T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/375 Esas KARAR NO : 2025/1752 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESi: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2018/955 Esas - 2022/732 Karar TARİH: 20/10/2022 DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/375 Esas KARAR NO : 2025/1752 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESi: İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI : 2018/955 Esas - 2022/732 Karar TARİH: 20/10/2022 DAVA : Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) KARAR TARİHİ: 23/10/2025 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirkette ... ile %50 ortak olduğunu, şirketin müdürlüğünü ...'nın yaptığını, davalı şirketin iştigal konusunun piyasa araştırması yapmak olduğunu, en büyük müşterisinin Uluslararası ... şirketi olduğunu, bu şirketin aynı zamanda davalı şirketin en önemli ve cirosunun en yüksek olan müşterisi olduğunu, davalı şirketin müdürünün ... olması sebebiyle tek yetkili olmasından dolayı şirketin kazanç ve giderlerini müvekkilden gizlemeye başladığını, yapılan işlemlerden diğer ortak olan davacıya bilgi vermemeye başladığını, davacının şirketin gelirine nazaran artan kamu borçları nedeniyle defalarca müdürü bu konuda uyardığını, borçların ödenmemesi ve kendisine bu konuda sağlıklı bilgi verilmeyince şirketten ayrılmaya karar verdiğini, müvekkilinin şirketten ayrılmaya karar verince müvekkilinin kullandığı iki adet binek aracın müvekkile verilmesi ve şirket adına alınan krediden müvekkilinin sorumlu olduğu 40.000-TL'nin de şirketçe ödenmesi ve şirket müdürünün ortak olduğu ... şirketindeki %25 payın da müvekkile devredilmesi konusunda şifahi olarak anlaşıldığını, ancak bu anlaşmanın müdür yani diğer hissedar olan Nilüfer tarafından yerine getirilmediğini, bunun üzerine müvekkili tarafından ihtarnameler gönderildiğini, keşide edilen ihtarlara rağmen şirket müdürünün şirket alacak ve borçlarını müvekkile bildirmediğini, davalı taraf şirket müdürünün ve şirket muhasebecisinin çektiği paraları belirtmekten kaçındığını, şirket muhasebecisinin müvekkilden daha fazla para çektiğini belirterek ... Veri Toplama Enstitüsü Araştırma Danışmanlık Ltd. Şti. ortaklığından çıkmaya karar verilmesini ve haklarının ödenmesini, şirkete ihtiyati tedbir niteliğinde kayyum atanmasını talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, şirket ortağı tarafından istenilen bilgilere ulaşılmasına ilişkin talebin şirket müdürleri tarafından engellenmesi veya reddedilmesi durumunda ortak istediği bilgilerin kendisine verilmesi ve belirli konularda inceleme yapmasına izin verilmesi için genel kurula başvurabileceğini, şirket muhasebecisinin şirket ortaklarından daha fazla para çektiği yönündeki iddiaların ise tamamı ile mesnetsiz olduğunu ve ispata muhtaç olduğunu, zira müvekkili şirkete ait ticari defterler ve dosyaya sunulan deliller incelendiğinde böyle bir iddianın gerçeği yansıtmadığının ortaya çıkacağını, dava dilekçesi genel itibarı ile incelendiğinde iddiaların "sulh olundu, uyarıldı, şifahen anlaşıldı" vb. cümleler etrafında döndüğünü, iddiaların somut dayanağının olmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı / Karşı Davacı karşı dava dilekçesinde özetle; davacı karşı davalının müvekkil şirketin ortağı olmasına rağmen, dava dilekçesinde ikrar ettiği üzere ... firmasına Beşiktaş 17. Noterliği vasıtası ile 25/06/2018 tarihli ... yevmiye no'lu ihtarnamesini keşide ettiğini ve bunun yanı sıra ... Şirketi'nin yöneticileri ile iletişim kurulduğunu ve müvekkili şirket ile ... isimli şirketin ticari faaliyetini sona erdirmeye yönelik girişimlerde bulunduğunu, müvekkili şirketin ticari faaliyet gerçekleştirdiği diğer firmalar ile de görüşmeler yaptığını, müvekkili şirketin itibarını zedeleyici söylemler geliştirdiğini, şirket araçlarını kendi uhdesinde tutarak menkullerin nakde çevrilmesi sureti ile şirket borçlarının ödenmesine engel olması nedeniyle şirketin daha fazla borçlanmasına sebebiyet verdiğini, davacı karşı davalı yanın, şirket çalışanlarına karşı işten ayrılmaları ve maaşlarının ödenmeyeceği yönünde telkinlerde bulunarak şirket faaliyetlerine sekte vuracak davranışlarda bulunduğunu, davacı karşı davalı ortağı ve müdürü olduığu ... isimli firmadan müvekkili şirketin yaptığı işler karşılığı ödenmesi gereken bedelleri ödemeyerek müvekkili şirketin maddi kayba uğramasına sebebiyet verdiğini belirterek davanın reddine, karşı davalarının kabulü ile müvekkili şirketin davacı/karşı davalı yan tarafından uğratıldığı maddi ve manevi kayıplarının rakamsal değerlerinin belirlenerek, davacı karşı davalı yan tarafından tazminine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı / Karşı Davalı karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin karşı tarafa ve şirket müdürüne gönderilen ihtarnameler ile şirket müdürü ve muhasebeciye ödenen paraların neden ödendiğine ilişkin bilgi talep edilmesine rağmen bu konuda bilgi verilmediğini, dava dışı ... şirketine gönderilen ihtarın kötüniyetli olmadığını, davalı şirket tarafından bilgi verilmemesi nedeniyle dava dışı ... şirketi ile davalı şirket arasındaki ödemelerin belirlenmesi için bu ihtarın düzenlendiğini, davalı şirket tarafından muhasebeciye yapılan ödeme konusunda bilgi verilememesi nedeniyle sermaye borcunun da haklı nedenle ödenmediğini, şirkete ait araçların şahsi işleri için kullanıldığı iddiasının gerçeği yansıtmadığını, araçlar üzerinde hacizler olduğunu ve bu hususun davalı şirkete sorulmasına rağmen bilgi verilmediğini, karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 20/10/2022 tarih ve 2018/955 Esas - 2022/732 Karar sayılı kararında;"Dava, hukuki niteliği itibariyle; davacının davalı şirketten haklı nedenle çıkmasına ilişkin ayrılma payı talepli dava olduğu, karşı davanın ise davacı - karşı davalının haklı nedenle ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin maddi ve manevi tazminat talepli dava olduğu anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlık ise; davacı ile dava dışı ...'nın ortak oldukları davalı şirkette, aynı zamanda şirket müdürü olan ...'nın şirket ile ilgili konularda kendisine bilgi vermediği ve şirketi zarara uğrattığı iddiası ile davacının davalı şirket ortaklığından çıkması ve ortaklık çıkma payı talep etmesi şartlarının bulunup bulunmadığı hususunda olduğu, karşı davadaki uyuşmazlığın, davacı/karşı davalının şirketin ticari ilişki içinde bulunduğu şirketlerle irtibata geçerek rekabet yasağına aykırı hareket etmek sureti ile davalı karşı davacı şirketin çıkarlarına aykırı davranarak zarar görmesine neden olduğu ve şirketten çektiği paraları iade etmediği iddiası ile davalı/karşı davacı şirketin davacı karşı davalıdan maddi ve manevi tazminat talep etme şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı tespit edildi.Taraflarca bildirilen deliller toplanmış, dosya mahkememizce resen seçilen bir mali müşavir, bir işletme uzmanı ve bir de haksız rekabet konusunda uzman bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, 18/11/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...Asıl Dava Yönünden: Ortağın bilgi edinme ve inceleme haklarının kullandırılmamasının TTK m. 638/2 anlamında "haklı sebep" olabileceği, dava konusu ihtilafta ise davacının TTK m. 614'te sayılan bilgi edinme ve inceleme hakkını tüm kapsamıyla kullanmadığı, bu durumda davacının bilgi edinme hakkının TTK m 638/2 bağlamında haklı sebep teşkil edecek şekilde kısıtlanmadığı, şirketin müdüre ve şirket muhasebecilerine borçlandırıldığı iddiasının ise davacının kendisinin de şirkete yüklü miktarda borcu olması sebebiyle tek başına TTK m. 638/2 anlamında "haklı sebep" teşkil etmeyeceği, bunun dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olacağı, Karşı Dava Yönünden: Davacı-karşı davalının TTK m. 613/2'deki yükümlülüğüne aykırı davrandığı, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunduğu, şirketin amacına zarar veren işlemler yaptığı, bunun da davalı-karşı davacı şirket yönünden TTK m. 640/3 bağlamında bir haklı sebep teşkil ettiği, Davacı/K.Davalı Ayrılma Akçesi: Sayın Mahkemenin davacı/k.davalının şirketten ayrılmasına karar verilmesi halinde 30/06/2020 tarihli mali tablo verilerine göre davalı/k.davacı ... Veri Toplama Enstitüsü Araştırma Dan. Ltd. Şti. Ortağı ... ...'in %50 hissesine karşılık gelen kaydi değeri -207.769,14 TL (-415.538,28 TL/2) negatif öz kaynağa şirket kayıtlarındaki 214.167,61 TL borcunun eklenmesiyle pozitif ayrılma akçesinin bulunmadığı (421.936,75 TL borca batık), şirketin rayiç değerinin belirlenmesi bakımından, raporumuzun 5. Bölümünde Duran Varlıklar için yapılan açıklamalar dikkate alınarak konu uzmanı Makine Mühendisinin atanıp atanmayacağı konusunda takdirin Sayın Mahkemede olduğu ..." şeklinde rapor edilmiştir.Davalı/karşı davacı açısından maddi tazminat talebi yönünden herhangi bir inceleme yapılmadığı anlaşıldığından ek rapor alınmasına karar verilmiştir. 04/06/2021 tarihli bilirkişi ek raporunda özetle; "...Asıl Dava Yönünden: Ortağın bilgi edinme ve inceleme haklarının kullandırılmamasının TTK m. TTK m. 638/2 anlamında “haklı sebep” olabileceği, dava konusu ihtilafta ise davacının TTK m. 614'te sayılan bilgi edinme ve inceleme hakkını tüm kapsamıyla kullanmadığı, bu durumda davacının bilgi edinme hakkının TTK m 638/2 bağlamında haklı sebep teşkil edecek şekilde kısıtlanmadığı, şirketin müdüre ve şirket muhasebecilerine borçlandırıldığı iddiasının ise davacının kendisinin de şirkete yüklü miktarda borcu olması sebebiyle tek başına TTK m. 638/2 anlamında “haklı sebep” teşkil etmeyeceği, bunun dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olacağı, Karşı Dava Yönünden: Davacı-karşı davalının TTK m. 613/2'deki yükümlülüğüne aykırı davrandığı, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunduğu, şirketin amacına zarar veren işlemler yaptığı, bunun da davalı-karşı davacı şirket yönünden TTK m. 640/3 bağlamında bir haklı sebep teşkil ettiği, Davacı/K. Davalı Ayrılma Akçesi: Sayın Mahkemenin davacı/k. davalının şirketten ayrılmasına karar verilmesi halinde 31.03.2021 tarihli mali tablo verilerine göre davalı/k. davacı ... Veri Toplama Enstitüsü Araştırma Dan. Ltd. Şti. ortağı ... ...”' in 9450 hissesine karşılık gelen kaydi değeri-849.100,49 TL (-1.698.200,98 TL/2) negatif öz kaynağa şirket kayıtlarındaki 214.167,61 TL borcunun eklenmesiyle pozitif ayrılma akçesinin bulunmadığı (1.063.268,10 TL borca batık)..." şeklinde rapor edilmiştir.Asıl davadaki davacı - karşı davalı ortaklıktan çıkma talebi açısından; ortağın bilgi edinme ve inceleme haklarının kullandırılmamasının TTK m. TTK m. 638/2 anlamında “haklı sebep” olabileceği, dava konusu ihtilafta ise davacının TTK m. 614'te sayılan bilgi edinme ve inceleme hakkını tüm kapsamıyla kullanmadığı, bu durumda davacının bilgi edinme hakkının TTK m 638/2 bağlamında haklı sebep teşkil edecek şekilde kısıtlanmadığı, şirketin müdüre ve şirket muhasebecilerine borçlandırıldığı iddiasının ise davacının kendisinin de şirkete yüklü miktarda borcu olması sebebiyle tek başına TTK m. 638/2 anlamında “haklı sebep” teşkil etmeyeceği, bunun dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olacağı anlaşıldığından, davacının çıkma talebinin reddine karar verilmiştir. Karşı davadaki davalı - karşı davacı ortaklıktan çıkarma talebi yönünden: davalı - karşı davacı şirket işçilerine gönderilen mesajlar, davalı - karşı davacı şirketin iş ilişkisinde olduğu şirketlere mail gönderilmesi vs. şeklindeki hareketler rekabet yasağını ihlal eder nitelikte olup, ayrıca şirkete bağlılık kuralını da ihlal etmektedir. Davacı-karşı davalının TTK m. 613/2'deki yükümlülüğüne aykırı davrandığı, şirketin çıkarlarını zedeleyebilecek davranışlarda bulunduğu, şirketin amacına zarar veren işlemler yaptığı, bunun da davalı-karşı davacı şirket yönünden TTK m. 640/3 bağlamında bir haklı sebep teşkil ettiği anlaşıldığından karşı davanın kabulüne karar verilmiştir. Davacı - karşı davalı ayrılma akçesi talep etmiş ise de; şirketin borca batık olması nedeniyle davacı - karşı davalıya ayrılma akçesine hükmedilmemiştir. Davalı - karşı davacı tarafın manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davacı - karşı davalının mailleri mesajları ve hareketleri nedeniyle davalı - karşı davacı şirketin iş yapmış olduğu şirketler ve işçileri nezdinde küçük düşürülmüş olamsı, iş alamaz hale getirilmesi dikkate alındığında kişilik hakkının zedelendiği kanaatine varılmış ve manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir.Davalı - karşı davacı tarafın maddi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davalı- karşı davacının maddi zarar talebine ilişkin iddialarının değerlendirilebilmesi için dava dışı ... ve ... şirketlerinin defterlerinin incelenmesi gerektiğinin bilirkişi kök raporunda belirtildiği, bu kapsamda 16.09.2021 tarihli 6. celse de dava dışı ... ve ... şirketlerinin defterlerinin incelenmesi karar verildiği, davalı – karşı davacı vekiline bilirkişi ücretini yatırması için inceleme gününden 3 gün öncesine kadar kesin süre verildiği, verilen kesin süreye rağmen davalı – karşı davacı tarafından bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, bu nedenle bilirkişi incelemesi yapılamadığı, kaldı ki dava dışı ... şirketine usulüne uygun ihtar tebliğ edilmesine rağmen defterlerini inceleme günü mahkeme kaleminde hazır etmediği, bilirkişi ücreti yatırılmış olsa dahi inceleme yapılamayacağı, davalı – karşı davacının maddi zararlarına ilişkin iddialarının ancak dava dışı ... ve ... şirketlerinin defterlerinin incelenmesi ile belirlenebileceğinden ve bu incelemenin mümkün olmamasından dolayı davacının maddi zararlarına ilişkin talebi mevcut dosya durumuna göre değerlendirilmesi gerekmiştir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davacı – karşı davacının 60.000,00 TL ödenmemiş sermaye borcunun bulunduğu, davacının dava dilekçesinde bu hususta da talepte bulunduğu ancak maddi alacak miktarını 50.000,00 TL olarak belirlediği, herhangi bir ıslah dilekçesi de sunmadığı anlaşıldığından 50.000,00 TL üzerinden maddi tazminat talebinin kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, '' 1-Asıl davanın REDDİNE,2-Karşı davanın KABULÜ ile; a)Davacı – karşı davalı ... ...’in davalı – karşı davacı ... VERİ TOPLAMA ENSTİTÜSÜ ARAŞTIRMA DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ. ortaklığından ÇIKARILMASINA, davacı- karşı davalıya ayrılma akçesi verilmesine yer olmadığına,b)Davalı – karşı davacının ödenmemiş sermaye bedeli talebinin kabulü ile; 50.000 TL’nin davacı – karşı davalıdan alınarak davalı – karşı davacıya verilmesine,c)Davalı – karşı davacının manevi tazminat talebinin kabulü ile; 50.000 TL’nin davacı – karşı davalıdan alınarak davalı – karşı davacıya verilmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Asıl davada davacı karşı davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili ... ..., ... Veri Toplama Enstitüsü Araştırma Danışmanlık Ltd. Şirketinde ... ile % 50 ortak olduğunu; şirketin müdürlüğünü ise ...'nın yapmakta olduğunu, Hükme esas alınan ve 18.11.2020 tarihli uzman bilirkişi heyeti raporunda "Asıl Dava Yönünden: Ortağın bilgi edinme ve inceleme haklarının kullandırılmamasının TTK m. 638/2 anlamında "haklı sebep" olabileceği, dava konusu ihtilafta ise davacının TTK m. 614'te sayılan bilgi edinme ve inceleme hakkını tüm kapsamıyla kullanmadığı, bu durumda davacının bilgi edinme hakkının TTK m 638/2 bağlamında haklı sebep teşkil edecek şekilde kısıtlanmadığı, şirketin müdüre ve şirket muhasebecilerine borçlandırıldığı iddiasının ise davacının kendisinin de şirkete yüklü miktarda borcu olması sebebiyle tek başına TTK m. 638/2 anlamında "haklı sebep" teşkil etmeyeceği, bunun dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olacağı," şeklinde beyanda bulunduğunu; da porda bilirkişilerin nasıl bir anlam çıkardıklarını anlamanın güç olduğunu; müvekkilin şirkete borcu olduğu şeklinde rapor düzenlendiğini daha sonrasında şirket müdürünün ve muhasebecilerin şirketi borçlandırdığının beyan edildiğini; bu durumu değerlendirirken de haklı feshe uygun görmediğini; böyle bir raporun gerçeklikten uzaklaşmak olduğunu; Bilirkişi raporlarına göre müvekkili sürekli borçlandırılan borçlandırma miktarı aşırı büyük bir şirkete borçlu olduğunu; sürekli borçlandırılan bir şirkete ödeyeceği borçlar şirkete girmeyecek aksine şahısların kendi borçlarının kapatılmasına yarayacağını; müvekkilin sürekli borçlanan şirketine karşı borçlarını yerine getirmemesindeki en büyük etkenin şirketin sürekli bir şekilde keyfi olarak borçlandırılması, şirket müdürü ... ve muhasebeci ... tarafından şirketin içinin boşaltılması olduğunu; buna rağmen dosyada TTK m. 638/2 anlamında "haklı sebep" teşkil etmeyeceği, bunun dürüstlük kuralına ve çelişkili davranış yasağına aykırı olacağı yönünden karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu; ortada çelişkili bir davranış olmadığını; Müvekkili sürekli borçlandırılan bir şirketin yapısında kalma mecburiyetinde de olmadığını,Gerek dava dilekçelerinde gerekse düzenlenen ihtarlarda davalının şirket ve alacaklarının taraflarına bildirilmesi talep edildiğini, bu bilgiler gelmeyince işbu dava ikame edildiğini; davalı şirketin müdürünün istenilen bilgileri vermediğini, ancak şirketçe birçok borç ödenmeyince, müvekkilin kefaletinden dolayı birden fazla haciz işlemi başlatıldığını; bu alacaklar ve borçlar müvekkile bildirilmiş olsa idi müvekkilin de bu durumda mağduriyeti daha az olacağını, Yine müvekkili, şirketin özellikle şirket müdürü ... ve amcasının oğlu olan şirket muhasebecisi ...’a ödemelerin hangi sebepten kaynaklandığını, şirketin alacak ve borçlarını birden fazla kez sorgulamasına rağmen bu sebepler bildirilmediği için sermaye koyma borcunu yerine getiremediğini; bu beyanının da ihtarda belirtildiğini, Mahkemece kararın "TTK m. 614'te sayılan bilgi edinme ve inceleme hakkını tüm kapsamıyla kullanmadığı," gerekçesiyle verildiğini; aynı zamanda davalı- karşı davacı taraf cevap dilekçesinde de, şirket kayıtlarının açık olduğunu, hatta şirket müdürünün bu bilgileri vermeme hakkı olduğunu, bu durumda şirket ortağının bu bilgileri şirket genel kurulundan isteyebileceğini, müvekkilin bu bilgileri genel kuruldan talep etmediği gibi, bu şekilde bir genel kurul yapılması şeklinde teklifi olmadığını cevap dilekçesinde belirttiğini; davalı tarafın şirketin iki paydaşı olduğunu, paydaşlardan birinin müvekkili, diğerinin ise ihtarlara rağmen hesap vermeyen paydaş olduğunu bilmesine rağmen, müvekkilin genel kuruldan bu şekilde bir bilgi talep etmesi şeklindeki beyanın sadece ve sadece kanuna karşı hile olduğunu, Mahkeme gerekçeli kararda " Davalı - karşı davacı tarafın manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede; davacı - karşı davalının mailleri mesajları ve hareketleri nedeniyle davalı - karşı davacı şirketin iş yapmış olduğu şirketler ve işçileri nezdinde küçük düşürülmüş olması, iş alamaz hale getirilmesi dikkate alındığında kişilik hakkının zedelendiği kanaatine varılmış ve manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir." şeklinde hüküm kurduğunu; mahkeme, müvekkilin ...’a kötü niyetli olarak ihtarname gönderdiğini, bu durumun dilekçede ikrar edildiğini belirttiğini; dava dilekçesi ve ...’a gönderilen ihtarname incelendiğinde, müvekkilin ...’tan ve davalı şirketten ne talep ettiği ortada olup, davalı taraf ve dava dışı ... şirketi T.C. kanunlarına/yönetmeliklerine uygun çalışma ve personel çalıştırma durumunda olduğunu; gerçekten kanun ve yönetmeliğe uygun bir çalışma mevcut ve gelirler/giderler gösterilmiş ise bu durumda ne davalı taraf ne de ... şirketi için endişe edecek bir durum olmayacağına göre, davalının bu ihtarı kötü niyetli düzenlendiği şeklindeki beyanı mesnetsiz kalmakta olduğunu; ihtarname içeriğinde müvekkili ... ortağı olduğunu, bazı ... çalışanların ücretlerinin şirketi tarafından ödendiğini, ancak bu durumun hizmet faturası şeklinde gösterildiğini, bu ücreti ödenen kişilerin ortağı olduğu şirketi ile bir ilgileri olmadığını, bu durumun ileriki dönemde ortağı olduğu şirketi ceza gibi sebepler nedeniyle zor duruma düşüreceğini belirterek noter kanalı ile ihtarname yolladığını; böyle bir ihtarnamenin kötü niyetli olarak hazırlandığının düşünülmesinin abesle iştigal olduğunu; müvekkili yapması gereken sorumluluklarını kanuna uygun olarak yapması gerektiğini; Müvekkili Şirketin kanuna ve yönetmeliğe uygun bir işlem yapmakta ise bu durumdan hiçbir şekilde rahatsız olmamaları, eğer mevzuata aykırı bir işlem ve ödeme şekli var ise de bu durumu düzeltmek durumunda olduklarını; aksi takdirde bu durumdan doğacak idari para cezalarından müvekkil de zarar göreceğinden bu şekilde bir ihtar düzenleme gereği duyulduğunu, bu durumda davalı şirket ve dava dışı şirket nezdinde başka bir işlem yapılmamasına rağmen davalı karşı davacı şirket bu durumu sebep olarak göstermeye çalışmaktadır ki bu durumun yasaya aykırı olduğunu; şirket tarafından ...'a çalışanların ücretleri açısından bir dava mevcut olduğunu; söz konusu davanın celbini taleplerinin dikkate alınmadığını, Müvekkilim ... ...’in ... firması ile ilişkilerini bozduğunu söyleyen ve davasını buna dayandıran davalı-karşı davacı ilerleyen süreçte müvekkili doğrularcasına ... Veri Toplama Enstitüsü Araştırma Dan. Ltd. Şti, ... aleyhine toplam tutarı 12 milyon TL (onikimilyontürklirası) tutarlı dava açılmış dava dosyasında bu sefer ...’un kendi şirketine zarar verdiğini ve şirket ortağı olan müvekkilimin ... portallarına erişimini kısıtlandığını ve bu durumun ... Veri Toplama Enstitüsü Dan. Ltd Şti’ ye zarar verdiğini beyan ederek bu davadaki iddiasının tam tersini öne sürmüştür. Bu dava dosyasının mahkemece istenip incelenmesi talebimiz reddedilmiştir. Karşı taraf iddialarında son derece tutarsızdır. Bir davada müvekkilim yüzünden ... ile ilişkilerim bozuldu derken aynı anda yürüyen başka bir davada ...’u dava ederek ‘’Ortağımın çalışmasını engellediniz’’ demektedir. Karşı tarafın söylemleri ve eylemleri arasında zıtlıklar mevcut olduğunu, Davalı karşı davacı vekili, müvekkilin yaklaşık bir yıl önce imzalanan TİAK başlamasından sonra belirlenmiş görevlerini yerine getirmediğini, şirkete gelmemeye başladığını, müşteri telefonlarına çıkmayarak işin zamanında yapılmamasına sebebiyet verdiğini iddia etmekte olduğunu; halbuki şirket müdürü münferiden yetkili olup, şirketin çalışanları mevcut iken ve şirket müdürünün bizzat kendisinin bu işte sorumlu olduğu açıkken bu durumu dahi müvekkile yüklemeleri şirket müdürünün basiretsizliğinin başka bir göstergesi olduğunu; Davalı Karşı davacı, müvekkilin işyerine gelmediğini, müşterilerle ilgilenmediğini beyan etmekte iken gerek gönderilen ihtarlarda gerekse yazışmalarda görüleceği üzere, müdürlüğünü yaptığı şirketin alacak ve borçlarını, aldıkları işleri, yürüttükleri projeleri müvekkilden gizlediğini, hatta müvekkilin şirkete ait bilgisayar sistemini engellediğini; müvekkili şirket bilgisayarlarına erişimin kısıtlandığını ispat etmek için bir video kaydı çektiğini ve bu kayıtta hiçbir şekilde şirket server ve sistemlerine, müşteri bilgilerine, kime kaç paralık iş yapıldığına erişemediği görülmesine rağmen ve bunları delil olarak sunma taleplerinin karşılık bulmadığını, Davalı- karşı davacı vekili şirkete ait araçların müvekkilce şahsi işlerinde kullanıldığını, bu araçların satılarak şirket borçlarının ödenmesinin müvekkilce engellendiğini, bu araçların satılamaması nedeni ile şirketin maddi olarak zarara uğradığını beyan etmekte olduğunu; bu durumun tamamen gerçek dışı olup, araçlar üzerinde Kamu borçları nedeniyle haciz mübrez olup, müvekkili düzenlediği ihtarda bu durumu da sormuş olmasına rağmen, şirketin sürekli borçlandırılmasından dolayı hacizler mevzu bahis iken araçların satılamayacağının da açık olduğunu; davalı karşı davacı taraf çelişkili beyanlarına bir yenisini eklediğini, Davalı- karşı davacı vekili, müvekkilin ... şirketine ve müşterilerine şirketten ayrıldığını beyan ettiğini, bu nedenle kendilerine ...’tan23/02/2018 tarihinde e mail geldiğini, mail nedeni ile müvekkilin ... bilgilerine ve portalına erişiminin kısıtlandığını iddia etmekte olduğunu; müvekkilin ...’a keşide ettiği ihtarda da görüleceği üzere gerçek sebebin, iki şirket arasındaki yasaya uygun olmayan ödemeler olduğunu; davalı beyanlarında "Davacı karşı davalı ile, müvekkil şirket müdürü ..., SES- AR isimli şirketin de ortaklarıdır. SES- AR isimli firma da yine araştırma sektöründe faaliyet gösteren bir firmadır ve kurulduğu günden itibaren uygulamada müvekkil ... isimli firma,... isimli firmanın da alt yüklenicisi konumunda projeleri yürütmektedir. Ancak davacı karşı davalı ... ..., ablasının eski eşi ... isimli yeni bir firma kurdurup, ...'nin yapması gereken işleri o firmaya yönlendirmiştir. Devamında yine, rakip firma olan ... Araştırma Şirketi'ne yine ...'nin yapması gereken işleri yönlendirerek, ...' nin ticari olarak kaybına neden olacak girişimlerde bulunmuştur. Ortağı olduğu ... firması yerine başkaca diğer firmalara iş yönlendirmesi, ... isimli müvekkil firmanın pazar payının azaltılmasına yönelik bir işlemdir ve ticari hayatın olağan akışına uygun olmamakla birlikte, davacı karşı davalının bu hali ile de TTK mevzuatına göre rekabet yasağına aykırı iş ve işlemler yaptığı aşikardır." şeklinde beyanda bulunduğunu; davalı karşı davacı beyanında ablasının eski eşi olarak bahsettiği bir şahıs olduğunu ve müvekkilin bu şahsa şirket açtırdığını dile getirmekte olduğunu; müvekkili ablasının eski eşine neden bir şirket açtırsın bu sorunun tuhaflığı bile olayı aydınlatmakta olduğunu; artık herhangi bir kayın hısımlığı dahi olmayan bir kişi başka birinin sözü üzerine şirket açacak ve bu şirketi sabote ettireceğini; gerçekliklerden uzak bu beyanların dikkate alınmaması gerektiğini; bu sırada ortaklık devam ederken ...’nın kendisi, eşinin abisi olan ...üzerine İstanbul Ticaret Odası 218171-5 Sicil numaralı DESIGN RESEARCH DANIŞMANLIK LTD. ŞTİ adında bir şirket kurarak hem işleri oraya transfer ettiğini hem de şirketin bugünkü değerinin yaklaşık 1 milyon TL değerindeki demirbaşları (120 adet tablet bilgisayar, 25 adet diz üstü bilgisayar, Server vb) bu şirkete kaçırdığını, İlk derece mahkemesince düzenlenen bilirkişi ek raporunda da görüleceği üzere Şirket %50 ortağı ..., şirketin kayıtlarında "var" olarak gösterdiği promosyon ürünlerinin usulsüz şekilde dağıtıldığını ikrar ettiğini; bu durumun, şirketin özellikle 2018 yılından sonraki her bir kaydının teyide muhtaç olduğunu ortaya koymakta olduğunu çünkü, 185.000 TL değerindeki promosyon ürünlerini dahi usulsüz şekilde dağıtmaktan çekinmeyen kişilerin; şirketin pasiflerini artırma yahut aktiflerini azaltma hususlarında usulsüz eylemlerden de çekinmeyeceğinin kabulü gerektiğini; yine ek raporun raporun bir sonraki bölümü olan "2. DEMİRBAŞLAR (255 HESAP):" başlığında ise tam olarak şu ifadeye yer verildiğini: ... Ltd. Şti %50 hissedarı ... ile yapılan görüşmede, 247.848,19 TL tutarındaki demirbaş malzemelerinin, yakınlarına ait ofislere dağıtıldığı bilgisi alınmış olup, şirket adresinde olmadığı tespit edildiğinden, somut bir bilgi verilmemesi sebebi ile mevcut durum tespiti yapılamadığını; görüleceği üzere, beyanlarına itibar edilen ve şirketin kayıtlarını 2018 yılından beri elinde bulunduran, değiştiren ..., şirketin uhdesinde bulunan demirbaş malzemelerini usulsüz şekilde bir başkalarına verdiğini; işbu ikrarın dahi tek başına "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu" oluşmasını ortaya koyar nitelikte olduğunu; şirketin demirbaşları üzerinde dahi böylesine pervasızca ve kötü niyetle tasarruf eden kişilerin tuttuğu kayıtların gerçek olup olmadığının teyidi gerektiğini tekrar beyan etmek gerektiğini; şirketin kayıtları üzerinde işlem tesis eden ortak, aynı zamanda şirketin demirbaşlarını kendine ait menkullermiş gibi ortadan yok ettiğini; bunun üzerine ...den taahhüt karşılığı alınan 120 adet tablet bilgisayar ortadan yok olduğu gibi bunun üzerine şirket Turkcell ile icralık olmuş ve yine borçlandırıldığını; bu durumun bile aslında TTK m. 638/2 anlamında “haklı sebep” olarak anılması gerektiğini; müvekkilinin bu hususlara ilişkin olarak bilgi alma ve edinme hakkını kullanmak istediğinde karşısında sürekli bir duvarla karşılaştığını; mahkemece davanın kabulü için daha farklı hangi somut olgu gerekmekte olduğunu; şirketten sürekli bir para ve menkul kaçırışı olmakta müvekkilde zorla bu duruma itilmekte olduğunu; bu nedenle müvekkilin ortaklıktan çıkarılmayı talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, Müvekkilinin, ... ve onun aynı zamanda akrabası olan muhasebeci ...’ın şahsi hesaplarına geçen çok yüklü miktarlar ile ilgili inceleme talebi göz ardı edildiğini ve bilirkişi incelemesinin sadece şirket kayıtlarına bakılarak yapıldığını ancak şirket defterlerinin zaten bu kişiler tarafından manipüle edilmekte olduğunu; şahsi banka kayıtlarına bakıldığında ... ve ... üzerinde belgesi ve bir karşılığı bulunmayan ve şirketten transfer edilmiş çok yüklü ödemelerin görüleceğini; mahkemece gerekli araştırma ve incelemeler yapılmadığını, hukuka aykırı olarak karar verildiğini, ... hesap veremeyince işe gelmeyi bıraktığını, müvekkilin ısrarla hesap istemesine rağmen ... kararıyla şirket tarafından üzerine bir de tazminat ödenerek ortadan kaybolduğunu ve hala üzerindeki bu yüklü miktarın açıklığa kavuşmadığını, Şirketi dar boğaza sokan ... karşılıksız çekler kesip bu davalardan ceza aldığını, İstanbul Anadolu 11. İcra mahkemesinin 2019/78 nolu dosyasında 45.400 TL Ankara 2. İcra ceza mahkemesinin 2019/102 nolu dosyasında 38.400 TL gibi örneklerle cezalar yediğini; mahkemede yalan beyanda bulunup çeklerdeki imzaların kendisine ait olmadığını, çeklerin müvekkili ... ... tarafından haberi olmadan düzenlendiğini söylediğini ancak yapılan incelemeler sonucu imzaların kendisine ait olduğunun ortaya çıktığını; müvekkilinin hiçbir suçu ve haberi olmadığı bu çeklerle ilgili davalara defalarca katılmak zorunda kaldığını ve hepsinden beraat ettiğini, Tüm bu nedenlerle Yerel Mahkeme gerekli araştırma ve incelemeleri yapmadığını, yanılgılı değerlendirme ile karar verdiğini; Yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne, karşı davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, İleri sürerek arz ve izah edilen nedenlerle usul ve yasaya aykırı olarak verilen ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde bozularak, davanın kabulü ile müvekkilin haklı sebeple ... Veri Toplama Enstitüsü Araştırma Danışmanlık Ltd.Şti. ortaklığından çıkmasına karar verilmesine ve haklarının ödenmesine, karşı davacının davasının ve tazminat taleplerinin reddine, İstanbul Anadolu 7. İcra Müdürlüğünün ...E. Sayılı icra takibinin geri bırakılmasına, masraf ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı karşı davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin 2018/955 Esas , 2022/732 Karar nolu dosyasında, 20/11/2022 tarihli gerekçeli kararında ' 1-Asıl davanın REDDİNE, 2-Karşı davanın KABULÜne' karar verdiğini, Asıl davada ret kararı verildiği halde; davacı/ karşı davalının talepleri arasında yer alan ... ...'in ortaklıktan çıkma talebi de ret olması gerekirken kabul kararı verilmesinin çelişkili olduğunu; kısmi kabul veya kısmi reddin asıl dava için söz konusu olmadığını; asıl davaya ilişkin kararı sadece ortaklıktan çıkma talebinin kabulü yönünden istinaf ettiklerini, Ret olan asıl davanın ve kabul olan karşı davanın kararlarının onanarak ortaklıktan çıkma kararının ise düzeltilerek ret kararı verilmesini aksi halde duruşma açılarak yapılacak yargılama sonucunda ret olan asıl davanın talepleri arasında yer alan davacı/ karşı davalı ... ...'in ortaklıktan çıkma talebininde reddine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Asıl dava; davacı ortağın TTK'nun 638/2 fıkrasına dayalı olarak haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkmasıne ve ayrılma akçesinin tespiti ile tahsili istemine, karşı dava ise davalı ortağın haklı nedenle şirket ortaklığından çıkartılması ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın reddine, karşı davadaki tüm taleplerin kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Karşı davada davacı vekili tarafından dava dilekçesinin netice-i talep kısmında; davacı karşı davalının haklı sebeplerle ortaklıktan çıkarılmasına ve karşı davacı şirketin davacı karşı davalı yan tarafından uğratıldığı ( fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 50,000 TL maddi, 50,000 TL manevi ) maddi ve manevi kayıplarının rakamsal değerlerinin belirlenerek, davacı karşı davalı yan tarafından tazminine karar verilmesi talep edilmiştir. Somut olayda karşı davacı şirket kendi ortağına karşı haklı nedenle ortaklıktan çıkarma davası açmış olup, 6102 Sayılı TTK'nun 621/1-h bendi uyarınca; bir ortağın haklı nedenlerle şirket ortaklığından çıkarılması amacıyla mahkemeye başvurulabilmesi için, genel kurulda temsil edilen oyların en az üçte ikisinin ve oy hakkı bulunan esas sermayenin tamamının salt çoğunluğunun olumlu oyu genel kurul kararı alınması zorunludur. Bu husus özel dava şartı olup, dava tarihinden önce bu yönde bir genel kurul kararı alınmadığı sabittir. 6100 Sayılı HMK'nun 115/2-2cümle hükmü uyarınca, mahkemenin eksikliğini tespit ettiği dava şartının tamamlanabilir mahiyette olması halinde, mahkemece eksikliğin giderilmesi için davacıya sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmesi, verilen süre içerisinde eksikliğin giderilmemesi halinde davanın dava şartı eksikliği nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekir. Bu durumda; karşı davada davacı şirketin çıkarma talebi bakımından dava tarihinden önce alınmış bir genel kurul kararı mevcut olmamakla birlikte, bu eksiklik tamamlanabilir nitelikte olup, mahkemece karşı davacı şirket vekiline, karşı davalının ortaklıktan çıkarılması için TTK'nun 621/1-h bendinde öngörüldüğü şekilde genel kurul kararı alınması için sonuçları hatırlatılarak kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içerisinde eksikliğin giderilmemesi halinde karşı davada ileri sürülen haklı nedenle ortaklıktan çıkarma istemi bakımından davanın özel dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken, dava şartı eksikliği gözden kaçırılarak karşı davada çıkarma isteminin kabulüne karar verilmesine yerinde olmuş, dava şartı ve kamu düzenine ilişkin olan bu husus dairemizce re'sen nazara alınmıştır. Sonuç itibariyle; karşı davada taraf vekillerinin karşı davaya yönelik istinaf başvurularının usulen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355, 353/1-a4 maddesi uyarınca kaldırılmasına, taraf vekillerinin asıl ve karşı davaya yönelik sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin karşı davaya yönelik istinaf başvurularının USULEN KABULÜ ile; İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/10/2022 tarih ve 2018/955 Esas ve 2022/732 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a4 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,2- Taraf vekillerinin asıl ve karşı davaya yönelik sair istinaf sebeplerinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına3-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf talep edenler tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran taraflara iadesine, 5-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 7-Dairemizce verilen kararın mahiyeti gereği İİK'nın 36/5 maddesi uyarınca icranın geri bırakılması için yatırılan teminat var ise talep halinde teminatı yatıran ilgili tarafa iadesine,8-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 23/10/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.