alacağın devri vaadi sözleşmesinde öngörülen ödemelerin davacı tarafça yerine getirilmemesi halinde öngörülen ceza koşulu hükmü TBK'nun 179/2. maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğindedir. Dosya kapsamında alacağın devri vaadi sözleşmesinde öngörülen ödemelerin davacı tarafça yerine getirilmediği açık olup, sözleşmenin 3.maddesinde yer alan cezai şart koşulları oluşmuştur. Davacı tarafça alacağın devri vaadi sözleşmesinin tüm hükümlerinin davalı lehine düzenlendiği, davalının davacıyla müzakere etmeden, önceden hazırladığı ve davacı aleyhine olan hususların hiçbirinde değişiklik yapmasına izin vermediği, kanuna ve hukuka aykırı olan cezai şarta ilişkin maddenin geçersiz sayılması gerektiği ileri sürülmüştür. TBK'nun 20.vd.maddelerinde düzenlenen genel işlem koşulları, bir sözleşme yapılırken düzenleyenin, ileride çok sayıdaki benzer sözleşmede kullanmak amacıyla, önceden, tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleridir. Buna göre bir sözleşmede genel işlem koşulları bulunması bu düzenlemeleri geçersiz kılmaz. Ancak sözleşme kapsamındaki karşı tarafın menfaatine aykırı genel işlem koşullarının geçerli olması, sözleşmenin yapılması sırasında düzenleyenin karşı tarafa, bu koşulların varlığı hakkında açıkça bilgi verip, bunların içeriğini öğrenme imkânı sağlamasına ve karşı tarafın da bu koşulları kabul etmesine bağlıdır. Sözleşmenin niteliğine ve işin özelliğine yabancı olan genel işlem koşulları da yazılmamış sayılır. TBK'nın 26/1. maddesindeki "Taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler" hükmü uyarınca, özel hukuk ilişkilerinde taraflar arasında asıl olan, kanunun yasakladığı ve sınırladığı haller dışında tarafların sözleşme ilişkisinin koşullarını serbestçe belirlemeleridir. TBK'nın 27.maddesi uyarınca, ekonomik özgürlüğü ve çalışma haklarını, kanuna, kamu düzenine, kişilik haklarına, ahlak ve adaba aykırı şekilde kısıtlayan veya ifası imkansız edim içeren sözleşmeler “kesin hükümsüzlük” hukuki yaptırımına tabidir. Ancak, öğretide, kelepçeleme sözleşmeleri olarak da adlandırılan sözleşme hükmünün geçersiz sayılabilmesi için söz konusu sözleşme hükmü ile üstlenilen belirli ticari faaliyetleri yapma veya yapmama yükümlülüklerinin içerik, coğrafi alan veya süre itibariyle ekonomik özgürlüğü veya varlığı aşırı derecede tehlikeye sokacak, bir nevi sözleşmenin diğer tarafına bağımlı kılacak nitelikte olması gerekir. (Akın Ünal, Kelepçeleme Sözleşmeleri, Ankara 2012, s.2-5, Yargıtay HGK'nun 2012/1601 Esas ve 2013/752 Karar sayılı kararı).Somut olay değerlendirildiğinde;taraflar arasında imzalanan sözleşmenin, davalı bankanın önceden matbu olarak hazırladığı ve bütün müşterileri ile akdettiği bir sözleşme olduğu söylenemeyeceğinden davaya konu sözleşme metni için TBK'nın 20. maddesinde tanımlanan genel işlem koşulundan söz edilemez. Ayrıca bu sözleşmede yer alan cezai şart hükmünün TBK.'nun 27. Maddesinde getirilen sınırlamalara aykırı olmayıp, sözleşmede tarafların karşılıklı edimlerinin serbestçe belirlendiği, cezai şart ile ilgili düzenlemenin sözleşmenin başında tarafların serbest iradeleriyle belirlendiği gözetildiğinde taraflar arasında imzalanan davaya konu sözleşmedeki cezai şart hükmü dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde davalı aleyhine dengesizliğe neden olacak nitelikte değildir. Bu haliyle sözleşmedeki cezai şart düzenlemesi geçerli olup, davacı vekilinin bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.TBK'nun 182/3 Maddesine göre hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir. Cezai şartın fahiş olup olmadığı belirlenirken, tarafların ekonomik durumu, borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat,alacaklının borcun zamanında ifası halinde elde edeceği menfaat ile cezai şartın ödenmesiyle sağlayacağı menfaat arasındaki denge, kusur derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı , sözleşme bedeli gibi ölçütler dikkate alınarak cezai şart miktarının hakkaniyete uygun şekilde değerlendirilerek belirlenmesi gerekir. Somut olayda davacı tacir olmadığından, TBK'nun 182/son maddesi gereğince cezai şartın fahiş olması halinde tenkisi gereklidir. Her ne kadar sözleşmede davacının cezai şarttan indirim istemeyeceği yazılı ise de taraflarca yapılan bu kararlaştırma, aynı kanunun 26. maddesine göre geçerli değildir. Zira borçlu, cezai şartın indirilmesini isteme hakkından önceden feragat edemez.Taraflar arasındaki sözleşmede güdülen amaç ve sözleşmenin konusu dikkate alınarak davalının sözleşmeyi feshiyle alacağı devretme borcundan kurtulduğu gibi dava dışı kredi borçlusu hakkında yaptığı icra takipleri ile bir kısım tahsilatlar gerçekleştirdiği de gözetildiğinde sözleşmede kararlaştırılan cezai şart tutarı fahiştir. Bu durumda Mahkemece sözleşmede belirlenen cezai şartın fahiş olduğu kanaatine varılarak cezai şarttan %60 oranında indirim uygulanmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle taraf vekillerinin aksi yöndeki istinaf istemleri yerinde görülmemiştir. Davalı tarafça cezai şartın ödenmiş olması nedeniyle indirim yapılamayacağı yönünde istinaf isteminde bulunulmuş ise de cezai şart tutarı, ödenen tutarlardan kesinti yapılarak tahsil edilmiş olup, davacının rızaen ödeme yapması söz konusu olmadığından davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. Davacı tarafça hükmedilen bedele bankalarca uygulanan en yüksek mevduat faizin uygulanması gerektiği yönünde istinaf isteminde bulunulmuş ise de alacağın devri vaadi sözleşmesinde yer alan ödemelerin yapılmamış olması nedeniyle feshedilen sözleşmeden ötürü davacının, davalı bankanın dava dışı kredi borçlusundan olan alacağını devralmadığı, davacının kredi borçlusu veya kefili de olmadığı gözetildiğinde mahkemece hükmedilen bedele yasal faiz uygulanmasına karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Eldeki davada, davacının cezai şarttan tenkis edilecek tutarı önceden takdir ve tespit etmesi mümkün olmadığından tenkis edilen kısım itibariyle davalı yararına vekalet ücretine ve yargılama masrafına hükmedilmesi mümkün olmamakla birlikte davaya konu taleplerin cezai şartın geçersizliğinin tespiti, olmadığı takdirde cezai şartın tenkis edilmesi ve bu kapsamda davalı tarafından tahsil edilen cezai şartın iadesi, aksi taktirde cezai şart olarak kararlaştırılan bedelin tenkisi ile belirlenecek tutarın tahsili istemine ilişkin olduğu gözetildiğinde cezai şartın tenkis istemi haricinde kalan talebin reddine karar verilmiş olmasına göre mahkemece davalının yaptığı yargılama giderlerinden haklılık oranına göre davacının sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 4.192,57 TL harcın, alınması gerekli olan 16.770,28 TL harçtan mahsubu ile bakiye 12.577,71 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 23/09/2025